{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2020/945 <br>KARAR NO\t: 2020/734<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 20.02.2020<br>NUMARASI\t: 2019/1314 Esas (Derdest) <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali <br>KARAR TARİHİ : 13.07.2020<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece; davalı vekilinin ihtiyati haczin kaldırılması taleplerinin reddine dair verilen ara karara karşı davalı tarafça istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, müvekkili şirketin davalıdan ticari ilişkiden kaynaklı fatura alacağına dayalı takip tarihi itibariyle 236.444,05TL tutarında bakiye alacağı bulunduğunu,  söz konusu faturaların e-fatura olarak düzenlenip ve davalı tarafa tebliğ edildiğini, fatura konusu ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen bedellerinin ödenmediğini, bu nedenle müvekkili tarafından  davalı hakkında İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhinde %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile  davalının mal varlığını  gizleme ve devretme gayreti içinde olması nedeniyle  uygun görülecek  teminat karşılığında, borca yeter miktarda menkul, gayrimenkul mal ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece 20.12.2019 tarihli ara karar ile,  davacı tarafça dosyaya sunulan ve  teslim alan imzası bulunan sevk irsaliyesi, fatura, sözleşme, ihtarname ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda yaklaşık ispat gerçekleştiği gerekçesiyle %20 teminat karşılığında davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin  kabulüne,  karar  verilmiştir. Davalı vekili 30/01/2020 tarihli dilekçesi ile, olayda ihtiyati haczin şartlarının oluşmadığını, sevk irsaliyesindeki imzanın müvekkili şirket çalışanlarının eli ürünü olup olmadığının belli olmadığını savunarak mahkeme ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.Mahkemece duruşma açılarak verilen  20/02/2020 tarihli ara karar ile, ihtiyati haciz konusu sözleşme, davalıya hitaben düzenlenen fatura ve dava konusu malların teslim edildiğine dair imzalı ve kaşeli sevk irsaliyelerindeki imzaların davalı şirket temsilcilerinden sadır olup olmadığı ve  taraflar arasındaki borç ilişkisinin muayyen olup olmadığının yargılama sonucu ortaya çıkacağı gerekçesiyle  davalı vekilinin ihtiyati haciz  kararına itirazının reddine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/12866 Esas 2016/14124 Karar sayılı ilamında faturanın tek başına ihtiyati haciz kararına dayanak teşkil edemeyeceğinin vurgulandığını, yine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/9811Esas, 2016/2278 Karar, 15.2.2016 tarihli ilamında sevk irsaliyesinde mevcut imzalar incelemeksizin ihtiyati haciz kararına hükmedilemeyeceğine karar verildiğini, dosyada  alacaklı tarafından malların teslimine yönelik başkaca delil sunulamadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.06.2003 tarihli, 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında irsaliyenin karşı tarafa gönderilmesine rağmen 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde irsaliye makbuzunun kesin delil kabul edilemeyeceğine hükmedildiğini, olayda ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını belirterek mahkeme ara kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Somut olayda, mahkemece dosyaya sunulan ve teslim alan imzası bulunan sevk irsaliyesi, fatura, sözleşme ve ihtarnameye dayanılarak yaklaşık ispat koşulu gerçekleştiği gerekçesiyle davalı vekilinin ihtiyati hacze itirazının reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.02.2020  tarih ve 2019/1314 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince  KESİN olmak üzere 13/07/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.    \t\t<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d19d4f33b6717073","SID":"00d552b50d584296"}}