{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2026/883<br>KARAR NO\t: 2026/869<br>KARAR TARİHİ\t: 15/05/2026<br>KARARIN  YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2026<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...                       (...)<br>ÜYE\t\t: ...             (...)<br>ÜYE\t\t: ...                  (...)<br>KATİP\t\t: ...      (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN <br>MAHKEMESİ\t : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVA TARİHİ                      : 11/11/2025<br>KARAR TARİHİ                   : 08/04/2026<br>NUMARASI\t\t  : 2025/650 Esas - 2026/219 Karar<br><br>DAVACI \t: ... - ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVALI \t: ... - ... ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>\t <br>DAVA\t: Eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemi<br>HÜKÜM\t\t : Kararın kaldırılması-gönderme<br>İSTİNAF  EDEN                    : Davalı vekili<br><br>Taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemi davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı davalı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br><br><br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;<br>Taraflar arasında 03/01/2023 tarihinde noter onaylı mal sahibi sözleşmesi ile davacının davalıya ait arsa üzerinde nitelikli villayı anahtar teslim inşaat yapma işini üstlendiğini, davalı ile gerçekleşen inşaat maliyetleri ile buna ilave edilmiş %25 oranındaki kar payı ödemesini kabul ettiğini, işin sadece inşaat işi olmadığını, mimarlık-tasarım- inşaat iç ve dış tasarım peyzaj olmak üzere maddi ve fikri hizmetleri de kapsadığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini eksiksiz ifa ettiğini, bu kapsamda, makbuzlar, hakediş belgeleri ve taşeron sözleşmeleri düzenlendiğini ve gerekli ödemelerın yapıldığını, işlerin karşılığı faturaların davalıya elektronik ve fiziki ortamda tebliğ edildiğini, bunlara davalının herhangi bir itirazda bulunulmadığını, yapının toplam maliyeti seksen beş kalem iş toplamı olarak 31.874.206 TL olduğunu, buna sözleşme gereği %25 oranındaki kar payı bedeli ilavesi ile 39.874.206 TL + KDV tutarı olduğunu, davalı bu bedelin önemli bir kısmının ödemediğini, müvekkili tarafından faturalandırılan kısım ödenmediğinden faturalandırma süreci devam edemediğini, müvekkili maddi ve manevi zararlara uğratıldığını, işbu dosyaya konu olan  17.464.049,10 TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, başlatılan ilamsız icra takibine, davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptali, icra takibinin devamı, yasal faiziyle birlikte alacağın %20 oranından az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;<br>Davanın görevli mahkemede açılmadığını, davalı müvekkilinin tacir olmadığını, müvekkilinin tacir olmadığından dava konusu eser sözleşmesi neticesinde kesildiği iddia edilen fatura nedeniyle de açılan işbu davada görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleri olmadığını, davacı tarafın sunmuş olduğu dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu hususların yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olduğunu, bu beyanlara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında olduğunu, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiçbirinin usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, müvekkili ile ... arasında 03/01/2023 tarihli eser sözleşmesi imzalandığını, söz konusu eser sözleşmesi neticesinde müvekkiline ait Kocaeli İli ... İlçesi ... Mah. ... pafta, ... ada, ... parselinde bulunan arsa üzerine davacı tarafından inşaat yapılması hususunda anlaşıldığını, ancak davacı anlaşmaya aykırı bir şekilde Kocaeli İcra Müdürlüğü 2025/980 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış olduğunu, söz konusu icra takibine müvekkili tarafından itiraz edilerek takip durdurulmuş olduğunu, itiraz neticesinde ise söz konusu dava ikame edildiğini, müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, usule ve yasaya aykırı , kötü niyetli olarak açılan işbu davanın reddine, takibin iptali ile davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre;<br>\"...Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın HMK'nın 114/1-c ve 115. maddeleri uyarınca usulden reddine, görevli mahkemenin Kocaeli Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, davacı vekili tarafından gönderme talebinde bulunulmuş olduğundan görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosyanın nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine...\" karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. <br><br>B. İstinaf  Sebepleri<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;<br>Yerel mahkemenin, dava konusu sözleşmeyi \"arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi\" olarak yanlış değerlendirerek görevli mahkemeyi Asliye Hukuk Mahkemesi olarak tayin etmesi, sözleşmenin aslında müvekkilinin şahsi mesken amaçlı villa inşası için yapılan tipik bir \"eser sözleşmesi\" ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamındaki bir \"tüketici işlemi\" olduğunu, müvekkilin tüketici, davacının ise sağlayıcı sıfatına sahip olduğunu göz ardı etmesi açısından hatalı olduğunu, bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olması gerektiğini, yerel mahkemenin usul ve yasaya aykırı olarak verdiği görevsizlik kararının HMK m. 353/1-a-3 uyarınca kaldırılarak dosyanın gerçek görevli olan Kocaeli Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.<br><br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;<br>Davalının \"nihai kullanıcı\" olduğu ve bu nedenle Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu iddiasına karşı, davalının nihai kullanıcı olmasının yeterli olmadığını, işin karmaşıklığı ve ticari saikin tüketici işlemi niteliğini ortadan kaldırdığını, Yargıtay'ın ilgili kararlarında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gibi karmaşık işlerin basit tüketim kapsamı dışında kaldığını ve Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu belirttiğini, yerel mahkemenin isimlendirme hatası yapmış olsa da Tüketici Mahkemesinin görevli olmadığı yönündeki kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, yerel mahkemenin görevsizlik kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br> <br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br><br>2. İlgili Hukuk<br>6100 sayılı HMK, 6098 sayılı TBK, 6102 sayılı TTK, 6502 sayılı TKHK<br><br>3. Değerlendirme ve karar <br>Dava, eser sözleşmesine kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır.<br> Mahkemece, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın görev nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi üzerine davalı vekilince ilk derece mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle kararın kaldırılması talep edilmiştir.<br>6100 sayılı HMK'nun 2. maddesine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu belirtilmiştir.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/I maddesinde de, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve  çekişmesiz yargı işleri ile tarafların  tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir.<br>Ancak, 28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.<br>Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamı, dava ve cevap dilekçesindeki anlatımlardan, davacı ve davalı arasında düzenlenen 03.01.2023 tarihli noter onaylı sözleşme ile davacı yüklenici tarafından davalıya ait taşınmaz üzerine bedel karşılığında anahtar teslim villa yapım işinin üstlenildiği tarafların kabulünde olup, taraflar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Bu nedenle, taraflar arasındaki sözleşme bedel karşılığı inşaat yapımına dair eser sözleşmesi ilişkisidir. Dava konusu 447 ada 3 parsel sayılı taşınmaz sözleşme tarihinde davalı adına kayıtlı olup, tapuda arsa vasfındadır. Toplanan delillerden davalı tarafın sözleşmede güttüğü amacın yatırım amacına yönelik olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davalı taraf 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun gereğince tüketici konumunda olduğundan dava konusu sözleşme tüketici işlemi mahiyetindedir. Dolayısıyla, uyuşmazlık Tüketici Mahkemelerinin görevi kapsamında kalmaktadır.<br>O halde mahkemece, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait bulunduğu gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, görevli mahkemenin tayininde hataya düşülerek Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.<br>Bu açıklamalara göre, eldeki davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesi'nde olduğundan dosyanın 6100 Sayılı H.M.K'nun 353/1-a-3 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, Tüketici Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK md. 353/1-a-3 uyarınca Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/04/2026 tarih, 2025/650 Esas - 2026/219 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine  GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Davalı tarafından yatırılan karar harcının (732,00 TL) talep halinde kendisine iadesine,<br>4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin ve yatırılan istinaf başvuru harcının yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine,<br>5-Duruşma açılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a-3 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 15/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>    \t\t                                              *\t                       <br>...<br> Başkan<br> ...<br>  ¸e-imzalı<br>...<br> Üye<br> ...<br>  ¸e-imzalı<br>...<br> Üye<br> ...<br>  ¸e-imzalı<br>...<br> Katip<br> ...<br>  ¸e-imzalı<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c8a4280b1b07b0bd","SID":"bae482c98364d1e2"}}