{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ     <br><br>\t            T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ                          \t\t\t          \t\t\t          <br>                    \t\t\t             (D Ü Z E L T E R E K    Y E N İ D E N    <br>\t\t\t             E S A S    H A K K I N D A    K A R A R)<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t                      <br>ESAS NO\t: 2021/702 <br>KARAR NO\t: 2026/883<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: ...                          ...<br>ÜYE \t: ...                        ...<br>ÜYE \t: ...  ...<br>KATİP \t: ...                   ...<br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t: Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t: 03.07.2019<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t: 2014/213 E., 2019/494 K.<br><br><br>DAVA\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 16.04.2026<br>YAZIM TARİHİ\t: 16.04.2026\t     \t<br><br>\tDavacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ\t: <br>\tDavacı vekili özetle: Davalı ile müvekkili arasındaki sözleşme ve verilen hizmet sebebi ile doğan hak edişlerinin bir kısmının fatura edilerek davalıya tebliğ edildiğini, davalının borcunu ödemekten imtina ettiğini, bunun  üzerine yasal süresi içeresinde itiraz edilmemiş fatura bedellerinin icra takibine konu edildiğini, fatura bedellerine sonradan itiraz edilmesinin kötüniyetli olduğunu, fatura içeriği  işin yapıldığını, hakedişin doğdunun tarafların defter ve kayıtlarının incelenmesi halinde anlaşılacağını, bu bedellerin müvekklilinin davalıya ait ... Termal Devre mülklerinin satışı karşığı hak kazanılan komisyon bedelleri olduğunu, ödenmeyen komisyon bedellerinin tahsili için davalı hakkında icra takibi yapıldığını ileri sürerek, davalının Ankara 10. İcra Müdürlüğü'nün 2013/4266 esas sayılı takip dosyasına  yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına ve davacı yararına %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br> <br>\tDavalı vekili özetle: Müvekkili ile davacı arasındaki ticari ilişkinin müvekkiline ait 1. etaptaki tüm devre  mülklerin pazarlama ve satış yetkisinin davacı şirkete verilmesi ve bu konuda tek distribütör olması  şeklinde olduğunu, 2010 yılından beri yetkili distribütör olarak satış yapan şirketin ticari faaliyetlerinde 2012 yılı sonunda farklılıklar  oluşmaya başladığını ve edimlerini yerine getirmediğini, davacının sözleşmeye aykırı olarak ...'nda inşaatı devam eden ... Termal devre mülklerini de pazarlamaya başladığının tespit edildiğini, 27.03.2013 tarihinde gönderilen ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini,  davacının ise sözleşmeye  aykırı eylemlerine devam etmekle birlikte ihtarname ile gerçeğe aykırı olarak projenin tek satıcısı olmalarına rağmen taraflarından satış yapıldığını ve Ocak 2013 tarihli faturaların ödenmediği gerekçesi ile sözleşmeyi feshettiklerini beyan ettiklerini, bu  beyanların kesinlikle gerçeği yansıtmadığını, 01.03.2013 tarihinde tarafların bir araya gelerek mutabakat tutanağı imzaladıklarını, bu tutanağa rağmen davacının elinde tutmakta ısrarcı olduğu müşteri sözleşmelerini, almış oldukları  kıymetli evrakları ve nakitleri müvekkiline teslim etmediğini ve sözleşmenin fesih edilmesine rağmen müşterilerden tahsilat yapmaya devam ettiğini, tüm bu gelişmeler devam ederken 25.03.2013 tarihinde alacaklı olduklarını iddia ettikleri 443.098,69 TL'nin tahsili amacıyla icra takibine geçildiğini, 01.04.2013 tarihinde faturaların e-posta ile şirketlerin muhasebe müdürüne gönderildiğini, icra takip tarihi olan 25.03.2013 tarihinden sekiz gün sonra iadeli posta ile gönderilen bu faturaların taraflarından kabulünün mümkün olmadığını, bu faturaların icra takip tarihinden sonra gönderilmiş olması ve diğer haklı gerekçeler ile ödeme emrine yasal süresinde itiraz edildiğini ve bu faturaların noter kanalı ile iade edildiğini savunarak, açılan davanın reddine karar verilmesini talep  etmiştir.<br>\tİlk derece mahkemesince \"...Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; taraflar arasında tanzim edilen sözleşme uyarınca davalı şirkete ait taşınmazların  devre mülk suretiyle satışının ve pazarlamasının davacı tarafından üstlenildiği, sözleşme kapsamında yapılan satışlar üzerinden komisyon ücreti için tanzim edilen fatura bedellerinin ödenmediği iddiasıyla davalı aleyhine yapılan takibe davalının itirazı nedeniyle takibin durduğu, davacının  yasal sürede derdest itirazın iptali davasının açtığı anlaşılmıştır.