{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2019/896 <br>KARAR NO\t: 2019/1252<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 05/06/2018<br>NUMARASI\t: 2016/100 E- 2018/523K<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 19/07/2019<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; abone olan davacıdan, davalı tarafça düzenlenen  elektrik faturalarında, her hangi bir tüketim karşılığı olmayan, kayıp kaçak bedeli gibi bir kısım adlar altında  tahakkuk ettirilen ve  haksız olarak tahsil edildiğini ileri sürdüğü  bedellerden, şimdilik  4.750,01- TL'nin  ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan  tahsili ile davacıya  verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı  vekili cevap dilekçesinde özetle; elektrik faturalarında yer alan kayıp kaçak ve diğer bedellerin  perakende satış tarifesinin bir unsuru olarak faturalarda yer aldığını, bu bedellerin belirlenmesi için alınan EPDK kararının  tüm tüzel ve gerçek kişileri bağladığını, kanuni zorunluluklar gereği tahsil edilen bedellerin iadesinin  istenemeyeceğini beyanla, davanın reddini  talep  etmiştir.Mahkemece, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6719 Sayılı Yasanın getirdiği düzenleme sebebiyle  davanın reddine  karar verilmiştir.Sözkonusu kararı  davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle,  dava konusu bedellerin  Yargıtay içtihatlarına ve hukuka aykırı olarak tahsil edildiğini, dava tarihinden sonra çıkan  ve  Anayasaya aykırılığı ileri sürülen , Anayasa mahkemesinde Anayasaya aykırılık itirazı incelemede olan 6719 sayılı yasa gereği davanın  konusunun kalmadığına karar verilmesinin doğru olmadığını,davacının  dava açmakta haklı olduğunu, AAÜT kapsamında davacı lehine nispi  yerine maktu vekalet ücretine hükmedimesinin de usul ve hukuka aykırı olduğunu belirterek,davanın kabulü için  kararın kaldırılmasını istemiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava konusu bedellerin 6719 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önceki mevzuata göre da alınması gerekli bedeller olduğu, sözkonusu yasanın bu duruma sadece açıklık getirdiği, kararda aleyhlerine  yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olması ve kendileri  lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğu,müvekkili şirketin yasaya aykırı herhangi bir tahsilatı bulunmadığından yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını beyanla , kararın kaldırılması istemiştir.Dava, aboneden tahsil edilen kayıp kaçak ve diğer bir kısım  bedellerinin  haksız tahsil edildiği iddiası ile istirdadı talebine ilişkindir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme  sonucunda; yargılama sırasında 17.06.2016 tarih ve 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren  6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Kanunu'nun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; \"Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.\" hükmü getirilerek,Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki  düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde  Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun Kanundaki yetkileri genişletilerek, yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir.Yine, 6719 sayılı kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen; geçici madde 19; \"Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.\" hükmünü, Geçici madde 20; \"Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır.\" hükmünü içermektedir. Görüldüğü üzere, 6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı Elektrik Piyasası  Kanunu'nun 17. maddesine eklenen 10. bend  ile dava konusu uyuşmazlığın da özünü oluşturan bedeller konusunda, davanın açıldığı tarihteki içtihat durumundan farklı ve yeni bir düzenleme getirmiş; hem de, geçici 20. maddeyle, anılan düzenleme devam etmekte olan davalarda da uygulanacak şekilde geçmişe yürütülmüştür.Davacı tarafın lehine  nisbi yerine maktu vekalet ücreti takdir edilmesi ile ilgili istinaf sebebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; uyuşmazlığın niteliği de gözetildiğinde davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm esasında dava konusu bedellerin davalı tarafça alınıp alınamayacağına dair mahkemece yapılan belirlemeye ilişkin  bir tesbit hükmü olduğundan, bu durumda parasal bir talebe ilişkin  olsa da  davada  gerek bu konudaki Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin muhtelif emsal kararları  gerekse açıklanan gerekçe uyarınca Avukatlık Asgari Ücret Tarife'sinin nisbi vekalet ücreti hükümlerinin  uygulanması sözkonusu olamayacağından mahkemece maktu vekalet ücreti takdirinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmamış, davacı tarafın buna ilişkin yerinde görülmeyen  istinaf talebinin reddi  gerekmiştir.   Yargılama sırasında yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliklerinin, dava konusu hakkın özünü ortadan kaldırdığı açıktır. Diğer bir anlatımla, geçmişe etkili yeni yasa nedeniyle dava konusuz kalmıştır.Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin benzer davalarda, eldeki davalara yönelik, yürürlüğe giren bu yasa nedeniyle davanın konusunun kalmadığına dair karar verilmesi gerektiği yolundaki emsal 2017/13140 E - 2017/16544 K sayılı ve 2017/13142 E - 2017/16545 K sayılı  kararlarındaki gibi davanın konusunun  kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi  gerektiği halde davanın reddine karar verilmesi hukuka uygun bulunmadığından karar HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca bu konuda düzeltilerek \"Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına\" karar vermek gerekmiştir.\tDavalının istinaf taleplerinin incelenmesiyle,  davacı tarafın dava açıldığı tarihteki mevzuat ve  Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararları  uyarınca  dava açmakta haklı olduğu gözetilerek  kayıp kaçak ve diğer bedellerin tahsilini talep edebileceği dikkate alındığında, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliği ya da içtihadı birleştirme kararı gereği davanın kabul edilmemesi nedeniyle haksız çıkmasına rağmen yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı açıktır. Bu nedenle  davanın yasa değişikliği sebebiyle reddine karar verildiği değerlendirildiğinde  davalı lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi mümkün olmadığından, davalının buna dair istinaf talebi yerinde görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle;davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile  HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kararın düzeltilmesiyle, yeniden esas hakkında \"Konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, sair istinaf sebeplerinin reddine\" karar verilmesi gerekmiştir\t\t<br>  K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>A- Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine,<br>B- Davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince karar düzeltilerek yeniden esas hakkında;<br>1- Konusuz kalan davada esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,<br>2- Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 35,90 TL maktu red harcının peşin alınan 81,12 TL harçtan mahsubu ile bakiye 45,31 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı yana iadesine,<br>3- Davacı tarafından yapılan 35,90-TL red harcı, 27,70-TL başvuru harcı, 4,10-TL vekalet harcı, 1.500,00-TL bilirkişi ücreti, 110,00-TL davetiye gideri olmak üzere toplam  1.677,70-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>4-Davacı  kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 2.180,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>5-Taraflarca  yatırılan gider  avansından artan bakiyenin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>İstinaf incelemesiyle ilgili olarak;<br>Davacıdan peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf eden davacıya  isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, <br>Alınması gereken 44,40 TL karar ve ilam harcı, istinaf eden davalıdan  peşin alıındığından mahsubu ile yeniden alınmasına yer olmadığına ve istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına ,<br>Davacının istinaf sebebiyle yapmış olduğu 18,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>Davalının istinaf yargılama giderinin üzerlerinde bırakılmasına,<br>İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,<br>İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı  üzerinde bırakılmasına, <br>İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesinleştiğinde/karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19/07/2019<br><br>          </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5143eab939bda597","SID":"00f528e3bc3b1104"}}