{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2018/250 <br>KARAR NO\t: 2018/495<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/10/2017<br>NUMARASI\t\t: 2016/678 E - 2017/1064 K<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 27/04/2018<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ,davacının Ocak 2011-Nisan 2015 tarihleri arasında davalıdan  elektrik  satın almış olduğunu, davacı  adına düzenlenen faturalara kayıp-kaçak, dağıtım, PSH, iletim sistemi kullanım ve KDV bedellerinin yansıtıldığını, tahsil edilen bedellerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu  ileri sürerek, şimdilik haksız olarak tahsil edilen kayıp kaçak bedeli için 200,00 TL, PSH bedeli için 200,00 TL, dağıtım bedeli için 200,00 TL, KDV için 200,00 TL ve iletim sistemi kullanım bedeli için 200,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek  avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde usuli itirazları ile birlikte ,davacı iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalının  EPDK tarafından belirlenen tarifeyi değiştiremeyeceğini, ayrıca 6446 Sayılı Kanunun ilgili hükümlerini değiştiren 6719 Sayılı Kanunun belirtilen hükümlerinin aynı zamanda devam eden uyuşmazlıklara da uygulanacağının yasa metninde açıkça belirtilmiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Mahkemece ,konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>Sözkonusu kararı ,taraf vekilleri istinaf etmiştir.Davacı tarafça istinaf sebepleri olarak, 6719 sayılı yasanın olaya uygulanması ile  Kanunların geriye yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği ,ayrıca Anayasa mahkemesine yapılan başvuruların bekletici mesele yapılmaması sebebiyle kararın usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle kaldırılması, davanın kabulü gerektiği   ileri sürülmüştür.<br>Davalı vekili  ise katılma yolu ile verdiği istinaf dilekçesinde , davacının başlangıçta haklılık durumunun sözkonusu olmadığını,davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğu istinaf sebebi  olarak ileri sürülmüştür.<br>...nun 355. maddesi uyarınca, taraf vekillerinin istinaf dilekçesinde ileri sürdükleri   istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme sonucunda; yargılama sırasında 17.06.2016 tarih ve 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren  6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Kanunu'nun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; \"Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.\" hükmü getirilerek,Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki  düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde  Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun Kanundaki yetkileri genişletilerek, yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir.Yine, 6719 sayılı kanunun geçici 20. maddesiyle, anılan düzenleme devam etmekte olan davalarda da uygulanacak şekilde geçmişe yürütülmüştür. Anılan yasanın bazı maddelerinin Anayasaya aykırılığı iddiası ile Anayasa Mahkemesine yapılan iptal başvurularının  bekletici mesele yapılmamasına ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde , dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı yasanın yürürlük tarihi gözetildiğinde çok sayıda mahkemenin Anayasaya aykırılık başvurularının,  istinafa konu kararın karar tarihi itibariyle yasal karara bağlama süresinin geçtiği ve henüz sonuçlanmadığı, bazı mahkemelerinin başvurularının da usulden reddedildiği  anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi, işin kendisine noksansız olarak gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar( Anayasa m. 152,III; An. Mah. m. 28,IV c,2).  Aksi halde, Anayasa Mahkemesine başvurmuş ve onun kararını beklemekte olan mahkeme, beklemeye son vererek, davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırabilir. Dolayısıyla, mahkemenin, Anayasanın m. 152,III; Any. Mah.Kuruluş Kn m. 28,IV c,2 gereğince, Anayasa Mahkemesine başvurunun esastan incelenmesini beklemeksizin, yürürlükteki 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na, 04.06.2016 tarihli ve 6719 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un hükümlerine göre somut olayı sonuçlandırılması ve Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruları bekletici mesele yapmaması hukuka aykırı bulunmamıştır.Bu sebeple , davacı tarafın bu yönlere ilişkin  istinaf talebinin HMK nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>Davalı tarafın  vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin istinaf taleplerinin  incelenmesine gelince; yargılama sırasında yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliklerinin, dava konusu hakkın özünü ortadan kaldırdığı açıktır. Diğer bir anlatımla, geçmişe etkili yeni yasa nedeniyle dava konusuz kalmıştır. Bu sebeple  mahkemece \"  dava konusuz kaldığından; esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına\"  karar verilmesi ve HMK nun 331/1 maddesi uyarınca  yargılama giderleri ve bu kapsamda vekalet ücretinin haksız tarafa yükletilmesinde  usul ve hukuka aykırlık bulunmamaktadır.  Diğer yandan  davacının, davanın açıldığı andaki mevzuat ve içtihat durumuna göre dava açmakta haklı olduğu, davaya konu bedelleri tahsil eden davalı, davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden, yargılama harç ve giderlerinin haksız çıkan tarafa yükletileceği kuralı karşısında, davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğinden  , davalı tarafın bu yönlere ilişkin  istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla , davalı tarafın istinaf talebinin de  HMK nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Tarafların istinaf taleplerinin HMk 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine,<br>Peşin alınan istinaf karar harçlarının mahsubu ile ,eksik 4,50 TL karar harçlarının  taraflardan ayrı ayrı ilk derece mahkemesince tahsiline ,<br>İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesinleştiğinde istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/04/2018<br><br>       </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c1dd1ce22287303f","SID":"6335f93b96cdfa15"}}