{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2018/6 <br>KARAR NO \t: 2018/402<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/06/2017<br>NUMARASI\t\t: 2015/1074 Esas 2017/697 Karar <br>DAVA\t\t: Tazminat  (Haksız Rekabetten  Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/04/2018<br>Davanın kısmen kabulune ilişkin verilen  hükmün davacı vekilince  istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA\t: Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirketin 2014-2015 yıllarında muhtelif taşıma işleri gerçekleştirdiğini sonradan ilişkiye son verildiği buna karşın davalının müvekkil şirketin ticari ünvanını ve logosunu kullanarak taşımacılık sektöründe aracılık hizmetleri sağlayarak bu suretle haksız kazanç elde ettiğini ,ayrıca müşteri şirketlerle iletişime geçerek onlardan iş aldığını,TTK 54 ve 55 maddeleri gereğince haksız rekabet oluşturan işlemler yapıldığını, haksız rekabet yaratan eylemlerin şirket ortağı davalılar ... ve ...'ın bilgisi dahilinde olduğunu , tüzel kişi perdesinin aralanması teorisi uyarınca haksız menfaat  temin eden davalıların kusurlu olduğunu, davalıların haksız rekabetinin  önlenmesi ve fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 100.000- TL maddi ve 100.000- TL manevi tazminatın haksız eylemlerin işlendiği tarihten itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili talep  etmiştir.  <br>CEVAP\t: Davalılar vekili; müvekkili ... Lojistik şirketinin davacının Türkiye sınırları içinde acenteliğini yapmakta iken kendisine verilen işleri de alt taşeron firmalara yaptırdığını bu firmalara borçlandığını, davacının sözleşmeyi haksız fesihten sonra bu borçları ödemediğini, müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını ,şirketin ayakta kalması için müvekkilinin yurt dışında ikamet eden eşi...den yüklü miktarda para aldığı için ,  firmasını eşi ...'a devir ettiğini, 3/2/2015 tarihli protokol gereği sözleşmenin tek taraflı fesh edildiği tarihe kadar Türkiye içindeki firmalarla işlem yapıldığını, ilişki son bulduktan sonra haksız rekabet oluşturacak eylem bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile ... Lojistik...A.Ş. ve ... yönünden davanın kısmen kabuluyle ,davalıların davacı şirketin ünvan ve logosunu haksız surette kullandığı ,davacının müşterilerine kötüyeci e-posta gönderilmesi eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle haksız rekabetin tesbitine ve önlenmesine,  20.000- TL manevi tazminatın davalılar ... Lojistik ...Tic. A.Ş. ve ...'dan alınarak davacıya ödenmesine,maddi tazminat ve fazlaya ilişkin taleplerin reddine,davalı ... yönünden maddi ve manevi tazminat isteminin reddine   karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : \tDavacı vekili ; maddi tazminat yönünden talebin reddinin haklı olmadığını, mahkemece haksız rekabet tespit edildikten sonra bunun meydana getirdiği zararın tespiti için davalı şirketin , TTK 83. maddesine göre defterlerin ibrazı için verilen kesin süreye rağmen ibraz edilmediğini, bilirkişiye davalı ticari defterlerinin yerinde incelenmesi için yetki verilmesi ile haksız menfaaat ile davalının elde ettiği kazançların tespiti   ticari defterlerin ibraz edilmemesi durumunda iddianın ispatlandığının kabulü ile 100.000- TL maddi tazminatın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, haksız rekabet konusu eylemlerin davalı ...'in emir ve talimatı ile gerçekleştiğini, işyerinin daha sonra davalı ...'e devir edildiğini hisseleri muvazaalı olarak alan ...'