{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2018/326 <br>KARAR NO\t: 2018/435<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: <br>NUMARASI\t\t: 2018/119 Esas- 31/01/2018 tarihli ara kararı<br>DAVANIN KONUSU\t: Genel Kurul Kararının İptali<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketin 1991 yılında beş ortaklı olarak kurulduğunu, müvekkilinin de davalı şirkette hissedar olduğunu, son zamanlarda şirketin ortaklarının rekabet yasağına aykırı davrandıklarını, bu sebeple davalı şirketin feshi için İstanbul Anadolu 5.ATM'sinin 2014/142 esas sayılı davayı açtıklarını, bu dosyada şirketin feshine ve tasfiye memuru atanmasına karar verildiğini, şirketin faaliyetini sürdürmek için kullandığı fabrika binasının düşük bedelle şirket yönetim kurulu başkanının kayınvalidesine yapılan satışın iptali için de İstanbul Anadolu 7.ATM'sinin 2013/537 esas sayılı davayı  açtıklarını, muvazaa nedeniyle satışın iptaline karar verildiğini,  27/05/2016 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararların iptali için yine İstanbul Anadolu 7 ATM'sinin 2016/957 esas sayılı dosyasında dava açtıklarını,  ortakların birbirlerine olan güvenlerinin kalmadığını, 2016 yılı olağan genel kurul toplantısına ilişkin gündem 27/11/2017 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, ancak gündemin müvekkiline tebliğ edilmediğini, gündemin 11.maddesi ile müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına dair karar alındığını, TTK 409.maddesi gereğince olağan genel kurul toplantılarının faaliyet döneminin sonundan itibaren üç ay içerisinde yapılması gerekirken bu süreye uyulmadığını, 2016 yılına ait denetim raporunun usulüne uygun düzenlenmediğini, iptali talep edilen genel kurul kararları alınırken TTK 436.maddesinde öngörülen oydan yoksunluk hallerinin göz ardı edilerek kanunun emredici hükümlerine aykırı davranıldığını, TTK 'na göre bir pay sahibinin genel kurul kararı ile ortaklıktan çıkarılması mümkün olmadığından müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına dair alınan genel kurul kararının  TTK 445,446ve 447.maddelerine aykırı olması sebebiyle bu kararın butlanının tespitini, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde iptalinin gerektiğini, TTK 449.maddesi gereğince, genel kurul kararları aleyhine iptal ve butlan davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararın yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilebileceğini, 11.gündem maddesi ile alınan kararın uygulanması halinde müvekkili açısından telafisi güç zararların doğmasına yol açacağını belirterek 14/12/2017 tarihinde yapılan 2016 yılına ait olağan genel kurulda alınan  kararların icrasının tedbiren durdurulmasına ve butlanının tespitine veya iptaline karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesi; dava dilekçesi, ekleri, dosya içeriği ve dosyaya sunulan deliller kapsamında  HMK 389. maddeleri gereğince tedbir kararı verilmesi için yaklaşık ispat gerçekleşmediğinden koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir.<br>Bu karara karşı  davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı  vekili istinaf başvuru dilekçesinde; <br>TTK hükümleri gereğince bir pay sahibinin genel kurul kararı ile ortaklıktan çıkarılması mümkün olmaması rağmen şirkette pay sahibi olan müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına dair alınan genel kurul kararının TTK 445, 446 ve 447.maddeleri uyarınca butlanın tespiti ile kararların icrasının tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, ancak tedbir talebinin reddedildiğini,  <br>Bir pay sahibinin genel kurul kararı ile ortaklıktan çıkarılması mümkün olmadığından bu konuda  alınan  genel kurul kararı, kanunun emredici hükmüne açıkça aykırı olduğundan ispat yükümlülüğü gerekçe gösterilerek tedbir talebinin reddine karar verilemeyeceğini,  hukuka aykırılık açık bir inceleme ile  anlaşılabilecek durumda olduğunu, bu kararın ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmesi halinde müvekkilinin pay sahipliğinden  kaynaklanan en temel haklarından mahrum bırakılacağını, müvekkilinin telafisi mümkün olmayan zararlara uğrayacağını belirterek 14/12/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların özellikle müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına dair kararın TTK 449. maddesi uyarınca yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Talep, TTK'nın 449. maddesi uyarınca, genel kurul kararlarının butlanı ve iptali davasında, dava konusu genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması istemine ilişkindir.