{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS  NO:2026/622 <br>KARAR NO:2026/648<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO:2025/1145<br>KARAR NO 2026/304<br>DAVA TARİHİ:31/08/2021<br>DAVA:Genel Kurul Kararının İptali <br>KARAR TARİHİ:06/05/2026<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı kooperatifin 31.07.2021 tarihli genel kurul gündeminin 2. maddesinde yer aldığı halde denetim kurulu raporunun denetçilere okutturulmadığını, denetim kurulu üyesi ...’ın söz alarak kendisine makbuzların suretleri verilmediği için denetleme yapamadığını söyleyerek divana denetim raporu sunduğunu, ancak divan başkanlığı tarafından denetim kurulu raporu okutturulmadığı halde gündemin 4. maddesinde müzakereye açıldığını ve yönetim kurulunun 2017-2018-2019 ve 2020 yılları faaliyetlerinden dolayı ibrasına karar verildiğini, denetim kurulu raporu okunmadan yönetim kurulunun ibrasına karar verilmeyeceğini, esasen denetim kurulu raporunun sunulduğu ancak genel kurulda okutturulmadığını, raporda yönetim kurulunun icra takibi tehdidi ile haksız şekilde ortaklardan para topladığının, bu paraların nereye harcandığının belli olmadığının, belge ve makbuzların denetim kuruluna verilmediğinin, yönetim kurulunun ibra edilmemesi gerektiğinin açık bir şekilde belirtildiğini, usulsüz şekilde seçilmiş olan yönetim kurulunun yerine, kooperatifi olağanüstü genel kurula götürmek üzere mahkemece kayyum atanmasını, yönetim kurulunca yapılacak ferdileştirme, tapu tahsisi ve kentsel dönüşüme ilişkin işlemlerin dava sonuna kadar durdurulmasını, davalı kooperatifin 2017-2018-2019 ve 2020 yılı hesap dönemlerine ilişkin 31.07.2021 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların ve 24 yıldır sonuçlandırılmayan tasfiye kararının iptalini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların 31.07.2021 tarihli genel kurul tutanağında sadece 7. ve 10. maddeye şerh düştüklerinden gündemin diğer maddelerinin iptalini istemeyeceklerini, davacıların kooperatif yönetimine husumetini anlayabilmek için taraflar arasındaki Yargıtay'da olan ceza dosyasının mahkemece celbine karar verilmesini talep ettiklerini, davacıların denetim raporuyla ilgili tüm iddialarının gerçek dışı ve Kooperatifler Kanununa aykırı olduğunu, davacıların rapor dedikleri bir sayfalık yazının denetim raporu niteliği taşımadığını, denetçi ...’ın bir sayfalık dilekçesinin denetim raporu olarak bakanlıkça kabul edilmediğini, genel kurul sırasındaki bakanlık temsilcisinin bu yazının rapor niteliğinde olmadığı hakkında da bilgi verdiğini, davacılardan ...'ın Uyapta Av. ... verdiği vekalet görülmediğinden, vekalet sunmadan işbu davanın açma hakları bulunmadığından ... açısından dava açma şartını gerçekleşmediğinden usulden, diğer davacıların dava dilekçesinde iptalini istedikleri maddelerle ilgili tutanağa şerh düşmediklerinden (sadece 7.ve 10. maddeye şerh düştüklerinden) 7. ve 10. madde dışındaki diğer maddeler için iptalini isteme hakları olmadığından, dava ön şartı gerçekleşmediğinden usul ve esastan, diğer davacıların) dava dilekçesinde iptalini istedikleri 7. ve 10. maddedeki kararların iptali talepleri kooperatifler kanunu, anasözleşme ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğundan esastan davanın reddini istemiştir.İlk Derece Mahkemesince, 29.09.2022 tarihli celsenin 2 nolu ara kararı ile; \"Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile davalı Tasfiye Halinde ...'ne denetim  kayyumu olarak yapı denetim ve kentsel dönüşüm alanında uzman inşaat mühendisi ... ve kooperatif hukukunda uzman Av. ...'ın atanmasına, şirketin tüm tasarruf işlemlerinin kayyumun denetim ve onayıyla  yapılmasına, denetim kayyımına kooperatif kayıtları üzerinde inceleme yapılarak raporunu sunması için 1 aylık süre verilmesine\" karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması nedeniyle Dairemizin 19.11.2025 tarihli 2022/1806 E. 2025/1303 K. sayılı kararı ile mahkemece verilen ara kararın HMK'nun 297. maddesi ve Anayasa'nın 141/3. maddesi niteliğinde yasal gerekçe içermediğinden ihtiyati tedbir talebinin oluşturulacak ara karar ile gerekçeli olarak değerlendirilmesi ve taraf vekillerine usulüne uygun tebliğinden sonra inceleme yapılmak üzere dosyanın yeniden Dairemize gönderilmesi için mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin 12.01.2026 tarihli gerekçeli ara kararı ile \"Talep, davalı kooperatife tedbiren yönetim kayyumu atanmasına ilişkindir...Somut olayda davacılar tarafından, davalı kooperatifin  genel kurul kararının butlanı ve iptali istemli açılan davada, davalı kooperatife yönetim kayyumu atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talep edilmiştir. 