{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">null         2018/75 E.  ,  2018/222 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2018/75 <br>KARAR NO \t: 2018/222<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET<br>\t\t   MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/01/2017<br>NUMARASI\t\t: 2015/671 Esas  2017/21 Karar <br>                                              <br>DAVA                           : TESPİT<br>KARAR TARİHİ \t: 14/02/2018 <br><br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi.\t                                              <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA\t\t\t<br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı kooperatifin, oldu bitti ve aldatma ile kendisini üye yaptığını, 11/04/2008 tarihinde 90 m2 evi, 2.000 TL iskonto ile 88.000 TL tapu teslimi ile satın aldığını, aldıktan 23 ay sonra hiç oturmadığı bu daireyi sattığını, 30/07/2008 tarihinden itibaren davalı kooperatifin borçlar çıkarmaya başladığını, 25/07/2013 tarihinde kooperatif yönetimine 12.400 TL'lik yeni bir ödeme daha yaparak borcunun kalmadığına dair yazı aldığını, 05/08/2013 tarihinde noterden istifaname gönderdiğini, 08/09/2013 tarihli kooperatif genel kurul tutanağında istifaya karşılık dava açacaklarını belirttiklerini, 23/12/2014 tarihinde yeni kooperatif yönetimine 1.350 TL daha ödeyerek 08/09/2013 tarihli genel kurulunda belirlenen taksit toplamı 2.500 TL'lik borcun kalanını da ödemiş olduğunu, 18/01/2015 tarihinde yeni yönetimin yaptığı genel kurulda taksit toplamı 17.117 TL olan sadece 40 kişinin kabül oyu verdiği yeni bir bütçe çıkarıldığını, 18/01/2015  tarihinde çıkarılan bütçe ile daha önceden ödetilen toprak sahibine olan borcun yeniden ödetilmeye çalışıldığını, kooperatifin her ne kadar bu son borç dese de yıllardır aynı sözlerin farklı yöneticiler tarafından söylendiğini, 7 yıldır maddi ve manevi mağdur edildiğini, kooperatif yönetimi ile yaptığı görüşmelerde yeni bütçede çıkartılan borcu ödese bile istifasının sadece genel kurulca onaylanırsa mümkün olabileceğini, fakat kimsenin kendisine onay vermeyeceğinin söylendiğini belirterek, 05/08/2013 tarihinde yapmış olduğu istifasının tespiti ile kabulü yönünde karar verilmesini talep ve iddia etmiştir.<br>Davacı vekili 17.01.2017 tarihli duruşmadaki beyanında ve Uyap üzerinden sunulan (16.01.2017  gönderme tarihli) dilekçesinde ise neticeten; öncelikli olarak müvekkilinin kooperatife hiç üye olmadığının; eğer bu mümkün değilse üyelikten çıktığının, çıkma tarihi olarak da noter kanalı ile gönderilen çıkma iradesinin tarihinin tespitini talep ettiklerini belirterek netice-i talebini açıklamıştır.<br>SAVUNMA :<br> Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının, kendisine tahsis edilen daireyi 3.şahsa devrettiğinden bahisle üyelik sıfatının sona erdiğini ve kooperatife borcu olmadığını iddia ederek huzurdaki  davayı açtığını, davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşme uyarınca, davacı da dahil ortakların kooperatif borçlarından sorumluluğunun çıkma sonrasında da devam edeceğini, kooperatif ile çıkan üyenin hesaplaşma yapması gerektiğini belirterek açılan davanın reddinin gerektiğini talep ve savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İstanbul 3.Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/671 E. 2017/21 K.sayılı kararıyla, davanın kabulüne, davacının 06/08/2013 tarihi itibariyle davalı kooperatifteki üyeliğinin sona erdiğinin tespitine, şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili yasal süresinde sunduğu 19.04.2017 tarihli istinaf dilekçesinde özetle,<br>1-Müvekkili kooperatifte her ne kadar inşaat aşaması bitmiş ise de gerek sosyal tesislerin tamamlanmaması gerek kooperatifin arsa sahiplerine akdi ilişkinden doğan borçları, gerek hakkında açılmış ve devam eden dava ve icralar ile, gerekse müteahit şirketten olan alacakları ve devam eden davaların bulunmakta olduğu, bu nedenlerle tasfiye kararı alınmadığı,<br>2-Bu nedenle 2007 olağan genel kurul, 2009 olağanüstü genel kurul, 2009 olağan genel kurul, 2010 olan genel kurul, 2012 yılı olağan genel kurulu, 2012 yılı olağan genel kurul ve 2014 yılı olağan genel kurul toplantıların da aidat ödeme kararları alındığı bu kararların kooperatifin asli varlığı ve mevcudiyetini ilgilendiren borçlarına ilişkin olduğu,<br>3- Diğer yandan müvekkili kooperatife, konutlar ortaklara teslim edildiğinden müvekkil kooperatifin yeni üye alma imkanında ortadan kalktığı, hal böyleyken üyelerin istifa ve çıkma taleplerinin mevcut borçların ödenememesi ve / veya bu borçların diğer üyeler üzerine yüklenmesi gibi bir durum oluşturacağı bu nedenle de kooperatifçede kooperatifin varlığı ve 353 üyenin haklarının eşitlik, adalet ve hakkaniyete uygun olarak korumak maksadıyla \"Dairelerin teslim edildiği ancak sosyal tesislerin henüz tamamlanmadığını, arsa sahiplerinin açtığı davaların sonuçlanmadığını, bu giderler ve ödemeler sonuçlanana kadar istifaların kabul edilmemesine\" karar verildiği,<br>4-Kaldı ki, yukarıda belirtilen hususlar bir yana, kabul anlamına gelmemek üzere belirtmek gerekir ki kooperatifler kanunun ve ana sözleşme uyarınca davacıda dahil ortakların kooperatif borçlarında sorumluluğunun çıkma sonrasında da devam ettiği,<br>5- Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşme uyarınca, kooperatif ile çıkan üyenin hesaplaşma yapması gerektiği ve durumda ortak yasanın amir hükümleri gereği çıkan üyenin aldığı daireyi kooperatife iade etmekle ve muhik bir tazminat ödemekle yükümlü olduğu,<br>6- Ayrıca kooperatifin davalı olduğu ve celbini talep ettikleri dosyaların celp edilmeksizin, incelenmeksizin, delilleri toplanmaksızın eksik incelemeye dayalı hüküm tesis edilmesinin yasanın usul ve esasına aykırı olduğu hususları istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür.<br>DELİLLER VE DEĞERLENDİRME<br>Dava kooperatifler Kanunu 13. ve Kooperatif ana sözleşmesi 13. Maddesi uyarınca kooperatif üyeliğinden istifa suretiyle ayrılığın tespiti davasıdır.<br>Dairemizce daha önce 2017/1036-2017/1786 E. Sayılı karar ile değişik mahkemelere ait dosyaların gönderilmesi gerektiği, bu dosyalar gönderildikten sonra esas hakkında inceleme yapılabileceği tespit edilmiş, bu nedenle dosya mahkemesine iade edilmiş ve ardından mahkemece, istenilen, İstanbul Anadolu 9. ATM'nin 2013/359 E sayılı, kapatılan Ümraniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/136 Esas ile 2001/379 Esas, kapatılan Ümraniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/666 Esas sayılı dosyalarının gönderildiği görülmekle esas yönünden incelemeye geçilmiştir.<br>Davacı, davalı kooperatiften 2006 tarihinde ev satın aldığını, 11/04/2008 tarihinde yani evi aldıktan 23 ay sonra hiç oturmadan bu daireyi sattığını 20/07/2008 tarihinden itibaren kooperatifin borçlar çıkarmaya başladığını, 25/07/2013 tarihinde kooperatif yönetimine 12.400. TL'lik yeni bir ödeme yaparak borcunun kalmadığına dair yazı aldığını 05/08/2013 tarihinde istifaname gönderildiği fakat bu ifasının kooperatif kabul edilmediği, bu nedenle bu istifanameye dayanarak kendisinin öncelikle davalı kooperatifle hiç üye olmadığını, eğer bu mümkün değilse üyelikten çıktığını noter kanalı ile gönderilen çıkma iradesi tarihi itibariyle tespitini talep etmiştir.