{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2026/871 <br>KARAR NO:2026/838<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:KÜÇÜKÇEKMECE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:20/02/2026<br>NUMARASI:2026/80 D.İş -  2026/80 Karar<br>TALEP:İhtiyati Haciz<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:28/04/2026<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP:İhtiyati hacze itiraz eden vekili itiraz dilekçesinde özetle; ihtiyati hacze itiraz eden şirketin yerleşim yerinin Silivri olduğunu, Silivri ilçesinin yargı çevresi bakımından Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetki alanında olduğunu, yetkisizlik sebebiyle haczin kaldırılması gerektiğini, ihtiyati haciz için gerekli olan yaklaşık ispat koşullarının da oluşmadığını, alacağın yargılamayı gerektirdiğini, faturanın adi evrak niteliğinde olduğunu, ihtiyati hacze itiraz edenin mal kaçırma veya adres değiştirme iddiasının asılsız olduğunu, bu sebeplerle ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir/haciz talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, \"ihtiyati haciz talebinin dayanağı ve borcun kaynağı sözleşmeye dayalı olup borçlu vekilinin süresi içerisinde mahkememizin yetkisine itiraz ettiği, ihtiyati haciz talep eden alacaklı şirketin yerleşim adresinin Akdeniz/Mersin olduğu, davalı borçlu şirketin yerleşim adresinin ise Silivri/İstanbul olduğu açıktır. Bunun yanında sözleşmenin ifa yerinin de Silivri ilçesi olduğu anlaşılmaktadır.Silivri ilçesi yargı çevresi bakımından Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetki alanında bulunmaktadır. Alacaklının kendi yerleşim yerini tercih etmesi durumunda dahi yetkili mahkeme Mersin Asliye Ticaret Mahkemeleri olacaktır. İzah edilen durum karşısında İİK 50/1 atfı ile HMK 6 ve 10. maddeleri ile TBK 89 maddesi hükümleri dikkate alındığında, borçlu tarafın yetki itirazının yerinde olduğu ve mahkememizin yetkisiz olduğu yargısına varılmaktadır. İzah olunan sebep ve gerekçeler çerçevesinde İİK 265/3 maddesi uyarınca yetki itirazının kabulü ile ihtiyati haczin kaldırılmasına...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz talep eden şirket gıda sektöründe faaliyet gösteren ve yine borçlu ile uzun süredir ticaret ilişkisi devam etmekteyken borçluya belirtilen faturaların muhteviyatı eşyalar olan kaju cinsi eşyaları borçlu şirkete teslim etmiş olmalarına rağmen, karşı yan tarafından borcun ödenmediğini ve sürekli ötelemeye çalışıldığını, borçlunun mal kaçırma ve adres değiştirme ihtimali ve hileli davranışlarda bulunma ihtimali bulunduğunu, yıllara dayanan güven ilişkisi ile ihtiyati haciz talep eden bugüne değin beklemiş ise de henüz hiçbir ödemenin gerçekleştirmediğini, borçlu tarafın mevcut ekonomik durumu, ödeme yükümlülüğünü sürekli ertelemesi, ticari iletişimi kesmesi ve mal varlığını azaltmaya yönelik davranışları birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati haciz tedbiri ortadan kaldırıldığı takdirde alacağın tahsil kabiliyetini ciddi şekilde tehlikeye düşüreceğini, ihtiyati haciz talep edenin ileride elde edeceği muhtemel bir ilamın fiilen sonuçsuz kalmasına sebebiyet verebilecek nitelik taşıdığını, ihtiyati haczin kaldırılmasına ilişkin kararın devamı halinde ihtiyati haciz talep edenin uğrayacağı zararların sonradan giderilmesinin mümkün olmayacağını, ihtiyati haciz talep eden şirket tarafından alacağın varlığı, miktarı ve muacceliyeti, dosyaya sunulan e-faturalar, sevk irsaliyeleri, teslim evrakları ve taraflar arasındaki yazışmalar ile birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati haciz yargılaması bakımından aranan yaklaşık ispat şartını fazlasıyla sağlandığını, ihtiyati haciz taleplerinde yetki kurallarının dar ve şekli yorumlanmasının hukuka aykırı olduğunu, ihtiyati haciz taleplerinde yetki değerlendirmesinin, klasik dava türlerinde olduğu gibi katı ve formalist bir yaklaşımla değil somut olayın özellikleri gözetilerek daha esnek, işlevsel ve amaca uygun bir şekilde yapılması gerektiğini, yalnızca borçlunun adresine dayalı soyut bir yetki analizi yapıldığını, ilk derece mahkemesi yalnızca borçlunun yerleşim yeri ve sözde ifa yeri üzerinden şekli bir yetki analizi ile sonuca gittiğini, dosya kapsamında açıkça ortaya konulan ticari ilişkinin mahiyeti, mal teslim süreçleri, taraflar arasındaki fiili bağlantı ve alacağın doğduğu hukuki ilişkiyi göz ardı ettiğini, mahkemece yetki gerekçesiyle ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ihtiyati haciz taleplerinde bağlantı kriteri esas olduğunu ve somut olayda mahkemenin yargı çevresi ile uyuşmazlık arasında güçlü bir bağlantının mevcut olduğunu, yetki itirazının kabulünün ihtiyati haczin kaldırılmasını gerektirmeyeceğini, bu tür bir yaklaşımın alacaklıyı yeniden dava açmaya veya yeniden ihtiyati haciz talebinde bulunmaya zorlamak suretiyle hem usul ekonomisine aykırılık teşkil ettiğini hem de bu süre zarfında borçluya mal varlığını azaltma veya kaçırma imkânı tanıdığını, konkordato yargılamasının görüldüğü mahkemenin, ihtiyati haciz talebi bakımından yetkili olduğu anlamına gelmeyeceğini ve her iki yargılamanın farklı hukuki rejimlere tabi olduğunu, konkordato davasının belirli bir mahkemede