{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2018/546 <br>KARAR NO\t: 2019/1216<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 30/01/2017<br>NUMARASI\t: 2014/1249 Esas 2017/86 Karar <br>DAVA\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/10/2019 <br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün taraf vekillerince  istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili ; davacı şirketin Bursa 1.ATM'nin 18/10/2006 tarih 2005/278 esas 2006/372 sayılı dosyada fesih ve tasfiyesine  karar verildiğini ve tasfiye memuru atandığını, tasfiye memuru tarafından yapılan incelemede davalı ortağın şirkete 51.992,79 -TL ortak cari borcunun olduğunun tespit edildiğini, ayrıca davacı şirketin maliki olduğu ... İlçesi, ... Mah. ... ada ... parselde ... blok 1.kat 1 ve 2 nolu meskenlerin kirada bulunduğunu, kiracıların 2010 yılı Haziran ayından itibaren kira bedellerini davacı şirket hesabına yatırdığını, ancak davalı tarafından davacı şirket hesabına 8.700-TL.'nın aktarıldığını, 64.800- TL.'nin davalı uhdesinde kaldığını belirterek, kira ve cari borçtan kaynaklanan 116.792,79- TL'nın dava tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili süresinde verdiği  cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davalının davacıya 51.992,79-TL borcu bulunmadığını,davalının davacıdan 20- 25.000-TL. alacağı bulunduğunu,kira bedellerinin davalı tarafından alındığının ispatı gerektiğini, her iki taşınmazın diğer ortak tarafından kiraya verilerek bedellerinin alındığını, kiracı ... tarafından ... ödenen 500- USD kaporanın davalı tarafından iade edildiğini, ayrıca bu kiracının ödediği ferforje bedellerinin davalıya ödenen kısımdan mahsup edildiğini, diğer taşınmazın da ... tarafından kiraya verildiğini, akabinde iki yıl süre ile kiraya verilmesinin engellendiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece tarafların boşanmış olmaları, fesih davası açmış olmaları nedeniyle zamanaşımı süresi işleyeceğini, bu iki tarihten itibaren dava tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu,51.992,79-TL alacağın zamanamaşımına uğradığı,kira alacağı yönünden ise davalının 26/04/2010 tarihli cevabi ihtarname ile alacağın varlığı kabul edildiği, bu tarih itibari ile zamanaşımının kesildiği ve dava tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığı, 2 nolu daire yönünden  davalının 2005 yılı ortalarından 2010 yılı Haziran ayına kadarki kira bedelinden sorumlu olduğu, 1 nolu daire yönünden ; davalının 2008 öncesi  10 aylık kira bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davacının ödendiğini kabul ettiği 8.700-TL.'nın mahsubu sonucu  bakiye 46.700- TL kira alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davacı vekili; dava konusu alacağın her yıl sonu itibariyle kapatıldığını ve yeni yılın ilk gününde yeniden ortaklardan alacak hesabına kaydedildiğini, alacağın vadesi belli olmadığından, alacaklının talebi ile muaccel olacağını,önceki Tasfiye Memuru’nun  07/04/2010 tarihli ihtar ile 3 gün içinde ödeme talep ettiğini,tebliğden itibaren 3gün içinde ödenmediğinden davalının temerrüde düştüğünü ,zamanaşımının dolmadığını,karı-koca ortaklar dışında ayrı bir tüzel kişi olan şirketin ortaktan alacağını talep ettiğini,Tasfiye Memuru'nun yaptırdığı bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilen kira bedelleri nazara alınarak 64.800-TL talep edildiğini, mahkemece 46.700-TLye hükmedildiğini, hesaplamanın hatalı olduğunu belirterek reddedilen kısımlar bakımından kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2-Davalı