{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2018/111 <br>KARAR NO\t: 2018/630 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>İ S T İ N A F   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME\t: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ \t: 07/12/2017 <br>DOSYA NUMARASI : 2014/1121 Esas - 2017/861 Karar <br>DAVA\t: Tazminat ( Şirket Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ \t: 27/06/2018 <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul Ticaret Sicil  Müdürlüğü' nün... sicil nosunda kayıtlı müvekkili şirketin 2009 yılında 100.000,00- TL sermaye ile  kurucu ortaklar % 60 hissesi  ...  % 40 hissesi ...' a ait olmak üzere kurulduğunu,  şirketin kuruluşunda ... ile  birlikte davalı ...' ın temsil ve ilzama yetkili kılındığını,...'ın 02.09.2013 tarih 8395 sayılı ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı  üzere uhdesindeki 1.600 paya isabet eden 40 hisseyi davalı ...' a devrederek şirket müdürlüğünden ayrıldığını, yerine davalının  müvekkili şirketi münferiden temsil ve ilzama  yetkili kılındığını, 02.09.2013 tarihinden sonra davalının şirket hesaplarını düzgün tutmadığını ve şirket  borçlarını ödemediğini, diğer ortakların şahsi  kefaleti bulunan  şirket borçlarını ödemediğinden kurucu ortakların kefalet verdikleri ve şirket adına aldıkları borçları şahsi hesaplarından ödemek zorunda kaldıklarını, şirketin  hukuka uygun olarak  idare edilmemesi nedeniyle  davalının  şirketin acze düşmesine sebebiyet verdiğini, şirketin ekonomik durumunun davalının kötü yönetimi nedeniyle giderek bozulması  karşısında kurucu ortakların genel kurul yapılması talebini kabul etmedigini,  bunun üzerine davalı  dışındaki diğer ortakların Bakırköy 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/28 esas sayılı dosyası ile açtıkları dava sonucunda 05.06.2014  tarih 2014/184  karar sayılı ilam gereğince  şirkete  genel kurulu toplayıp belirlenen gündem maddelerini karara bağlamak üzere kayyım tayin edilmesi üzerine 15.09.2014 tarih ...sayılı ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği üzere  mahkemece belirlenen gündem  maddelerinin genel kurul tarafından görüşüldüğünü ve davalının  şirketi zarara uğratması nedeniyle şirket müdürlüğünden azline karar verildiğini, müvekkili  şirket müdürü ...tarafından şirketin ticari defter ve banka hesaplarının incelenmesinde  banka kredi  borçları  ile bir kısım  firmalara olan borçların bilançoda gösterilmediğinin,  şirket hesaplarında yaptığı usulsüzlüklerle davalının kendine haksız kazanç sağladığının tespit edildiğini, davalı hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/105088 soruşturma nolu dosyası ile şikayette bulunduklarını belirterek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00- TL  alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile  birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, belirtilen zararların  müvekkilinin hangi tarihte yaptığı, hangi işlem ya da işlemler sonucu oluştuğunu net ve somut olarak ortaya koymadığını,  şirket ticari defter ve kayıtlarının  şirketin  diğer hissedarı  ve aslında davanın asıl ikame edeni olan  ... yedinde bulunması nedeniyle davaya ayrıntılı cevap verme imkanı bulunmadığını,  müvekkilinin davacı  şirket bünyesinde müdür olarak görev yaptığı süre içinde  şirketin ve şirketin ticari işletmesi olan Tekirdağ ili...  Alışveriş Merkezinde bulunan ... isimli işyerinin  layıkı ile idaresi için üzerine düşen her türlü görevi ihtimamla yerine getirdiğini,  dava dilekçesinde belirtildiğinin aksine şirketin kendisini münferit yetkili müdür olarak atamasından önceki  dönemde doğmuş bulunan banka kredi, vergi ve sigorta prim borçlarını  dahi  ödediğini veya ilgili kurumlarla görüşerek borçları taksitlendirdiğini,  şirket borçlarının  diğer ortakların  ve müvekkilinden önce  müdürlük yapan... isimli ortağın ilgisizliği nedeniyle katlanıp  büyüdüğünü, yine müvekkilinin müdür olduğu dönemde  diğer ortak ...'ın müvekkilinin bulunmadığı zamanlarda Tekirdağ ilindeki .. . isimli işletmeye gelerek  eşi ... ile birlikte şirketin % 60 hissesine sahip olması hususunu baskı aracı olarak kullanarak işletme kasasından 40.000,00- TL yi aşan  miktarda elden ödeme aldığını, resmi dayanağı olmayan bu ödemelerin, müvekkilinin kusuru olmaksızın muhasebe kayıtlarına yansıtılmamış olabileceğini, ancak işletme çalışanlarının keyfiyete ilişkin tuttuğu tutanakların mahkemeye ibraz edileceğini,  huzurdaki davanın asıl sebebinin ise şirket hissedarı  ...'ın müvekkilini şirket yönetiminden  ve ortaklıktan uzaklaştırmak ve  şirket kârını müvekkilinle paylaşmamak olduğunu, müvekkilinin bir yıl içinde asılsız iddialarla 3 kez Savcılığa şikayet edildiğini, şikayetler sonucunda Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/9010 soruşturma ve 2014/5564 karar, 2014/9659  soruşturma ve 2014/6053 karar sayılı ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/105088 soruşturma sayılı dosyaları üzerinden takipsizlik kararları verildiğini, ayrıca ...'ın  müvekkilinin müdürlük yetki ve süresi devam etmekte olmasına rağmen  mahkeme kararı ile kayyım tayini ve ortaklar kurulu toplantısı yapılmasını,  eşi ile birlikte sahip olduğu hisse ve oy hakkı çoğunluğunu  kullanarak müvekkilinin azlini ve kendisinin müdür olarak atanmasını sağladığını, müvekkilinin  müdürlük görevi süresince şirketin kârlılığını arttırmak için arabasını satıp bedelini şirket borçları için kullandığını, şirketi layıkı ile  idare ettiğini belirterek  haksız ve mesnetsiz davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 07/12/2017 tarih ve 2014/1121 Esas - 2017/861 Karar sayılı gerekçeli kararı ile; \" ...  