{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2017/1786 <br>KARAR NO\t: 2018/312<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 05/06/2017<br>NUMARASI\t: 2015/369 E- 2017/538K<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak<br>KARAR TARİHİ:21/03/2018<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  elektrik abonesi olan davacı şirketin  sözleşme uyarınca davalı şirketten  aldığı elektrik bedellerini ödediğini , ancak faturalarda kayıp kaçak, TRT payı, perakende satış hizmet bedeli, iletim ve dağıtım bedeli, sayaç okuma bedeli adı altında haksız olarak  bedellerin faturaya yansıtılarak tahsil edildiğini ,  fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla  şimdilik kayıp kaçak bedeli olarak ödenen 5.014,80 TL , TRT payı olarak bu bedel üzerinden tahsil edilen 100,30 TL nin, perakende satış hizmet bedeli, iletim ve dağıtım bedeli, sayaç okuma bedeli adı altında tahsil edilen kalemler için şimdilik 100 TL'nin her bir fatura miktarının  ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek  ticari faizi ile birlikte  davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.Davacı vekili 11.05.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 7.955,47 TL artırarak  13.170,57 TL ye yükseltmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket  tarafından tahsil edilen  davaya konu bedellerin, Elektrik Piyasayı Kanunu hükümleri tahsil edilmekte olup , işbu bedellerin davalı  şirket uhdesinde kalmadığını beyanla , davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir.  Mahkemece, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanunla getirilen düzenlemeler sebebiyle, dava konusu edilen bedellerin tahsilinin yasal hale geldiği, 6446 sayılı Kanunun geçici 20. maddesi uyarınca  kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş olan dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında aynı yasanın 17. maddesi uyarınca bu yasa hükümlerinin   uygulanacağının belirtildiği gerekçesi ile  davacı tarafın davasının reddine karar verilmiştir.Söz konusu kararı her iki taraf da istinaf etmiştir.Davacı tarafın istinaf sebepleri özetle, Anayasa Mahkemesindeki davanın bekletici mesele yapılmaması,kanunun anayasaya aykırılığı ,bilirkişi incelemesi yapılmamış olması ve davacı lehine vekalet ücretine  hükmedilmemesinin usul ve hukuka aykırı olduğu  şeklindedir.Ek ancak süreden sonra verdiği dilekçesiyle .bilirkişi inceleme talebi vardır.Ancak bu dilekçe süresinden sonra verilmekle itibar edilmemiştir.Davalı taraf ise, istinaf sebepleri olarak,davacı lehine yargılama giderlerine hükmedilmesinin ,buna karşın  davalı lehine vekalet ücretine  hükmedilmemesinin usul ve hukuka aykırı  olduğunu ileri sürmüştür.\tHMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen   istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme  sonucunda; yargılama sırasında 17.06.2016 tarih ve 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren  6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Kanunu'nun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; \"Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.\" hükmü getirilerek,Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki  düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde  Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun Kanundaki yetkileri genişletilerek, yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir.Yine, 6719 sayılı kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen; geçici madde 19; \"Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur\" hükmünü, geçici madde 20; \"Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17. madde hükümleri uygulanır.\" hükmünü içermektedir. Görüldüğü üzere, 6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası  Kanununun 17. maddesine eklenen 10. bend  ile dava konusu uyuşmazlığın da özünü oluşturan bedeller konusunda, davanın açıldığı tarihteki içtihat durumundan farklı ve yeni bir düzenleme getirmiş; hem de, geçici 20. maddeyle, anılan düzenleme devam etmekte olan davalarda da uygulanacak şekilde geçmişe yürütülmüştür. Anılan yasanın bazı maddelerinin Anayasaya aykırılığı iddiası ile Anayasa Mahkemesine yapılan iptal başvurularının  bekletici mesele yapılmamasına ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde , dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı yasanın yürürlük tarihi gözetildiğinde çok sayıda mahkemenin Anayasaya aykırılık başvurularının,  istinafa konu kararın karar tarihi itibariyle yasal karara bağlama süresinin geçtiği ve henüz sonuçlanmadığı, bazı mahkemelerinin başvurularının da usulden reddedildiği  anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi, işin kendisine noksansız olarak gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar( Anayasa m. 152,III; An. Mah. m. 28,IV c,2).  