{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2017/2048 <br>KARAR NO\t: 2018/1343<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/05/2017<br>NUMARASI\t\t: 2016/543 E - 2017/412 K<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 16/10/2018<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; abone olan davacıdan, davalı tarafça düzenlenen  elektrik faturalarında, her hangi bir tüketim karşılığı olmayan, kayıp kaçak bedeli gibi bir kısım adlar altında tahakkuk ettirilen ve haksız olarak tahsil edildiğini ileri sürdüğü bedellerden, şimdilik 1.000,00 TL'nin ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı  vekili cevap dilekçesinde  özetle, özetle; elektrik faturalarında yer alan kayıp kaçak ve diğer bedellerin  perakende satış tarifesinin bir unsuru olarak faturalarda yer aldığını, bu bedellerin belirlenmesi için alınan EPDK kararının  tüm tüzel ve gerçek kişileri bağladığını, kanuni zorunluluklar gereği tahsil edilen bedellerin 6719 sayılı yasa ile maliyet unsuru olarak düzenlendiğini beyanla, davanın reddini  talep  etmiştir.<br>Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.<br>Söz konusu kararı davalı vekili istinaf etmiştir. İstinaf dilekçesinde; dava konusu bedellerin 6719 sayılı yasanın yürürlüğünden önceki mevzuata göre de alınması gerekli bedeller olduğunu, söz konusu yasanın bu duruma sadece açıklık getirdiğini, kararda aleyhlerine  yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Gerekçeli karar, istinaf eden davalıya 18/08/2017 tarihinde tebliğ edilmiş olup, istinaf için sürenin sonu 01/09/2017'dir. Ancak, adli tatil bittikten sonra, sürenin son günü olan 01/09/2017 tarihi, o yıl için resmi bayram tatiline denk geldiğinden, HMK 93. maddesi uyarınca, sürenin son gününün denk geldiği resmi tatil bitimini takip eden ilk iş günü, 04/09/2017'de istinaf süresi bittiği halde, süre geçirilerek, 06/09/2017 tarihinde istinaf dilekçesi verildiği ve harcın da aynı tarihte yatırıldığı tespit edilmiştir. Somut olayda \"sürenin sonu adli tatil zamanına rastlamadığından, 01/09/2017 tarihine rastladığı için\" HMK 104. maddesinin uygulanma olanağı yoktur.<br>Açıklanan nedenlerle; HMK 93, 345 , 346 ve 352/1-c maddeleri uyarınca davalı istinaf dilekçesinin süresinde verilmediğinden reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Davalının istinaf dilekçesinin HMK 352/1-c, 345 ve 346. maddeleri uyarınca süresinde verilmediğinden reddine,<br>Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,<br>İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,\t<br>Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16/10/2018<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"86d53129ed722ac8","SID":"dcf448460025f121"}}