{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">null         2018/132 E.  ,  2018/153 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  İ     <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2018/132 Esas <br>KARAR NO \t: 2018/153 Karar <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t                  : 2017/990 Esas (Derdest Dosya)  <br>TARİH\t                  : 21/12/2017 (Ara Karar)<br>İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNDE BULUNAN <br>DAVA\t                  : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) <br>KARAR TARİHİ\t: 28/02/2018<br><br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacılar vekili dava dilekçesi ile, davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ...'a 25/11/2017 tarihinde tebligatların tebliğ edildiğini, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin mahkemece takdir olunan 7 günlük kesin süre içerisinde görüş bildirmediklerini, bu kapsamda mahkeme ara kararı doğrultusunda görüş bildirmekten vazgeçmiş sayıldıklarını, verilen kesin süre sonrasında yönetim kurulu tarafından görüş bildirilmesine muvafakat etmediklerini, yıllık 180.208,80-TL kârı olan şirketin yönetim kurulu üyelerine aylık toplam 30.000,00-TL huzur hakkı ödemesinin şirketi büyük ekonomik güçlüğe sokacağını ve tefalisi imkansız zararlara sebebiyet vereceğini ileri sürerek, TTK.nun 449.maddesinin uygulanmasını, 09/08/2017 ve 07/09/2017 tarihli genel kurullarda alınan kararların icrasının ve bu kararlar çerçevesinde ödeme vs.her türlü işlem yapılmasının dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacının tedbir talebinin dayanaksız olduğunu, şirketin işleyişini engelleme gayesi taşıdığını, müvekkili şirketin ticari itibarı olan, saygın bir şirket olduğunu, tedbir talebinin haksız olduğunu, reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 21/12/2017 tarih 2017/990 Esas sayılı ara kararında;<br>\"TTK 449.maddesi gereğince genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkemece yönetim kurulu üyelerinin görüşü  alındıktan sonra dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. <br>HMK 390/3.maddesi gereğince ise, tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayanağı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.<br> Her ne kadar davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesinde davalı şirketin 09/08/2017 ve 07/09/2017 tarihinde yapıldığı bildirilen genel kurullarında alınan dava konusu edilen kararların iptali istemine ilişkin olarak işbu davayı açmış ve TTK 449.maddesi gereğince de davaya konu genel kurullarda alınan kararların icrasının tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiş ise  de, mahkememizce yapılan yargılama sırasında TTK 449.maddesi gereğince davalı şirket yönetim kurulu üyelerine tebligat tamamlanmış olup, davacı tarafça sunulan dava dilekçesi, davalı tarafça sunulan cevap dilekçesi ve ekleriyle tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde bu aşamada davacılar vekilinin davaya konu genel kurul kararlarının icrasının tedbiren  durdurulması yönündeki ihtiyati  tedbir isteminin yerinde görülmediğinden...\"gerekçesi ile, <br>Davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, <br>Davalı şirketin sermayesinin 1.125.000,00-TL olup, müvekkillerinin davalı şirkette pay sahibi olarak ortak sıfatında olduklarını, <br>Davalı şirket tarafından 2016 yılı hesap dönemine ait genel kurul toplantısının 09.08.2017 tarihinde yapıldığını, genel kurulun Meter şirketinin esas sözleşmesine aykırı surette İstanbul ilinde çıkarılan gazetelerden birinde ilan yapılmaksızın gerçekleştiğini, bu yönden söz konusu toplantı çağrısının şirket esas sözleşmesine aykırı yapıldığını, <br>Çağrının esas sözleşmenin 29. Maddesine uygun surette yapılmaması nedeniyle müvekkili ...'nun toplantıya hiç katıladığını, <br>Diğer müvekkili ...'nun genel kurulda kendini vekil ile temsil ettirerek katıldığı ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 420. Maddesi uyarınca toplantının bir ay ertelenmesini talep ettiğini, müvekkili vekilinin talebi doğrultusunda toplantının ertelenmesine karar verildiğini, <br> Erteleme kararı üzerine yapılacak genel kurul toplantısına ilişkin davetin, davalı yanın da kabulünde olduğu üzere müvekkillerine yapılmadığını, müvekkilleri tarafından tesadüfen ticaret sicil gazetesi kontrol edildiğinde erteleme üzerine yapılan 2016 yılına ait olağan genel kurul toplantısının 07.09.2017 saat 09:00’da yapıldığı, tescil ve ilan edildiğinin görüldüğünü, <br>Erteleme üzerine yapılan genel kurul toplantısına ilişkin davetin müvekkillerine yapılmamış olduğundan, müvekkillerinin toplantıya iştirak edemediklerini ve oy haklarını kullanamadıklarını, <br> Hem 09.08.2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı, hem de erteleme üzerine ilk genel kurulun devamı niteliğinde olan 07.09.2017 tarihinde müvekkilleri davet edilmeden yapılan genel kurul toplantısı kanunda belirtilen şartlara uygun olarak yapılmadığı için anılan toplantılarda alınan kararların tamamının iptaline karar verilmesi gerektiğinden bu davanın açıldığını,  <br>TTK 'nun “Toplantının Ertelenmesi” başlıklı 420. Maddesinin 1. Fıkrasında “İzleyen toplantı için genel kurul, kanunda öngörülen usule uyularak toplantıya çağrılır.” hükmü düzenlenmiştir. Genel kurullar