{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2026/142 <br>KARAR NO:2026/971<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ<br>TARİHİ:01/10/2025<br>NUMARASI:2025/265 Esas -  2025/847 Karar<br>DAVA:Şirketin İhyası<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/05/2026<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı tasfiye memuru vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, .... Şirketi'ne bağlı olan ... adlı mağazada Şubat 2011 yılından - 20.03.2019 tarihine kadar aralıksız olarak tezgahtar (satış personeli) olarak görev yaptığını, fesih tarihi itibariyle müvekkilinin, çalışmış olduğu süre zarfında, çalıştığı şirket bazı alacaklarını verilmediğini, bu sebeple şirket hakkında İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesi'nde 2019/169E. Sayılı dosyada işçi ve işveren ilişkisinde kaynaklı alacak davasının halen devam ettiğini, bu süreç içerisinde davalı şirketin tasfiye edildiği için İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesi'nin 21/02/2023 tarihli duruşmasında ihya davası açılması için taraflarına mehil verildiğini, işbu davada ihyasını istenilen Tasfiye Halindeki.... Şirketi'nin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkezi  ... Pendik/İSTANBUL'dur. Şirketin ticaret sicilinden silinmenin tescil tarihi ise 17/5/2022 olduğunu, (...Gazetesi 17 Mayıs 2022, Sayı:10579, Sayfa: 496) yine aynı adreste şirket başka bir isim adı altında tekrar kurulduğunu, alınan bu tasfiye kararı, ikame edilen alacak davasına yönelik olduğunu, ayrıca ikame etmiş olduğu alacak davası da şirketin tasfiye sürecinin öncesinde açıldığını beyan ederek Tasfiye Halindeki.... Şirketi'ne karşı açmış olduğu işçi alacak davasının devamı için söz konusu şirketin ihyasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü, TTK m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket “tasfiye memuru”nda olduğunu, 3. sayın mahkemece, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunludur.  müvekkil davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, müvekkili müdürlük yönünden davanın reddine,  mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" , ...Davanın KABULÜ ile; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ...-... sicil numarasında sicile kayıtlı Tasfiye Halind.... Şirketi'nin derdest İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesi'nin 2019/169 Esas sayılı  dava dosyasının sonuçlandırılması (taraf teşkilinin sağlanması ve kararın infazının temini) işlemleri ile sınırlı olarak resen terkin kararının iptali ile tüzel kişiliğinin ihyasına, yeniden ticaret siciline kayıt ve tesciline,\t2-Tasfiye memuru olarak (TC.Kimlik No:...) ...'nün atanmasına, ücret takdirine yer olmadığına, 3-Kararın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilanına,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı tasfiye memuru vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davacının talep ettiği işçilik alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının, 21/02/2023 tarihli ara karara rağmen davayı 2025 yılında ikame ettiğini, davacının, şirketin tasfiye halinde olduğunu bildiği halde tasfiye memuruna alacağını bildirmediğini, şirketin borca batık olduğunu, tasfiye memuruna yükletilebilecek bir kusur bulunmadığını, davanın açılmasına veya geç açılmasında davalının herhangi bir kusuru olmadığını, eylemi veya ihmalinin bulunmadığını, bu nedenle davalı aleyhine vekalet ücreti tesis edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memuru  tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.TTK'nın 547. maddesi gereğince \" (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları,  yönetim kurulu  üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret  mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir\". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde \" şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir\" hükümleri   düzenlenmiştir.Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran   fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda   bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına  olacaktır.Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp,tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına  imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.TTK 547 . Maddesi uyarınca  şirketin TTK hükümleri uyarınca genel kurulunun tasfiye kararı alması, atanan tasfiye memurları tarafından yapılan işlemler sonucu tasfiye sonu bilançosu açıklanarak sicilden şirketin terkin edilmesine yönelik davalarda ise, husumet ticaret sicil memurluğu ile son tasfiye memurlarına yöneltilir. Somut olayda ihyası talep edilen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı Tasfiye Halinde .... Şirketi'nin  tasfiyeye girdiği, tasfiye memuru davalının 17/05/2022 tarihinde şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği,sicilden terkin edilmeden önce  davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine açılan İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesi'nin 2019/169 Esas sayılı  dava dosyasının derdest anlaşılmıştır Tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmediği gibi (Y11.H.D 'nin 07.12.2009 tarih ve E: 2008/7980 -K: 2009/12584),şirket hakkında açılan dava   derdest iken yani  şirket hakkında devam eden bir dava bulunmasına rağmen  davaya konu şirketin tasfiyesi tamamlanmış  olup,  tasfiye memurunun  TTK 541/3 maddesindeki sorumluluğu da gözetildiğinde derdest bir davanın bulunması nedeniyle  tasfiyenin usulüne uygun eksiksiz tamamlandığından bahsedilemeyecektir. Bu hale göre davacının   anılan dava dosyası infazı işlemleri ile ilgili    şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki  hukuki yararı bulunduğundan  terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmaktadır.Davalı tasfiye memuru davacı tarafından açılan davaya konu alacakların zamanaşımına uğradığını  belirterek şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığını ileri sürmüş ise de ileri sürülen bu husular eldeki davada  incelenmesi gereken bir konu olmayıp devam eden derdest davanın konusunu oluşturduğundan, davalı tasfiye memuru vekilinin tasfiyenin usulüne uygun yapıldığı ve  şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde  ileri sürülen  istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Bu durumda  mahkemece davanın  kabulü ile davaya konu  şirketin  ihyası ile ticaret sicil müdürlüğüne tesciline karar verilmesinde ve tasfiyenin gereği gibi yapılmaması nedeniyle açılan eldeki davada  tasfiye sürecinden sorumlu olan  tasfiye memurunun  HMK 326 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olması ve  yasal hasım konumunda olan davalı sicil müdürlüğünün, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmamasına göre  yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle,  HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda   davalı  tasfiye memurunun  istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı tasfiye memuru tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)ç maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6893469a933da29b","SID":"3bf6ff3b8e59766f"}}