{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">null         2018/49 E.  ,  2018/138 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">     <br>T.C.<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t                  : 2018/49  Esas<br>KARAR NO\t                  : 2018/138<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMES                         . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/04/2017<br>NUMARASI\t\t: 2017/490 2017/554<br>  <br>DAVANIN KONUSU\t: ALACAK<br>KARAR TARİHİ\t: 31/01/2018 <br><br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br> İDDİA:<br>Davacı vekili 07.04.2017 tarihli dava dilekçesinde, Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarihli kararına dayanılarak , davalının içinde bulunduğu toplam 12 bankanın oluşturduğu kartelin yol açtığı rekabet ihlalinden kaynaklanan 3 adet kredi ve 1 adet 15.000 TL limitli kredi kartı kullanımı sonucunda uğranılan zararların tespiti ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, kartel nedeniyle uygulanan faiz oranı  nedeniyle ödenmiş olunan 27.080 TL faizden şimdilik 1.000,00 TL sinin ve Kanunun 58. maddesi uyarınca bu zararın üç katı tutarının zarar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;<br>Mahkemece, dava dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmeden dosya üzerinde yapmış olduğu incelene  sonucunda , davacının tacir olmadığı kullandırılan kredinin ticari niteliğinin bulunmadığı , tüketici kredisi niteliğinde taşıt ve ihtiyaç kredisi olduğu , bu durumda taraflar arasında 6502 sayılı kanun kapsamında bir ilişkinin söz konusu olduğu Ve görevli mahkemenin tüketici Mahkemesi olduğu gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.<br><br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Karar davalı vekili tarafından yasal sürede istinaf edilmiştir.<br><br>Davalı vekili istinaf nedenleri olarak,  dava dilekçesinin  taraflarına tebliğ edilmeden karar verildiğini, esasa ilişkin tüm beyan Ve itirazları saklı kalmak kaydı ile zamanaşımı ve yetki itirazında bulunduklarını , davalının banka olması nedeniyle TTK 4. ve 5. maddeleri kapsamında ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, görevsizlik kararının yerinde olmadığını iddia ederek kararın kaldırılmasını ve asliye ticaret Mahkemesinin bu davaya bakmakla görevli olduğuna karar verilmesini istemiştir.<br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>Dava, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki kanun gereğince tazminat İstemi'ne ilişkindir.<br>Uyuşmazlık, 4054 sayılı yasa kapsamında açılan tazminat davalarında hangi mahkemenin görevli olduğu, dava dilekçesi tebliğ edilmeden verilen kararın   usul ve yasaya uygun olup olmadığı şeklinde tespit edilmiştir.<br><br>Davanın 4054 sayılı yasa gereğince açılmış olduğu, davacının tacir değil gerçek kişi olduğu ve kullanılan kredilerin tüketici kredisi olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.<br>Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3. maddesine göre,tüketici,  ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi , tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileride dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan ,eser ,taşıma ,simsarlık, sigorta ,vekalet  bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.6502 sayılı yasanın 73. maddesi bu Kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez .Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.6502 sayılı yasanın 83/2. fıkrasında “Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması ,bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez.”düzenlemesine yer verilmiştir, ilgili yasa maddesi ile görev konusunun tartışılmasının önüne geçilmiştir.Somut uyuşmazlık , taraflar arasındaki Kredi sözleşmelerinden kaynaklanmaktadır.Açıklanan yasal düzenlemer  kapsamında uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığından davaya bakmakta görevli mahkeme  tüketici mahkemesidir. Davalı  vekilinin ticaret Mahkemesinin görevli olduğu savunması yerinde değildir.6102 sayılı TTK nun 4. maddesinde, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, bu kanunda düzenlenen ve diğer yasalarda düzenlenmekle birlikte ticari dava olduğu belirtilen davaların ticari dava olduğu düzenlenmiş, aynı yasanın 5. maddesinde ise, ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler olarak, aksine bir hüküm bulunmadıkça , dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye ticaret Mahkemesi  olarak belirtilmiştir.  Yasal düzenlemeler kapsamında yukarıda açıklandığı üzere görevli mahkeme tüketici Mahkemesi olup ticaret Mahkemesi değildir.<br><br>Açıklanan nedenlerle, mahkemece tüketici Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle verilen  karar doğrudur.Ancak , dava dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edilmeden karar verilmesi usul Kanununa uygun düşmemektedir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı ve 2/a bendinde ise , yargılama ile bilgi sahibi olunması hukuki dinlenilme hakkının içerisinde sayılmıştır.Bu anlamda, davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmiş olduğunun kabulü gerekecektir.Ne var ki, mahkemece verilen görevsizlik kararının yerinde olması ve hukuki dinlenilme hakkının önlenmesi amacı ile hükmün kaldırılıp , bu usulü işlemin yerine getirilmesin de geriye dönük olarak bir yarar sağlanamayacağı  gibi HMK 30. maddede düzenlenen usul ekonomisi ilkesine de uygun düşmeyeceğinden bu konudaki yanılgıya değinilmekle yetinilmiş ve davacının mahkemenin görevli olması ile ilgili istinaf nedenleri yerinde kabul edilmediğinden istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmekle aşağıdaki  hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere<br><br>1-Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/490 Esas, 2017/554 Karar ve 24.04.2017 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b/1. bendi gereğince REDDİNE,<br>2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 55,20 TL başvuru harcından peşin olarak yatırılan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 23,8 TL başvuru harcı ile yine istinaf kanun yolu başvuru harcı olarak alınması gereken 98,10 TL harçtan peşin olarak yatırılan 85,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 12,4 TL olmak üzere toplam 36,2 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydedilmesine,<br>3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4- İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına,<br><br>Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.31/01/2018 <br><br>  <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2bea10a0ec934049","SID":"abbe982fd885de2d"}}