4721 sayılı TMK'nın 427-(1)-4) maddesi uyarınca tüzel kişiliğe yönetim kayyımı atanması için tüzel kişiliğin gerekli organlardan yoksun kalma ve yönetimi başka yoldan sağlanamama halinin mevcut olması gerekmektedir. Somut olayda davalı kooperatifin yönetim organından yoksunluk hali mevcut değildir...Davacı tarafın iddiaları ve dosyadaki delil durumu dikkate alınarak, kooperatifin dava süresince bu şekilde yönetilmesi davacılar açısından önemli zararlara  sebebiyet verileceği endişesi yaratmaktadır. Bu nedenle tarafların hak ve sorumluluk dengesinin korunması gerekir. Yönetim yetkisinin kötüye kullanıldığı kesin olarak kanıtlanamamakla birlikte, buna ilişkin bazı belge ve deliller sunulmuştur. Ortaklar arasındaki karşılıklı güvenin zedelendiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple davalı kooperatifin yönetimi ile ilgili olarak geçici hukuki korunma sağlanması için  şartların bulunduğu kanaati oluşmuştur. Ancak geçici hukuki koruma önlemi alınırken tarafların ve şirketin menfaatlerinin korunması gerekir. Halihazırdaki temsil yetkisine sahip kooperatif yönetiminin  temsil yetkisinin  tedbiren  tamamen kaldırılması halinde, kooperatif yönetimindeki süreklilik aksayacak, kooperatifin menfaatlerinin tam anlamıyla sağlanması güçleşecektir. Halihazırdaki yönetimin temsil ve ilzam yetkisi muhafaza edilmek suretiyle temsil ilzam yetkisinin kısıtlanması yönündeki tedbir talebi kabul edilerek, temsil ve ilzam yetkisinin kullanılmasının mahkememizce atanacak bir denetim ve onay kayyımının onayına bağlanmak suretiyle gerekli hukuki korumanın sağlanabileceği kanaatine varılmıştır. Atanan kayyımlar denetim ve onay kayyımı olup, kooperatifin mevcut yönetimi el çektirilmediğinden ve dosya kapsamı da dikkate alınarak, HMK'nın  392. maddesi uyarınca takdiren teminat alınmasına gerek görülmemiş,\" şeklinde gerekçe ile yukarıda yer verilen ihtiyati tedbir kararı verilmiş, taraf vekillerine yapılan tebliğ neticesinde davalı vekilinin yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek denetim kayyımı atanması gerektiği hususunda somut bir gerekçe gösterilemediğini, kooperatife ait taşınmazda kentsel dönüşüm işlemlerine devam edildiği, taşınmazda hak sahipleri olduğu, denetim kayyımı atanmasının müvekkil kooperatifin karar alma süreçlerini yavaşlatacağı ve mülkiyet hakkı sahiplerini mağdur olmasına yol açacağı ortada olduğu belirtilerek ihtiyati tedbire ve denetim kayyımı ilişkin ara kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Dava, kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, istinafa konu uyuşmazlık ise denetim kayyımı atanmasına yönelik ihtiyati tedbir kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasındadır.<br>İlk Derece Mahkemesi'nin 05.03.2026 tarihli celsesinde tesis edilen esas hakkında hüküm ile birlikte :\"2-HMK 396 uyarınca durum ve koşullar göz önünde bulundurularak denetim kayyımlarının görevlerine karar ile birlikte son verilmesine, bu kararın kooperatif ve...'ye bildirilmesine,\" şeklinde karar verilmiştir. Yani bu aşamada istinaf talebine konu ihtiyati tedbir kararı ile atanan denetim kayyımına ilişkin karar İlk Derece Mahkemesi'nce kaldırılmıştır. İstinaf edilen ara kararın dayanağı olan ihtiyati tedbir kararının İlk Derece Mahkemesi'nce kaldırıldığından istinaf incelemesinin konusuz kalması sebebiyle davalı vekilinin istinaf talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf talebi hakkında ihtiyati tedbir kararının kaldırılarak konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına,<br>2-Davalı tarafından yatırılan başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davalıya İlk Derece Mahkemesi'nce iadesine,<br>3-İstinaf yargılaması için davalı tarafça yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.06/05/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3e9c8842241eb5ab","SID":"74227e9c529b80de"}}