{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/980 <br>KARAR NO\t: 2020/729<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12.02.2020 tarihli ara karar<br>NUMARASI\t: 2020/16 <br>DAVANIN KONUSU: Şirketin Haklı Nedenlerle Feshi- Tedbir<br>Taraflar arasında görülen dava içinde talep edilen ihtiyati tedbirin ilk derece mahkemesince reddine  dair verilen ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin davalı şirkette % 10 oranında pay sahibi olduğunu,  hakim ortağın davacı üzerinde tahakküm kurduğunu, şirketin kötü yönetildiğini, şüpheli birtakım mali işlemler bulunduğunu, müvekkilinin  şirketten ayrılma talebinin sürüncemede bırakılarak paylarının yok pahasına alınmaya çalışıldığını, müvekkilinin  bilgi edinme haklarının da kullandırılmadığını, müvekkiline kar payı verilmediği gibi müvekkilinin haksız şekilde şirkete borçlu olduğunun ileri sürüldüğünü belirterek, davalı şirketin TTK'nın 531. maddesi uyarınca haklı nedenlerle feshine, fesih talebinin yerinde görülmemesi  halinde davacı paylarının gerçek değeri ödenerek hisselerinin şirketçe devralınmasına karar verilmesini, davalı şirkete yargılama süresince görev yapmak ve şirketin iş ve işleyişini denetleyerek ve düzenli olarak raporlamak üzere tedbiren denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini  talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının dava dilekçesinde yer verdiği mali veri ve hesaplamaların somut gerçeklikten uzak ve farazi olduğunu,  İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.06.2019 tarihli, 2019/388 E. ve 2019/756 K. sayılı ilamı ile davacıya beş yıllık bilançolara ilişkin bilgi ve belgelerin tevdi edilmesine karar verildiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin son beş yıllık bilançoları ve gelir tablolarının davacının elinde olduğunu, davacının kendi özgür iradesiyle imza attığı  protokollerdeki yükümlülüklerinden kurtulabilmek amacıyla soyut ve ispatı mümkün olmayan iddialar ileri sürdüğünü,TTK'nın 531. maddesi kapsamında haklı sebeple fesih için gereken şartlar oluşmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasındaki uyuşmazlıkların davacının kendi kusurları sonucu meydana geldiğini,  şirket yönetim kurulu toplantılarının tertip edileceği zamanlarda davacıya usulüne uygun olarak gerekli bilgilendirmeler yapıldığını, ancak davacı tarafından bu toplantılara iştirak edilmediğini, davacının, haksızlığa uğradığını iddia ettiği genel kurul kararları aleyhine iptal davası dahi açmamış olup huzurdaki davayı kötü niyetli olarak açtığını,  davacı tarafından  salt Şirket’i davalar ile boğmak ve davaları bir baskı aracı olarak kullanarak hisse devrine ilişkin pazarlık sürecinde haksız şekilde hisselerinin değerini yükseltmek olduğunu,  mahkeme tarafından belirlenecek bedel karşılığında davacının ortaklıktan çıkartılmasına karar verilmesini talep  ettiklerini, her ne kadar ..., müvekkil şirketin kötü yönetildiğini ve bu sebeple zarara uğradığını iddia etmekteyse de  müvekkil şirketin bugüne kadar uğramış olduğu zarardan bizzat kendisinin sorumlu olduğunu belirterek, ihtiyati tedbir ve talebinin ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 12/02/2020 tarihli ara  kararıyla; \" ...HMK'nun 390/3.maddesi uyarınca, davacı iddiaları yönünden, bu aşamada yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden, davacı tarafın iddialarının yargılamayı gerektirmesi ve de şu aşamada denetm layyımı atanmasının şirketin faaliyetlerini aksatacak nitelikte olduğu...\" gerekçesiyle, davalı şirkete tedbiren denetim kayyımı atanmasına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekilince süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ  Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde ;  Dava dilekçesi ile işbu istinaf dilekçelerinde arz ve izah ettikleri hususlar ile Sayın Daire tarafından resen göz önüne alınacak durumlar ışığında, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/16 Esas sayılı dosyada, 12.02.2020 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, tedbiren dava konusu şirkete denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, TTK'nın 531. maddesi uyarınca, davalı  Anonim Şirketin fesih ve tasfiyesine, bu talebin uygun görülmemesi halinde davacının şirket ortaklığından çıkartılmasına, ortaklık payının gerçek değerinin ödenmesine, şirkete tedbiren denetim kayyumu atanmasına ilişkindir. İlk derece mahkemesince, tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Limited şirketler yönünden TTK'nın 636 ve 638. maddelerinde özel geçici hukuki koruma düzenlemesi getirildiği halde, anonim şirketler yönünden geçici hukuki korumaya ilişkin özel düzenleme yapılmadığından, tedbiren denetim kayyımı  atanması  talebi hakkında genel hüküm olan HMK'nın 389 vd. maddelerinin uygulanması gerekir.HMK'nın 389. Maddesi uyarınca; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir \".Aynı Yasa'nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Somut olayda karşılıklı iddia ve savunmaların içeriği göz önüne alındığında  karşılıklı iddia ve savunmalar çerçevesinde tarafların ortak olduğu şirketin amacına zarar verilip verilmediği,  özel menfaat sağlanıp sağlanmadığı ya da dürüstlük kuralına aykırı davranılıp davranılmadığı  hususlarının yargılamaya muhtaç olduğu anlaşılmaktadır.HMK'nın 390/3 maddesi uyarınca, tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünde kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Bu açıklamalara göre, davacının iddiaları yönünden, bu aşamada yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden, davalı şirkete tedbiren denetici  kayyum atanması talebinin reddine dair kararda isabetsizlik bulunmamıştır. Bahsi geçen sebeplerle istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 09/07/2020<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2c8aaaae9b591ccd","SID":"1da81f2641e7a18a"}}