{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">null         2018/83 E.  ,  2018/188 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">       <br>T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2018/83 Esas<br>KARAR NO \t: 2018/188<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ\t                      : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/02/2017<br>NUMARASI\t\t: 2014/841 Esas,  2017/90 Karar<br> <br>DAVANIN KONUSU\t: TAZMİNAT<br>KARAR TARİHİ\t: 07/02/2018<br>KARARIN YAZILDIĞI T\t: 09/02/2018<br><br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>İDDİA: <br>Davacı vekili 10/10/2011 tarihli dava dilekçesinde; davalılar tarafından düzenlenen Gümrük Beyannameleri üzerinden gerçekleştirilen müvekkili şirketin bir kısım ithalat işlemlerinin teftişe tabii tutulduğunu, düzenlenen raporlarda alıcı / satıcı firma ortakları aynı kişiler olduğu halde bunun varlığı ile ilgili sistemde \"Hayır\" cevabının verildiğinin tespit edildiğinin, bu nedenle davalıların sebebiyet verdiği iş bu yanlış beyan sebebiyle müvekkil şirkete usulsüzlük cezasının kesildiğini, bu cezaların iptali için Tekirdağ Vergi Mahkemesinde açılan davaların reddedildiğini,  gümrüğe 25.522 TL ödendiğini, bu ödemenin 18.232 TL 'lik kısmının davalıların düzenlediği beyanname sebebiyle yapılan ceza ödemesi olduğunun, davalıların müştereken ve müteselsilen müvekkili şirkete gümrük müşaviri olarak verdikleri hizmetin eksik ve ayıplı verilmiş olması nedeniyle kesilen ceza ve yapılan ödemeden sorumlu olduklarını ihtarname tebliğine rağmen sonuç alınamadığını iddia ederek, müvekkiline verilen 18.232 TL zararın davalılardan tazmin ve tahsiline karar verilmesine talep ve dava etmiştir.<br><br>CEVAP:<br>Davalılar vekili; müvekkillerinin davacının yaptığı ithalatlar ile ilgili olarak gümrük beyannameleri düzenlediğinin doğru olduğunu, bu beyannamelerde göndericinin ..... Ltd, alıcının ise davacı şirket olduğunun gümrük yönetmeliğinin beyannameye eklenecek belgeler başlıklı 119. maddenin d bendi uyarınca, ihracat, transit ve antrepo rejimleri dışında kalan rejimlerde kıymetli bildirim formunun beyannameye eklenmesi gerektiğini, bu sebeple gümrük beyannamesi ekinde ithal eşyasına ait gümrük kıymetli bildirim formlarının da doldurulup verildiği, bu formun 7 nolu kutusunda alıcı ve satıcı gümrük yönetmeliğinin  37/1-d maddesi kapsamında münasebet içinde midir sorusunun bulunduğunun, sorunun yanında evet, hayır kutucuklarından birisinin işaretlenmesinin gerektiğini, davacı tarafın gönderici şirket ile aralarında münasebet olduğuna dair müvekkillerini uyarmadığını, müvekkili şirket çalışanın davacı şirket yetkilisine karşı münasebet var mı diye sorduğunda hayır cevabını aldığını, bu cevap alındığında müvekkilleri tarafından hayır kutucuğunun işaretlendiğini, zaten elektronik ortamda doldurulan formlarda hayır kutucuğunun otomatik işaretli geldiğini, yönetmeliğin aradığı münasebet varsa alıcının gümrük müşaviri uyarması gerektiğini, davacı tarafın yukarıda yasal prosedüre maruz kalmamak için mal aldığı şirket ile arasında gümrük yönetmeliğinin aradığı anlamda münasebet olduğunu müvekkillerden ve dolayısıyla devletten gizlediğini, daha sonra denetim sırasında durumun ortaya çıktığını ve usulsüzlük cezasının uygulandığını, davacı tarafın iş bu davayı açarak kendi sebebiyle ortaya çıkan usulsüzlük cezasını haksız bir şekilde müvekkillerinden tahsil etmeye çalıştıklarını, davacı tarafın iyi niyetli olmadığını, ithalatçı şirket ile arasındaki münasebetin prosedüre tabii olmamak için müvekkilinden gizlediğini, gizlediği durum ortaya çıkınca da suçu müvekkilinin üzerine atmaya