{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>1.FİKRÎ VE SINAÎ <br>HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>\t\t                       <br>ESAS NO\t: 2018/181 Esas<br>KARAR NO\t: 2018/448<br><br>DAVA\t: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 15/04/2013<br>KARAR TARİHİ\t: 22/11/2018<br><br>Taraflar arasında görülen davada İstanbul(Kapatılan) 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen  2013/87 Esas -2015/76 karar sayılı kararı bozan Daire'nin sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş, dosya temyiz aşamasındayken HSK’nun  02/08/2017 tarihli ve 1071 sayılı kararı uyarınca İstanbul 3 ve 4. FSH Hukuk Mahkemelerinin 08/08/2017 tarihi itibarıyla faaliyetlerinin durdurulmasına, 3. FSH Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan dava, iş ve arşiv dosyalarının 1. FSH Hukuk Mahkemesine devrine karar verilmiş ve dava dosyası bozularak mahkememize iade edilmesi üzerine  uyap tevzii bürosunca mahkememizin 2018/181   esas numarasına kayıtlanarak, taraflara bozma ilamı tebliğ edilmiş, bozma ilamına uyularak  yargılamaya mahkememizde devam edilmiştir<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;<br>İDDİA;  Davacı- karşı davalı vekili, asıl dava yönünden müvekkilinin dünyanın önde gelen sabun ve kişisel bakım ürünleri üreticilerden biri olduğunu, ... sayılı \"...\", ... sayılı \"...\" ve .. sayılı ...\", ... sayılı markalarının ve  \"...\" ibareli çok sayıda markasının olduğunu, TPE nezdinde  tescilli olduğunu, davalı tarafından kurulan okulların faaliyetleri ile bu okulların tanıtım ve  reklamlarında  müvekkil  marka  ve logolarının aynen kullanıldığını, müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğini iddia ederek tecavüzün tespiti ve tecavüz teşkil eden fiillerin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı dava yönünden de davanın reddini istemiştir.<br>SAVUNMA; Davalı-karşı davacı vekili, asıl dava yönünden davacının müvekkilinin kullanımından başından bu yana haberdar olduğunu, davacının sessiz kalma yoluyla dava açma hakkını kaybettiğini, \"...\" ibaresinin müvekkilinin kurucularının soy ismi olduğunu, söz konusu markanın dürüstçe kullanılmakta olduğunu, müvekkilinin kullanımının davacının marka hakkına tecavüz yaratmadığını savunarak davanın reddini istemiş, karşı dava yönünden ise davalı adına tescilli \"...\" ibareli markalarının 556 sayılı KHK 42-c maddesi uyarınca hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE<br>Bızma kararı öncesinde; Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; asıl davaya dayanak davacının ... sayılı markanın yenilenmediğinden dava tarihinden önce  geçersiz olduğu, bu marka ile ilgili tecavüzün tespiti ve men'ine yönelik talebin reddi gerektiği, asıl davaya dayanak olan ... ve ... sayılı markalar ile ilgili olarak davalı tarafından  ‘...’ ibaresinin davalı tarafından kullanımının markaya tecavüz fiilini oluşturduğu, asıl davanın bu iki marka yönünden kısmen kabulü ile davalı yanın tecavüzünün men ve ref'i gerektiği, karşı dava yönünden davalı adına tescilli ... sayılı ve ... sayılı markanın yenilenmeyerek geçersiz kaldığı, bu iki marka yönünden  davanın  konusunun  kalmaması  sebebiyle  karşı  davanın reddi gerektiği, ... sayılı markanın ise tescil tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin dolmadığından reddi gerektiği, ..., ..., ... ve ... sayılı markaların dava tarihinden önceki 5 yıllık dönemde kullanılmadığı 556 sayılı KHK'nin 14. maddesi kapsamında  kullanmama nedeni ile iptallerine karar  verilmesi gerektiği, ..., ..., ..., ..., ... ve ... sayılı markaların ise dava tarihinden önceki 5 yıllık dönemde kullanılmayan bir kısım emtialar yönünden  556 sayılı KHK'nin 14. maddesi kapsamında  kullanmama nedeni ile iptallerine karar  verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı davacı - karşı davalı temyiz etmiş ve Yargıtay 11.HD'nin 2016/7138 esas, 2018/984 karar sayılı bozma ilamı gerekçesinde”....1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı- karşı davalı Evyap vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.<br>2-Karşı dava kullanmama nedeniyle markanın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 06/01/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14/12/2016 tarih, 2016/148  E - 2016/189 K. sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nin 14. maddesinin iptaline karar verilmiştir. Bu itibarla, mahkemece anılan hususta değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir  karar verilmek üzere hükmün  bozulması gerekmiştir. 3-Bozma sebep ve şekline göre de davacı-karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz isteminin şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı- karşı davalı ... vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada verilen kararın  ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, karşı davada verilen kararın BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı ... vekilinin karşı davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,..” karar verildiği ve dosya  uyap tevzii bürosunca mahkememizin 2018/181 Esas numarasına kayıtlanarak, taraflara bozma ilamı tebliğ edilmiştir.<br>Taraflar karşılıklı olarak davadan feragat ettiklerini bildirmişlerdir.<br>Kesinleşen konular ayrık olmak üzere bozma ilamı kapsamına göre tarafların faragat beyanları dikkate alınarak karşı davanın HMK 307. maddesi kapsamına göre feragat nedeniyle reddine karar verilerek  yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre aşağıdaki şekilde hüküm oluşturmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM;Yukarıda açıklanan gerekçe kapsamına göre, <br>1-ASIL DAVA yönünden kesinleşmiş olan konularda yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına, kesinleşmeyen konular yönünden davalı vekilinin 22/11/2018 tarihli oturumdaki kabul beyanı dikkate alınarak kesinleşmeyen konular yönünden davanın kabulüne, <br>2- KARŞI DAVA YÖNÜNDEN; Davacı vekilinin 22/11/2018 tarihli celsedeki feragat beyanı dikkate alınarak davanın feragat nedeni ile reddine, <br>3-Asıl davada, 31,40 TL ilam harcının bozma öncesi harçtan mahsubu ile eksik kalan 3,70 TL harcın davalıdan tahsiline,<br>4-Karşı davada, 31,40 TL peşin harcın 27,70 bozma öncesi haçtan mahsubu ile eksik kalan 3,70 TL harcın karşı davacıdan tahsiline,<br>5-Davacı karşı davalı tarafından bozma öncesi yapılan 262,20 TL yargılama giderinin davalı karşı davacıdan tahsiline,<br>6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,  <br> Dair karar  taraf vekillerinin yüzlerine karşı,  gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren  2 haftalık süre içinde YARGITAY NEZDİNDE TEMYİZ YASA YOLU açı olmak üzere  karar verilip tefhim kılındı.22/11/2018<br><br>Katip ...<br>   ¸e-imzalıdır <br> <br> <br>Hakim ...<br>        ¸e-imzalıdır  <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9e7b9a494204dd50","SID":"baadf00c74a33dd7"}}