{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">null         2018/26 E.  ,  2018/146 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">         <br>T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t                  : 2018/26 Esas<br>KARAR NO\t                  : 2018/146<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ\t                      : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/03/2017<br>NUMARASI\t\t: 2016/406 Esas, 2017/165 Karar<br><br>DAVANIN KONUSU\t: ALACAK <br>KARAR TARİHİ\t: 31/01/2018<br><br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>İDDİA:<br>Davacı vekili 08.04.2016 tarihli dava dilekçesinde, davacı ile davalı arasında, davalı tarafından işletilmekte olan 3 adet Otel için bu otellere verilecek hizmetleri konu alan Booklogic Online Rezervasyon Sistemleri Kullanım Sözleşmesi ve Hotel Kanal Yönetim Programı Kullanım Taahhütnamesi Sözleşmeleri imzalandığını, bu hizmet kapsamında , davacının servis sağlayıcı sıfatı ile davalının işlettiği otellerin odalarının Web üzerinden online satış kanallarının açılması amacıyla bilgisayar proğramları ve yazılımlar kullanıldığını, davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalının sözleşmeden kaynaklı borçlarını ödemeyerek sözleşmeyi ihlal ettiğini, davalı tarafından Sözleşmenin ihlali nedeniyle hizmet ücretlerine ilave olarak cezai şart olarak toplam 36.000 Euro alacağı doğduğunu iddia ederek, cezai şart olarak, 36.000 Euro’nun dava tarihi itibarı ile hesaplanan TL karşılığı 116.823,60 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>CEVAP:<br>Davalı vekili, davalı şirketin ticari merkezinin Didim olduğunu, Didim Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı tarafça Sözleşmenin 10. maddesi gereğince İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu beyan etmiş ise de, imza sirkülerinden görüldüğü üzere .... ve ......’ın 10 yıl süre ile müştereken koyacakları imza ile yetkili olduklarını, delil olarak sundukları sözleşmede .....’ın imzasının bulunmadığını, şirketin çift imza ile temsil edildiğinden iş bu sözleşmenin geçersiz olduğunu, 9.maddenin dayanak yapılamayacağını, şirket yönünden geçersiz sözleşmeye dayanılarak tazminat talep edildiğini, davacı firma çalışanının şirket ofisine gelerek kanal yönetim programını satmak istediğini, ancak kendisinin imza yetkisinin olmadığı için sözleşmeyi İstanbul’a götüreceğini ifade etmesi üzerine, bir temsilcinin imzalayacağı, kanallar bağlanıp, sözleşme müvekkile geldiğinde ikinci yetkilinin imzalayacağı böylece geçerli hale geleceğinin belirtildiği buna rağmen davacı şirketin imzasının yer aldığı ıslak imzalı sözleşmeyi  müvekkili şirkete göndermediğini, ayrıca taahhüt edilen sistemi de otellere kurulmadığını, maillere telefonlara cevap verilmediğini, buna rağmen davacının ihtarname ile doğmayan sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini ,davacı alacağının bulunmadığını savunarak davanın usul ve esastan reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 6. maddesinde  genel yetkili Mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi olduğunun düzenlendiğini, davalının yerleşim yerinin Didim olduğu, davacı tarafın  davalı ile aralarındaki sözleşmede belirtilen yetki şartına dayansa da Sözleşmenin şirket yetkilisinin müşterek imzasını taşımadığı , bu nedenle sözleşmedeki yetki şartının davalıyı bağlamayacağı gerekçesi ile yetki itirazının kabulüne, Mahkemenin yetkisizliğine, Didim Asliye ( Ticaret) Mahkemesinin yetkili mahkeme olduğunun tespitine karar verilmiştir.<br><br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Karar yasal sürede davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstinaf nedenleri olarak, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin sözleşme ile bağlı olduğunu, davalı şirketin TBK 46 ve 47.maddeleri kapsamında örtülü şekilde sözleşmeyi onadığını, davalı şirket ortağının imza sirkülerini göstererek sözleşmeyi imzaladığını, davalı şirketin sözleşme ile bağlı olmama savunması karşısında sözleşmeyi şahsen imzalayan yetkisiz temsilci şirket ortağının davalı olarak kabulü ile taraf değişikliği taleplerinin incelenmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.<br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>Dava, sözleşmeden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.