<br>\tTaraflar arasındaki sözleşmeye göre  davacı sattığı her devre mülk sözleşmesinin satış bedeli üzerinden belli bir komisyon almayı hak eder. Taraflar karşılıklı birbirine ihtarname çekerek sözleşmedeki yükümlülüklerini yetire getirmedikleri iddiasında bulunarak akabinde mutabakata vararak sözleşmeyi feshetmişlerdir. Her ne kadar fesihden sonra bir mutabakat tutanağı düzenlenmiş iseler de tutanakta tarafların karşılıklı olarak defter ve kayıtlarının karşılaştırarak hesaplamalar yapacaklarını belirtmiş ancak kimin ne kadar iş yaptığı, ödenen bedel  ve ödenecek bedel konusunda herhangi bir açıklama yapılmamıştır. <br>\tDavalı  ticari  defterlerini sunmadığı için oluşturulan bilirkişi heyeti vasıtasıyla davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmış ancak bu defterler tek taraflı  olup sunulan defterler de sadece muavin defter olduğu, delil olarak sunulan üçüncü şahısla yapılan devre mülk sözleşmelerinin de fotokopi olup sadece alıcı olan üçüncü şahsın imzasını taşıdığı, gerek davacı distribütör  gerekse de davalı mülk sahibinin imzasını taşımadığı  bu nedenle delil olma özellikleri bulunmadığı anlaşılmıştır. <br>\tDava konusu  hizmet sözleşmesi uyarınca davacının sözleşme kapsamında belirtilen taşınmazın pazarlama işini yapılarak taşınmazları devre mülk sözleşmesi ile üçüncü şahıslara satarak bedelini tahsil etmeyi üstlendiği, bu durumda davacı bu edimini sözleşme kapsamında tam, ayıpsız ve süresinde yaptığını ispatlamakla  yükümlüdür. Davalı tarafta verilen hizmet bedelini ödediğini ispatlamakla yükümlüdür. Olayımızda  takibe konu fatura bedellerinin ödenmediği ve fatura içeriklerindeki satışların gerçekleştiği davacı tarafından ileri sürülmüş ise de davalının süresinde faturalara itiraz ettiği sabittir. Davacı kendi yevmiye defteri haricinde dava konusu yaptığı satışlara ait sözleşmelerin sadece alıcı imzasını taşıyan fotokopilerini sunmuş olup bunlar tek başına alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığından ve davacı başka delil de sunamadığından ispatlanamayan davanın reddine...\" karar verilmiştir. <br><br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Takibe konu alacağın davalıya ait devremülk satışlarından doğan komisyon bedellerine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ve müvekkilinin alacaklı olduğunun daha önce görülen davalarda alınan bilirkişi raporları ile de sabit olduğu, mahkemece sözleşmenin feshi ve alacak miktarına ilişkin ihtarnamelerin sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddedildiği, oysa sözleşmenin feshi sonrasında hak edişlerin fatura edilerek davalıya tebliğ edildiği ve bu faturalara süresinde itiraz edilmediği, davalının ticari defter ve belgelerini sunmamakta ısrar ettiğini, mahkemece defterlerin ibrazı için birden fazla kez kesin süre verilmesine rağmen yükümlülüğün yerine getirilmediğini, bu nedenle HMK uyarınca bu delile dayanma hakkının ortadan kalktığı, bilirkişi incelemelerinde davalının defterlerinin incelenememesinin davalının kusurundan kaynaklandığını, buna rağmen eksikliğin müvekkiline yüklenmesinin hatalı olduğunu, dosyada mevcut sözleşmeler, faturalar ve bilirkişi raporlarının müvekkilinin alacağını açıkça ortaya koyduğu nedenleriyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:<br>Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali  taleplidir.<br>Dosyanın tetkikinde, davacı ve davalı arasında ... Termal Devremülkleri Ana Distribütörlük Sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamında davalı şirket davacıya devremülk sözleşmesi yapmak, devre mülk satış ve pazarlaması ile ilgili adına sözleşme imza etmek ve tüm tanıtım, organizasyon ve satış işlemleri konusunda davacıya(satıcıya) temsil yetkisi vermiştir. Sözleşmenin 3.2. maddesi gereğince de satıcının gerçekleştirdiği, satışlardan güncellenen her fiyat listesinin %15 düşüldükten sonra kalan tutar baz alınarak KDV hariç %20.1 komisyon ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği anlaşılmıştır.<br>29.02.2013 tarihli \"Mutabakat Tutanağı\" ile tarafların karşılıklı olarak sözleşmeyi 27.02.2013 tarihinde fesih ettikleri\" görülmüştür.<br>Davacı tarafından davalı aleyhinde Ankara 10. İcra Müdürlüğü'nün 2013/4266 sayılı dosyası ile 25.03.2013 tarihinde ilamsız icra takibi yapılmış, 27.02.2013 tarihinde ödenmesi davalıya ihtar edilen 7.01.2013, 14.01.2013, 21.1.2013, 28.01.2013 ve 31.01.2013 tarihli beş adet fatura dayanak olarak gösterilmiş, davalı borçlunun itirazı üzerine takip durmuş, itirazın iptali dava konusu edilmiştir.