{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>GEREKÇELİ KARAR<br>ESAS NO\t: 2016/384 <br>KARAR NO\t: 2018/487\t<br>DAVA\t: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 08/04/2016<br>KARAR TARİHİ\t: 24/05/2018<br>Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Alacak davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi. <br>D A V A  /<br>Taraflar arasında imzalanan elektrik abonelik sözleşmesi uyarınca sözleşmeye konu ... numaralı aboneliğin müvekkili şirkete ait ... Hotel unvanlı otel binasında kurulu olduğunu, yine ... nolu aboneliğinde aynı unvanlı belirtilen diğer adreste kurulu olduğunu, 3900 abone bakımından 14/05/2013 ile 17/12/2013 tarihleri de dahil olmak üzere  ve ...nolu abone için de 16/05/2013-17/12/2013 tarihleri dahil olmak üzere müvekkili şirkete fatura tanzim edilip bedellerinin de müvekkili şirket tarafından ödendiğini, elektrik dağıtım hizmetlerinin tekel niteliğinden yürütülen hizmetler olup, müvekkili şirketten tahsil edilen ve faturalarda yer verilen aktif tüketim bedeli dışındaki kayıp/kaçak bedelleri, PSH Bedeli, Dağıtım bedeli, iletim bedeli vesayir adlar altında gösterilen alacak kalemlerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin alternatif bir abonelik sözleşmesi yapma olanağının da bulunmadığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 349.596,84 TL 'nin haksız ihtisaf tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>S A V U N M A /<br>Davalı vekilinin Mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle;  usule ilişkin olarak itirazlarının olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, basiretli tacir gibi davranması gereken davacının taraflar arasındaki sözleşmede ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği kalemlerin istirdadını talep edemeyeceğini, 6446 sayılı kanunun elektrik tarifelerinin oluşturulması hususunda Elektrik Piyasası Düzenleme Kurulunu yetkilendirdiğini ve kurulun çıkarttığı yönetmelik, tebliğ, karar ve ikincil mevzuatlarla tarifelerin düzenlendiğini, kurul kararlarının Danıştay tarafından iptal edilmedikçe tüm gerçek ve tüzel kişiler için bağlayıcı olduğunu, müvekkili ve diğer lisans sahibi şirketlerin kurul kararlarını uygulamalarının lisans iptaline kadar varan yaptırımları olduğunu, dava dilekçesinde sözü edilen Enerji Fonu bedellerinin EPDK  düzenlemesi ve Yargıtay kararları gereğince ve mevzuata uygun olarak tahsil edildiğini, alacak iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirket temerrüde düşürülmemiş olduğundan davacının işlemiş faiz talep hakkının da bulunmayıp, ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesinin mümkün olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>G E R E K Ç E /<br>Dava, elektrik abonelerinden tahsil edilen kayıp-kaçak, dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim  bedelinin istirdatı istemine ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2014 tarih ve ... Esas ... K. Sayılı kararı ve Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin kararları ile Anayasanın Vergi Ödevi başlıklı 73. maddesindeki “... Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır...\" şeklindeki düzenlemeye göre; kayıp-kaçak, sayaç okuma, dağıtım, perakende hizmet ve iletim bedeli uygulamasının EPDK Kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulandığı, bu tarihteki mevcut hukuki  düzenlemenin EPDK'na sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kaçak (elektrik enerjisinin hırsızlanması) bedellerinin kurallara uyan abonelerden  tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan diğer kalemlere ilişkin bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin  karşılığında ne bedel ödendiğinin  bilinmesininde şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğu, EPDK kararları ile  bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınmasının hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir.  Ancak yargılama sırasında 17.06.2016 Tarih 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren geçmişe de etkili  6719 sayılı Kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı kanunun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş  ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; \"Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin  olarak  yapılan  başvurularda  ve  açılan  davalarda;  tüketici  hakem  heyetleri  ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.\" hükmü getirilerek Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri geçmişe de etkili olarak sadece bu  dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki  düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde EPDK.nun Kanundaki yetkileri genişletilerek yukarıda sözü edilen bedeller  maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir. Yine, 6719 sayılı kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen; Geçici madde 19; \"Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.