{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2018/2984 <br>KARAR NO\t: 2018/1773<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 27/12/2017<br>NUMARASI\t: 2015/332 E - 2017/1325K<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 10/12/2018<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; abone olan davacıdan, davalı tarafça düzenlenen  elektrik faturalarında, her hangi bir tüketim karşılığı olmayan, kayıp kaçak bedeli gibi bir kısım adlar altında tahakkuk ettirilen ve haksız olarak tahsil edildiğini ileri sürdüğü bedellerden, şimdilik 10.000,00 TL'nin işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılama sırasında, davacı vekili bilirkişi raporu doğrultusunda, taleplerini ıslah ederek 271.22,18 TL'ye yükseltmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, kayıp kaçak ve diğer bedellerin  perakende satış tarifesinin bir unsuru olarak faturalarda yer aldığını, 6446 sayılı EPK'nun verdiği yetki ile bu bedellerin belirlenmesi için alınan EPDK kararlarının ve belirlediği tarifelerin tüm tüzel ve gerçek kişileri bağladığını, kanuni zorunluluklar gereği tahsil edilen bedellerin iadesinin talep edilemeyeceğini beyanla, davanın reddini  talep  etmiştir.Mahkemece, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6719 sayılı yasanın getirdiği düzenleme sebebiyle  dava konusuz kaldığından,  esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına  karar verilmiştir.Söz konusu kararı davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.Davacı tarafça istinaf sebepleri olarak, kayıp kaçak, sayaç okuma, perakende satış hizmet, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedellerinin tüketiciden tahsiline dair EPDK kararı, vergi resmi harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağını düzenleyen anayasa hükmüne aykırı düştüğü, Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 20/10/2014 tarihli, 2014/7090 E. ve 2014/13588 K. sayılı kararında, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin  yasallığı ilkesi yanında ayrıca kayıp-kaçak bedellerinin, EPK'nun düşük maliyetli enerji piyasası oluşturma ilkelerine uygun düşmediğine hükmettiği, her ne kadar Anayasa Mahkemesine yapılmış iptal başvurusu varsa da ,mahkemenin de iddiayı ciddi gördüğü takdirde sorunu Anayasa Mahkemesine iletmesi gerektiği, Anayasa Mahkemesi kararını bekletici mesele yapmak gerekirken, davanın reddine  kararı verilmesinin  isabetli olmadığı gerekçesiyle, karar kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı taraf istinaf sebepleri olarak; kayıp kaçak ve diğer fatura kalemlerinin zaten mevzuatta olduğu ve yürürlükteki mevzuat ile mahkeme kararları arasındaki çelişkiyi kaldırmak için bu kanuni  düzenlemeye gidildiği,yargılama sırasında davacı vekilinin  bilirkişi raporu doğrultusunda, 10.000,00 TL olan taleplerini arttırarak 271.22,18 TL'ye yükselttiği , davacı tarafın  6719 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra  davayı ıslah ettiği , 6446 sayılı Kanunda 6719 Kanun ile yapılan değişiklikten sonra davacının ıslahla arttırdığı kısım yönünden de dava açmakta haklı olmadığı, bu nedenle ıslahla arttırılan kısım yönünden müvekkili şirket lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, ıslah tarihine dikkat edilmeksizin hüküm kurulmasının  hatalı olduğu gerekçeleriyle, davalı aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden kararın kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Dava, aboneden tahsil edilen kayıp kaçak ve diğer bir kısım  bedellerinin  haksız tahsil edildiği iddiası ile istirdadı talebine ilişkindir.HMK 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen  istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme sonucunda; yargılama sırasında 17.06.2016 tarih ve 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren  6719 sayılı Kanunun 21. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Kanunu'nun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; \"Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır\" hükmü getirilerek, Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki  düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde  Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun Kanundaki yetkileri genişletilerek, yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir.Yine, 6719 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen; geçici madde 19; \"Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur\" hükmünü, geçici madde 20; \"Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17. madde hükümleri uygulanır\" hükmünü içermektedir. Görüldüğü üzere, 6719 sayılı Kanunun 21. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 17. maddesine eklenen 10. bend  ile dava konusu uyuşmazlığın da özünü oluşturan bedeller konusunda, davanın açıldığı tarihteki içtihat durumundan farklı ve yeni bir düzenleme getirmiş; hem de, geçici 20. maddeyle, anılan düzenleme devam etmekte olan davalarda da uygulanacak şekilde geçmişe yürütülmüştür.Anılan yasanın bazı maddelerinin Anayasaya aykırılığı iddiası ile Anayasa Mahkemesine yapılan iptal başvurularının bekletici mesele yapılmamasına ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı yasanın yürürlük tarihi gözetildiğinde çok sayıda mahkemenin Anayasaya aykırılık başvurularının,  istinafa konu kararın karar tarihi itibariyle yasal karara bağlama süresinin geçtiği ve henüz sonuçlanmadığı, bazı mahkemelerinin başvurularının da usulden reddedildiği  anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi, işin kendisine noksansız olarak gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. (Anayasa m. 152,III; An. Mah. m. 28,IV c,2) Aksi halde, Anayasa Mahkemesine başvurmuş ve onun kararını beklemekte olan mahkeme, beklemeye son vererek, davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırabilir. Dolayısıyla, mahkemenin, Anayasanın m. 152, III; Any. Mah.Kuruluş Kn m. 28,IV c,2 gereğince, Anayasa Mahkemesine başvurunun esastan incelenmesini beklemeksizin, yürürlükteki 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na, 04.06.2016 tarihli ve 6719 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un hükümlerine göre somut olayı sonuçlandırılması ve Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruları bekletici mesele yapmaması hukuka aykırı bulunmamıştır. Kaldı ki, istinaf incelemesi sırasında 28/12/2017 de Anayasa Mahkemesi bu konudaki muhtelif mahkeme başvurularını reddetmiştir.Bu sebeple ,davacı tarafın istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalı tarafın  istinaf sebeplerinin incelenmesiyle ,6719 Sayılı yasa mahkemece yargılamada alınan 10/06/2016 tarihli bilirkişi raporu sonrasında ,17/0602016 tarihinde   yürürlüğe girmiştir.Davacı tarafça yasanın yürürlüğe girmesinden sonra   15/11/2017 tarihinde , talebin   ıslah yolu ile arttırıldığı ,davacının bu kısım yönünden de haksız olduğu davalı tarafça istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de , davacının  6719 Sayılı  Yasanın  yürürlüğünden önce bu davayı açarak ,kayıp kaçak bedellerinin alınamayacağını ileri sürdüğü gözetildiğinde ,yargılama süresince de aynı iddiasını devam ettirerek ,alınan bilirkişi raporu sebebiyle  talebini arrtırmasına yasa bir engel bulunmamaktadır. Dava sırasında yürürlüğe giren yasayla kayıp kaçak bedellerinin maliyet unsuru olarak , değişik adlarla faturaya yansıtılmasının kabul gördüğü ve eldeki davalara uygulanacağı düzenlendiğinden  dava bu sebeple konusuz kalmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/11/2009 gün, 2009/18-421 E., 2009/526 K. Sayılı ilamında belirttiği üzere, dava tarihinde davasında haklı olan davacının sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle haksız duruma düşmesi söz konusu olmayacaktır. Yargılama sırasında yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliklerinin, dava konusu hakkın özünü ortadan kaldırdığı açıktır. Diğer bir anlatımla, geçmişe etkili yeni yasa nedeniyle dava konusuz kalmıştır. Bu sebeple  mahkemece \"dava konusuz kaldığından; esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına\" karar verilmesi ve HMK 331/1 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve bu kapsamda maktu vekalet ücretinin haksız tarafa yükletilmesinde usul ve hukuka aykırlık bulunmamaktadır. Davalı tarafın ,lehine  nisbi vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine ilişkin  istinaf sebebi yönünden ise, uyuşmazlığın niteliği de gözetildiğinde davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm, esasında dava konusu bedellerin, davalı tarafça alınıp alınamayacağına dair mahkemece yapılan belirlemeye ilişkin  bir tesbit hükmü olduğundan, bu durumda parasal bir talebe ilişkin  olsa da  davada, gerek bu konudaki Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin muhtelif emsal kararları, gerekse açıklanan gerekçe uyarınca Avukatlık Asgari Ücret Tarife'sinin nisbi vekalet ücreti hükümlerinin  uygulanaması sözkonusu olamayacağından , davalı vekilinin istinaf talebi de yerinde görülmemiştir.<br>Bu sebeplerle , HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca tarafların istinaf taleplerinin  ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Davacının ve davalının istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine,<br>Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli  istinaf peşin  karar ve ilam harçları  peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına ve istinaf eden davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına,<br>İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına, <br>İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesinleştiğinde istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 10/12/2018<br>\t<br>          </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"12f2069d747fa87c","SID":"c3c1cd131c41761d"}}