{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2019/974 <br>KARAR NO\t: 2019/1731<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>NUMARASI\t: 2016/802 Esas - 2018/1063 Karar <br>TARİHİ: 26/09/2018<br>DAVA: Menfi Tespit <br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın konusuz kaldığına dair verilen karara karşı, süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça müvekkili aleyhine Gaziosmanpaşa ....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında ilamsız takip başlattığını, takipten, müvekkilinin banka hesaplarına haciz konduğu tarihte haberinin olduğunu, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek, Gaziosmanpaşa .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkide müvekkilince düzenlenen 5 adet fatura borcunun tahsili amacı ile takip başlatıldığını, ödeme emrinin 11/08/2016 tarihinde tebliğ edildiğini, süresinde itiraz edilmemesi nedeni ile takibin kesinleştiğini, tebligat usulsüzlüğüne ilişkin şikayetin Gaziosmanpaşa İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/871-830 esas karar sayılı ilamı ile reddedildiğini, davacı tarafından düzenlenerek müvekkiline gönderilen 01/11/2015 ve 30/11/2015 dönemlerine ilişkin mutabakat mektuplarında KDV hariç olmak üzere müvekkilinin 78.590,00 TL alacaklı olduğunun beldirildiğini, taraflar arasındaki mutabakata rağmen borcun ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi, istinafa konu 26/09/2018 tarihli kararla; davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekilince  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ  Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: davacı tarafından ikame edilmiş olan davanın konusu ve taleplerinin, davacı tarafından Gaziosmanpaşa .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itiraza ilişkin ikame olunacak itirazın iptali davasının konusu ve taleplerinden farklı olduğunu, mahkemede gerçekleştirilen yargılama aşamasında, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde bilirkişi tarafından tanzim olunan 20/12/2017 tarihli raporla, takip tarihi itibari ile huzurdaki davalı şirketin 94.199,78 TL alacaklı olduğu hususunun sabit olmasına rağmen mahkemec eldeki davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle davanın esası ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, çünkü, mahkemece hukuka uygun bir şekilde davacı tarafın menfi tespit talebinin reddine karar vermesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde, söz konusu hükmün, taraflarınca ikame olunacak  davada kesin delil niteliği taşıyacağını, bu bağlamda kesin delilin ise yanları ve hakimi bağlayan, bu tip delillerle kanıtlanan olayın hukuksal doğru olarak kabul edilmesi gereken deliller olduğunu, hakimin kesin delilleri takdir yetkisi olmadığını, bu biçimde ispatlanan hususu doğru kabul etmek zorunda olduğunu, taraf ve maddi sebep birliği olan ilk davadaki, iki davanın da temelini oluşturan aynı hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığı yönündeki tespit kısmının, sonraki davada kesin delil oluşturacağını, bu tespitin, maddi olay bakımından kesinleşmiş olacağını, bu hususun bir daha incelenmesinin HMK'nın  237. madde hükmü karşısında olanaklı olmayacağını, bu nedenle esasa dair hüküm kurulmasında hukuki yarar bulunduğunu belirterek, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, davalı tarafından  faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan  icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti istemiyle, İİK'nın 72. maddesi uyarınca  açılmış bir menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesince,  davacının aleyhinde başlatılan icra takibinde ödeme emri tebliği üzerine takibin kesinleştiği, bu nedenle eldeki davanın açıldığı, ancak davacının tebligata ilişkin usulsüzlük gerekçesiyle icra mahkemesine başvurduğu, başvurunun reddi üzerine verilen kararın yasal denetimden geçerek tebliğin usulsüz olup, öğrenme tarihinin tebliğ tarihi olarak kabulü yönünde karar verildiğini, bu şekilde davacının takibe vaki itirazının süresinde  olduğu kabulü ile takibin durduğu, duran takip için menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar olmadığı, yargılamanın devamı sırasında kesinleşen mahkeme karara kapsamında davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı tarafından, davacı aleyhine başlatılan icra takibinin  şeklen kesinleşmesi üzerine davacının menfi tespit istemiyle bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.Yapılan bir icra takibine itiraz üzerine,  alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılması  durumunda, menfi tespit  davasında ileri  sürülebilecek iddialar itirazın iptali davasında  savunma sebebi  olarak ileri sürülebileceğinden, bu durumda  borçlunun ayrı  bir menfi tespit davası açmakta  hukuki yararı  yoksa da; henüz alacaklı  tarafından itirazın iptali  davasının açılmamış olduğu durumda  ise böyle bir imkan söz konusu olmadığından, borçlunun, itirazın iptali davasının açılmasını beklemeden, menfi tespit davası açmakta hukuki yararı  bulunduğunun  kabulü gerekir. Zira yapılan itiraz üzerine  takip durmuşsa da takibe itiraz sadece takip  hukuku ile ilgili  bir sonuç olup, kesin hükmün sonuçlarını  doğurmaz. Bu itibarla  borçlu, itirazın iptali davası için alacaklıya  tanınan bir yıl gibi uzun bir süreyi  beklemeden,  maddi hukuk  anlamında, yaratılan muarazanın bir an  önce ve kesin  olarak ortadan  kaldırılmasını  istemek hakkına sahip olup, böyle bir durumda  dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını kabul  etmek mümkün olmadığı gibi, somut olayda davanın konusuz kaldığını söylemek de mümkün değildir. O halde  dava konusu olayda,  hakkında başlatılan  takibe itirazı yargılama sürecinde kesinleşen borçlu davacının, kendisine karşı  bir itirazın iptali davası açılmasını  beklemeden  dahi menfi tespit  davasını açabileceğinden, işin esasına girilip delillerin toplanması ve  incelenmesi suretiyle davanın esastan sonuçlandırılması gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmesi  usul ve yasaya aykırı olup, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.a.6. maddesi uyarınca kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu görevsizlik  kararının KALDIRILMASINA,2-Davanın, yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin harcının ilk derece mahkemesince, talep halinde iadesine; istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı tarafından istinaf başvurusu için yapılan harç ve giderlerin,  esas  hükümle birlikte, ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Gerekçeli kararın, ilk derece mahkemesince  taraf vekillerine tebliğine dair;  HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 26/12/2019 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7ddf783acf3d9db3","SID":"69cd79e8233781a9"}}