{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ       <br>\t\t\t\t\tGEREKÇELİ KARAR<br><br>ESAS NO\t: 2018/328 Esas<br>KARAR NO\t: 2019/652<br><br><br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>DAVA TARİHİ\t: 19/03/2018<br>KARAR TARİHİ\t: 28/05/2019<br><br>Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Sigorta Tahkim Komisyonuna müvekkilinin eşi ----- vefatı üzerine desteğinden mahrum kalması nedeniyle ----- plakalı aracın ZMM sigortasını yapan davalı ... şirketinden temin edilmek üzere destekten yoksunluk tazminatı olarak şimdilik 1.000 TL maddi tazminat konulu belirsiz alacak davası mahiyetinde başvuru yaptıklarını, ancak Komisyonca 13.02.2018 tarihinde verilen kararla başvuruyu kazanın karayolu sayılmayan yerde meydana gelmesi nedeniyle kesin olarak reddedildiğini, kamu düzenine aykırı, hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğu gibi anayasanın 13.maddesinde belirtilen nispi eşitlik ilkesine de açıkça aykırı olduğunu, müvekkilinin gerçek zararının davanın başında bilinmesinin mümkün olmaması hasebiyle belirsiz alacak davası mahiyetinde olduğunu iddia ile tahkim komisyonuna yaptıkları başvurunun HMK 107.anlamında belirsiz alacak davacı olması hasebiyle kesin karar verilemeyeceği hususunun ve HMK 107.maddede vücut bulan belirsiz alacak davası müessesesi ile Kanunkoyucu'nun amaçlandığı hususiyete aykırı olduğunun tespitine, Sigorta Tahkim Komisyonununca 13.02.2018 tarihinde ---- sayılı kararın HMK 439.maddesi ve ilgili mevzuat gereğince iptaline, müvekkilinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik muris ---- eşi olan davacı ...'e destekten yoksun kalma tazminatı olarak şimdilik 50.000 TL maddi tazminatın davalı tarafa yapılan başvuru tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kesin Tahkim kararı hakkında iptal davası açılamayacağını, sigortacılık kanunu ve HMK'na göre verilen karar kesin olup yargı yolunun kapalı olduğunu bu nedenle davanın reddi gerektiğini, dava konusu kazanın karayollarında gerçekleşmediğini, bu nedenle de aleyhlerine yapılan başvurunun reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile kazanın karayolunda meydana gelip gelmediğine ilişkin bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, yeni hukuk genel kurul kararında sürücünün vefatı sebebiyle tazminat taleplerininteminat dışı bırakıldığını,yine kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, faizin en erken dava tarihinden başlatılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE : Dava hukuki niteliği itibariyle Sigorta Tahkim Komisyonu kararının iptali ile davacının destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesine ilişkindir. <br>Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda;  09/07/2014 tarihinde ormanlık alanda meydana gelena kaza sonucunda mütevvafanın ölümü ile davacının 50.000,00 TL belirsiz alacağı davalı ... adına tahsil edilip edilmeyeceği ve sigorta tahkim komisyonu tarafından verilen kararın belirsiz alacak davası olması sebebiyle kesin karar olarak verilip verilmeyeceğine yönelik olduğu görüldü. <br> Yargıtay ----. Hukuk Dairesi Esas  No:2017/2064 Karar No:2017/4128 sayılı kararında da belirtildiği gibi; 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunun “Sigortacılıkta Tahkim” başlıklı 12. maddesinin son cümlesinde “Temyize ilişkin usul ve esaslar hakkında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun uygulanır” düzenlemesi, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 447/2 maddesi “Mevzuatta yürürlükten kaldırılan 18/06/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerinin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” düzenlemesi ile sigortacılıkta tahkim ile ilgili kanun yolunda Hukuk Muhakemeleri Kanunun uygulanacağı anlaşılmaktadır. Ayrıca 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341/5. maddesinde diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtay’a başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabileceği düzenlenmiştir.<br> HMK.’nın 439/1 maddesinde hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabileceği, iptal davasının ise tahkim yerindeki mahkemede açılabileceği, HMK’nın 410. maddesinde ise tahkim yargılamasında, mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde görevli ve yetkili mahkemenin tahkim yeri bölge adliye mahkemesi olduğu düzenlenmiştir. HMK.’nın 361. maddesinde bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir.<br> Bütün bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde HMK.’nın 439/1. maddesi gereği hakem heyeti kararlarına karşı yalnız iptal davası açılabileceği anlaşılmaktadır. HMK’nın 439. maddesinin 6. fıkrasında iptal davasına karşı temyiz yolunun açık olduğu belirtilmiştir. Ancak bu düzenleme HMK’nın 410. maddesi gereği tahkim yargılamasında, mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde görevli ve yetkili mahkeme tahkim yeri bölge adliye mahkemesine uygun olarak yapılmış bir düzenlemedir.<br>Bu nedenle bölge adliye mahkemelerinin açıldığı ----- tarihinden sonra verilen hakem heyeti ya da itiraz hakem heyeti kararları istinaf kanun yoluna tabi olup, inceleme bölge adliye mahkemesince yapılacağından  HMK 439/1 maddesi gereğince tahkim yeri bölge adliye mahkemesinde iptal davası açılması gerekeceğinden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere<br>1-DAVANIN REDDİNE,<br>2-Davacı tarafça yapılmış yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>3-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 5.850,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>4-Alınması gereken 44,40 TL red karar ve ilam harcından peşin ödenen 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 126,38 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>5-Taraflarca yatırılmış gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,<br>Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak  verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0906a0f3e31aeaba","SID":"61074646734bff10"}}