sorumluluk davalarında zararın ispatının davacıda olduğu, her türlü defter ve kaydı elinde bulunduran davacının, davalı tarafından sebebiyet verildiğini iddia ettiği  zararların ispatını sağlayacak kasa sayım tutanağı sunamadığı,...Bankasından kullanılan kredinin davalının şirket müdürlüğünden azlinden sonraki  dönemde çekildiği, diğer bankalara olan borçların yapılandırılması suretiyle ödemelerin düzenli yapıldığı, kredi hesaplarının kat edilmediği, şirketin kredi hesabının yapılandırılmasının usulsüz işlemler yapıldığını göstermediği, diğer bir ifadeyle borç yapılandırılmasının usulsüz bir işlemin ispat aracı olamayacağı, İstanbul ...İcra Müdürlüğü  takip dosyalarına konu bonoların tanzim tarihlerinde (11.04.2013, 29.05.2013 ) davacı şirketin müdürünün davalı ... olmadığı,  Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/7 Esas sayılı menfi tespit dosyasına konu olan 25.07.2014 tanzim tarihli 2 adet bononun ise davacı şirket ticari defterlerinde sipariş avans  hesabında kayıtlı olduğu, hali hazırda menfi tespit davasının devam ettiği, davacının anılan bonolardan dolayı zarara uğratıldığı iddiasının da ispata muhtaç kaldığı sonucuna varılmakla davanın reddine ... \"  karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; <br>İşbu dava ile hedeflenen amacın, davalının müdür olarak görev yaptığı dönemde şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığının, zarara uğratıldıysa ne kadarlık bir zararın söz konusu olduğunu tespit etmekten ibaret olmasına rağmen mahkemece eksik ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu ile hüküm kurduğunu, gerçekten de işbu dosyada davalının davacı müvekkili şirketi zarara uğrattığına dair iddialarının banka kayıtları, bilanço kayıtları, mizan vs delillerle sabit olmasına rağmen bilirkişilerce tüm bu delillerinin yok sayılarak bu iddianın salt kasa sayım tutanağı ile ispatlanabileceği şekilde görüş bildirmesinin görev sınırlarını aştığını kanıtladığını, şirketin zararının olup olmadığının tespiti için bilirkişilerce tek delilin kasa sayım tutanağı olarak görülmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, <br>Tutanağın olmamasının davalıdan kaynaklandığını, davalı tarafın şirketi kötü yönettiğini, bu nedenle müvekkil şirket yetkililerinin mahkemeye başvurarak şirkete kayyum atanmasını istediklerini; davalı tarafın, şirket müdürü ve ortağı olarak üzerine düşen yasal ve sözleşmeden kaynaklı sorumlulukları yerine getirmediğini, hazırlaması gereken bilanço ve gelir gider tablolarını hazırlamadığı, genel kurulu yasal süreler içinde toplantıya çağırmaması nedeniyle müdürlük görevinden azline karar verildiğini, şirkete ait herhangi bir muhasebe evrakını usulüne uygun tutmayan, kasa tutanağını hazırlamayan davalının bu davranışları nedeniyle müvekkil şirketi zarara uğrattığını, bu nedenle belirtilen hususun olmamasının davalı aleyhine olacak şekilde değerlendirilmesi gerektiğini, <br>İleri sürerek; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2014/1121 Esas  2017/861 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İNCELEME VE DEĞERLENDİRME: <br> Dava, limited şirket müdürü olarak görev yapan davacı şirket ortağının  davacı şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı  sorumluluk davası olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın esastan reddine  karar verilmiştir. <br>Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga 6762 sayılı TKK' nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nin 618/3-c maddesi ve 644. maddesi yollamasıyla 553. madde ve 408/1 ve 479/3-c maddelerindeki düzenlemeler karşısında limited şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 14/11/2017 tarih 2016/12185 esas 2017/6141 karar sayılılı ilamı) <br>Yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere  göre, sorumluluk davasının açılabilmesi için, bu yönde alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunması gerekmekte olup,  bu husus dava şartıdır. Bu  nedenle, dava konusu olayda sorumluluk davası açılması için alınmış bir genel kurulu kararı bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması, bulunmaması halinde bu hususun yargılama sırasında tamamlanabileceği gözetilerek, genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa mehil ve gerektiğinde kesin mehil verildikten sonra sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmadığından; davacının esasa yönelik istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin  HMK' nın 353/1-a/4 ve 355. maddeleri gereğince ilk derece mahkemesinin kararının resen  kaldırılarak yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM \t: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>Davacı tarafın istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepleri incelenmeksizin; <br>1-Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 07/12/2017 tarih ve 2014/1121 Esas  2017/861 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a/4 ve HMK 355 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf yönünden davacı tarafça yatırılan 98,10 TL başvuru harcının hazineye gelir kaydına, 35,90 TL karar harcının talep halinde iadesine, <br>3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan  36,10 TL posta gideri ile 98,10 TL ve istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>4-İstinaf yönünden artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, <br>5-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/06/2018 tarihinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. \t<br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8afafa2f96f32c1e","SID":"96df596bd85511b7"}}