{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2019/1029 <br>KARAR NO\t: 2019/767<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 19.Asliye Ticaret Mahkemesi <br>NUMARASI\t: 2018/958 Esas<br>KARAR TARİHİ: 18/01/2019<br>İHTİYATİ TEDBİR İSTEYEN <br>TALEP \t: İhtiyati tedbir <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ  TALEP  Davacı vekili dilekçesinde özetle; alacak  miktarı  ve sebebi dikkate alınarak , yargılama  devam ederken müvekkilinin  zarara uğramaması  , alacağnı tahsil   edilebilmesi  için davalınnı taşınır  taşınmaz malları ile bankalardaki  ve üçüncü kişilerdeki  hak ve alacakları  üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ  İlk Derece Mahkemesi 18/01/2019 tarihli kararla, \"...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının tedbir konulmasını istediği davalı yanın mal varlığı aynının uyuşmazlık ve dava konusu olmaması, hükmedilebilecek tazminatın yargılamaya muhtaç bulunması, tedbir talebinin yargılamanın sonucunda verilecek ilama dayalı alacağın tahsilini teminata yönelik olması, tedbirin ise uyuşmazlık konusu üzerinde verilebilmesi sebebi ile HMK.389 ve devamı maddeleri gereğince şartları oluşmadığı...\" gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ  Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle:Dosya kapsamındaki tüm iddialar ve belgeler incelendiğinde davalının, davacı şirketi zarara sokma ve şirket imkanlarını kullanarak kendisine menfaat elde etme niyeti görüleceğini, bununla birlikte şirketten kendi hesabına yüksek miktarda para aktarımı davalının kendi menfaati için yapabileceklerinin bir göstergesi olarak kabul edilecek olursa, dava sonunda müvekkilinin haklı çıkması halinde elde edebileceği hiçbirşeyin kalmamasının muhtemel olduğunu, HMK 389 maddesi anlamında, davalının en azından malvarlığına tedbir konulmaması halinde müvekkilinin alacağını almasının zaman içinde imkansız duruma geleceğini,  davalının mal varlığına tedbir konulması için malvarlığının aynına ilişkin bir uyuşmazlık olması gerektiği görüşünün doğru olmadığını, zira, iş bu alacak davasının kabul edilmesi halinde davalının ancak malvarlığı ile bu borcunu ödeyecek, aksi bir durumda ilamın tahsil kabiliyetinin kesinlikle olmayacağını, Uygulamada tedbir kararlarının teminat karşılığında verildiği için, tedbir kararının davalı açısından bir zarar oluşturmasının mümkün olmadığını, davacının zararının karşılanma ihtimalinin ise bu şekilde riskli olmasının adalet ve hakkaniyete uygun olmadığını,Davalının kötü niyetle hareket ettiğini, dava dilekçesinde belirttikleri bir çok hususun bunu kanıtlasa bile davalının oğlu adına “...” adıyla şirket kurmasının ve attığı SMS lerin artık bu şirket üzerine faaliyette bulunduğunu herkese bildirmesinin hem kötüniyetini hem de daha önceden varolan ve bu dava konusu borçları ödememek için malvarlığını başkaları üzerine kaydırdığının göstergesi olduğunu, Sonuç olarak, ilk derece mahkemesinin davacının zarar görmemesi adına en azından bir araştırma yapmak suretiyle bir değerlendirme yapması gerekirken, “ihtiyati tedbir”  talebinin reddinin doğru olmadığı kanısıyla, davalının taşınır taşınmaz malları ile bankalardaki ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmek gerektiğini belirterek, Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE  Talep  İİK 67 maddesi uyarınca açılan  itirazın iptali istemli dava içinde  HMK'nın 389 vd maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.HMK'nın 389. Maddesi uyarınca, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir. \"Kanun hükmü, tedbirin sadece dava konusu olan şey hakkında verilebileceğini düzenlemiştir. Davanın konusu olmayan mal varlığı hakkında tedbir kararı verilemez. Para alacağı için açılan davada, mal varlığı üzerine tedbir konulamaz. Koşulları varsa, ihtiyati haciz hükümlerinden yararlanılabilir. Yargıtay'ın emsal içtihadında da durum bu yöndedir ( Yargıtay 19. HD. 2012/16760 E-2013/3136 K.sayılı, 19/02/2013 tarihli kararı). Yine, Yargıtay 21.HD.'nin E. 2015/5842, K. 2015/8588 sayılı, 20.4.2015tarihli kararında belirtildiği üzere: \"...Amaç bakımından ihtiyati tedbir, aynı uyuşmazlık konusu olan taşınır veya taşınmaz malların devrinin önlenmesi, dava sonuna kadar aynen muhafaza edilmesi veya bir tehlike yahut zararın önlenmesi amacıyla HUMK'un 101 vd., HMK'nın 389 vd. maddelerinde öngörülen durumlarda başvurulan bir yol olduğu halde, ihtiyati haciz, bir alacağın tahsilini temine yarayan bir vasıtadır. İhtiyati hacizde, ihtiyaten haczedilen mal ve haklar, alacaklının açtığı veya yaptığı veya açmayı yahut yapmayı düşündüğü dava veya icra takibinin konusu değildir. Halbuki ihtiyati tedbirde, hakkında tedbir kararı alınan şey, esasen asıl davanın konusudur. \"Somut olayda, davacı tarafından şirket ortağı ve yetkilisi olan davalının şirkete olan borçlarının  tahsili amaçlanmaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince dava konusu olmayan davalıya ait gayrimenkul ve menkuller ile banka ve  üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine  ihtiyati tedbir konulması talebinin reddinde isabetsizlik bulunmadığından davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan  reddinene dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince  taraflara tebliğine,5-Dosyanın  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 24/05/2019<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e5638d0d68f83cb8","SID":"05178415014b6d94"}}