{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2017/1958 <br>KARAR NO\t: 2018/774<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/03/2017<br>NUMARASI\t\t: 2016/496 E- 2017/261K<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br>KARAR TARİHİ\t:21/06/2018<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davaci vekili dava dilekçesinde özetle, davacı  şirketin   iş  yerindeki  aboneliğinin   başlangıç  tarihinden  itibaren ödemiş  olduğu elektrik faturaları  üzerinden davalı tarafça  kayıp-kaçak bedeli, dağıtım bedeli, sayaç okuma  bedeli, perakende satış hizmeti bedeli ve iletim alındığını, davalı  şirket  tarafından  alınan  bu  bedillerin  haksız  ve hukuka  aykırı  olduğunu ileri sürerek , tahsil  edilen  bedellerin şimdilik  fazlaya  ilişkin  hakları  saklı  kalmak  kaydı  ile 500.00 TL  lik  kısmının  davanın  açıldığı tarihten  itibaren  işleyecek  ticari   faizi  ile  birlikte davalıdan tahsiline   karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili  cevap dilekçesinde özetle , 6719 Sayılı Kanunla 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununda yapılan  değişiklikle  davanın dayanaksız kaldığını, bu bedellerin tahsilinin yasal bir yükümlülük olduğunu beyanla, davanın  reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonunda , yargılama sırasında yürürlüğe giren 6446 sayılı Kanunun 6719 sayılı Kanunla değişik 17.maddesi 10 fıkra hükmü ve geçici 20. maddesi doğrultusunda talebin yasal dayanağı bulunmadığı gerekçesi ile ,davanın reddine karar verilmiştir.<br>Sözkonusu kararı davacı vekili istinaf etmiştir.Davacı taraf , dava konusu bedellerin hukuka aykırı olarak tahsil edildiğini, mahkemenin yürürlüğe giren  6719 sayılı yasanın Anayasa'ya aykırılığı ile ilgili olarak yapılan başvuruların sonuçlanmasının beklenmediğini , bu yasanın getirdiği düzenlemenin kanunların geriye yürümezliği şeklindeki Anayasal ilkeyi de ihlal ettiğini  ,kabul anlamına gelmemek kaydıyla  davacı lehine yargılama gideri ve  vekalet ücretine hükmedilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu    istinaf sebepleri olarak ileri sürmüş,kararın kaldırılmasını,davanın kabulüne karar verilmesini  talep etmiştir.\t<br>...nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen   istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme  sonucunda; yargılama sırasında 17.06.2016 tarih ve 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren  6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Kanunu'nun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; \"Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.\" hükmü getirilerek,Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki  düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde  Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun Kanundaki yetkileri genişletilerek, yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir.<br>Yine, 6719 sayılı kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen; geçici madde 19; \"Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur\" hükmünü, geçici madde 20; \"Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17. madde hükümleri uygulanır.\" hükmünü içermektedir. Görüldüğü üzere, 6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası  Kanununun 17. maddesine eklenen 10. bend  ile dava konusu uyuşmazlığın da özünü oluşturan bedeller konusunda, davanın açıldığı tarihteki içtihat durumundan farklı ve yeni bir düzenleme getirmiş; hem de, geçici 20. maddeyle, anılan düzenleme devam etmekte olan davalarda da uygulanacak şekilde geçmişe yürütülmüştür.<br> Anılan yasanın bazı maddelerinin Anayasaya aykırılığı iddiası ile Anayasa Mahkemesine yapılan iptal başvurularının  bekletici mesele yapılmamasına ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde , dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı yasanın yürürlük tarihi gözetildiğinde çok sayıda mahkemenin Anayasaya aykırılık başvurularının,  istinafa konu kararın karar tarihi itibariyle yasal karara bağlama süresinin geçtiği ve henüz sonuçlanmadığı, bazı mahkemelerinin başvurularının da usulden reddedildiği  anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi, işin kendisine noksansız olarak gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar( Anayasa m. 152,III; An. Mah. m. 28,IV c,2).  Aksi halde, Anayasa Mahkemesine başvurmuş ve onun kararını beklemekte olan mahkeme, beklemeye son vererek, davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırabilir. Dolayısıyla, mahkemenin, Anayasanın m. 152,III; Any. Mah.Kuruluş Kn m. 28,IV c,2 gereğince, Anayasa Mahkemesine başvurunun esastan incelenmesini beklemeksizin, yürürlükteki 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na, 04.06.2016 tarihli ve 6719 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un hükümlerine göre somut olayı sonuçlandırılması ve Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruları bekletici mesele yapmaması hukuka aykırı bulunmamıştır.<br>Davacı red kararını  konusuz kalmadan dolayı karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiğinden  dolayı istinaf etmemiş ,sadece davanın  kabulü gerektiği ve  vekalet ücreti ve yargılama giderleri  takdir edilmemesini istinafa getirmiştir. O halde, istinaf sebepleriyle sınırlı inceleme yapılacaktır.Davacı mevzuat değişikliği sonrası haksız çıkmış olsa da, dava tarihi itibariyle,  uygulamanın haksız olduğu iddiası ile açmış olduğu bu davasında, davaya konu bedelleri tahsil eden davalı, davanın açılmasına sebebiyet vermiştir. Bu itibarla, dava açıldığı tarihte, yapılan yasa değişikliği henüz ortada bulunmadığından, mahkemece, yasa değişikliği nedeniyle,konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken red kararı verilmesi yasaya uygun değilse de;bu husus  davacı tarafça istinaf konusu yapılmadığından, inceleme dışı tutulmuştur.  Nitekim,  Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesinin  2017-382 E.sayılı  bu konudaki istinafla sınırlı yaptığı inceleme sonucu, red kararını muhafaza ederek sadece vekalet ücreti ve yargılama giderini düzelterek verdiği  kararının Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin   2017/13884 E.sayılı onamaları da emsal alınarak, red kararı muhafaza edilmek suretiyle ,  dava açıldığı tarihte davacı tarafın haklı olması sebebiyle, davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin ve bu giderlere dahil olan maktu vekalet ücretinin davalı taraftan  tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin  usul ve hukuka aykırı olduğu ve  bu hususta yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden HMK nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca karar düzeltilerek, yeniden esas hakkında aşağıda yazılı olduğu şekilde  karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Davacının istinaf talebinin kısmen kabulü ile ,sair istinaf taleplerinin reddine, ancak ilk derece mahkemesi kararı HMK 353/1-b-2 maddesi gereği düzeltilerek,<br>1-Davanın reddine ,<br>2-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 31,40 TL karar ve ilam harcından  peşin alınan  29,20 TL harcın mahsubu ile 2,20 TL  bakiye karar ve ilam harcının davalı taraftan tahsiline ,<br>3-Davacıdan alınan 31,40  TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>4- Davacı vekille temsil edildiğinden, davacı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan  AAÜT gereğince takdir edilen 1.980,00 TL maktu avukatlık ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,<br>5-Davacı tarafça yapılan toplam  917,50 TL  yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,<br>6-Davalı tarafça  yapılan masrafın üzerinde  bırakılmasına ,davalı lehine  vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Tarafların yatırmış olduğu gider/delil avansından varsa kullanılmayan kısmının, kararın  kesinleşmesinden sonra resen ilgili taraflara iadesine,<br>Peşin alınan istinaf karar harcının, davacı tarafa isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,<br>Davacı tarafça istinaf sebebiye yapılan toplam 17,-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesinleştiğinde istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda  HMK 361. maddesi gereği gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.  21/06/2018<br><br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ff44cd037ae8c764","SID":"b9d48631e6e2012f"}}