<br>Davalı vekili ise, kooperatifçe devam eden davalar nedeniyle üyelik istifa halinde kooperatifin varlığını ciddi anlamda tehlikeye düşüreceğinden istifaların kabul edilmemesi kararı alındığını, davacının istifasının geçerli olmadığını, kaldı ki davayı kabul etmemek kaydı ile istifadan sonra da üyenin sorumluluğunun devam edeceği belirtmiştir.<br>Mahkemece davanın kabulüne, davacının üyeliğin 06/08/2013 tarihi itibariyle üyeliğin sona erdiği tespitine karar vermiştir.<br>Dosya kapsamına göre, davacının Beşiktaş ... Noterliğinin ... nolu 5 Ağustos 2013 tarihli düzenleme şeklindeki istifaname ile kooperatiften istifa ettiği, istifa bildiriminin davalı kooperatife 06/08/2013  tarihinde tebliğ edildiği, davacının talebinin, kooperatif ortaklığından ayrıldığının tespiti istemine yönelik olduğu anlaşıl- maktadır. \t\t<br>Kooperatif ortaklığından, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nda düzenlenen şekli kurallara uygun olarak istifa mümkündür.<br>\t\t1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 13. maddesinde ortağın anasözleşmeye uygun olarak  istifa etmesine rağmen, kooperatifin istifayı kabulden kaçınması halinde, ortağın çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirmesi halinde, çıkmanın gerçekleşeceği düzenlenmiş olup, davacı kooperatif anasözleşmesinin 13. maddesinde de, bu hükme paralel bir düzenleme yer almıştır. Ortağın istifa bildirimi yenilik doğurucu nitelikte olup, kooperatife ulaştığı anda sonuç doğurur. Yukarıda anılan 13. maddenin yazılış biçimi ortağın istifasının kooperatifçe kabulünü gerekli kıldığı izlenimi yaratmakla beraber noter aracılığı ile, yapılan bildirime özel önem verilmek suretiyle, noter aracılığı ile yapılan bildirimin kabulünün gerekli bulunmadığı vurgulanmıştır. Bu durumda ortağın yenilik doğurucu nitelikteki istifa iradesini ilk olarak noter vasıtasıyla kooperatife duyurması ortaklıktan çıkmanın gerçekleşmesi için yeterlidir.(Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 2015/3456 - 2015/8542 sayılı 28.12.2015 tarih.)<br>\tYine yargıtay 23 HD. başka bir kararında, \"Bir kooperatif ortağının istifasının noter ihtarı ile kooperatife ulaştığı ya da ihracın kesinleştiği tarihe kadar aidat borçlarından 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16/son maddesi uyarınca sorumlu  olup, üyelerin ödemeleri arasındaki eşitliğin istifanın ulaştığı  ya da ihracın kesinleştiği tarih itibariyle bu şekilde sağlanması gerekir. Kural olarak ortak, üyesi olduğu davacı kooperatifin belirlediği inşaat finansmanı ve genel giderlere ilişkin aidat borçlarının, sonradan istifa etmiş ya da ihraç edilmiş olsa dahi istifanın ulaştığı ya da ihracın kesinleştiği tarihe kadar doğan kısmından sorumludur. Takibin salt istifanın ulaşmasından ya da ihracın kesinleşmesinden önce ya da sonra başlatılması olgusu, istifanın ulaşmasından ya da ihracın kesinleşmesinden önce doğan bu sorumluluğu kaldırmaz. Nitekim, anılan Kanun'un 27/son cümlesinde, ortaklığın düşmesinin ortağın ana sözleşme veya diğer suretlerle doğmuş borçlarının yok olmasını gerektirmeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir.\" demektedir.(Yargıtay 23. Hukuk Dairesi,  2013/6727 -2013/8227 sayılı  20.12.2013 tarih.) <br>\tYargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere,  kooperatife üye olmada olduğu gibi, kooperatif üyeliğinden çıkma da, açık kapı ilkesi geçerlidir. Nitekim davalı kooperatif 13. Maddesine göre her ortak, hesap senesi sonundan en az bir ay önce yönetim kuruluna yazı ile başvurmak süretiyle ortaklıktan çıkabilir. yönetim kurulu da bu hükme uygun olarak yapılacak isteğe rağmen yazılı başvurunun kooperatif kayıtlarına girişinden itibarin bir ay içinde kabulden kaçınırsa ortak, çıkma dileğini, noter aracılığı ile yönetim kuruluna bildirir, bildiri tarihinden itibaren çıkma gerçekleşir.