{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2018/602 <br>KARAR NO: 2020/844<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/07/2017<br>NUMARASI: 2014/159 E - 2017/528 K<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 17/09/2020<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan açık yargılama sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı  vekili  dava  dilekçesinde; davacının  ... mah. ... Sitesi, ... Blok No.... Bayrampaşa İstanbul adresinde bulunan iş yerinde  ... sayılı tesisatın yasal abonesi olduğunu, davacının ... nolu aboneliğinin bulunduğu yerden ayrılarak 31/12/2002 tarihinde faaliyetine son verdiğini, davalı kuruma aboneliğin sonlandırılması için müracaat ettiğini, davalı şirketin 6258381 nolu aboneliği sonlandırmadığını, davacıya borç çıkardığını, borcun davacının ilgili adresten tahliye olduktan sonraki döneme ait olduğunu,  davacı tarafça  aboneliğin sonlandırılmasının talep edildiği halde aboneliğini sonlandırmadığını ve davalı şirketin kusurlu olduğunu belirterek, 05/02/2004 tarihli ... fatura nolu, 779,00 TL bedelli, 22/06/2004 tarihli ... fatura nolu 1.187,60 TL bedelli, 04/02/2002 tarihli ... fatura nolu, 75,49 TL bedelli, 20/09/2005 tarihli ... fatura nolu 780,10 TL bedelli, 26/09/2005 tarihli ... fatura nolu 37,40 TL bedelli, 30/01/2004 tarihli ... nolu 5.338,00 TL bedelli toplam 6 adet faturadan dolayı davacının  davalıya  borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde;davacının 24/11/1998 tarihinde elektrik abone  sözleşmesiyle ... sayıı tesisatın yasal abonesi olduğunu, bu sebeple  tesisatta sarf edilen elektrik tüketiminden  doğan fatura borçlarından yasal abone olması sebebiyle  sorumlu olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. Mahkeme, davaya  konu ve davalı tarafından  tahakkuku gerçekleştirilen faturaların  borcun   oluştuğu tarihlerdeki kullanıcısının davacı ... olmadığı, davalı kurumun  söz konusu tesisatın  borcun olması durumunda tebligat yaparak ödeme  olmaması halinde elektriği kesebilecekken uzun süre bekleyerek borç tahakkuk ettirmesinin yerinde olmadığı gibi,  davacının  aboneliği sonlandırma  başvursunun olduğu ancak davalı kumun  sonlandırmadığı yönünde iddialar var ise de ,buna ilişkin belgenin  mevcut olmaması davalı kurumun  sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağından, davacının dava konusu olan aboneliğin bulunduğu yeri tahliye ettikten sonraki elektrik kullacılarının borcundan  sorumlu olmayacağı, davalının  elektrik kesme, sayacı iptal gibi  önlemler alabilecekken bu önlemleri almayıp davacıya  fatura tahakkukunun  yerinde olmadığı gerekçesiyle;\"-Davanın kabulüne; -05/02/2004 tarihli ... fatura nolu, 779,00 TL bedelli, -22/06/2004 tarihli ... fatura nolu 1.187,60 TL bedelli, -04/02/2002 tarihli ... fatura nolu, 75,49 TL bedelli, -20/09/2005 tarihli ...  fatura nolu 780,10 TL bedelli, -26/09/2005 tarihli ... fatura nolu 37,40 TL bedelli, -30/01/2004 tarihli ... nolu 5.338,00 TL bedelli toplam 6 adet faturadan dolayı davacı ...'ın davalı ... A.ş. (eski Unvan: ... A.Ş.)'ne borçlu olmadığının tespitine\" karar vermiştir. Mahkemenin bu kararına karşı davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.İstinaf dilekçesinde,bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmeden karar verildiğini,davalı şirket tarafından yapılan tahakkukların hukuka uygun olduğunu,taraflar arasında abonelik sözleşmesi bulunduğunu,abonelik sözleşmesinin sonlandırılmamış olmasının davacının kusuru olduğunu,davacının abonelik sözleşmesindeki adresi boşalttığını davalı kuruma bildirmesi gerektiğini,davalının kusurunun bulunmadığını,bilirkişinin yaptığı aleyhe hesaplamalar dikkate alınmadan davanın reddinin gerektiğini,yeni bilirkişi raporu alınmadan karar verilmesinin hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Tek bilirkişiden alınan kök ve ek raporda  elektriğin kesilmesi gereken tarih belirlenmeden sadece 5.338,00 TL'lık fatura içeriğine ulaşılamadığı ,bu nedenle davacının diğer 5 fatura yönünden ,2.859,59 TL asıl alacak,3.770,68 TL gecikme zammı ve 678,72 TL KDV  olmak üzere davacının toplamda  7.308,99 TL borçlu olduğu,diğer fatura kayıtlarının ibrazı halinde hesaplama o fatura hakkında hesaplama yapılabileceği, dava konusu talep olan 8.122,10 TL den 7.308,99 TL çıkartıldığında davacının 813,11 TL borçlu olmadığının belirlendiği,ek raporda ayrıca  gecikme zammı ve KDV den davalı için müterafik kusur indirimi yapılabileceği