{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F MAHKEMESİ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2017/2065 <br>KARAR NO\t: 2019/1363<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t: 18/04/2017<br>NUMARASI\t: 2016/506 E.- 2017/378 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat ( Kasko Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/06/2019<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı bulunan ve vekil edenine ait olan ... plaka sayılı otomobilin, 07/12/2015 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında hasarlandığını, hasar bedelinin ödenmesi için sigorta şirketine yapılan başvurunun ise reddedildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla 8.000,43-TL'si araç hasar bedeli, 1.000,00-TL'si de değer kaybı zararı olmak üzere toplam 9.000,43-TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı sigorta şirketi vekili cevabında özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece, talebin kasko poliçesi teminatı kapsamında olmadığı görüşünden hareketle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedeni; taleplerinin poliçenin teminatı kapsamında olduğu konusu açık olduğu halde, yazılı biçim ve şekilde verilen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğu hususuna yöneliktir.Dava şartı niteliğindeki görev sorunu kendiliğinden ve öncelikle irdelenmelidir. Dosya kapsamından, davalının davacıya ait aracın kasko sigortacısı olduğu, davanın da kasko poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat isteğine ilişkin bulunduğu, talep konusu kazanın 07/12/2015 tarihinde gerçekleştiği ve davanın da 22/04/2016 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve 28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmış; Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici  işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmış ve 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmış; aynı kanunun  3.maddesinin (k) alt bendinde \"Tüketici, ticari veya  mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder\" şeklinde tanımlanmıştır.Somut olayda, davacı araç maliki şirket ise de; talep konusu ... plaka sayılı araç, taraflar arasında düzenlenen poliçeye göre, kullanım amacı \"hususi oto\" olan Mercedes marka otomobil olduğundan diğer bir ifadeyle ticari araç niteliğinden bulunmadığından, davacının tüketici konumunda olduğu konusunda duraksamamak gerekir. (Yargıtay 17.HD'nin 07/06/2016 gün 2016/4795 E.,-2016/6973  Karar sayılı emsal içtihadı) Davanın, tüketici konumunda olan davacı sigortalı tarafından kasko sigorta şirketine karşı açtığı tazminat davası olması ve  6502 sayılı Tüketici Yasasının yürürlüğe girdiği 28.05.2014 tarihinden sonra 22/04/2016 tarihinde açılmış olmasına göre;mahkemece Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek davanın HMK'nın 114/c maddesi gereğince görevsizlik nedeni ile HMK'nın 115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek karar verilmesi doğru olmadığından, hükmün HMK.m.353/1-a/3 maddesi uyarınca kaldırılması gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçe uyarınca;1-Davacı  vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda  açıklanan nedenle  KABULÜ ile; istinaf istemine konu olan ve başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararının HMK.m.353/1-a/3 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde işlem ve değerlendirme yapılarak karar verilmek  üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-Peşin alınan istinaf karar ve ilam harcı ile başvurma harcının istek halinde istinaf yasa yoluna başvuran  davacıya  İADESİNE,4-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer giderlerin takdiren üzerinde bırakılmasına,HMK.m.353/1-a/3 hükmü uyarınca, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/06/2019.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"70925997e28febba","SID":"5c8851e7de82e447"}}