{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2018/2315 <br>KARAR NO\t: 2019/1114<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 02/04/2018<br>NUMARASI\t: 2014/1539 E- 2018/489 K<br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>KARAR TARİHİ: 03/07/2019<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; abone olan davacıdan, davalı tarafça düzenlenen  elektrik faturalarında, her hangi bir tüketim karşılığı olmayan, kayıp kaçak bedeli gibi bir kısım adlar altında  tahakkuk ettirilen ve haksız olarak tahsil edildiğini ileri sürdüğü  bedellerden, şimdilik  82.349,03 TL'nin avans faizi oranında faizi ile birlikte davalı taraftan  tahsili ile davacıya  verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; elektrik faturalarında yer alan kayıp kaçak ve diğer bedellerin  perakende satış tarifesinin bir unsuru olarak faturalarda yer aldığını, bu bedellerin belirlenmesi için alınan EPDK kararının  tüm tüzel ve gerçek kişileri bağladığını, kanuni zorunluluklar gereği tahsil edilen bedellerin iadesinin  istenemeyeceğini beyanla, davanın reddini  talep  etmiştir.Mahkemece, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6719 Sayılı Yasanın getirdiği düzenleme sebebiyle  dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına  karar verilmiştir.Sözkonusu kararı  davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle, dava konusu bedellerin  Yargıtay içtihatlarına ve hukuka aykırı olarak tahsil edildiğini, mahkemelerin yerindelik denetimini engelleyen 6446 sayılı kanunun  6719 sayılı yasanın 21.maddesi ile değişik 17/10.madde hükümlerini iptal eden Anayasa Mahkemesi kararın karşısında yerindelik ve uygunluk denetiminin yapılması gerektiğini,  tüketicilerden hedef kayıp kaçak oranlarını aşmamak üzere tahsilat yapılacağının davalı vekillerince kabul edildiğini, mahkemelerin yargı yetkisinin EPDK kararlarına uygunlukla sınırlı olacağı düşünülse dahi,  bu yönden bilirkişi incelemesi yaptırmadan ve delilleri toplamadan karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, EPDK'nın 2011-2014 yılları için eksik inceleme yapıldığını, bunun Anayasa Mahkemesi kararına ve hukuka aykırı olduğunu beyanla, davalı tahakkuk ve tahsilatlarının EPDK'nın düzenleyici işlemlerine uygun olmadığını, yerindelik ve uygunluk denetimi yapılması için kararın kaldırılmasını ile davanın kabulüne ayrıca nispi vekalet ücretine  karar verilmesini  istemiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava konusu bedellerin 6719 sayılı yasanın yürürlüğünden önceki mevzuata göre da alınması gerekli bedeller olduğu, sözkonusu yasanın bu duruma sadece açıklık getirdiği, bu yasanın EPDK mevzuatına yeni bir durum getirmediğini, bu nedenle de mevzuattan, değişiklikten bahsedilemeyeceğini, davacının masraflardan ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiğini, uygunluk denetiminin istendiği yerde yasa değişikliğinin rolü bulunmadığını, bu nedenle uygunluk denetimi yapılan davada davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine  hükmedilmesi gerekirken davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmeyeceğini belirterek, kararın kaldırılması talep etmiştir.Dava, aboneden tahsil edilen kayıp kaçak ve diğer bir kısım  bedellerinin  haksız tahsil edildiği iddiası ile istirdadı talebine ilişkindir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme sonucunda; yargılama sırasında 17.06.2016 tarih ve 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren  6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Kanunu'nun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; \"Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.\" hükmü getirilerek, Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki  düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde  Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun Kanundaki yetkileri genişletilerek, yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir.Davacının, Anayasa Mahkemesinin bu bedellerin alınmasını yasal hale getiren 6719 sayılı Kanun'un iptal başvurularını reddetmesi, iptal edilen, \"mahkemelerin yetkisi, uygunluk denetimi ile sınırlıdır\" hükmüne göre de; davacının dava başında, bu bedellerin hiç alınamayacağı iddiası ile davayı açması, talebini buna dayandırmış olması nedeniyle, bu hüküm uyarınca, uygunluk denetimi yapılmasının gerekli olmadığı anlaşıldığından, davacının bu  konudaki istinaf başvurusunun reddi  gerekmiştir. Davacı tarafın bilirkişi incelemesi yaptırılması talebi yönünden ise, davacı tarafın talebinin dava konusu bedellerin haksız alındığı, alınmaması gerektiği iddiasına dayalı olduğundan, iddianın ileri sürülme şekli, mahkemenin taleple bağlılığı ilkesi gözetildiğinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasının davaya katkı sağlamayacağı kanaati ile davacı tarafın bu yöne ilişkin istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafın lehine  nisbi yerine maktu vekalet ücreti takdir edilmesi ile ilgili istinaf sebebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; uyuşmazlığın niteliği de gözetildiğinde davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm esasında dava konusu bedellerin davalı tarafça alınıp alınamayacağına dair mahkemece yapılan belirlemeye ilişkin  bir tesbit hükmü olduğundan, bu durumda parasal bir talebe ilişkin  olsa da  davada  gerek bu konudaki Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin muhtelif emsal kararları  gerekse açıklanan gerekçe uyarınca Avukatlık Asgari Ücret Tarife'sinin nisbi vekalet ücreti hükümlerinin  uygulanması sözkonusu olamayacağından mahkemece maktu vekalet ücreti takdirinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davacı tarafın yerinde görülmeyen  istinaf talebin reddi gerekir.Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin benzer davalarda, eldeki davalara yönelik, yürürlüğe giren bu yasa nedeniyle davanın konusunun kalmadığına dair karar verilmesi gerektiği yolundaki emsal 2017/13140 E - 2017/16544 K sayılı ve 2017/13142 E - 2017/16545 K sayılı  kararlarındaki gibi tespit hükmünde, davanın konusunun kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi  usul ve hukuka uygun bulunmuştur.Davalının  istinaf taleplerinin incelenmesine gelince; yargılama sırasında yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliklerinin, dava konusu hakkın özünü ortadan kaldırdığı açıktır. Diğer bir anlatımla, geçmişe etkili yeni yasa nedeniyle dava konusuz kalmıştır. Bu sebeple mahkemece \"dava konusuz kaldığından; esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına\" karar verilmesi ve HMK 331/1 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve bu kapsamda maktu vekalet ücretinin haksız tarafa yükletilmesinde usul ve hukuka aykırlık bulunmamaktadır. Çünkü davacının, davanın açıldığı andaki mevzuat ve içtihat durumuna göre dava açmakta haklı olduğu, davaya konu bedelleri tahsil eden davalılar davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden  yargılama harç ve giderlerinin haksız çıkan tarafa yükletileceği kuralı karşısında davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğinden, davalıların bu yöndeki istinaf talebi  yerinde görülmemiştir.<br>Buna göre davacı ve davalının istinaf taleplerinin HMK 353/1-b-1.madde gereğince ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Davacı ve davalının istinaf başvurularının ayrı ayrı , HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,<br>Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli  44,40 TL karar ve ilam harcından,  peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 8,50 TL' nin davacı ve davalıdan ayrı ayrı alınarak Hazineye irat kaydına, <br>İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına, <br>İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesinleştiğinde istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 03/07/2019<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"38ed661f4923be1a","SID":"55b24461c6c26549"}}