\" hükmünü, Geçici madde 20; \"Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır.\" hükmünü içermektedir. Davacı taraf ara kararla verilen süreye rağmen dava konusu alacak kalemleri yönünden davalı tarafça fazla tahakkuk yaptırıldığı yönünde bir beyanda bulunmamıştır.<br>Her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanır. Ne var ki, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması ve tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması gibi hallerde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır. Yukarıda açıklanan bu yasa değişiklikleri birlikte değerlendirildiğinde; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu kararlarına dayanılarak alınmış olan ve dava konusu yapılan bedeller ile ilgili olarak açılan (ve halen derdest olan) davalar, (açıklanan yasa değişikliklerinin yürürlüğe girmesiyle birlikte) konusuz kalmıştır. Buna göre dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı yeni yasa nedeni ile konusuz kalan dava hakkında,  karar verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurulması gerekmiştir. <br>Yine bu noktada bir diğer uyuşmazlık konusu ise, davalının, davanın açılmasına sebebiyet verip vermediği, bu bağlamda davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri” başlıklı 331.maddesinin 1.fıkrasında; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemenin yargılamaya devam ederek dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumuyla dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama gideri ile mahkum etmesi gerekmektedir. Bir tarafın, dava açıldığı andaki mevzuata veya içtihat durumuna göre davasında veya savunmasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun hükmü veya yeni bir içtihadı birleştirme kararı gereğince davada haksız çıkmış olması halinde, yargılama giderlerine mahkum edilemeyeceği kuşkusuzdur. Bir kimseye diğer tarafın dava giderlerinin yükletilmesinin nedeni, o kimsenin diğer tarafın gider yapmasına haksız olarak sebebiyet vermiş olmasıdır. İşte bu nedenledir ki, dava açıldığı anda haklı durumda bulunan tarafın, yargılama sırasında meydana gelen mevzuat değişikliği sonucu haksız duruma düşmesi halinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulması olanaklı değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 günlü ve ... E.-... K. sayılı ilamında  da aynı ilkeye yer verilmiştir.). Somut olayda, davacı tarafın dava açıldığı tarihteki mevzuat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2014 tarih ve ... Esas ... K. Sayılı kararı ve Yargıtay ... Hukuk Dairesi kararları gereği içtihat durumuna göre dava açmakta haklı olduğu, bu kapsamda kayıp kaçak ve diğer bedellerin tahsilini talep edebileceği dikkate alındığında, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliği ya da içtihadı birleştirme kararı gereği davanın  kabul edilmemesi nedeniyle haksız çıkmasına rağmen yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı kuşkusuzdur. (Aynı yönde; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 14.06.2017 gün ve 2016/20808 Esas, 2017/10060 Karar sayılı ve yine aynı Daire'nin 07.06.2017 gün ve 2016/20106 Esas, 2017/9319 Karar sayılı ilamları). Bu durumda; dava açıldıktan sonra hasıl olan yasa değişikliği nedeniyle, davacının dava açmasında haksız sayılamayacağı cihetle; konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, davacı yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi ve  yapmış olduğu diğer yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Dava konusuz kaldığından esas hakkında hüküm tesisine YER OLMADIĞINA, <br>2-Davalı yanın yargılama gideri ile sorumlu tutulmasına, <br>3-a)Alınması gereken 35,90 TL harcın peşin alınan 5.970,25 TL'den mahsubu ile karar kesinleştiğinde ve talep halinde fazla yatırılan 5.934,35 TL'nin davacı yana İADESİNE, <br>3-b)Davacı tarafça yapılan 35,90 TL peşin harç giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,<br>4-Davacı tarafından yapılan ilk masraf 47,10 ile 145,00 TL posta giderinin olmak üzere toplam  192,10 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 2.180,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,\t<br>6-Tarafların HMK 120 madde gereğince yatırdıkları gider ve delil avansından kalan miktarın karar kesinleştiğinde talep halinde taraflara  İADESİNE,<br>Dair, karar taraf vekillerinin yüzüne karşı   HMK'nun  341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf  kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.<br>Başkan ...<br>Üye ... <br>Üye ... <br>Katip ...<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3fc00be0af9a27bd","SID":"ed6b8d4ba08300ef"}}