{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2019/2201 <br>KARAR NO\t: 2020/193<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 27/11/2017<br>NUMARASI\t: 2017/777 E - 2017/1312 K<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 17/02/2020<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında  davalının Karacaoba Köyü Akçalar/Bursa adresindeki  işyeri için  09/03/2007 tarihinde abone sözleşmesi tesis edildiğini,bu tesisatla ilgili olarak ödenmeyen su borçlarından dolayı davalı hakkında  takip yapıldığını, davalının   haksız itirazı sebebiyle takibin durduğunu beyanla , itirazının iptali ile takibin devamını, %20 den aşağı olmamak üzere davalıya icra inkar tazminatı yükletilmesini  talep  etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilin Türkiye genelindeki bayilerine akaryakıt ikmali yapan bir dağıtım şirketi olduğunu, bayilerin şirketlerinden bağımsız ve ayrı bir tüzel kişiliğinin olduğunu, istasyonların tamamen bayilerin nam ve hesabına işletildiğini , işletmeden doğan her türlü hak, yetki ve sorumluluğun  münhasıran bayiye ait olduğunu,  sözleşmedeki imzaların müvekkili şirket yetkililerine  ait olmadığını, bahse konu taşınmaz üzerinde belirtilen tarihlerde bayilik faaliyeti gösteren ve taşınmazı kullanan, dolayısıyla su ve kanalizasyon hizmetlerinden yararlanan tüzel kişinin ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti olduğunu,  müvekkilinin malik ya da zilyed olmadığını, herhangi bir kullanımının bulunmadığı taşınmazla ilgili olarak, su ve kanalizasyon hizmetinden yararlandığından   bahisle takip konusu borcun muhatabı yapılmasının hukuka aykırı olduğunu beyanla,  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece,  abone sözleşmesinde abonenin Shell olarak, abonelik dilekçe formunda shell(benzinci) olarak yazıldığı, ikametgah ilmuhaberinde de ...(Benzinci) yazıldığı, belge altındaki imzaların davalı-şirket yetkilisine ait olup olmadığı hususunun belli olmadığı, ödeme emrinde davalı-borçlu şirketin adının tam olarak yazılmadığı, sadece ... olarak belirtilmekle yetinildiği, borca itiraz eden şirketin söz konusu benzin istasyonu için davacıdan  hizmet almadığı, adresi verilen taşınmazda benzin istasyonu mevcut olduğu ve ...Ltd Şti ile ...A.Ş arasında bayilik sözleşmesi bulunduğu, dolayısıyla  ... Ltd Şti'nin  ayrı ve bağımsız bir tüzel kişi tacir olduğu,  bu şekilde benzin istasyonu için verilen su ve kanalizasyon hizmetleri nedeni ile davalı şirketin sorumlu tutulamayacağı, borçlu sıfatı olmadığı (pasif husumet yokluğu) gerekçesiyle, davanın HMK 114/1-d ve 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.Sözkonusu kararı davacı vekili istinaf etmiş olup, dilekçesinde özetle; BUSKİ Genel Müdürlüğü Tahakkuk ve Tahsilat Yönergesinin, Tahsilatın Hızlandırılması başlıklı 6.2.1. maddesinde \"tahsilatı mümkün olmayan borçlarda abone hakkında borcun tahsil edilebilmesi için icra takibi açılır. İcra takibi, borcu bulunan abonelik ve o adreste suyu kullandığı tespit edilen şahıs adına açılır\" hükmünün bulunduğunu, ödenmeyen su borçlarının tahsili için davalı hakkında  icra takibi yapıldığını,  davalının söz konusu tarihlerde sorumluluğun bayiye ait olduğunu somut olarak ispatlayamadığını,ilgili  yasa, yönetmelikler ve abone sözleşmesi gereği borçtan sorumlu olduğunu, davacı idarece mevzuata uygun hareket edildiğini ileri sürerek, eksik inceleme ve yeterli araştırma yapılmadan verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.İstinaf sebepleriyle sınırlı inceleme sonucunda; dava, su aboneliği sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibinde ,borca yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davanın dayanağı olan, Bursa ....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasında,   alacaklının BUSKİ Genel Müdürlüğü, borçlusu ... Ltd.Şti olup,borçlular hakkında ... abone no.lu su borcunun tahsili için başlatılan  ilamsız icra takibinde,  borçlu gösterilen şirketlerin  borca itirazı neticesinde, ilamsız takip durmuştur.Dayanak icra takip dosyasında,  1. sırada borçlu olarak gösterilen \"...\" belirsiz olmakla birlikte, takipte tebligat  .... A.Ş 'ye  çıkarılmış ve davada da hasım olarak ... gösterilmiştir. Davada, davacı taraf, davalı şirketle yapılmış abonelik sözleşmesini sunamamıştır. Bayisi olan diğer borçlu takip borçlusu ise de, bu davada davalı konumunda bulunmamaktadır. Davalı ise, aboneliğinin bulunmadığını, fiili kullanıcı olmadığını, bayii olan diğer şirketin borçlu olduğunu, kendilerinin borçtan sorumlu bulunmadıklarını  ileri sürmektedir.O halde; abonelik sözleşmesinde isim olmadığı, \"...\" şeklinde abone adının yazıldığı,  davalı şirketin adının geçmediği,  ... şeklindeki yazım dolayısıyla, bayiin bulunduğu yer için (... bayiliği), ... bayisi tarafından yapılmış olduğunun anlaşıldığı, bu sebeple takibin ve  borcun , abone veya fiili kullanıcı olduğu ispatlanamayan davalı şirketle ilgi ve illiyeti bulunmadığı anlaşılmakla , pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine ilişkin kararda usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla , davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli  54,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 10,00 TL'nin  davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, İstinaf yargılama giderinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar  kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 17/02/2020<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"729d500926102035","SID":"c27546a84ccc8ee4"}}