belirtilerek oran tespiti belli olmadığından  indirim yapılmadan aynı hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır. Alınan heyet raporunda ise davacının bu yeri tahliye ettiği ,faturalardan da sorumlu olmadığı belirtilmiş,mahkeme ise  heyet raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar vermiştir. Aboneliğin davacı tarafça sonlandırılması dilekçesinin verildiği ileri sürülmüş isede, bu dilekçe bulunamamıştır.Bu nedenle davacı aboneliği iptal ettirmediği sürece kullanılan elektrik miktarından sorumludur.Ancak bu kadar uzun süre elektrik kullanılmaya devam edilmesi ve karşılığının ödenmemesine rağmen elektriğin kesilmemesi karşısında davalı da müterafik kusurludur ve gecikme zammı ve KDV den kusur indirimi yapılması gerekir. Duruşmalı yapılan istinaf incelemesi sırasında somut davada, müterafik kusurun değerlendirilmesi açısından, ilgili yönetmelik gereğince, idarenin elektriği kesmesi gereken tarih belirlenerek,elektriğin kesilmesi gereken tarih baz alınarak özellikle  o tarihten sonraya ilişkin olmak üzere, dava konusu 5 fatura için, her bir fatura yönünden gecikme zammı ve KDV tutarlarının, ayrıntılı hesaplanmasının temini yönünden daha önce kök ve ek  rapor veren  bilirkişi ...'na 2. ek rapor için dosyanın tevdine karar verilmiş,bu konuda alınan 2. ek bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur. İkinci  ek bilirkişi raporuna göre ,6183 saylı yasaya göre gecikme zammı+ KDV tutarları  hesaplanarak, 2.859,59  TL asıl alacak,129,18 TL gecikme zammı +23,25 TL KDV+7.336,07 TL.gecikme zammı+1.320,49 TL KDV=8.808,99 TL hesaplanmıştır. Davalının elektriği zamanında kesmemesi sebebiyle zararın artmasına yol açan kusurlu eylemi nedeniyle  dairemizce hakkaniyet gereği davalının %30 müterafik kusurunun bulunduğu resen kabul edilerek, müterafik kusur oranı gereği yapılacak indirim asıl alacaktan değil sadece gecikme zammı ve KDV tutarından yapılabileceğinden ,buna göre resen yapılan hesaplama gereği 8.808,99 TL gecikme zammı  ve KDV tutarından % 30 kusur indirimi sonrası  2.643,69 TL tutarında indirimle davacının gecikme cezası ve KDV nedeniyle borcunun 6.166,30 TL olduğu,bu tutara asıl alacak miktarı olan 2.859,59 TL ilave edildiğinde ,davacının davaya konu borcunun 9.025,89 TL olarak hesaplandığı,ancak dava değerinin 8.122,10 TL olduğu görülmüştür.Ayrıca ,davacının bildirdiği 5.338,00 TL fatura tespit edilememiş, davaya konu  tahakkuk belgesinde 5 fatura asıl alacak ve gecikme zammı KDV  ile birlikte belirtilmiş olmasına karşın,mahkeme kararında 5.338,00 TL.lık faturadan dolayı da hüküm kurulmuştur. Davalının %30 müterafik kusur oranına rağmen ,davacının  davalıya 9.025,89 TL borçlu olduğunun tek bilirkişiden alınan kök ve ek rapora ilaveten ikinci ek  bilirkişi raporuyla açıklığa kavuştuğu,ilk derece mahkemesinde alınan heyet bilirkişi raporunun taraf,mahkeme ve Yargıtay denetimine uygun olmadığı,bu nedenle hükme esas alınamayacağı,bu açıdan  tek bilirkişi kök ve ek raporu ile  istinaf yargılamasında alınan ikinci  ek bilirkişi raporu çerçevesinde, davacının davasını ispatlayamadığı görülmekle,davanın reddi yerine davanın kabulüne dair mahkemenin kararının usul ve hukuka uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla,davalının istinaf başvurusunun kabulü ile karar HMK 353/1b-2.madde gereği düzeltilerek,\"Davanın reddine\"dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK 353/1b-2. maddesi gereğince karar düzeltilerek yeniden esas hakkında; 1-Davanın reddine, 2-Harçlar kanunu hükümlerine göre alınması gereken  54,40 TL harçtan peşin alınan 138,75 TL harcın mahsup edilerek 84,35 TL fazla alınan bakiye ilam harcının davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereği 3.400,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalının yapmış olduğu 28,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Artan avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, İstinaf İncelemesi İle İlgili Olarak; Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene  isteği halinde iadesine, İstinaf incelemesinin duruşmalı yapılması sebebiyle  davalı lehine AAÜT uyarınca takdir edilen 3.400,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, Davalının istinaf sebebiyle yapmış olduğu 184,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile taraf vekillerinin yüzlerine karşı karar verildi. 17/09/2020</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f2b98129725614e8","SID":"347ca7efecac381f"}}