{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2018/904 <br>KARAR NO: 2020/90<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/11/2017<br>NUMARASI: 2016/129 Esas-2017/1466 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/01/2020<br>Davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü. <br>DAVA:Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten Gelir Koruma Poliçesi satın aldığını ve bedelini ödediğini, müvekkilinin ekonomik durumunun bozulduğunu ve iş akdinin feshedildiğini, işvereni tarafından yapılan fesih işleminin SGK’ya bildirildiğini, müvekkilinin tazminat talebiyle davalı şirkete başvurduğunu, ancak kendisine ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili, davacı iddia ve taleplerinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda,  davacının tazminat talebinde haklı olduğu,  poliçe teminat bedeli olan 9.000,00 TL nin davalı sigorta şirketi tarafından davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1-Davacının işe iade davası bulunup bulunmadığının incelenmesi ve var ise bekletici mesele yapılması gerektiğini, 2-Sigorta poliçesinin iş akdinin geçerli veya haklı nedenle işverence feshi halini kapsamadığını, davacının müvekkiline başvurduğunu söylediği tarihlerde teminat altına alınan bir rizikonun oluşmadığını, 3-Müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. <br>GEREKÇE: Dava, Gelir Koruma Sigortası Poliçesine dayalı olarak sigorta tazminatının tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava tarihinde  yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade edeceği, 3/1-l maddesinde ise tüketici işleminin; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına  hareket  eden  gerçek  veya  tüzel  kişiler  ile  tüketiciler  arasında  kurulan, eser,  taşıma,  simsarlık,  sigorta,  vekâlet,  bankacılık  ve  benzeri  sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği düzenlenmiş, aynı Yasa'nın 73/1 maddesinde  de; tüketici  işlemleri  ile  tüketiciye  yönelik  uygulamalardan  doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmaya tüketici mahkemelerinin görevli  olduğu  belirtilmiştir. Aynı Yasa'da görev ve yetkiye ilişkin hükümlerin niteliğine ve zaman bakımından uygulanmasına ilişkin hükümlere de yer verilmiş, Yasa'nın 83/2. maddesinde, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemlerle ilgili diğer kanunlarda hüküm olması halinde dahi, 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanacağı belirtilerek, maddenin özel hüküm niteliğinde olduğu vurgulanmış ve 6502 sayılı Yasa'nın geçici 1. maddesinde yasanın yürürlüğü sonrası açılacak davalarda usul kurallarının derhal uygulanması gerektiği hüküm altına alınmıştır. O halde ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca tüketici konumundaki davacı tarafından açılan işbu davada Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasının incelenip yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 10/10/2018 tarihli 2017/1841 E., 2018/6187 K. sayılı emsal kararı) Görev kamu düzenine ilişkin olup  istinaf konusu edilmemiş olsa da resen gözetilmesi gerekeceğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, hükmün HMK 353(1)a-3 m. uyarınca kaldırılmasına ve davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/129 Esas 2017/1466  Karar sayılı ve 30/11/2017 tarihli hükmünün  HMK.'nun 353(1)a-3 gereği KALDIRILMASINA, Davanın, HMK.nun 114/1-c  bendinde düzenlenen mahkemenin görevli olması ile ilgili dava şartı yokluğu nedeniyle aynı yasanın 115/2 fıkrası gereğince USULDEN REDDİNE, HMK. 20.maddesi gereğince kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren iki hafta içerisinde taraflardan birinin başvurusu halinde dosyanın görevli bulunan İstanbul Tüketici Mahkemesi'ne  gönderilmesine, Kararın  taraflara tebliğinden  itibaren 2 haftalık kesin süre içinde ilk derece mahkemesinden, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmediği takdirde, davanın  açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, Harç, vekalet ücreti  ve yargı giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Davalı tarafından yatırılan 189,60-TL peşin istinaf  karar harcının talep halinde  davalıya  iadesine, Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliği işlemi tamamlanmak üzere, dosyanın  kararı veren  mahkemeye gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/01/2020</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"56ba56d98a4a4393","SID":"326d69a9970163ad"}}