çalıştığını, müvekkillerinin davacı taraf ile mal alım satımı yaptığı müşterisi arasında münasebeti olduğunu bilmesi gerekmediğini, müvekkillerinin davacı için düzenlediği ilk gümrük beyannamesinin 02/05/2006 tarihli olduğunun, son beyannamenin ise 11/12/2006 tarihli olduğunu, 71 adet beyanneme düzenlendiğini, davacının iyi niyetli olması halinde ilk beyannamede müvekkillerini uyarması gerekeceğini ve bu durumda usulsüz cezayı ödemek zorunda kalmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECELİ MAHKEME KARARI: <br>Mahkemece, davalı şirketin davacı şirketin gümrük müşavirliğini yaptığını, davalı ...'nın da yine davalı şirkette gümrük müşaviri olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olduğunu, davalıların davacıya ait gümrük iş ve işlemleri yerine getirirken bir vekilin göstermesi gereken özen ve dikkati göstermesi gerektiğini, davacı tarafın olağandışındaki konularda vekili bilgilendirmek ve gerektiğinde bu konuda açık talimat vermekle yükümlü olduğunu, vekilin kendisine tevdii edilen işin olağan şekilde yerine getirdikten sonra oluşan durumdan ve sonuçlarından sorumlu olmayacağını, davaya konu olayda vekil konumunda bulunan davalıların olağan dikkat ve özen yükümlülüklerini yerine getirmediklerinin  ispat edilemediğini, alınan bilirkişi raporunda davalıların sorumluluğunu gerektirir açık bir kusurun tespit edilmedi anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili tarafından karar yasal süre içerisinde istinaf edilmiştir. İstinaf nedenleri olarak, davacı vekili öncelikle dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu, olayları özetledikten sonra davacı şirket ile dava dışı ... Ltd şirketinin ilişkili şirketler olduğunu, ortaklarının aynı olduğunu, her iki şirketin temsil ve imza yetkilisinin .... olduğunu, ....a'nın serbest bölgede faaliyet göstermesi nedeniyle şirketler arasında mal alışverişinin ithalat rejimine tabii olduğunu, her iki şirketin gümrük müşavirliğinin iş ve işlemlerinin yapılması için davalı şirket ile anlaşmaya varıldığını, 26/01/2006 tarihinde hem davacı hem de dava dışı şirket tarafından Beyoğlu ..... Noterliğinde düzenlenen ..... yevmiye nolu vekaletnamelerin tanzim edilerek davalı şirketin vekil tayin edildiğini, her iki vekaletnamede de imza yetkilisi olarak ......'ın ad ve imzasının bulunduğunun dolayısıyla davacı ve dava dışı şirket arasında ilişki bulunduğunun baştan beri açık olunduğunu,  davacı tarafından bilindiğinin, davanın esasının mahkemece yanlış değerlendirildiğini, davacının ikaz yükümlülüğünün bulunmadığı, çünkü davalıların şirketler arasındaki bağlantı bulunduğunu bilmemelerinin mümkün olmadığını, gümrük iş ve işlemlerin konusunda uzmanlık konusunda davacı değil davalıların olduğunu, vekalet akdinden doğan özen yükümlülüğünün yanlızca kasıt ve ağır ihmal hallerinde değil, hafif ihmal ve dikkatsizlik dahil kapsadığını, davalıların özen yükümlüğünün olduğunun faaliyet alanlarının özel uzmanlık ve bilgi gerektiğinden bu yükümlülüğün ağırlaştırıldığını, gerek 4458 sayılı Gümrük Kanunu, 225 ve devamı hükümleri gerekse Gümrük Yönetmeliğinin ilgili hükümleri gereğince gümrük müşavirleri ve eşya sahipleri arasında dolaylı temsil ilişkisinin bulunduğunu, Gümrük Yönetmeliğinin 561 maddesi uyarınca gümrük müşavirlerinin temsil yetkisinin kullanabilmeleri için eşya sahibince verilmiş noter tasdikli vekaletnameye haiz olmaları gerektiğini, vekalet akdinin en önemli özelliğinin vekilinin özen borcunun bulunması olduğunu, mahkeme tarafından dava konusu olay ele alınırken hukuki gerçeklerin hiç gözönünde bulundurulmadığını, bu nedenle davanın esasının yanlış değerlendirildiğini, delillerin eksik değerlendirildiğini, uzman görüşü ve tanıkların hiç dikkate alınmadığını, olumlu ya da olumsuz bir görüş bildirilmediğini, uzman görüşü ve tanık ifadelerin bir arada değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablonun çarpıcı olduğunu belirtilerek davanın reddine ilişkin kararın hatalı olduğunu iddia edip kararın kaldırılmasını istemiştir.