ın da şahsi sorumluluğu olduğunu, tüzel kişi perdesinin aralanması teorisi ile  davalı ...'inde  sorumlu tutulması gerektiğini , hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, TTK 56, TBK 58 maddesi gereğince tazminatın kapsamı ve ödenme biçiminin durumun gereği ve özellikle kusurun ağırlığının gözönüne bulundurularak değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin Uluslararası taşıma gerçekleştirilen tanınmış bir firma olduğunu tarafların ekonomik ve sosyal durumu olayın oluş şekli eylemin niteliğine göre manevi tazminatın düşük bir miktar olduğunu mahkeme kararının kaldırılarak  taleplerinin kabulüne karar verilmesini  talep etmiştir. <br>GEREKÇE \t:Taraf şirketlerin nakliye alanında  faaliyet gösterdikleri, davalılar  ...'ın davalı şirket yetkili müdürü iken  davalı ... ise  30.4.2015 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında tek paysahibi olarak YK üyesi ve şirketi münferiden temsile yetkili olarak seçilmiş,bu karar 2 haziran 2015 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanmış olup seçildiği tarihten sonra şirketi temsile yetkili olduğu anlaşılmaktadır.<br>Davacı şirket ve davalı ... arasında 3/2/2015 tarihli protokol  ile davalı ...'ın davalı ... Lojistik şirketindeki  % 55 oranındaki hissesinin davacı şirkete 275.000-TL bedelle devir edileceği ; devrin şirket adına alınacak taşıma belgesi ,çek defteri ,mobilya,araba bedellerinin taraflarca müştereken finanse edileceği ve bu finansman işlerinin hallinden ve devir bedeli şirket hesabına gönderildikten sonra ,hisse senetlerinin devrinin yapılacağı konusunda anlaşılmış olup,devir işleminin  tamamlanması için bir zaman belirlenmediği, ancak 2 haziran 2015 tarihli ticaret sicil gazetesinde ; 30.4.2015 tarihinden itibaren davalı şirketin tek pay sahipli AŞ olarak faaliyetine devam edeceği ilan edilmiş bulunduğu ,bu tarih itibariyle protokolün uygulanabilirliği kalmamakla birlikte ;30.4.2015 tarihinden evvel hisse devri için gerekli ödemelerin davalı ...'e gönderildiğinin davacı tarafça iddia edildiği , neticede davalı   ... ' in hisselerinin  davalı eşi ,,,'e devretmesi nedeniyle 30.4.2015 tarihi itibariyle protokol işlerliğini kaybetmiş bulunmaktadır.<br>Gebze ....Noter aracılığıyla davacı tarafından davalılar adına keşide edilen 14 ağustos 2015 tarihli ihtarname ile ; 14.11.2014 -3.4.2015 tarihleri arasında muhtelif taşımaların  davacı tarafından yapıldığı,gönderici ödemelerinin  davalı .....AŞ ye yapıldığı aracılık hizmet bedeli mahsup edilerek taşıma bedelinin davacıya ödeneceği ,gönderici kişi ve şirketler tarafından nakliye bedelleri davalı şirkete ödenmiş olmasına rağmen davacıya ödeme yapılmadığı ,hisse devri protokolünün davalı ... ile görüşülerek karşılıklı feshedildiği,protokol nedeniyle yapılan taşıma belgesi ,çek karnesi,İstanbul ofis için yapılan 114.000-euro ödemenin iadesi ,ayrıca davalı şirketin yetkisi olmamasına rağmen davacı  şirketin ticari ünvanı ,logosunun kullanılarak lojistik ve taşımacılık sektöründe aracılık hizmetleri sağlamaya ve bu suretlede haksız  kazanç sağlamaya çalıştığınız müşteri şirketler ile temasa geçerek davacı hakkında kötü intiba uyandıracak şekilde  ticari ünvanı zedeleyecek şekilde beyanda bulunulduğu ,davacı müşterileri ile görüşülerek bu şirketlerden iş almakta olduğu ,bu iş ve faaliyetlerden davacının haberi olmamasına rağmen yaşanan sorunların davacıdan kaynaklandığının beyan edildiği,bu eylemlere son verilmesi ve hisse devri için ödenen 204.000-euronun iade edilmesinin istenildiği  anlaşılmaktadır.<br>Davacı tarafça tarihi belli olmayan gazete ilanı ile davalı şirket ve diğer davalılarla hiçbir ortaklıkları bulunmadığı,şirketin adını ve logosunu kullananlar ve yanlış intiba oluşturmaya  çalışanlar hakkında yasal işlem başlatılacağı hususunun duyurulduğu anlaşılmaktadır.