{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2019/4228 <br>KARAR NO\t: 2019/348<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 09/09/2019<br>NUMARASI\t: 2019/5060 Esas - 2019/55 Karar  \t\t<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 30/10/2019<br>Yukarıda yazılı Sigorta Tahkim Komisyonu/İtiraz Hakem Heyeti kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;  <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili sigorta tahkim komisyonuna vermiş olduğu başvuru dilekçesinde; 29/11/2015 tarihinde davalı  ...' ya ZMSS ile sigortalı aracın yapmış olduğu tek taraflı trafik kazası neticesi araç içinde yolcu konumunda bulunan müvekkilinin sürekli maluliyeti sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak kaydıyla 48.900,00 TL sürekli maluliyet 500,00 TL geçici iş göremezlik ve 500,00 TL bakıcı ücreti olmak üzere toplam 50.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili bilirkişi raporu doğrultusunda talebini toplam 163.850,00 TL olarak ıslah  etmiştir.Davalı sigorta şirketi cevap dilekçesinde; davacının kendilerine başvuruda bulunduğunu, davacının eksik evrak bildirimi yapıldığını, bu yüzden dava şartı yerine getirmediği için başvurunun usulden reddi gerektiğini, davacının sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra tahkim kurulundan böyle bir talepte bulunabileceğini, davacının sürekli sakatlık oranını belirtilen bir raporun mevcut olmadığını, davacı tarafın sigortalı aracın kusurunu ve kendi zararını usulen ispat etmek zorunda olduğunu, başvuru sahibinin kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatlar varsa bunları mahsubu gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinden müvekkil şirketin sorumlu olmadığını beyan ederek başvurunun reddini talep etmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyeti karar ve gerekçesinde; bilirkişi raporu ve ıslah doğrultusunda talebin kısmen kabulü ile 161.071,00 sürekli iş göremezlik, 2.042,00 TL, geçici iş göremezlik, 637,00 TL bakıcı ücretinin kabulüne Adli Tıp Raporu ücretinin reddine karar vermiştir. Davalı sigorta şirketi İtiraz Hakem Heyeti'ne başvurusunda; cevap dilekçesini ve bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, davacının ilaç tedavisi ve muayenelerinin devam ettiğini, maluliyet oranının henüz tam olarak belirlenmediğini, başvuranın talebinin genel mahkemelerde görülmesi gereken mahiyette olması için dosyadan el çekilmesine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir. İtiraz Hakem Heyeti karar ve gerekçesinde; davacının tedavi süreci tamamlanmadan hazırlanan maluliyet raporunun hükme esas alınmasının yerinde olmadığını, davalı sigorta şirketinin dosya sunmuş olduğu medikal exper raporunda tramva sonrası stres bozukluğu tedavisinin ve mağduriyetinin belirlenebilmesi için daha detaylı araştırma yapılması gerektiği bildirildiği için mevcut bilgi ve belgelere göre psikolojik tedavilerin tamamlanması, akabinde psikiyatrik muayenenin yapılması ve buna göre maluliyetin belirlenmesi gerekeceğinden, yargılamanın karar vermeye yetkili ve görevli mahkemede yapılması için dosyanın hakem heyetine iadesine karar vermiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yargılamadan el çekilmesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, maluliyet raporunun yasanın aradığı şartları taşıdığını, hakem heyeti kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Dava, trafik kazasından kaynaklanan maluliyet sebebiyle maddi tazminat davasıdır. HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:   Davacının dosyada mevcut maluliyet raporu incelendiğinde, travma sonrası stres bozukluğu adı altında ruhsal hastalığının olduğu, ilaç tedavisi ile kısmen düzelme olduğu, ilaç dozunun yükseltilerek poliklinik takibine devam edildiği, davalı sigorta şirketi tarafından sunulan medikal eksper raporu incelendiğinde, travma sonrası stres bozukluğuna ilişkin yapılmış olması lazım gelen takip tetkik ve tedavilere ilişkin poliklinik kayıt ve raporları ile sürekli ilaç kullanımına ait rapor ve reçeteler incelendikten sonra sürekli maluliyete ilişkin bir sonuca varılabileceği, bu haliyle bir sonuca varmanın mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut her iki rapora göre davacının stres bozukluğu tedavisinin tamamlanmadığı, bu sebeple kalıcı maluliyet oranına ilişkin tam bir sonuca varmanın bu raporlar ile mümkün olmadığı, kalıcı maluliyetin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu incelemesi ve kurum tarafından davacının bizzat gözlem altında değerlendirilmesi gerekmekte olup hakemlerin Adli Tıp Kurumuna başvurabilmelerinin yasal olarak imkanı bulunmaması ve kalıcı maluliyetin tam olarak tespitinin  5684 sayılı Sigortacılık Kanununa göre, 4 aylık süre içerisinde tespiti ve dolayısıyla  uyuşmazlığın çözümünün mümkün olamayacağı anlaşıldığından, İtiraz Hakem Heyetinin kararı yerinde kabul edilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-6728 sayılı Yasa'nın 36.maddesi  ile değişik  492 sayılı Harçlar  Kanunu'na bağlı 1 sayılı Tarifenin A) Mahkeme Harçları başlıklı bölümünün III- Karar ve ilam harcı başlıklı alt bölümünün birinci fıkrasının (a) bendi gereğince  harç alınmasına yer olmadığına,3-Peşin alınan karar harcının İlk Derece Mahkemesince  istinaf talep edene iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,6-İstinaf  talebi için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 30/10/2019<br>\t\t<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"07d0b12baa6ef8c9","SID":"3a2cf9cdf1f99280"}}