{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>ESAS NO\t: 2018/4506 <br>KARAR NO\t: 2018/1822<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET <br>MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 31/05/2018<br>NUMARASI\t: 2018/34 Esas -  2018/554 Karar<br>DAVA \t: Araç Hasar Tazminatı ( Kasko Poliçesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 26/12/2018<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yeni almış olduğu ancak trafik kaydı tescil edilmemiş olan aracı ile 07/08/2010 tarihinde kaza geçirdiğini ve aracının pert olduğunu, aracın davalı şirkete sigortalı olduğunu,  trafik kazası sonucu hasar gören aracının bedeli olan 20.000,00 TL'nin 19/08/2010 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek en yüksek  ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini  dava ve talep etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, aracın trafik tescil kaydının yapılmasının zorunlu olduğunu, davacının trafik sigortasını yaptırmadan kasko sigortası yaptırmasının kötüniyetli bir davranış olduğunu, bu nedenle öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde haksız açılan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, kazanın meydana geldiği tarih ile dava tarihi arasında 6 yılı aşkın bir süre geçmiş bulunmakla davalı ... şirketinin zamanaşımı itirazı gözönüne alınarak, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda özetle;  2010 yılında meydana gelen zarar için 2011 yılında icra takibi yapıldığını, 6 yıllık yasal  zamanaşımı süresinin Ankara ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile, takibin açıldığı tarih olan 16.03.2011 tarihinden itibaren 6 yıl sayıldığında, 16.03.2017'de sona erdiğini, dava 06.10.2016 tarihinde açıldığından  zamanaşımının dolmadığını, ayrıca aynı dava konusu için daha önceden Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/707 Esas ve 2014/397 K sayılı dosyasında davanın açılmış olup, bu davanın da zamanaşımını kesen hukuki bir işlem olduğunu, zamanaşımının dolmadığını iddia ederek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dava kurumsal tam kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olup, istinaf açısından uyuşmazlık konusu, HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve  istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen  kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Davaya konu araç için davalı ... şirketi nezdinde 04/08/2010-04/08/2011 dönemi için kasko sigortası yapılmıştır. Trafik kazası poliçe yürürlük süresi içerisinde 07/08/2010 tarihinde meydana gelmiştir.  01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 6. maddesi uyarınca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlayan zamanaşımı süreleri eski kanuna tabi olacağından, ihtilafa 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ki zamanaşımı hükümleri ile 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda ki zamanaşımının kesilmesine  ilişkin hükümlerin uygulanması gerekir. 6762 sayılı TTK'nın 1268. maddesi gereğince sigorta sözleşmelerinden doğan  davalar 2 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Aynı Kanun'un 1292 ve 1299. maddelerine göre  zamanaşımı süresinin başlangıcı, alacağın muaccel olduğu gün, yani sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği günden itibaren başlayan 5 günlük ihbar tarihinin son günüdür. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 133/2.maddesinde, bir dava veya defi ile katedilmiş olan müruru zamanın, dava devam ettiği müddetçe iki tarafın muhakemeye müteallik her muamelesinden ve hakimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden cereyana başlayacağı;     Katı, icrai takibattan neşet etmiş ise müruru zaman takibe müteallik her muameleden itibaren yeniden cereyana başlayacağı; aynı Kanun'un 135.maddesinde de zamanaşımının kesilmesi ile bu tarihten itibaren yeni bir sürenin cereyan etmeye başlayacağı düzenlenmiştir.Somut uyuşmazlıkta sigortalı aracın davacının sevk ve idaresindeyken, 07/08/2010 tarihinde kaza gerçekleştiğine göre, kaza tarihi itibariyle davacı rizikonun gerçekleştiğini öğrenmiştir. Bu durumda öğrenme tarihinden itibaren 5 günlük ihbar süresinin son günü olan 12/08/2010 tarihi, zamanaşımının başlangıç tarihidir. Bu tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi 12/08/2012 tarihinde dolacaktır. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 133/2 ve 135.maddeleri gereğince  değerlendirilme yapıldığında; davacı, zamanaşımı süresi içerisinde aynı alacak için Ankara ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 16/03/2011 tarihinde takip başlatmış, borçlunun itirazı üzerine de, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde, 2011/707 Esas sayılı davayı 28/12/2011 tarihinde açmıştır. Bu davada 28.12.2011 tarihli tensip tutanağı ile 18/12/2012, 21/03/2013, 23/05/2013, 03/10/2013, 12/12/2013, 27/03/2014, 24/06/2014, 23/10/2014 ve 28/10/2014 duruşma tarihleri arasında 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Yine  Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2011/707 Esas sayılı dava dosyasının karar  tarihi olan 28/10/2014 ile eldeki davanın açılış tarihi olan 06/10/2016 tarihi arasında da 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu bağlamda, İlk Derece Mahkemesince, davalının zamanaşımı def'i değerlendirilirken, kaza tarihi itibariyle yürürlükte olmayan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun  uygulanması ve bu Kanun'un 1420.maddesi gereğince 6 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>Açıklanan nedenlerle; HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanısına varılmıştır. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere  ;<br>1-Davacı vekilinin istinsaf başvurusunun KABULÜNE, istinaf istemine konu ve başlıkta yazılı İlk Derece Mahkemesi kararının HMK.353/1-a/6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın, yargılamanın devamı için  mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde davacıya İADESİNE,<br>4-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle vekalet  ücreti taktirine yer olmadığına,<br>5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/12/2018<br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d9bef8b7a5acebbd","SID":"227f968f0b7fcb0a"}}