<br>TTK 102.maddesinde acente bir sözleşmeye dayanarak belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak bir ticari işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimselere acente denir. Davacı şirket ile davalı arasında acentelik faaliyeti yürütüldüğüne dair  yazılı sözleşme ibraz edilmemiş ise de: davacı tarafından keşide edilen ihtarnameden  14.11.2014 -3.4.2015 tarihleri arasında davacı ve  davalının birlikte taşıma işleri yaptıkları ,davacının nakliye hizmeti verdiği ,göndericilerin ödemelerini davalı şirkete yaptığı,davalının aracılık hizmet bedelini kestikten sonra taşıma bedellerinin davacıya ödenmesi gerektiğini ileri sürdüğüne göre  davalı  şirket ile davacı arasında  acentelik ilişkisinin fiilen uygulandığı ,davalı ...'in davaya da konu edilen  28-29 nisan 2015 tarihli e-maillerinde ... Translog GMBH nin bir yılda değiştirdiği 6.acentesi olduklarını bildirdiği gözönüne alındığında taraflar arasında yazılı sözleşmeye bağlanmayan acentelik ilişkisi bulunduğu,aynı zamanda davalı şirketin davacı şirketin müşterilerine de yurt içinde bulduğu şirketler aracılığıyla nakliye hizmeti verdiği  bu bedellerin ödenmediğinin davalı tarafından ödenmediğinin iddia edildiği anlaşılmakla  davacı şirket ünvanın davalı şirket ve... tarafından kullanılmasının bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir.Buna göre davalı ...'ın davacının müşterilerine gönderdiği mail eklerinde =  Member of Allgaier =Network ibaresi bulunmaktadır.  28-29 nisan 2015 tarihinden sonra davacı şirket ünvanının kullanıldığına dair bir belge ,delil ibraz edilmediği gibi bu tarihten sonra olabileceği düşünülen tarihte davacı gazeteye ilan vererek davalılar ile hiçbir ilgisi bulunmadığını 3.şahıslara gazete ile duyurmuştur.<br>Davalı ... davalı şirket adına davacı şirket müşterilerine gönderdiği maillerde yurtdışındaki iş sahipleri adına yapılan gümrük-nakliye işlerinin bedellerinin ... tarafından 6 aydır kendilerine ödenmediği ,yük üzerinde hapis hakkı kullandıklarını bildirmiştir.Davalı ...'ın .... logosuyla davaya konu mailleri gönderdiği ,şikayetlerin yapıldığı tarihlerde karşılıklı ilişkinin devam ettiği henüz sonlanmadığı anlaşıldığına göre bu tarihten sonra da davalılarca davacının logosunun ünvanının kullanıldığı hususunda dosyaya yansıyan belge ve delil bulunmadığı gözetildiğinde ,davacı logosunun davalı ... şirketinin  yetkilisi olan davalı ...'in Türkiye de çözüm ortağı olarak çalıştığı dönem de kullandığı  davacı şirket logosunun bu ilişkiye yönelik olduğu  görülmektedir. Kullanma fiilinin TTK 55/1-a -4 maddesinde öngörülen , davalının çözüm ortağı-acentesi olarak  çalıştıkları dönem  ile ilgili olduğundan   müşteri çevresinden yararlanma amacı ile yapılan  haksız rekabet  fiili sayılamayacağı ,ancak hükmün bu kısmına yönelik  aleyhe istinaf olmaması sebebi ile hataya işaret edilinmesiyle yetinilmiştir.<br>Dosyada mevcut e-mail yazışmalari içeriğinde ;  davalı, taşıma yaptıran dava dışı firmaya taşıma ile ilgili olarak davacı şirketten alacağını alamadığını bu hususun da yük tesliminde başka problemler yaşatabileceğini davacının müşterilerine bildirir mahiyette olduğu görülmektedir.<br>TTK 55/1/a-1 madde gerekçesine göre kötüleme \"Kötüleme soyut olaya göre karalamayı, perdelemeyi, değerini küçümsetmeyi ve düşürtmeyi kapsar.. Kötüleme iki eylemle ifade edilmiştir: yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalar. Bu iki eylemin de nesnel bir değerlendirme ile gerçek olmaması gerekir; yani kötülemede bulunanın açıklamaları gerçekse haksız rekabet oluşmaz..  “yanıltıcı” kavramı; iş ürününe, faaliyete... ilişkin açıklamanın veya nitelendirmenin,... hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenimle, bunların açıklama konusunu olduğundan değişik ve olumsuz algılaması şeklinde ifade edilmiştir. “Yanıltıcı” ibaresi hedef kitle veya farklı bir deyişle muhatapla birlikte değerlendirilmelidir. Gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarıdır; amacın aşılmasıyla yargılar (eleştiri de denilebilir), gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmiştir. Ölçüsüzlük ve üslup gerçek payının mevcudiyetine rağmen eleştiri kavramı ile uyuşmuyorsa, eleştiri (beyan) inciticidir. Ölçüsüzlük hatta gerçeğe uygunluk sınırını zorluyorsa, gene gereksiz yere inciticilikten söz edilir.