{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2015/137 Esas<br>KARAR NO\t: 2018/54<br>\t<br>DAVA\t: Alacak  <br>DAVA TARİHİ\t: 05/02/2015<br>KARAR TARİHİ\t: 24/01/2018<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Alacak  davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... müşteri abone numaralı  davalı ... şirketi abonesi olduğunu, davacı şirketin 2005/02-201/12 dönemleri arasında davalı şirketten  elektrik aldığını, belirtilen fatura dönemleri arasında müvekkili şirket faturalarında kayıp kaçak kullanım bedeli, dağıtım bedeli, perakende satış hizmet bedeli, sayaç okuma bedeli, iletim bedeli ve TRT payı adı altında haksız tahsilatlar yapıldığını belirterek, her türlü fazlaya ilişkin dava talep ve ıslah haklarının saklı kalması kaydıyla müvekkili şirketin elektrik faturalarına yansımış olan haksız, hukuksuz olarak alındığı emsal kararlar ile sabit olan kayıp kaçak kullanım bedeli, dağıtım bedeli, iletim bedeli, perakende satış hizmet bedeli, sayaç okuma ve TRT payı bedellerinin davalıdan alınmaya başladığı tarihten bu yana tüm ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak taraflarına verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinin abonesi ve müşterisi olmadığını, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını, düzenleyici işlemlerinin iptali için idari yargıda dava açılması gerektiğini belirterek, esasa ilişkin ise, davacı tarafından talep olunan kayıp kaçak bedeli, perakende satış hizmet bedeli, iletim bedeli, dağıtım bedeli ve sayaç okuma bedellerinin isade edilmesine ilişkin talebin gabin, karşılıksız yararlanma sonucunu doğuracak nitelikte olduğunu belirterek, husumet yokluğundan davanın reddine, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazları yönünden davanın reddine, görevsizlik nedeniyle davanın reddine, haksız ve mesnetsiz açılan davanın esas yönünden de reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dava;  davacı şirketin ... numaralı abonelikle davalı ... şirketinden elektrik kullandığı, 2005 2 ay ile 2012 12. Ay arasındaki döneme ilişkin olarak kendisinden tahsil edilen kayıp- kaçak, iletim, dağıtım, parakende satış, sayaç okuma ve TRT payı bedellerinin  tahsiline ilişkin belirsiz alacak davasıdır.<br>Mahkememizce ... Esas sayılı dosya üzerinden 6446 sayılı kanuna 6719 sayılı kanunun 26. Maddesi ile eklenen geçici 20. Maddesinin 1 numaralı fıkrasının Anayasa'nın 2, 13, 36 ve 40. Maddelerine aykırı olduğu bu nedenle iptaline karar verilmesi için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunmuş , bu başvuru Anayasa Mahkemesince ... tarih itibariyle ... Esas numarasına kaydı yapılmıştır. Anayasa'nın 152/3 maddesine göre Anayasa Mahkemesi, mahkemelerden anayasaya aykırılık iddiası ile yapılan iptal başvurularını kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmez ise Mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır.\" hükmünü içermektedir.<br>Mahkememizin ... Esas sayılı dosyası üzerinden; Anayasa Mahkemesi'ne yapılan iptal başvurusuna başvurunun Anayasa Mahkemesine ulaşıp esas numarası almasından itibaren 5 aylık süre içerisinde Anayasa Mahkemesi tarafından bir karar verilmemiş olduğundan mahkememizce, Anayasa Mahkemesi'ne yapılmış olan başvuru sonucunun beklenmesi yönündeki ara kararından vazgeçilerek Anayasa'nın 152/3 maddesi gereğince yürürlükteki kanun hükümlerine göre karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>\t\tYargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 07/06/2017 tarihli 2016/20106 E. 2017/9319 K. İlamında: \"Dava, elektrik abonelerinden tahsil edilen kayıp-kaçak bedellerinin istirdatı istemine ilişkindir.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 K. Sayılı kararı ve Dairemiz kararları ile Anayasanın Vergi ödevi Başlıklı 73. maddesindeki “... Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır...\" şeklindeki düzenlemeye göre; kayıp-kaçak, sayaç okuma, dağıtım, perakende hizmet ve iletim bedeli uygulamasının EPDK Kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulandığı, bu tarihteki mevcut hukuki  düzenlemenin EPDK'na sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kaçak (elektrik enerjisinin hırsızlanması) bedellerinin kurallara uyan abonelerden  tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan diğer kalemlere ilişkin bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin  karşılığında ne bedel ödendiğinin  bilinmesininde şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğu, EPDK kararları ile  bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınmasının hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir.   <br>Ne var ki, 17.06.2016 tarih ve 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren  6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Kanunu'nun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; \"Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.\" hükmü getirilerek,Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki  düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun Kanundaki yetkileri genişletilerek, yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir.<br>Yine, 6719 sayılı kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen;<br>Geçici madde 19; \"Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.\" hükmünü, <br>Geçici madde 20; \"Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır.\" hükmünü içermektedir.<br>Yukarıda açıklanan bu yasa değişiklikleri birlikte değerlendirildiğinde; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu kararlarına dayanılarak alınmış olan ve dava konusu yapılan bedeller ile ilgili olarak açılan (ve halen derdest olan) davalar,  (açıklanan yasa değişikliklerinin yürürlüğe girmesiyle birlikte) konusuz kalmıştır.   <br>Hal böyle olunca mahkemece, konusuz kalan dava hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.<br>Somut olayda; davacı, davanın açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre dava açmakta haklıdır. Eş söyleyişle, davaya konu bedelleri tahsil eden davalı, davanın açılmasına sebebiyet vermiştir. Bu itibarla, dava açıldığı tarihte, yapılan yasa değişikliği henüz ortada bulunmadığından, dava tarihi itibariyle davacının dava açmakta haklı olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.O halde mahkemece, dava açıldıktan sonra hasıl olan yasa değişikliği nedeniyle, davacının dava açmasında haksız sayılamayacağı cihetle; davacı yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi ve  yapmış olduğu diğer yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş,  bu husus bozmayı gerektirmiştir.\" denildiğinden  aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M   / Yukarıda açıklanan nedenlerle <br>1-Davanın konusuz kalmış olması nedeniyle DAVA HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA,<br>2-Harçlar yasası  uyarınca belirlenen karar harcı olan 35,90 TL'nin, peşin alınan 256,17 TL harçtan mahsubu ile fazla harç olan 220,27 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>3-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL harç ile, yine davacı tarafından yapılan 1.982,50 TL den oluşan toplam 2.018,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 2.180,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayacak olan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, <br>6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı  gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 24/01/2018<br><br>Katip ...<br>E imzalıdır <br> <br> <br>Hakim ...<br> E imzalıdır<br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a22b30b06b83ef4f","SID":"6a4b2042856e0aaf"}}