{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2018/2130 <br>KARAR NO: 2020/1091<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/05/2018<br>NUMARASI: 2018/268 Esas - 2018/456 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/10/2020<br>Davanın kabulüne  ilişkin davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacılar vekili; davalı şirketin 29.12.2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının  4 no.lu gündem maddesinde,  şirket ana sözleşmesinin \"payların devri\" başlıklı 7. maddesinin tadiline ilişkin YKnca teklif edilen yeni şeklinin, müvekkillerinin 512.426 adet olumsuz oyuna karşılık, diğer ortakların 687.574 adet olumlu oyu ile oy çokluğuyla kabul edildiğini, TTK'nın esas sözleşme değişikliklerinde toplantı ve karar nisaplarını düzenleyen  421/3. maddesinde,sözü geçen kararların, sermayenin en az %75'ini oluşturan payların olumlu oyu ile alınacağının, maddenin c/bendinde nama yazılı payların  devrinin  sınırlandırılmasının da  bu madde kapsamında olduğunun belirtildiğini,esas sözleşme değişikliğinde öngörülen %75 nisabın  sağlanmadığını,alınan kararın yasanın açık hükmüne aykırılık teşkil ettiğini, esas sözleşmede payların devrine onay vermeme için önemli sayılan  durumların açık ve somut bir şekilde belirtilmesi gerektiğini, ayrıca şirket ortağı müteveffa ...'ın 16.07.2015 tarihinde vefat etmesine karşın mirasının paylaşılmadığını, müteveffanın sahip olduğu payların, terekenin taksimine kadar iştirak halinde mülkiyet konusu olduğunu,toplantıya ait hazirun cetvelinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirket yönetim kurulunun, merhum şirket ortağının henüz mahkemece açılıp okunmamış vasiyetnamesine dayanarak, şirket pay defteri düzenlediğini belirterek, davalı şirketin genel kurul toplantısında alınan 4 no.lu, nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına ilişkin kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; yapılan genel kurulda  davalı şirket esas sözleşmesinin  6102 sayılı yeni TTK'ya uyumlu hale getirilmesi için çalışılarak nama yazılı payların devrinin de yeni TTK'ya uyumlu olarak düzenlendiğini, yapılan düzenleme ile pay devrinin haklı sebeplere bağlandığını, genel kurulda alınan kararların usulüne uygun olup, davacının sözünü ettiği vasiyetname geçerli olup iptali davasında davacılar lehine verilmiş bir karar bulunmadığını, pay devrinin şirketin rakiplerine yapılmasının şirketin ekonomik bağımsızlığını etkileyecek nitelikte olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davanın nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına yönelik ana sözleşme değişikliğine dair genel kurul kararının iptaline ilişkin olduğu, yapılan değişiklikle devrin yönetim kurulunun yazılı muvafakatına bağlı kılındığı, 6102 sayılı TTK'nın 421(3)-c maddesine göre, nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına dair ana sözleşme değişikliği kararların sermayenin %75'ini oluşturan payların sahiplerinin  olumlu oyu ile  alınabileceğinin düzenlendiği, dava konusu edilen karar 512.426 adet olumsuz oya karşılık 687.574 adet  olumlu oy ile, yani %75  nisap sağlanmadan alınmış olduğundan batıl olmakla davanın kabulü ile 29.12.2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 4 no.lu kararın iptaline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: İstinaf yoluna başvuran davalı vekili; nama yazılı payların devrine ilişkin kararın yeni TTK'ya uyumlu olduğunu, yapılan düzenleme ile pay devrinin haklı sebeplere bağlandığını, ortada geçerli bir vasiyetname varken çoğunluğun vasiyetname hükümleri nazara alınarak hesaplanması gerektiğini, pay devrinin rakip şirkete yapılması halinde şirketin ekonomik bağımsızlığını zedeleyeceğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>GEREKÇE: Dava, davalı şirketin 29.12.2017 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına ilişkin 4 no.lu genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK.nun 445. maddesi hükmüne göre; kanun ve esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açılabilir. Uyuşmazlıkta uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 421(3)-c maddesi uyarınca, nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına ilişkin esas sözleşme değişikliği kararlarının, sermayenin en az %75'ini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınması zorunludur. Somut olayda; olağanüstü genel kurulda alınan 4 no.lu karar, şirket esas sözleşmesinin  payların devrine ilişkin 7. maddesinde değişiklik yaparak, nama yazılı payların devrine sınırlamalar getirmekte olup, kararın yukarıda belirtilen yasal düzenleme doğrultusunda %75 oy çokluğuyla alınması gerekmekte iken, 512.426 olumsuz oya karşılık 687.574 olumlu oy ile karar alındığı, dolayısıyla %75 oy çokluğuna ulaşılamadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla davanın kabulüne yönelik ilk derece mahkemesi kararında  isabetsizlik olmadığından istinaf sebebleri yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Davalıdan alınması gereken  54,40-TL  istinaf karar harcından peşin yatırılan 35,90- TL'nin mahsubu ile bakiye 18,50- TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalının istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,davacı  gider avansından karşılanan 42-TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  oybirliği ile HMK'nun 361/1 maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/10/2020</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"57e1c2760ac09c34","SID":"4f777665d4d49f8a"}}