{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2018/1023 <br>KARAR NO\t: 2019/1578<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/03/2018<br>NUMARASI\t: 2016/555 Esas 2018/248 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/12/2019<br>Davanın kabulüne ilişkin hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:  Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili arasında yapılan görüşmelerde davalı masura imalatı yapmak için kuracağı Ltd. Şti.'de müvekkiline ortaklık teklifi yaptığını, davalının ortaklık görüşmelerinde yarattığı izlenim ve şirketin kârlılığı ile ilgili verdiği vaatler ile kurulacak toplam 465.000-TL sermayeli şirket ortaklığı için ödeyeceği 80.000-TL sermaye karşılığında davalının kendisine %40 şirket payı vereceğini, ayrıca kendisi gibi müvekkilininde müdür sıfatıyla şirketi temsil edeceğine dair söz ve vaatlerine güvenerek davalının ortaklık teklifini kabul ettiğini, müvekkilinin davalının kuracağını belirttiği şirkete koyacağı 80.000- TL sermayenin bir kısmını çeklerle bir kısmını ise elden davalıya ödediğini, davalının kuracağını taahhüt ettiği Ltd. Şti.'nin kuruluş işlemlerini bilinçli olarak gerçekleştirmediğini, esasen Limited ortaklık sözleşmesinin geçerli olması için kurucuların imzalarının noterce onaylanmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin iyi niyetinden ve tecrübesizliğinden istifade ederek geçerli olmayan ortaklık sözleşmesine dayalı olarak kurulacak şirkette müvekkile pay vereceğinin taahhüt edilmesinin asıl amacının sözleşme konusu şirketi kurmak olmadığı ve müvekkilini yanıltarak ondan para temin etmek olduğunun sonradan anlaşıldığının, müvekkilinden haksız kazanç temini için söz konusu yola tevessül edildiğinin anlaşılması üzerine araya müvekkilinin ailesinin devreye girdiğini, bunun üzerine davalının aldığı paranın bir kısımın iade ettiğini, kalan bakiyenin de en kısa zamanda iade edileceğine dair söz verdiğini, geçen süre içerisinde kalan bakiyenin defalarca iade edileceğine belirtmesine karşın hali hazırda ödemesi gereken bakiyenin iade edilmediğini, alacağın tahsili amacıyla İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla takip yapıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini,davalının haksız itirazlarının iptaline takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, davacı tarafından dava dilekçesinde iddia edildiği üzere hukuki bir ilişki mevcut olmadığını, kendisi tarafından yapılan haksız icra takibine de bu nedenle itiraz edildiğini, davacı tarafından davaya konu edilen ve sayın mahkemeye suretleri sunulan çeklerin tarafına teslim edildiğine dair iddiaların gerçek dışı olup, söz konusu çeklerin önlü arkalı suretlerinin sayın mahkemece celbi halinde de görüleceği üzere çekler üzerinde herhangi bir cirosunun ya da bu çeklerin tarafına teslim edildiğine dair herhangi bir ibare bulunmadığını, alacağın varlığını ispat yükünün davacıya ait olup, mahkemeye sunulan çeklerin davacının başka ticari münasebetleri sebebiyle kullandığı çekler olduğunu ve bahsi geçen çeklerle ilgili hiçbir ilgisinin olmadığını, öte yandan davacı tarafından alınan ödemeler hakkında hazırlanmış belgelerdir başlıklı bir belge de sunulduğu, söz konusu çekler tarafınca hiçbir zaman teslim alınmadığını,çeklere ilişkin bilgilerin farazi olduğunu, ne bir banka bilgisi ne de çeklere dair çek seri numarası bilgisi evrakta bulunmadığını, bu nedenle bahsi geçen çeklerin mahkemeye suretleri sunulan çekler olduğu iddiasının da kabulünün mümkün olmadığını, izah edilen nedenlerden ötürü davacı tarafça sunulan çeklerin suretlerinin celbi ile de görüleceği üzere şahsı ile hiçbir ilgisi bulunmayan davanın reddi, davacı tarafın %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece; Davacı tarafından dosyaya sunulan \"...