<br>Davacı, davalının yetkili temsilci imzasının eksik olması gerekçesi ile geçersiz olduğu savunmasında bulunduğu, 21.10.2015 tarihli “ Booklogic Online Rezervasyon Sistemleri Kullanım Sözleşmesi “ nin 9.maddesindeki, sözleşmeden doğabilecek anlaşmazlıkların çözümünde İstanbul Merkez Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğuna ilişkin düzenleme kapsamında iş bu davayı yetkili olduğunu kabul ettiği yer mahkemesinde  açmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5. vd maddelerinde yetki, 17. maddesinde ise yetki Sözleşmesi düzenlenmiştir.Maddede, tacirler veya kamu tüzel kişilerinin , aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırmadıkça davayı sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemede açacaklarına yer verilmiştir.Yetki Sözleşmesinin geçerlilik şartları ise 18.maddede düzenlenmiştir. Yetki Sözleşmesi, ayrı bir sözleşme olarak veya somut olayda olduğu gibi, sözleşmeye bu sözleşmenin uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklar için belli bir yer Mahkemesinin yetkili olacağına dair bir hüküm konularak gerçekleştirilebilir.Ancak böyle bir durumda her iki tarafında Sözleşmenin geçerli olduğunu kabul etmesi gerekir ki, o sözleşmeye konulan yetki şartı geçerlilik kazanabilsin. Böyle bir durumda, yetki ilk itirazını inceleyen Mahkemenin Sözleşmenin geçerli olup olmadığını incelemesi ve bu konuda karar vermesi işin esasını inceleme anlamına gelecek ki bu husus usul Kanununa uygun düşmeyecektir. O halde tarafların kabulünde olan sözleşmedeki yetki şartına değer vermek yerinde olacaktır.Somut olayda, davalı tarafça sözleşme kabul edilmemiştir. Bu durumda, davalı şirket merkezinin bulunduğu Didim İlçesindeki mahkemelerin  HMK 6.maddesi gereğince genel  yetkili mahkeme ve davalının yetki ilk İtirazın yerinde olduğu gözetilerek, davalı tarafın yetki ilk itirazının kabulü ile Didim Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) yetkili olması nedeniyle Mahkemenin yetkisizliğine  karar verilmesi yeterli olacaktır.Mahkemece, hükmün gerekçe bölümünde Sözleşmenin davalıyı bağlamayacağı şeklinde açıklama da bulunulması kabul şekli olarak yerinde değildir. Yine yetki ilk itirazının kabulü ile Mahkemenin yetkisizliğine karar vermek ile yetinilmesi gerekirken, tespit ile ilgili hüküm tesisi de yerinde değildir.<br><br>Yetki İtirazı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 116/1-a bendi gereğince ilk itirazlardandır. Aynı yasanın 117. maddesinde, ilk itirazların dava şartlarından sonra inceleneceği, ön sorunlar gibi incelenip, karara bağlanacağı belirtilmiştir.Yani mahkemece, ilk itiraz niteliğindeki davalı İtirazı incelenip kabul edildikten sonra ,işin esasını inceleme yetkisi yetkili mahkemeye ait olur, yetkisizliğe dair kararla birlikte işin esası ile ilgili inceleme yapmak ve özellikle inceleme konusu delilleri gerekçede tartışmak doğru değildir.Mahkemenin yalnızca davalı tarafın ilk itirazının yerinde olduğunu kabulü halinde onunla ilgili gerekçe ile birlikte karar vermesi gerekir.<br><br>Açıklanan nedenlerle, Mahkemenin yetkisizlik kararı somut olayın niteliği de gözetildiğinde yerinde kabul edilmiştir. Ancak, yukarıda ifade edildiği gibi usule ilişkin bir kararda işin esası ile ilgili tespit yapılması doğru değildir. Ne var ki, hüküm fıkrasının kuruluş biçimi gerekse de gerekçede ki hata yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükümdeki hatanın sonuca etkili olmaması da gözetilerek,  kararın gerekçesi yukarıda açıklandığı biçimde düzeltilmek suretiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin reddine  dair karar verilmesi gerekmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>H Ü K Ü M\t:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,<br>1-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/406 Esas, 2017/165 Karar ve 08.03.2017 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b/2 bendi gereğince kararın gerekçesi düzeltilerek esastan REDDİNE,<br>2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 55,20 TL başvuru harcından peşin olarak yatırılan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 23,8 TL  başvuru harcı ile istinaf yolu başvuru harcı olarak alınması gereken 98,10 TL harçtan peşin olarak yatırılan 85,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 12,4 TL olmak üzere toplam 36,2 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b/2.bendi ile aynı yasanın 353/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.<br>31/01/2018<br><br>\t\t\t\t<br>         <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"77d1bf6e97f2ff4d","SID":"e80b39007319d212"}}