{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2018/3196 Esas<br>KARAR NO\t: 2018/2236<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET<br>MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 02/102018  ( Ara karar ) <br>NUMARASI\t: 2018/1126 Esas <br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 20/12/2018<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREGİ DÜŞÜNÜLDÜ\t\t\t<br>Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır. <br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ile aralarında hizmet alım sözleşmesi bulunduğunu, taraflar arasında düzenlenen  01/01/2009   tarihli sözleşme uyarınca davalıya bağlı çalışan işçilerin sorumluluğunun davalıda olduğunu, işçilerin bir kısmının iş mahkemelerinde açtıkları davaları kazandıklarını, mahkemece tazminattan sorumlu tutulduklarını, ancak tazminattan davalının sorumlu olduğunu, öncelikle dava sonucunu beklemeden mağdur olmamaları için davalının menkul ve gayrı menkul  mallarının 3. kişilere devrinin önlenmesi  amacı ile  tedbir konulmasına karar verilmesini, uğradıkları maddi zarara karşılık fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile 500.000,00 TL maddi, 1.000,00 TL de manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Mahkemece, 02/10/2018 tarihli ihtiyati tedbir talebine ilişkin  ara kararda özetle, davanın konusunun para alacağı olup davalının,  davacı ile akdettiği sözleşme hükümlerine aykırı davranarak davacıyı maddi zarara uğrattığı olgusu ile, varsa maddi zararın miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiği gibi, HMK'nun 389. gereği \"ancak uyuşmazlık konusu şeyler hakkında\" ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinden  davalı adına kayıtlı taşınır taşınmaz mal varlıkları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının uyuşmazlık konusu olmadığından yerinde görülmeyen ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. <br>Davacı vekili süresinde sunduğu  16/10/2018 harç tarihli istinaf dilekçesinde özetle;  dosya kapsamı ile kanuni şartlarının mevcudiyeti sabit olan ihtiyati tedbir  taleplerinin, bu  kurumun hukuken varoluş neden ve gereklerine aykırı düşen bir değerlendirme ile davalarına konu somut olay yönleride gereği gözetilmeksizin reddedilmesi- nin hatalı olduğu, müvekkili şirketin  bu davada haklılığını yaklaşık olarak ispat ettiği, davalı ile kendilerinin birbirlerinden tamamen bağımsız tüzel kişilik oldukları ve farklı alanlarda faaliyet gösterdikleri, davalı firmada çalışacak personelin tüm yasal hak ve yükümlülükle- rinden, iş sözleşmesi ile bağlı olduğu  davalı şirketin sorumlu olduğu,  bu hususun  aralarında yaptığı sözleşmede de hüküm altına alındığı, kendilerine karşı açılan  işe iade  davalarının önemli bir kısımın sonuçlandığı ve zararın meydana geldiği, bu zararın meydana gelmesinden de,  kendi işçisi ile uzlaşmaya gitme yolunu seçmeyen  ve bu davacıyı haksız yere davalılar ile muhatap kılan  davalının sorumlu olduğu, davalının ekonomik güçlük içinde bulunduğu, zaten davalının bu ekonomik sıkıntılardan dolayı  iş davalarına konu  iş akdi fesihlerini gerçekleştirdiği, tüm bu nedenlerle ihtiyati tedbir şartlarının mevcut olmasına rağmen taleplerinin reddine dair verilen karar hatalı olduğundan, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiği hususları istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. <br>HMK 389 maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı, ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebi ile bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağına endişe edilmesi halinde,uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği öngörülmüştür. <br>HMK 390/3 maddesinde de, tedbir talep eden tarafın dayandığı ihtiyati tedbir sebebinin  ve türünü açıkça belirtmesinin yanı sıra, davanın esası yönünden de kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlemesi yapılmıştır. <br>Somut olayda,  davacının tedbir konulmasını istediği davalıya ait menkul ve gayrımenkul mallar ile banka hesapları  HMK 389 maddesinde belirtildiği şekilde \" uyuşmazlık konusu\" olmadığı gibi, davanın bulunduğu aşama itibariyle de,  HMK 390/3 maddesinde  tanımlanan  yaklaşık haklılığın ispatı şartlarının da henüz gerçekleşmemiş olduğu ve bu çerçevede HMK 389 ve devam maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir şartlarının bulunmadığı anlaşıldığından ilk derede mahkemesince verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine dair  karar isabetli olduğundan istinaf başvurusunun esastan reddine dair  aşağıdaki karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-İstanbul Anadolu  6. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2018/1126 Esas sayılı dosyasından verilen  02/10/2018 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan  davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK ' nın  353/1.b.1 Maddesi gereğince esastan  REDDİNE, <br>2- İstinaf harçları peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>3- Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>4- İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti taktirine yer olmadığına,<br> Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1- f bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 20/12/2018 <br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a2e23c6e3f683ef8","SID":"bdb33b907402eaca"}}