vekili;kısmen kabul edilen 46.700-TL yönünden davacının iddiasını ispat edemediğini, hükmün kabul noktasının, müvekkilinin eski vekili tarafından yapıldığı iddia edilen ikrara dayandığını,  vekilin, müvekkili adına ikrarda bulunma hak ve yetkisi bulunmadığını,davalı adına beyanın ikrar niteliğinde olduğu ve davalıyı bağlayacağı düşünülse bile, ihtarname kesin bir rakam içermediğinden tanık anlatımları ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, kira bedellerinin sürekli ve düzenli olarak alınmadığını,dairelerde kiracı varsa kira bedeli aldığını, kira alacağının zamanaşımına uğradığı,HMK 236/4 maddesi gereği; mahkeme dışı ikrarın, taraflardan yada onların yetkili temsilcilerinden sadır olması ve ikrarın mahkemeye yönelik değil; ya karşı taraf, yada başka kimseler veya merciiler önünde yapılması gerektiğini,mahkeme dışı ikrarın kesin delil olmayıp, takdiri delil olduğunu,dosyada mahkeme dışı ikrarı doğrulayacak delil ve emare olmadığını belirterek davanın kısmen kabulune ilişkin hükmün kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile şirketin ortağından olan alacağın  tahsiline ilişkindir.Şirket cari hesap alacağı yönünden davanın zamanaşımına uğradıgı gerekçesi ile ,kira alacağı yönünden ise davalının 26.04.2010 tarihli ihtarname ile alacağın varlığını kabul ettiği,zamanaşımı kesildiği gerekçesi ile Bursa 5.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/153 d.iş esas sayılı dosyasında  alınan   bilirkişi raporu  ve dosyadaki deliller uyarınca  mahkemece resen hesaplama yapılarak  kısmen kabul edilmiştir.Bursa 1.ATM nin 18/10/2006 tarih 2005/278 eas 2006/372 sayılı kararı ile davacı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir.Kira bedelinin tesbiti için tasfiye memurunun başvurusu üzerine Bursa 5.Sulh Hukuk Mah'nin 2011/153 d.iş esas sayılı dosyasında  alınan  bilirkişi raporuna göre dairelerden her birinin 05/07/2005 tarihinden 31/07/2011 tarihine kadarki toplam kira getirisi 47.600-TLolarak tespit edilmiştir. Uyuşmazlık; Şirketin davalı ortağından dava edilen miktar kadar   cari hesap ve kira alacağı olup olmadığı, dava edilen alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasındadır.  TBK 147/4 maddesi uyarınca bir ortaklıkta ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortakları arasındaki ; bir ortaklığın temsilcileri denetcileri ile ortaklık veya ortaklar arasında alacaklara 5 yıllık zaman aşımı uygulanır. TBK'nun 149. Maddesi uyarınca zamanaşıma alacağın muacel olması ile işlemeye başlar.TBK'nun 90.maddesinde ifa zamanı taraflarca belirlenmediğinde veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç doğumu anında muaccel olur.Davalı suresinde vermiş olduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmuş olup mahkemece  davanın  ortaklık ilişkisinden kaynaklansa da ortakların karı koca olması ve başka ortağın bulunmaması nedeniyle evlilik süresi devam ettiği sürece eşlerin birbirinden doğan alacaklar nedeniyle zamanaşımının işlemeyeceğini ortakların boşanma davasının kesinleştiği 14.02.2007 ve şirketin tasfiyeye ilişkin kararın kesinleştiği 10.04.2008 tarihinden şirket cari alacağı yönünden 5 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi 30.10.2014 tarihi itibariyle dolduğu gerekçesiyle bu kalem yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.Ancak alacak eşler arasında olmayıp şirket  ile  ortak arasındadır.Tasfiyeye ilişkin karar  10.04.2008 tarihinde keşinleşmiş olup tasfiye memuru, davalıdan ihtar ile 31.08.2008  tarihinden evvel doğan alacağı talep