<br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>Dava, gümrük müşaviri olarak verilen hizmetin ayıp ve eksik olduğu gerekçesiyle ödenen idari para cezalarının hizmet verenlerden tahsili istemine ilişkindir.<br>Dosya kapsamında; davacı şirket ve davalı şirket ile davalı gerçek kişi ... arasında davacı şirketin vekalet veren sıfatıyla yer aldığı dolaylı temsil ilişkisini düzenleyen Beyoğlu ....Noterliğinde düzenlenmiş olan .... tarihli vekaletnamenin ve yine dava dışı şirket arasındaki dolaylı temsil ilişkisinin düzenlenen vekaletnamenin mevcut olduğu, söz konusu vekaletnameler kapsamında davalı ... müşavirliği tarafından davacı şirket ile ilgili olarak vekaletnamede belirtildiği üzere şirket adına gelen veya gönderilen eşyaların serbest dolaşıma giriş , transit, gümrük, antrepo vb. işlemlerin yapılması işini kapsadığı, vekaletnameler haricinde davalı ... müşavirliği şirkete veya gerçek kişiye dava dışı şirketle yapılan ithalata ilişkin herhangi bir yazılı bilgi veya belgenin dosya içerisinde bulunmadığı,  Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Gümrük Kontrolörlüğü tarafından düzenlenen 24/07/2008 tarihli raporda Çorlu Havalimanı Gümrük Müdürlüğünün teftiş edildiği, teftiş esnasında incelenen serbest dolaşıma giriş beyanları ve ihracat beyannamelerinin tespit edildiği, müdürlükte işlem gören serbest dolaşıma giriş beyannameler eki kıymet bildirim formlarının incelenmesinde alıcı ve satıcı arasında bir münasebetinin bulunmadığı, beyan edilmesine karşı gerek gümrük müşaviri ..... ile yapılan görüşmede gerekse beyannemeler üzerinde alıcı ve satıcı adı geçen ..... Aş ile yine ......nin ortaklık yapılarını gösteren ticaret sicil gazetelerinin incelenmesinde alıcı ve satıcı firmalarının ortakları arasında aynı kişilerin olduğunun anlaşıldığının ifade edildiğini, bu çerçevede satıcı ile alıcıları arasında yapılan satın almalara ilişkin serbest dolaşıma giriş beyannamelerinin taranarak beyannameler kapsamında ithalatlarda alıcı satıcı ile arasındaki münasebetle ilgili olarak, münasebet var olduğu halde beyannameler ekinde yer alan kıymet bildirim formlarında münasebetin varlığı ile ilgili soruya hayır cevabının verilmesinden dolayı her bir beyannameye ilişkin 4458 sayılı Gümrük Kanunun 241/3-b maddesinin tatbikinin gerektiğinin belirtildiği, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Batı Marmara Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Avrupa Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğünün mahkemeye vermiş olduğu 29/02/2012 tarihli cevabi yazıda Gümrükler Başkontrolörlüğü tarafından düzenlenen ......... tarihli ......sayılı raporun bir örneği ile 2006 yılına ait 53 adet beyanname için kesilen 18.232TL tutarındaki cezaya ilişkin işlem dosya örneğinin gönderildiğini, Beyoğlu .....Noterliğinde keşide olunan ihbarname ile 2006 yılına ait 53 adet beyanname için uygulanan cezai işlem ile ilgili olarak yapılan inceleme neticesinde; 29 adet beyanname için muhtelif tarih ve sayılı ceza kararlarının tanzim edildiği, ceza kararlarına istinaden firmadan 9.976 TL tahsil edildiği, 24 adet beyanname için muhtelif tarih ve sayılı ceza kararlarının tanzim edildiği ceza kararlarının Bakanlığının Hukuk Müşavirliğinin 04/08/2010 tarihli yazılarına istinaden sistemden iptal edilmiş