{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">null         2018/187 E.  ,  2018/166 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2018/187 <br>KARAR NO\t: 2018/166<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/12/2017<br>NUMARASI\t\t: 2017/742 2017/1236<br>  <br>DAVANIN KONUSU\t: Tanıma Ve Tenfiz<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından açılan davada Lefkoşe Kaza Mahkemesinin 30/05/2016 tarih ve 2016/789 Dava numaralı kararı ile müvekkilinin 385.214,23-EURO alacağının kabulüne karar verildiğini, bu kararın 12/06/2016 tarihinde kesinleştiğini,  Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti arasında karşılıklılık prensibi bulunduğunu, TTK'nun 4. Maddesi gereğince, Lefkoşe Kaza Mahkemesinin kararının ticari dava niteliğinde olduğunu, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu belirterek ve Lefkoşe Kaza mahkemesinin 2016/789 Dava no ve 30/05/2016 tarihli ilamının tanıması ve tenfizine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; MÖHUK'un 51. maddesi gereğince, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, bu sebeple görev itirazında bulunduklarını, esasa ilişkin olarak da MÖHUK'un 50 ve 54. maddeleri gereğince tenfiz şartlarının bulunmadığını, zira müvekkili şirkete usulüne uygun tebligat yapılmadığını, bu hali ile savunma hakkının kısıtlandığını, Yargıtay içtihatlarına göre de tenfizi talep edilen kararın kesinleşmiş bir mahkeme ilamı olarak kabul edilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ <br>İlk derece mahkemesince; tenfizi ve tanınması talep edilen Lefkoşe Kaza Mahkemesinin  30/05/2016 tarih ve 2016/789 Dava numaralı dosyası ile taraflar arasında yapılan yargılama sonucunda 385.214,23-EU'nun davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği, karar içeriği dikkate alındığında kamu düzenine aykırı bir durumun bulunmadığı, dolayısıyla tenfize elverişli kararlardan olduğu, her ne kadar davalı taraf görev itirazında bulunmuş ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/19-1090 Esas ve 2016/819 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere tarafların tacir olduğu uyuşmazlıktan kaynaklanan yabancı mahkeme kararları ile ilgili tenfizde yetkili mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu, davalı tarafından kendilerine tebliğ yapılmadığı belirtilmiş ise de kararda açıkça celpnamenin aslına uygun bir suretinin davalıya tebliğ edildiği, dolayısıyla bu yöndeki savunma hakkının kısıtlandığı iddiasının da gerçeği yansıtmadığı, kararın 12/06/2016 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığından, KKTC Lefkoşe Kaza Mahkemesinin 30/05/2016 tarih ve 2016/789 dava numaralı kararın tanınmasına ve tenfizine karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı  davalı  vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ  <br>Davalı  vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığını, MÖHUK'un 51.f. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, esasa ilişkin olarak ise, dava konusu ilama ilişkin MÖHUK'un 50 ve 54. maddeleri gereğince tenfiz şartlarının mevcut olmadığını, müvekkili şirkete usulüne uygun tebligat yapılmadığını ve müvekkili şirketin savunma hakkını kullanamadığını, Lefkoşa Kaza Mahkemesinin 30.05.2016 tarih ve 2016/789 dava numaralı ödeme kararına ilişkin yapılan yargılamada,  müvekkili şirkete söz konusu usule uygun tebligat yapılmadığını, bu durumun MÖHUK'un 54/ç. maddesindeki tenfiz şartının eksikliğine sebep olduğunu, yüksek yargı içhitadlarına göre huzurdaki davada kesinleşmiş bir ilam olduğunun kabul edilemeyeceğini, belirterek, ilk derece mahkemse kararının kaldırılmasına  ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br>İNCELEME VE GEREKÇE <br>Dava, MÖHUK'un 34. maddesi gereğince  yabancı mahkeme kararının  tenfizi isteğine ilişkindir.<br>İlk Derece Mahkemesi tarafından, davanın kabulüne ve yabancı mahkeme kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>492 Sayılı Harçlar Kanunu  2. Maddesi gereğince,\" Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir. Ceza mahkemelerinde şahsi hukuka ait hakların hüküm altına alınması halinde de, celse harçları hariç olmak üzere (1) sayılı tarifeye göre harç alınır. \"denilmektedir.<br>Harçlar Kanununun Yabancı mahkeme ilamları başlığını taşıyan  4. maddesi gereğince,\" Yabancı bir mahkeme tarafından verilen ilamların tenfizi için açılacak davalardan, bu ilamlarda hükmolunmuş şeyin değeri, nevi ve mahiyetine göre (1) sayılı tarife gereğince harç alınır\" denilmektedir.<br>Harcı ödenmeyen işlemler başlıklı 32. madde gereğince ise \" Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip  işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse, işleme devam olunmakla beraber, bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır\" şeklindedir.<br>İlk Derece Mahkemesince, davanın açılış tarihindeki tarife gereğince maktu harç alınmıştır. Oysa, Harçlar Kanunu'nun 4. maddesi gereğince tanıma ve tenfiz davaları nispi harca tabi  davalardan olduğundan, (1) Sayılı Tarife gereğince anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi harç alınması gerekmektedir. Dava harcı, kamu düzenine ilişkin olup, davanın görülmesi için yasayla getirilmiş dava şartı niteliğindedir. Bu nedenle, harç konusu, davalı tarafça istinaf sebebi olarak ileri sürülmemiş ise de bu husus HMK 355.maddesi uyarınca dairemizce resen nazara alınmıştır.<br>Harcın yatırılmış olması davanın görülebilmesinin yasal koşuludur. İlk derece mahkemesince, öncelikle eksik harcın yatırılması için gerekli ara kararları oluşturulup taraflara tebliğe edilmeli, verilecek kesin sürede nispi harç yatırılırsa yargılamaya devam edilmeli, harcın yatırılmaması halinde ise harç yatırılıncaya kadar dosya işlemden kaldırılmalıdır.<br>Bu doğrultuda,  HMK 353/1-a-4 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR\t:    Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nun 353/1.a.4. maddesi uyarınca işin esası incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın, öncelikle harç ikmali işlemleri yapılmak suretiyle yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-İstinaf yoluna başvuran  tarafından yatırılan 35,90 TL istinaf harcının  talep halinde ilk derece mahkemesince  iadesine,<br>4-Yapılan kanun yolu masraflarının ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>5-Kararın, ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine dair;<br>Dosya üzerinde  yapılan inceleme sonunda, HMK.353/1.a.4. maddesi uyarınca,  23.02.2018 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak  karar verildi. <br>KANUN YOLU\t:  HMK.353/1.a. maddesi uyarınca karar kesindir.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"094ed1f50a4a6059","SID":"919de04f8e6715b3"}}