<br>\tGörüleceği üzere 13. Maddesinde de üyelikten çıkmaya ilişkin ilk cümle dışında bir şart öngörülmemiş, somut olayda da, davacı 13 maddenin 1. cümlesine uygun olarak hesap senesi sonunda, en az bir ay öncesinden istifasını yönetim kuruluna bildirmiştir. <br> \tDosya içerisinde bulunan kapatılan Ümraniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/1136 sayılı dosyası incelendiğinde, davacısının İsmail Uzun, davalının dosya davalısı kooperatif, konusunun davacıya isabet edecek bağımsız bölümlerden gelebilecek cezalardan kaynaklanan alacak davası olduğu, davanın reddine karar verildiği, kararın kesinleştiği,<br>\tKapatılan Ümraniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/666 Esas sayılı dosyasında yapılan incelemesinde ise, davacısının .... davalısının dosyamız davalısı kooperatif, konusunun vekalet ücret alacağı olduğu mahkemece davanın kabulüne karar verildiği kararın yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 27/02/2013 tarihli ilamı ile bozulduğu, akabinde bozmaya uyularak yapılan yargılamada İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/353 E. 2014/161 Karar sayılı kararı ile HMK 150 Maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği, <br>\tİstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2014/960 E.-2015/457  K. Sayılı dosyanın yapılan incelemesinde tarafların dosyamız tarafları ile aynı, dava konusunun Menfi Tespit davası olduğu, davanın konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, şeklinde olduğu, kararın taraflara tebliğe çıkarılmadığı ve kesinleşmediği görülmüştür. <br>\tYukarıda incelemesi yapılan dosyalardan da anlaşılacağı üzere davacının ortaklıktan çıkma isteği ile bu davalar arasında her hangi bir bağlantı bulunma- maktadır. <br>\tHer ne kadar davalı vekilinin ortağın üyelikten çıkması halinde, kooperatifin bahsi geçen davaların aleyhine sonuçlanması halinde, altına gireceği ve yüklenmek zorunda kalacağı mali yükümlülüklerden dolayı zarara uğramasına sebebiyet verileceği iddiasının yerinde olmadığı, zira yukarıda da açıklandığı üzere davacının istifasının  noter aracılığı ile, davalıya ulaştığı tarihe kadar  doğan ve doğacak borçlarından sorumluluğunun devam edeceği açıktır. <br>\tSonuç olarak,  1163 s. Kooperatifler Kanununun 13. maddesi ile ana sözleşmenin 13.maddesine uygun olarak yasanın aradığı şartlara haiz davacının istifasının geçerli olduğu ve bu nedenle kooperatif ortaklığından ayrılmış bulunduğunun tespitine yönelik ilk derece mahkemesi kararının, esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan, reddine karar vermek gerekmekle aşagıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,<br>1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/671 Esas, 2017/ 21 Karar sayılı 17/01/2017 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b /1 bendi uyarınca esastan REDDİNE,<br> 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 55,20 TL başvuru harcından peşin olarak yatırılan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 23,8 TL başvuru harcı ile yine istinaf kanun yolu başvuru harcı olarak alınması gereken 98,10TL harçtan peşin olarak yatırılan 85,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 12,4 TL olmak üzere toplam 36,2 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,  <br>3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b/1 bendi ile aynı Kanunun 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 14/02/2018 <br><br><br>  <br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"699689f437708d6a","SID":"223df558203a7ebe"}}