olması nedeniyle müdürlükleri tarafından herhangi bir tahsilat yapılamadığının bildirildiğini, davacı şirket tarafından dava tarihinden önce 23/02/2011 tarihli Beyoğlu 37.Noterliğinde davalılar adına düzenlenen  ihtarnamede davacı tarafça müvekkili şirkete toplam 250 adet usulsüzluk cezasının kesildiğini bildirdiği, iptali için Tekirdağ Vergi Mahkemesinde dava açılmış ise de; davalarının tamanının reddedildiğini ceza kararlarının 824 ve 825 dava dosyaları hariç kesinleştiğini, ceza tutarları toplamı olan 25.522 TL'nin gümrüğe ödendiğini, bu ödemenin 18.232 TL tutarındaki kısmının davalı muhatapların sebep olduğu ceza ödemesi iddiasıyla ödenen bedelin şirket hesabına yatırılmasının talep edildiği, davalılarca talebin kabul edilmemesi üzerine davacı şirket tarafından iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.<br>Taraflar arasında, düzenlenen vekaletname, vekaletname içeriği yapılan işlemler konusunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur, uyuşmazlık davalı ... müşavirlik şirketi ve gümrük müşavirinin vekalet ilişkisi kapsamında vekalet görevini tam olarak yerine getirip getirmediği, davacı adına düzenlenen ceza kararlarından davalıların sorumlu olup olmadığı, sorumluluklarının bulunması halinde sorumluluk miktarları olarak tespit edilmiştir.<br>Tanık ... 10/10/2012 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; davalı şirkette çalıştığını, gümrük beyannamelerini kendisinin doldurduğunu, normal usülde firmalardan gelen bilgilere göre doldurduklarını, ancak bazı bilgilerin şirketle yani beyanname doldurulmasını isteyen şirketle görüşerek doldurmam gerektiğini bu durumda firmalarla görüştüğünü kendisinin davacı şirketten gelen beyannameleri hatırladığını, doldururken davacı şirketteki ismini hatırlamadığı kişiyle görüştüğünü, alıcı ve satıcı firma arasında ilişki olup olmadığını sorduğunu, kendilerinin ise ilişki olmadığı yönünde beyanda bulunmaları üzerine beyannamedeki işaretleme yaptığını ifade etimştir.<br><br>Tanık ... 13/07/2015 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; davacı işyerinde 2002 yılından beri çalıştığını, davacı şirketin sahibi ile, .... firmasının sahibinin aynı kişi olduğunu, davalı ... müşavirliği şirketinin gümrük beyannameleri düzenlenmesi için ve hem de gerekli işlemlerin firma adına yapılması için vekaletname verildiğini, gümrük beyannamelerinin doldurulmasının tamamen vekalet verilen gümrük şirketinin yetki ve sorumluluğunda olduğunu, davalı şirketin beyannameleri düzenlenmesi sırasında kendisinin bulunduğu bölümle muhatap olduğunu ifade etmiştir.<br><br>Tanık ... 13/07/2015 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; davacı şirkette ithalat ihracat müdürü olarak çalıştığını, gümrük işlemleri hususunda uzman olmadıklarından bu işte uzman olan davalı şirket ile anlaştıklarını, davalı ... müşavirliği şirketinin sorumluğunda meydana gelen hatanın bunun sorumluğunun adı geçen şirkete ait olacağını, davacı şirket ile dava dışı Mega Matbaa'nın ortaklarının aynı kişiler olduğunun, vekaletnamelerin bile aynı kişiler tarafından verildiğini ifade etmiştir.