<br>Tedbir isteyen davacı, 14/12/2017 tarihli olağan genel  kurul toplantısında alınan tüm kararların butlanının tespitini, bunun  mahkemece uygun görülmemesi halinde iptalini, iptali talep edilen genel kurul kararlarının uygulanmasının tedbiren durdurulmasını, özellikle olağan genel kurul toplantısında alınan 11 nolu kararın tescil ve ilan edilmemesi yönünde tedbiren karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi; dosyaya sunulan deliller ile yaklaşık ispat gerçekleşmediğinden koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir.<br>Gündemin 11.maddesi ile davacı ...'nin TTK 531.maddesi ve diğer mevzuat gereği şirket ortaklığından çıkarılmasına hisse bedelinin kendisine ödenmesine ve ortaklığının sona erdirilmesine dair karar alınmıştır.<br> TTK nun 449.maddesinde '' Genel kurul kararı aleyhine  iptal veya butlan davası açıldığı taktirde  mahkeme,  yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir  '' hükmünü içermektedir.  İlk derece mahkemesi  TTK nun 449.maddesindeki  düzenleme çerçevesinde  yönetim kurulu üyelerinin  görüşünü almaya  yönelik bir işlem yapmamıştır.<br> TTK'nın 449.maddesinde hangi hallerde bu geçici hukuki koruma kararının verileceği özel olarak düzenlenmediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılabilir. <br>HMK'nın 389. Maddesi uyarınca, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir. \"şeklindedir.<br>Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.<br>Mahkemece, soyut gerekçeyle, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği belirtilmiş ise de; dosyadaki davacı beyanları, sunulan deliller ve iptali istenen genel kurul karar içerikleri hiç tartışılmadan, TTK 449. maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerinin görüşünü almaya yönelik işlem yapmadan karar verdiği  anlaşılmaktadır.<br>Tüm bu değerlendirmeler ışığında, somut uyuşmazlığa ilişkin dosyaya sunulan delillerin değerlendirilmediği, Anayasal ve yasal zorunluluklara rağmen, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin gerekçelerin karar yerinde gösterilmediği, ayrıca davacının  taleplerinin  HMK 297/2 maddesi kapsamında karşılanmadığı, yürütmenin geri bırakılması talebi yönünden TTK 449. maddesinin  değerlendirilmediği ve buna göre işlem yapılmadığı   gözönüne alınarak,  ilk derece mahkemesinin kararının  kaldırılarak, talep hakkında usulünce yeniden karar verilmek üzere dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR \t:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK.353/1.a.6.maddesi uyarınca, işin esasına dair istinaf sebepleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesinin istinaf incelemesine konu  ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 31/01/2018 tarihli  ara kararının KALDIRILMASINA,<br>2-Sunulan deliller ışığında talebin yeniden değerlendirilip, TTK 449. maddesi gereğince de işlem yapıldıktan sonra gerekçeli olarak  karara bağlanması için dosyanın  ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>3-İstinaf yoluna başvuran  tarafından yatırılan 31,40 TL istinaf harcının  talep halinde ilk derece mahkemesince  iadesine,<br>4-Yapılan kanun yolu masraflarının ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>5-Kararın, ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine dair;<br>Dosya üzerinde  yapılan inceleme sonunda, HMK.353/1.a.6. maddesi uyarınca,  26/04/2018 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak  karar verildi. <br>KANUN YOLU:  HMK.353/1.a.6.- 362/1.f maddesi uyarınca karar kesindir.<br><br> <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ae05a8e650dec1ef","SID":"8c1d54b2675bc22f"}}