<br>Taraflar arasındaki sözleşmenin karşılıklı olarak 27.02.2013 tarihinde fesih edildiği ihtilaf konusu değildir.<br>İhtilaf davacının sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirip getirmediği ve bu kapsamda dava konusu takip dayanağı faturalardan kaynaklı alacağının olup olmadığı varsa ne kadar olduğu noktasındadır.<br>İlk Derece Mahkemesince davacının kendi yevmiye defteri haricinde dava konusu yaptığı satışlara ait sözleşmelerin sadece alıcı imzasını taşıyan  fotokopilerini sunduğu, bunların tek başına alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>Dosya içerisinde yer alan Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.11.2016 tarih, 2013/224 E. 2016/668 K. Sayılı ilamında davacının dosyamız davalısı ... Mühendislik, davalısının dosyamız davacısı ... .. Ltd. Şti. olduğu davanın taraflar arasındaki sözleşme gereğince davalının sözleşmedeki edimlerini yerine getirmemesi ve aykırı davranması sebebiyle cezai şart istemine ilişkin olduğu, yargılama sonunda \"...mutabakat sözleşmesine göre davacı firma ile davalı firmanın hesaplarının karşılıklı olarak  incelenmesi neticesinde  tarafların yükümlülüklerini karşılıklı olarak yerine getirmedikleri, karşılıklı olarak hesap mutabakatına varamadıklarının tespit edildiği, yapılan incelemelerde  tek satıcı davalı olmasına rağmen davacının ... devremülklerinden 1.739.757,73 TL tutarındaki kısmının davalı yanca satışının yapıldığının tespit edildiği, davalının davranışlarının cezai şart ödenmesini gerektirecek nitelikte olmadığı, tarafların yükümlülüklerini karşılıklı olarak yerine getirmedikleri\" gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği ve kararın taraf vekillerince İstinaf  edilmediği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>Bu durumda, davacının sözleşme kapsamında tek satıcı olduğu fesih tarihine kadar yapılan tüm satışların davacı tarafından yapıldığının kabulü gerekir. Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/224 E. 2016/668 K sayılı ilamı ile de davacının davalı adına devremülk satışlarını yaptığı sabittir.<br>Mahkemece yargılama sırasında alınan 05.02.2018 tarihli bilirkişi raporunda  takip dayanağı faturalar incelenerek ve dayanağı satış sözleşmeleri ile davacının sunmuş olduğu listede belirtilen peşin satış fiyatları dikkate alınarak davacının komisyon bedeli KDV dahil 335.294,09 TL olarak hesaplanmış olup, bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.                          \t Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK 353/1.b.2. madde uyarınca, ilk derece mahkemesi kararını düzelterek davanın kısmen kabulü yönünden yeniden esas hakkında karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:<br>\t     HMK m. 353/1.b.2 gereğince, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2014/213 E., 2019/494 K. sayılı, 03.07.2019 tarihli kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine,<br>\tBuna göre:<br>\t\"1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 335.294,09 TL üzerinden itirazın iptaline,<br>\tFazlaya dair istemin reddine, <br>335.294,09 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 67.058,82 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>2-Alınması gereken 22.903,94 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5.351,65 TL  harcın  mahsubu  ile bakiye 17.552,29 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>3-Davacı tarafından yatırılan 5.351,65 TL peşin harç ve 25,20 TL başvuru harcı, olmak üzere toplam 5.376,85 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>4-Davacı tarafından sarf edilen 4.841 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesap edilen 3.663,20 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,<br>5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T uyarınca 53.647,05 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\"<br>\t2-) Peşin alınan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine.<br>\t3-) Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan 86,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,<br>\t   dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,\tHMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 16.04.2026<br><br>        Başkan ...                   Üye ...                Üye ...                Katip ...<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"38120d3575d798aa","SID":"6b0664f4f87008cd"}}