açılmış olması daha önce başka bir mahkeme tarafından verilmiş ihtiyati haciz kararını kendiliğinden yetkisiz hale getiremeyeceğini, borçlu tarafın ileri sürülen iddialar, konkordato kurumunu geriye etkili bir “yetki bertaraf aracı” haline getirme çabasından ibaret olduğunu ve hukuken korunmasının mümkün olmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişki ve alacağın varlığı, dosya kapsamındaki somut ve çok yönlü delillerle yaklaşık ispat düzeyinde ortaya konulmasının mahkemece göz ardı edildiğini, mahkemece, ilk kararda kabul edilen yaklaşık ispat olgusunun ortadan kaldırıldığına dair herhangi bir somut gerekçe ortaya konulmaksızın ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesinin hem usul hükümlerine hem de ihtiyati haciz kurumunun amacına açıkça aykırı olduğunu, mahkemece verilen ihtiyati haczin kaldırılmasına ilişkin kararda, yetki ve alacağın varlığına ilişkin değerlendirmelerin dosya kapsamı ve ihtiyati haciz kurumunun hukuki niteliği ile bağdaşmadığını, mahkemenin, aynı dosya kapsamında ve herhangi bir yeni somut olgu ortaya konulmaksızın, yalnızca borçlunun yerleşim yerine dayalı dar bir yorumla önceki yetki tespitinden dönmesinin hukuki açıdan isabetli olmadığını, mahkemece ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilirken, alacağın çekişmeli olduğunu ve tam ispatın sağlanmadığı yönünde zımni bir değerlendirme yapıldığı anlaşılmakta ise de bu yaklaşımın ihtiyati haciz yargılamasının niteliği ile bağdaşmadığını, yaklaşık ispat şartı gerçekleşmiş olmasına rağmen aksi yönde değerlendirme yapılarak ihtiyati haczin kaldırılmasının hem kanuna hem de yerleşik yargı uygulamasına aykırı olduğunu,beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Talep,faturadan kaynaklanan  alacağa dayalı olarak ihtiyati haciz kararı verilmesi  istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince ihtiyati hacze yapılan itirazın yetki yönünden kabulü ile, ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiş, ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından  yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, mahkemenin yetkili olup olmadığı noktasındadır.İhtiyati haciz talep eden tarafından toplam 238.415,27 USD karşılığı 10.370.011,62 TL tutarlı faturalar ödenmediği bahisle ihtiyati haciz talep edilmiş, mahkemece 20.02.2026 tarihli karar ile ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilerek, karşı tarafın itirazı üzerine,  mahkemece duruşma açılarak  25.03.2026 tarihli ek  karar ile ihtiyati hacze yapılan itirazın yetki yönünden kabulü ile, ihtiyati haczin  kaldırılmasına karar verilmiştir.Borçlu tarafından kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati hacze karşı İİK'nın 265/1. maddesine uyarınca, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzurunda yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edilebilir. İİK'nın 265/3. Maddesinde ise, Mahkemenin, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddedeceği düzenlenmiştir. Buna göre mahkemece ihtiyati hacze vaki itiraz, ancak kanunda gösterilen ve itiraz eden tarafından ileri sürülen itiraz sebepleriyle sınırlı olarak incelenebilir.İİK'nın 258. maddesinde ihtiyati hacze 50. maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verileceği düzenlenmiş, aynı yasanın 50. maddesiyle de \"Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir.\" şeklindeki düzenleme uyarınca ihtiyati hacizde yetkili mahkemenin belirlenmesi hususunda HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerine atıfta bulunulmuştur. Buna göre ihtiyati hacizde, akdin yapıldığı yer(İİK. M. 50); borçlunun talep tarihindeki yerleşim yeri(HMK m. 6/1); sözleşmenin ifa edileceği yer(HMK m. 10); borçlu birden fazla ise, bunlardan birinin yerleşim yeri(HMK m. 7/1); tacirler veya kamu tüzel kişileri aralarındaki uyuşmazlık hakkında aksi kararlaştırılmadıkça sadece sözleşmeyle yetkili kılınan yer (HMK m. 17/1) mahkemesi/mahkemeleri yetkilidir.Eldeki uyuşmazlıkta ihtiyati haciz istemi ticari satıştan kaynaklanan para alacağına ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 89.maddesi gereğince para borcunun ifa yeri, alacaklının yerleşim yeridir. Somut olayda ihtiyati hacze itiraz eden tarafından mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olup, ihtiyati haciz talep eden şirketin adresinin Akdeniz/Mersin olduğu, karşı taraf borçlu şirketin yerleşim adresinin ise Silivri/İstanbul olduğu, Silivri İlçesi yargı çevresi bakımından Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetki alanında olduğundan,Mahkemece karşı tarafın yetki itirazının kabulü ile ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesinde  herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesinin ek kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati haciz talep eden vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM\t:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-İhtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İhtiyati haciz talep eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-İhtiyati haciz talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 28/04/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"51f9599f3a0ec92a","SID":"af8cc99900f72359"}}