\" Davalı ...'in e-mail yazı içerikleri  amacını aşan ölçüsüzlük içermektedir.Dosyadaki delillerden davalı eylemi ile  haksız rekabet kötüleme unsurunun gerçekleşdiği kanaatine varılmaktadır. <br>Taraflar arasında şirket hisselerinin devredilmemesi ve tarafların karşılıklı verdiklerini idda ettikleri taşıma hizmetleri nedeniyle alacak iddiaları bulunduğu ,bu alacakların bu davanın konusunu oluşturmadığı ,bu alacakların bağlı oldukları sözleşmeler çerçevesinde ayrı davaların konusunu teşkil ettikleri ,davalının kötüleme suretiyle haksız rekabet teşkil eden fiillerinden dolayı müşteri ve gelir kaybına uğradığını ispat yükü davacı üzerindedir.Davacı taraf davalıların bu fiilleri nedeniyle müşteri kaybına uğradığı hususunda somut bir beyanda bulunmamış ,haksız rekabet fiili sabit olduğundan davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle maddi tazminat isteminin kabulune karar verilmesini talep etmekte ise de  davacının maddi zararının davalı ticari defterlerinde yapılacak inceleme ile tesbit edilemeyeceği ,davacının bu zararını ispat yükü altında olduğu ,haksız rekabette davacının uğradığı maddi tazminat istemine konu edilebilecek zarar davalının elde ettiği kar miktarı olmayıp ,davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarı olduğu  gözetildiğinde maddi tazminat istemine dair davanın ispatlanamadığı ,zararın manevi tazminat kapsamında kaldığı sonucuna varılmaktadır.<br>Davalı  ... davaya konu e-maillerde  davalı şirket yetkili müdür ve hissedarı sıfatı ile hareket etmiştir.Davalı şirket adına davalı şirket yetkilisi ... tarafından yapılan incitici beyanlardan her iki davalı sorumlu ise de davalı ...'ın davacı şirketin almayı planladığı şirket hisselerini devralması sebebiyle diğer davalıların haksız fiil teşkil eden eylemlerinden şahsen  sorumlu tutulamayacağı açıktır.Davalı ...'i tüzel kişilik perdesinin kaldırılması sureti ile haksız rekabetten şahsen sorumlu kılınmaya yetecek,tüzel kişilik  perdesinin arkasına saklanmak sureti ile kurumu kötüye kullanmaya çalıştığına ilişkin delil bulunmadığı,davalı şirketin 30.4.2015 tarihinde sabit olan yazışmalardan sonra  pay sahibi olduğu anlaşılmakla davalı ... bakımından  davanın reddine ilişkin olarak  ileri sürülen istinaf sebebleri yerinde bulunmamaktadır.<br>Davalıların  kötüleme eylemini gerçekleştirdiği   e-mail yazışmaları içeriği gözetildiğinde  alacakların tahsil edilememesine yönelik olduğu ve bu husus dışına çıkılmadığı manevi tazminat miktarının zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağı ,hükmedilen miktarın tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak makul ve adalete uygun olduğu davacının manevi zararını karşılayacak düzeyde bulunduğu kanaatine varıldığından manevi tazminat miktarının az bulunduğu daha fazla hükmedilmesi gerektiğine  dair davacı istinaf sebebleri yerinde görülmemiş ,davacı vekilinin davanın reddine ilişkin kısımları bakımından yaptığı istinaf başvurusunun esastan  reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM \t\t:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,<br>Alınması gereken 35,90- TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 4,50- TL istinaf harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, <br>Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, <br>HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 12/04/2018<br>\t\t\t\t<br>     <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6e30e19aa79f5331","SID":"a4fae1c170c0edb8"}}