{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2018/1860 <br>KARAR NO\t: 2018/1346<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 12/07/2018 Tarihli Ara Karar <br>NUMARASI\t: 2018/483 Esas <br>TALEP\t: GK Kararının icrasının durdulması <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/11/2018 (25/11/2018 yazım tarihli )<br>İhtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin 12/07/2018 tarihli ara kararın davacı vekilince istinafı üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü. <br>DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin paydaşı olup , şirketin 14.05.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda alınan 6 nolu kararla müvekkilinin ibra edilmeyerek  hakkında sorumluluk davası açılmasına,7 nolu kararla,esas sözleşmeye aykırı olarak kendisi yerine hakim ortak tarafından önerilen ...'ın YK üyesi olarak atanmasına karar verildiğini,hakim ortak tarafından atanmış olan 3 yönetim kurulu üyesinin kendi hisselerine tekabül eden oylarla  ibra edilmesine rağmen müvekkilinin ibra edilmemesinin TTK 357 maddesinde öngörülen eşit davranma ilkesine ve dolayısıyla dürüstlük kuralına aykırı olduğunu,azlık hissedarları tarafından aday gösterilen müvekkilinin yönetim kuruluna atanmayarak tüm yönetim kurulu üyelerinin hakim ortak tarafından aday gösterilen üyelerden atanmasının esas sözleşmenin 12. maddesine aykırı olduğunu,zira bu madde ile hakim ortağın 3 , diğer azınlık hissedarlarında 1 YK üyelik hakkı bulunduğunu, TTK.nun 360 maddesi gereği, YKnda temsil edilme hakkına sahip grup yada azınlık tarafından aday önerilmesi yönteminin tercih edilmesinin bağlayı olduğu, önerilen adayın haklı nedenle seçilememesi dışında, genel kurulun bu aday dışında başka bir kişiyi üye olarak seçemeyeceğini, TTK.nun 449 maddesi gereği, kararın icrasının pay sahipleri bakımından telafisi güç veya imkansız zararlara neden olacak nitelikte olması halinde icranın durdurulmasına karar  verilmesi gerekeceği genel kurulda alınan 6 ve 7 nolu kararların yürütmesinin durdurulması kararı verilmesini  talep etmiştir.<br>CEVAP:   Davalı  vekili ; genel kurul kararından sonra istifa eden YK üyesi yerine davacının seçildiğinin davacıya 01.06.2018 tarihli noterlik ihtarıyla bildirilmesine rağmen  şart koşarak bunu kabul etmediğini, bu nedenle yönetim kurulu üyeliğine seçilmeme kararının konusuz kaldığı gibi, bu durumun davacı taraf için herhangi bir surette telafisi zor veya imkansız zarara yol açmayacağı gerçeğini ortaya çıkardığını, yine ibra edilmeme kararının yürütmesinin durdurulmamasının ne gibi telafisi imkansız zarara yolaçacağının açıklanmadığı, davacı tarafındanda diğer YK üyelerinin ibra edilmemesine rağmen kendi ibra edilmemesini iptal davasına konu etmesinin çelişkili davranış yasağı kapsamında kaldığını belirterek davanın  ve yürütmeyi durdurma taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.          <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece 12/07/2018 tarihli ara karar ile; Anonim Şirket Genel Kurul Kararı aleyhine dava açılması kararın geçerliliğini etkilemeyeceğinden, uyuşmazlık konusu kararın uygulanmasının devamında önlenemeyecek zararların olacağı kanısına varılmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafın ve diğer azınlık hissedarlarının ihtiyati tedbir verilmemesi nedeniyle ciddi ve geri dönülemez zararlara uğrayacağı,müvekkilinin aktif olarak davalı şirketin yönetimine katılamıyor olması nedeniyle ekonomik olarak zor durumda olan davalı şirketin hakim hissedarı konumunda bulunan ... Holding'in Bankalardan yapılandırma talebinde bulunduğuda gözetildiğinde, davalı ... altından kalkamayacağı ve geri dönülemez taahhütler altına sokabileceği, davalı şirkette CEO olarak görev yapması ve aylık ücretinin 30.000 USD olması nedeniyle yürütmenin durdurulmaması halinde alacağı bu ücretin tahsilinin imkansız hale gelebileceğini, ileri sürülerek,davada verilen ara kararın kaldırılmasına,yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini istemiştir. <br>GEREKÇE:   Talep, TTK'nın 449. maddesi uyarınca, genel kurul kararlarının iptali davasında, dava konusu genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılması istemine ilişkindir.Mahkemece  yönetim kurulu üyelerinin görüşünün alınması yönündeki şart yerine getirilmiştir..<br>TTK'nın 449. maddesinde hangi hallerde bu geçici hukuki koruma kararının verileceği özel olarak düzenlenmediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılabilir. HMK'nın 389. maddesi uyarınca, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir.\" şeklindedir.\tAynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.<br> Somut olayda;14.05.2018 tarihli olağan genel  kurul toplantısında alınan davacının ibra edilmeyip hakkında sorumluluk davası açılması ve YK üyesi olarak atanmamasına ilişkin 6 ve 7 nolu kararların yürütmesinin durdurulmaması halinde,beyanları alınan YK üyelerinin olumsuz görüş bildirmiş olmaları da gözetildiğinde, hakkın elde edilmesi veya önemli ölçüde zorlaşacağına ilişkin yaklaşık kanat oluşturacak bir bilgi ve belgenin dosya  kapsamında olmaması,tedbir kararı verilmemesi halinde  ciddi bir zararın doğacağına dair emarelerin de bulunmadığı, tarafların menfaat dengelerinin de gözetilerek ilk derece mahkemesince icranın durdurulması talebinin reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden davacı /ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.\t<br>HÜKÜM \t:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,<br>Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine .<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362.f maddesi uyarınca kesin olmak üzere   oy birliği ile karar verildi. 01/11/2018<br>\t<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"db1bd35625994670","SID":"8b214770da0ea25a"}}