{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1467 <br>KARAR NO\t: 2020/1297<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul  7. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>NUMARASI\t  : 2020/247 Esas - 2020/300 Karar <br>TARİHİ: 11/06/2020<br>DAVA: Kıymetli Evrak İptali<br>Hasımsız olarak açılan zayi nedeniyle bono iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili bankaya tevdi edilen 500.000 TL bedelli, düzenleyeni ..., lehtarı ... olan, ... numaralı senedin müvekkili banka uhdesindeyken kaybedilmek suretiyle zayi olduğunu, müvekkili bankanın senet kaybolduğunda senet üzerinde hak sahibi olduğunu belirterek; kaybolan ve zayi olan senet hakkında müvekkili bankanın telafisi mümkün olmayan bir zarara uğramaması adına Türk Ticaret Kanunu’nun 757. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389. maddesi uyarınca senet hakkında öncelikle ödemeden men kararı verilmesini ve yapılacak yargılama sonucunda zayi olan senedin iptaline  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu11/06/2020 tarihli, 2020/247 Esas - 2020/300 Karar sayılı  kararıyla, \"...Tanzim yeri, tarihi ve vade tarihi taşımayan senet yönünden ayrıca yetkili hamil sıfatını ispatlayacak davacının herhangi bir cirosu da bulunmadığından davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı ...\" gerekçesiyle, davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle:İlk derece mahkemesi nezdinde görülen dava ile kendilerince dava dilekçesinde ayrıntıları verilen bononun iptalinin talep edildiğini, anılan senedin ön yüz fotokopisinin kendilerince dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, yapılan tüm ayrıntılı araştırmalara rağmen, bankaya  tevdi edilmiş olan senedin arka yüzünün tespit edilemediğini, İlk derece mahkemesi tarafından tanzim yeri, tarihi ve vade tarihi taşımayan senet yönünden ayrıca yetkili hamil sıfatını ispatlayacak davacının herhangi bir cirosu da bulunmadığından davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verildiğini,  Ancak malum olduğu üzere Yargıtayın yerleşik içtihadına göre  kıymetli evrakın zayi nedeniyle iptali davasında yetkili hamilin, yetkili hamil olduğunu ispata zorlanmasının  zayi davasının açılmasını imkansızlaştıracağını (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/3882 E., 2017/6192 K. Sayılı 15.11.2017 tarihli kararı),Açıklanan bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve talebin kabulüne karar verilmesini   istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hasımsız açılan  zayi nedeniyle bono iptali istemine ilişkindir. TTK'nın 778. maddesi delaleti ile bonolar bakımından iptal davaları açısından uygulanması gerekli  759/2. maddesi uyarınca, iptal isteminde bulunan kişi, bono elinde iken zayi olduğuna dair iddiasını inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak, senedin bir suretini ibraz etmek yahut da senedin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür.Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacı, dava dilekçesine düzenleyenin ad soyad, adres ve imzası ile ödeme tutarı yazılı olan bononun ön yüzünün  fotokopisini eklemiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal kararlarında vurgulandığı üzere, açık bono düzenlenmesi mümkün olup, zorunlu unsurların tedavüle çıkarılmadan önce tamamlanması mümkün olduğundan, mahkemenin ret kararı ve gerekçesi yerinde olmamıştır.Esasen hasımsız olarak açılan ve kesin hüküm niteliği de taşımayacak olan bu tür davalarda, davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu konusunda, mahkemeye olumlu bir kanaat verecek kadar delil sunulmasını yeterli saymak gereklidir. Aksinin kabulü ile davacının daha fazlasını ispata zorlanması, zayi nedeniyle bono iptali hükümlerinin uygulanmasını imkânsız hale getirecektir. Kaldı ki dava sırasında yapılacak olan ilanlar sonucunda, hak sahipleri varsa ortaya çıkabilecek ve kendilerine karşı istirdat davası açılabilecek ya da hak sahipleri tarafından hasımlı olarak açılacak bir dava ile bono iptali kararının iptali talep edilebilecektir. Dolayısıyla mahkemeyi tereddüde sevk eden hususlar, o aşamada tartışılacak hususlardır.Somut olayda davacı tarafından, dava konusu bononun  kaybedildiği ileri sürülmüş ve anılan  bononun ön yüzünün fotokopisi de sunulmuştur. Bu durum karşısında mahkemece, davacı bankanın bir güven kuruluşu olduğu da gözetildiğinde,  somut uyuşmazlık yönünden davacı vekilince sunulan mevcut delillerin yeterli sayılması, davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekirken, dava şartının yanlış değerlendirilip davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.4. maddesi uyarınca, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.4. maddesi uyarınca  İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu  kararının KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı  tarafından  yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep halinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-Davacı tarafından  istinaf kanun yolu aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26/11/2020<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5836b0d7ebe78f44","SID":"893358d6c6b0032c"}}