Aksi halde, Anayasa Mahkemesine başvurmuş ve onun kararını beklemekte olan mahkeme, beklemeye son vererek, davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırabilir. Dolayısıyla, mahkemenin, Anayasanın m. 152,III; Any. Mah.Kuruluş Kn m. 28,IV c,2 gereğince, Anayasa Mahkemesine başvurunun esastan incelenmesini beklemeksizin, yürürlükteki 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na, 04.06.2016 tarihli ve 6719 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un hükümlerine göre somut olayı sonuçlandırılması ve Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruları bekletici mesele yapmaması  hukuka aykırı bulunmamıştır. Yine ,davacı tarafça dava konusu bedellerin haksız alındığı iddia edilmekle ,talebin ileri sürülme şekline göre ,mahkemenin taleple bağlılığı gözetilerek, bilirkişi incelemesine yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.Davacı red kararının konusuz kalma kararına çevrilmesini istinaf etmemiş olup, karar şekline göre,lehine vekalet ücreti takdir edilmemesini , davalı taraf da  lehine   vekalet ücreti ve yargılama giderleri  takdir edilmemesini istinafa getirmiştir. O halde, istinaf sebepleriyle sınırlı inceleme yapılacaktır. Davacı mevzuat değişikliği sonrası haksız çıkmış olsa da, dava tarihi itibariyle,  uygulamanın haksız olduğu iddiası ile açmış olduğu bu davasında, davaya konu bedelleri tahsil eden davalı, davanın açılmasına sebebiyet vermiştir. Bu itibarla, dava açıldığı tarihte, yapılan yasa değişikliği henüz ortada bulunmadığından, mahkemece, yasa değişikliği nedeniyle,konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken red kararı verilmesi yasaya uygun değilse de;bu husus taraflarca  istinaf konusu yapılmadığından, inceleme dışı tutulmuştur.  Nitekim,   Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesinin  2017-382 E.sayılı  bu konudaki istinafla sınırlı yaptığı inceleme sonucu, red kararını muhafaza ederek sadece vekalet ücreti ve yargılama giderini düzelterek verdiği  kararının Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin    2017/13884 E.sayılı onaması  da emsal alınarak,davacının  lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi hukuka aykırı olmakla ,davacının istinaf talebinin bu yönden kabulü ile , HMK nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca karar vekalet ücreti yönünden düzeltilerek , yeniden esas hakkında ,davacı lehine AAÜT uyarınca maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekmiştir.Davalı tarafın  istinaf taleplerinin incelenmesiyle,  davacı tarafın dava açıldığı tarihteki mevzuat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 K. sayılı kararı ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararları gereği içtihat durumuna göre dava açmakta haklı olduğu, bu kapsamda kayıp kaçak ve diğer bedellerin tahsilini talep edebileceği dikkate alındığında, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliği ya da içtihadı birleştirme kararı gereği davanın kabul edilmemesi nedeniyle haksız çıkmasına rağmen yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı kuşkusuzdur.Bu itibarla ,davanın yasa değişikliği sebebiyle reddine karar verildiği de gözetilerek,davalı taraf lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi mümkün olmadığından, davalı tarafın istinaf talebinin  yerinde olmadığından ,  HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi  gerekmiştir.<br>K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;A-Davalı tarafın istinaf talebinin HMK nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine,   B-Davacının istinaf talebinin kısmen  kabulü ile  HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf konusu karar  düzeltilerek, yeniden esas hakkında;1-Davanın reddine ,2-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 31,40 TL karar ve ilam harcının  peşin alınan 89,07 TL + 135,86 TL ıslah harcından mahsubu ile fazla alınan 193,53 TL nin talebi halinde  davacı tarafa iadesine,3-Davacıdan alınan toplam 224,93 TL  harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,4-Davacı tarafça yapılan toplam  1.292,75 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,5-Davacı vekille temsil edildiğinden, davacı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan  AAÜT gereğince takdir edilen 1.980,00 TL maktu avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6- Davalı yararına avukatlık ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına,7-Tarafların yatırmış olduğu gider/delil avansı varsa kullanılmayan kısmının, kararın  kesinleşmesinden sonra resen ilgili taraflara iadesine,Peşin alınan istinaf karar harcının, davacı tarafa isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,\tDavacı tarafça istinaf sebebiye yapılan 30,80 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,Davalı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının mahsubu ile bakiye 4,5 TL harcın davalıdan ilk derece mahkemesince tahsiline,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesinleştiğinde istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda ,HMK nun 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21/03/2018<br>  <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c1504227088f1d4d","SID":"c93762a1839831cf"}}