<br><br>12/02/2013 tarihli bilirkişi heyet raporunda, tarafların iddia ve savunmaları, Gümrük Başkontrolörlüğünün cevaplı rapor özeti, Gümrük mevzuatı ayrıntılı şekilde açıklandıktan ve olay özetlendikten sonra davacı şirketin beyannameler ekinde yer alan kıymetli bildirim formlarında münasebet varlığı ile ilgili soruya \"Evet\" cevabının verildiği, ancak Bilge sistemi üzerinde yapılan taramada ise \" Hayır \" cevabının verildiği, gerekçesiyle dava konusu usülsüzlük cezasının kesildiğine yönelik değerlendirmesinin gerçeği yansıtmadığı, söz konusu tespitin beyannameler ekinde bulunan kıymet formlarının incelenmesinin yapıldığı, beyannameler ekinde bulunan kıymet bildirim formlarındaki \"Hayır\" cevaplarının Bilge sistemi üzerinde kayıtlı bulunduğu, 2006 yılına ait serbest dolaşıma giriş beyannamelerinde beyan sahibi olarak davalı şirketin kayıtlı olduğu, ancak 11/12/2006 tarihinden itibaren başka bir gümrük müşavirliği şirketi tarafından  davacı firmanın gümrük işlemlerinin gerçekleştirildiği, dolayısıyla davacı firmaya ait aynı kapsamdaki serbest dolaşıma giriş beyannameleriyle ilgili başka bir gümrük müşavirliği şirketinin beyanda bulunduğu, 2007-2008 yıllarındaki  beyannameler ekindeki kıymet bildirim formlarındaki alıcı satıcı münasebetinin varlığıyla ilgili sorularada \"Hayır\" cevabı verildiği, dava konusu usulsüzlük cezalarına neden olan davacı ithalatçı firma ile gönderici firma arasındaki münasebete ilişkin verilen davacı firma tarafından davalı firmaya verildiğine dair herhangi bir bulguya, veriye ulaşılamadığından söz konusu usulsüzlük cezalarından davalı şirketin açık bir kusurun bulunmadığı beyan edilmiştir.<br><br>Davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunarak öncelikle davanın kabulü, taleplerin yerinde görülmemesi halinde ise itirazları çerçevesi içerisinde yeni bilirkişiye tevdii ile rapor alınmasını talep etmiştir. Davacı vekili 29/01/2013 havale tarihli dilekçesine ekli olarak, 17/04/2013 tarihli uzman görüşü olarak dosyaya rapor ibraz etmiştir. <br>16/07/2013 tarihli ek bilirkişi raporunda ise; tarafların rapora karşı yapmış oldukları beyanları tekrar edildikten sonra davacının 2011 yılına ait ticari defterlerinin delil niteliğinde bulunduğu, davacı adına tahakkuk edilen dava konusu cezanın banka dekontu ile 25.522 TL olarak 15/02/2011 tarihinde ödenmiş olduğunun görüldüğü, defterde kayıtlı olduğu, belirtildikten sonra dava konusu usulsüzlük konusuna ilişkin tahsilatın Gümrük Başkontrolörü raporu gereğince; kıymet bildirim formlarında münasebetin varlığıyla ilgili soruya \"hayır \" cevabının verilmesinden dolayı her bir beyannameye ilişkin 4458 sayılı Gümrük Kanunun 241/3-b maddesinin tatbikinin gerektiğinin belirtildiği ve buna istinaden usulsüzlük cezalarının Gümrük İdaresince davacı şirketten tahsil edildiği, raporda örnek verilen serbest dolaşıma giriş beyannamelerin 2008 yılına ait olduğu, her bir beyannameye ilişkin 4458 sayılı Gümrük Kanunun 241/3-b maddesinin tatbiki istenildiğinden 2006-2008 yıllarına ait aynı kapsamdaki usulsüzlük cezalarının düzenlendiği, dava dosyasına sunulu belgeler ile sınırlı olarak tespit inceleme değerlendirmeler neticesinde dava konusu usulsüzlük cezalarına neden olan davacı firma ile gönderici firma arasındaki verilerin davacı firma tarafından davalı firmaya verildiğine dair herhangi bir bulguya ulaşılamadığı söz konusu usulsüz işlemlerde ödenmesinde davalı şirketin açık bir kusurunun olmadığı belirtilmiştir.<br>13/04/2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda tarafların iddia ve beyanları ayrı ayrı tekrar edilmiş dosya ibraz edilen uzman görüşü özetlendikten ve önceki bilirkişi raporuna yapılan itirazlar yazıldıktan sonra davalı şirket ve gümrük müşavirinin tespit edilen usulsüzlük cezasına kıymet bildirim formunda yanlış seçeneği işaretlemesi sonucunda hatanın başlangıcına sebebiyet verdiği, davalıların davacı şirket ile dava dışı şirket arasındaki ilişkiyi her iki şirketinde vekili olma ve ek belge ile de ortaya konmasının faydalı olmasına rağmen bilmesi gerektiği davalının davacı ile uzun süreli çalışma sebebiyle müteaddit kere evrak alım verimi bilgi belge paylaşımının kaçınılmaz olarak mecburi