\" limited şirketi ortaklık sözleşmesi başlıklı belgede ve \"alınan ödemeler hakkında hazırlanmış belgedir\" başlıklı belgelerde davalı ismi ve imzasının bulunduğu, davalının cevap süresi içerisinde imza inkarı bulunmayan belge içerikleri gereği 6 adet toplam 42.000- TL'lik çek bedelleri ile 28.000-TL nakit ödemeyi kabul ettiği, çek bedellerinin tahsil edilmediğine dair davalı tarafından bir iddia ileri sürülmediği ve bu konuda yazılı bir belge ibraz edilemediği, taraflar arasında akdedilen belgeler kapsamında davalının davacıdan 28.000- TL nakit, 42.000- TL çek almak suretiyle toplam 70.000,- TL tahsil ettiğinin kabulü gerektiği, icra ve dava dosyası içeriğinden anılan bedellerin sözleşme gereklerinin yerine getirilmemesine rağmen davacıya iade edildiğinin davalı tarafından ispat edilemediği, davacının sebepsiz zenginleşme kuralları gereği şirketin kurulmaması karşısında verdiklerini geri talep edebileceği gerekçesiyle davacı tarafından ödendiği tespit edilen ve talep edilen 38.000- TL'nin  tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali ile takibin devamına dair karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; davacının müvekkilinden iddia ettiği alacağın ne kadarını iade aldığının, geri ne kadar bakiye kaldığının belirtmediğini, dayanılan ihtarnamede de bakiye olarak bahsedilen alacağın miktarının belirtilmediğini, kabul etmemekle birlikte davacının ikrar ettiği üzere müvekkili kısmi ödeme yaptıysa bu yapılan ödemeler dikkate alınmaksızın, ödemele miktarı belirlenmeksizin davacının 38.000-TL üzerinden açtığı takibin devam etmesinin davacı bakımından sebepsiz zenginleşme teşkil edeceğini, müvekkilinin iki çek ile ilgili ödeme yaptığını, çek ve senet üzerinde davacının teslim aldığına dair isim ve imzasının bulunduğunu, müvekkilinin ağır diyabet hastası olup çoğu zaman hastanede yattığını, 70.000-TL alacağın 50.000-TL’sinin 2011-2012 senelerinde müvekkili ve ailesinin ödediğini,bilirkişinin müvekkilinin davacıya 28.000-TL tutarındaki nakit ödemeye dair de davacıya herhangi bir makbuz veya dekont sunmaması sebebiyle bir alacağın mevcut olmadığını tespit ettiğini, bilirkişi raporu dikkate alınmaksızın karar verildiğini, mahkeme gerekçesinde 28.000,-TL’lik ödeme için adi yazılı belgeye dayanmakta ise de, belgenin gerçekliği hususunda herhangi bir araştırmada bulunmadığını, bu nedenlerle kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava; kurulması öngörülen şirket için taahüt edilen sermayeye  istinaden yapılan ödemenin şirketin kurulmaması sebebiyle iadesi istemine ilişkin başlatılan icra takibine vaki  itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasında masura imalatı konusunda .....Ltd Şti  ünvanlı şirket kurulması konusunda ortaklık sözleşmesi  imzalandığı ve şirketin kurulmadığı hususu ihtilafsızdır.Uyuşmazlık;Davacının masura imalatı konusunda kurulması öngörülen ....Ltd Şti  için yaptığını iddia edilen  ödemenin iadesini talep edip edemeyeceği   noktasında toplanmaktadır.Davalı   davacı tarafından davalıya yapılan  28.000 -TL ödemeye ilişkin \"alınan ödemeler hakkında hazırlanmış belge \"belge hakkında mahkemenin  herhangi bir inceleme yapmadığını,bunun dışında  ödemenin ispatına elverişli belge sunulmadığını ve bu ödemenin ispatlanamadığını ileri sürmektedir.   