etmektedir.Davalının şirkete olan   borcu  doğumu anında muaccel olup cari  hesap alacağının 31.08.2008 tarihi öncesinde doğan alacak olduğu anlaşılmakla 30.10.2014 dava tarihinde    5 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş bulunmaktadır.Cari hesap alacağı bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddinde isabetsizlik yoktur. Davalının  adına  ihtarname keşide eden vekilin kendi beyanı ve iradesi hilafına bu şekilde ihtar gönderdiği yönünde bir iddiası bulunmadığı gibi  vekilin ihtarname keşide etmek ve ikrarda  bulunmak  için  vekaletnamesinde özel bir yetkinin bulunmasına gerek bulunmamaktadır.Davalı vekili  tarafından gönderilen  Gemlik ....Noterliğinin26.04.2010 tarihli ihtarname de kabul edilen hususlar ile davalının davacı şirkete verdiği 06.05.2010 tarihli dilekçesiyle kira bedellerini ödeyeceğini belirtmesi ikrar niteliğinde olup TBK154/1 maddesi uyarınca  zamanaşımını kesmiştir.Talebin kira alacağı bakımından zamanaşımına uğramadığı anlaşılmakla davalı vekilinin ,önceki  vekilin şirkete gönderdiği  ihtarnamede belirtilen hususların ikrar niteliğinde olmadığı,içeriğinin delil olarak kabul edilemeyeceği ve kira alacağının zaman aşımına uğradığı  yönündeki istinaf sebepleri  yerinde  görülmemiştir.Ancak ;davalı gerek ihtarında gerekse şirkete verdiği dilekçesinde 2 dairenin  Haziran 2005 tarihinden  itibaren kirasının diğer ortak ile aradaki  anlaşmaya istinaden  alındığı beyan  edilmiş olup haziran 2010 tarihine kadar , davalının 1 nolu daire yönünden; 20.04.2009 tarihli kira sözleşmesi  uyarınca alınan 1 yıllık kira bedelinin(aylık 650- TL)8.700 TL nin  davacı şirkete ödendiği gözetildiğinde    tanık beyanına göre ( 2008 öncesi  10 aylık kira olmak üzere )1 yıl 10 aylık kira bedelinden sorumlu olacağı ,2 nolu daire yönünden ise 01/06/2010 tarihinde aylık 500- TL.bedel ile kiraya verildiği ve geriye yönelik  5 yıllık kira bedelinden sorumlu olacağı,davalının geriye yönelik sorumlu olacağı kira bedellerinin kira sözleşmelerindeki  bedeller esas alınmak suretiyle  tespit edilerek;  öncelikle kira bedellerinin yatırıldığı iddia edilen davacı şirketin  ...bank Uluyol Şubesindeki hesap hareketleri, davacı şirkete ait taşınmazların kiralama bilgileri varsa Vergi Dairesinden de sorularak,  davalının şirkete kira ödemesi altında yaptığı ödeme bulunup bulunmadığı yönünde şirket ticari defterleri de incelenerek  bu hususları açıklığa kavuşturacak şekilde  konusunda uzman bilirkişiden alınacak taraf ve yargı denetimine   elverişli bilirkişi raporu  sonucuna göre   karar verilmesi gerekirken mahkemece dosya da mübrez ve taraflar arasında çekişmesiz olan  kira sözleşmelerindeki kira bedelleri dikkate alınmadan bu bedelleri aşacak şekilde  davalının taraf olmadığı, tesbit dosyasında  alınan  bilirkişi raporuna göre re'sen hesaplama yapılarak karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Hükme tesir edecek derecede delillerin toplanıp değerlendirilmediği sonucuna varıldığından;davacı ve davalı  vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının  bu yönden  kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1249 Esas - 2017/86 Karar sayılı 30/01/2017 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine\"<br>İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının(Davacı 31,40-TL davalı 797,50-TL ) kendilerine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere   oy birliği ile karar verildi.03/10/2019<br>\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"567612b1bdd20efd","SID":"bc7895b1a31d0f43"}}