için çağrı şeklini düzenleyen 414. madde de ise “pay defterinde yazılı pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirileceği” şeklinde belirtildiğini, <br>Gerek birinci toplantıya katılmayan ...’na, gerekse birinci toplantıya vekili aracılığı ile iştirak eden müvekkili ...’na 07.09.2017 tarihli genel kurula ilişkin kanunun belirttiği şekilde davet, çağrı kağıdı vb. nitelikte hiçbir tebligat yapılmadığını,<br>Mevzuatlar ve doktrin tarafından da kabul edilen görüş uyarınca ertelenen genel kurula ilişkin çağrı ve toplantı gündemi pay sahiplerine iadeli taahhütlü mektup ile bildirilmesi gerektiğini, <br>İkinci Genel Kurul Toplantısı daveti müvekkillerine tebliğ edilmediği için müvekkillerim toplantıya katılamadıklarını, müvekkillerinden ...'nun ise birinci Genel Kurul Toplantısına katılmadığı için ikinci Genel Kurul Toplantısının yapılacağı hususunda dahi bir bilgisi olmadığını, bu nedenle 07.09.2017 tarihli Genel Kurul Toplantısına katılma imkanı olmadığını, <br>Müvekkillerinin yokluğunda yapılan genel kurulda diğer ortaklar kendilerini Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçtiklerini ve şirket ortaklarının bizzat kendilerine (... ve ...) her birine ayda net 15.000-TL huzur hakkı ödenmesine karar verdiklerini, Meter şirketinin 2016 yılı net dönem karı İşletme Ayrıntılı Gelir Tablosu’nda belirtildiği üzere 180.208,80-TL olduğunu, yani şirketin aylık karının yaklaşık 15.000-TL iken usulsüz toplantıyı düzenleyen yönetim kurulu üyelerine aylık toplam net 30.000-TL ödenmesine karar verildiğini, bu kararın iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, <br>Bu kapsamda müvekkillerine Genel Kurul Toplantısına ilişkin hiçbir tebligat yapmayarak, kendi kendilerini Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçen ortakların, kendilerine şirketin mevcut durumuna göre oldukça fahiş huzur hakkı tanımış olmalarının açıkça kötü niyetlerini göstermekte olup dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, <br>Davaya ilişkin olarak Mahkeme tarafından davalı şirketin yönetim kurulu üyelerine yazılı görüşlerini sunmak üzere 7 gün süre verildiği, ancak yönetim kurulu üyeleri tarafından bugüne kadar  hiçbir açıklama yapılmadığını, <br> Mahkeme tarafından 21.12.2017 tarihli kararında ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin hiçbir açıklama ve gerekçe gösterilmediğini,  <br>İleri sürerek, istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesinin 21/12/2017 tarihli ihtiyati tedbir isteminin reddine yönelik ara kararının istinaf incelemesi sonucu kaldırılarak, ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER : <br>Bakırköy 1.  Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/990 Esas sayılı dosyası kapsamı. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Davacılar tarafından davalı şirket aleyhine açılan davada; davalı şirketin 09/08/2017 tarihinde ve TTK 420 maddesi uyarınca erteleme ile  07/09/2017 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan kararların TTK 445 vd maddeleri uyarınca iptali ile kararların TTK 449 maddesi uyarınca tedbiren yürütülmesinin durdurulması istenmiş olup, ilk derece mahkemesince kararların tedbiren yürütülmesinin geri bırakılması talebinin reddine karar verildiği ve davacılar vekilince bu  kararın istinaf edildiği anlaşılmıştır.<br>Davacılar vekilince, davacılara  TTK 414 ve 420 maddelerindeki düzenlemeler uyarınca usulüne uygun genel kurul toplantısı çağrısı yapılmadığı, bu nedenle toplantılara iştirak edemedikleri ve oy haklarını kullanamadıkları, kendilerinin katılmadığı toplantıda alınan kararların iptali gerekeceği ileri sürülmüştür. <br>Genel kurul toplantı çağrısının usulüne aykırı yapılmış olması nedeniyle davacıların TTK 446/2 madde uyarınca genel kurul kararının iptaline ilişkin dava açma hakkı bulunmaktadır. Ancak Yargıtay 11. H.D.'sinin yerleşmiş kararları da dikkate alındığında; çağrının usulsüzlüğünün genel kurulun iptalini ya da genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunu göstermeyeceği, çağrının usulsüzlüğünü iddia eden tarafın, genel kurul toplantısında alınan kararların yasa'ya, ana sözleşmeye veya iyiniyet kurallarına aykırılık iddialarından birine ya da hepsine dayanması ve iddiasını ispat etmesinin zorunlu olduğu,   çağrıdaki usulsüzlüğün, alınan kararların salt bu nedenle iptali ya da yokluğu sonucunu doğurmayacağı, davacıların alınan kararların yasa'ya, ana sözleşmeye veya iyiniyet kurallarına aykırılık  iddialarının ise yargılamayı gerektirdiği gözetildiğinde;  genel kurulda alınan kararların TTK 449 maddesi uyarınca tedbiren  yürütülmesinin durdurulmasının ise koruyucu önlem niteliğinde olup, davanın esasıyla ilgili olarak karar verecek olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM \t: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar tarafından yatırılan 98,10.TL istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 35,90.TL istinaf karar harcı istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davacılar üzerinde bırakılmasına, <br>5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>6-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/02/2018 tarihinde HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t<br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"77722b392d7996ff","SID":"4ad467682039163f"}}