Dava dilekçesi ekinde sunulan bila tarihli tarafların imzalarını içeren  davacının davalıya toplam  42.000- TL 6 adet çek ve 28.000 -TL verdiği hususunu içeren belge hakkında davalı gerek  cevap dilekçesinde,gerek yargılama sırasında ve hatta istinaf dilekçesinde dahi açıkca imza inkarında bulunmamıştır.Buna göre imzası açıkca inkar edilmeyen  ve davacıdan  28.000 -TL nakit para alındığı hususunu içeren   bu belge ödeme yönünden taraflar arasında yazılı delil niteliğinde olup,davacının yapılan bu ödemenin ispatı için ayrıca bir belge sunması gerekmemektedir. Davalı tarafından  bu belgenin   aksi aynı nitelikte yazılı bir belge ile de ispatlanamamıştır.Buna göre mahkemece bu   ödemenin ispatı yönünden  belgenin  adi yazılı belge kabul edilmesinde ve davacının davalıya 28.000- TL  ödeme yaptığının kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı istinaf aşamasında  davacının   davaya konu 70.000-TL alacağının  50.000 TL sinin istinaf dilekçesi ekine eklenen  30.10.2011 tarihli 15.000- TL bedelli ,31.12.2011 tarihli 20.000- TL bedelli çekler ve 28.02.2012 tarihli senet ile   davacıya ödendiğini  ileri sürmektedir. HMK 357 maddesinde  resen gözetilicek hususlar dışında ilk derece mahkemesinde ileri  sürülmeyen iddia ve savunmaların  dinlenmeyeceği  ,yeni dellillere dayanılamayacağı düzenlenmiştir.Davalı yargılama aşamasında ileri sürmediği ödeme iddiasını istinaf aşamasında ileri sürmüştür. Borcu söndürecek nitelikte bir itiraz olan ödeme iddiası yargılamanın her aşamasında  ileri sürülebileceğinden  davalının  ödeme iddiasi yönünden yapılan değerlendirmede ;istinaf dilekçesi ekinde sunulan çeklerin  çiro zincirinin tespite elverişli çek arka yüz fotokopisi sunulmadığı , keşidecisi ve lehdarının dava dışı 3. kişiler olduğu ve    sadece davacının teslim aldığına dair imzasının bulunduğu,yine senedin de   düzenleyicisi ve lehdarının dava dışı 3. kişiler olduğu lehdarın davacı adına ciro ettiği   görülmüştür.Davacı ödeme iddiasını ve çek ve senedin kendisine teslim iddiasını   kabul etmemiş ve  davalı da yargılama sırasında davacı ile aralarında farklı ticari ilişkinin bulunduğunu ileri sürmüştür.  Sunulan  çek ve senet metninde de   davaya konu sermaye ödemesinin iadesine yönelik olduğu olduğuna dair herhangi  bir ibare de  bulunmamaktadır.Buna göre istinaf dilekçesi ekinde sunulan çekler ve senedin  davacının yapmış olduğu sermaye ödemesini yönelik olarak davacıya verildiği ve ödendiğine ilişkin iddiasını ispata elverişli borcu söndüren belge niteliğinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle mahkemece davacı tarafından  davalıya  yapılan toplam 70.000- TL ödemenin  iade edilmeyen kısmı yönünden davanın  kabulüne karar verilmesini bir isabetsizlik bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği,istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı  sonucuna varılarak davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken  2.595,78- TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 648,95- TL harcın mahsubu ile bakiye 1.946,83- TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 29,50-TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere   oy birliği ile karar verildi.19/12/2019<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e7b84f938e01ff3b","SID":"3c1999e75ed6edc5"}}