olduğu,  davacı şirketin dış ticaretin olağanakışında bulunan bilgilere haiz olması gerektiğini ve sadece uzmanlık vasfı ile davalının sorumluluğunda göremeyeceğini, bu sebeple en azından kendisine davalı tarafından hizmet faturasının ekleri olarak verilen belgelerin incelenerek yanlışlıkların tespit edilerek ikaz edilmesi gerektiğini, davacı şirketin davalının müteselsil sorumluluğu gereği karşı karşıya kaldığı, usülsüzlük ceza ödeme istemine karşılık, gümrük müşavirinin doğal hakkı olan ve akabinde idari mahkemede dava açma olanağının gümrük müdürlüğünün teminatınızı tahsil ederiz ifadesine dayanarak cezalarını yatırmış olması sebebiyle elinden alındığını, sonuç olarak davacı tarafından 29 adet ödeme emrine karşılık yapılan 9.976,00 TL ödemenin davalılardan istenebileceği,  24 adet ödeme emrine karşılık 8.256 TL fazladan yatırdığı, ilgili gümrük ödemesi olarak tahsil edildiğine dair belge konulmadığından davalıdan istenemeyeceği belirtilmiştir.<br><br>Mahkemece bilirkişi raporlarındaki davalıların sorumluğunun olmadığı görüşü kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>Tüm dosya kapsamı sonucunda; davalı ... Müşavirliği şirketi davalı ... müşavirinin vekaletname uyarınca gerçekleştirmiş olduğu gümrük müşavirliği hizmetine dair işlemleri davacının bilgi ve denetimi ve onayı altında yaptığı, kaldı ki birinci bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dava dışı başkaca firma tarafından yapılan işlemlerde de yine aynı cevabın verilmiş olduğu anlaşıldığından sonuç olarak davalılara bu konuda ayrıca bir bilgi ve belgenin ibrazına dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığından davalıların vekalet ilişkisi kapsamında gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek kusurlu olduklarından söz etme imkanı bulunmadığından verilen karar yerinde görülmüştür.<br>Açıklanan nedenlerle; sonuç olarak davanın reddine dair hüküm yerinde olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurularının reddine dair karar vermek gerekmiştir, her ne kadar ilk derece mahkemesince verilen kararda 6100 sayılı HMK.nın 297. maddesinde ayrıntılı şekilde düzenlenen hükmün kapsamına ilişkin hususlar tam olarak yerine getirilmemiş ise de; söz konusu bu eksiklik yeniden yargılamayı gerektirmediğinden ve sonuca etkili görülmediğinden, aynı yasanın 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek  hükmün kaldırılması için yeterli görülmemiş olup  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>H Ü K Ü M\t:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,<br><br>1-İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesince 2014/841 Esas, 2017/90 Karar ve 14/02/2017 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 353/1-b bendi uyarınca esastan REDDİNE,<br><br>2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 55,20 TL başvuru harcından peşin olarak yatırılan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 23,8 TL başvuru harcı ile yine istinaf kanun yolu başvuru harcı olarak alınması gereken 98,10 TL harçtan peşin olarak yatırılan 85,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 12,4 TL olmak üzere toplam 36,2 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br><br>3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından  vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına,<br><br>4-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br><br> Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b bendi ile aynı yasanın 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.<br><br><br>       <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"04b94a49e5b90a23","SID":"9d041545457dcc69"}}