{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2025/926 <br>KARAR NO\t: 2026/471<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br> İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/02/2024<br>NUMARASI\t: 2024/92 Esas, 2024/76 Karar  <br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>KARAR TARİHİ : 08/04/2026<br>  Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :<br>I. DAVA<br>Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında 28/05/2007 tarihinde Gebze ... Köyü’nde yapılacak depo inşaatına ilişkin eser sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davalı yüklenicinin depoyu 210 gün içinde tamamlayarak geçici kabule hazır şekilde teslim etmeyi taahhüt ettiğini, ancak inşaatın süresinde tamamlanmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin depo kullanımına ilişkin anlaşma yaptığı dava dışı ... firmasına teslim gerçekleştiremediğini ve günlük 6,2 USD/m² kira gelirinden mahrum kaldığını, ayrıca ticari ilişkilerinin zarar gördüğünü, Kartal 16. Noterliği’nin 18/09/2008 tarihli ihtarnamesiyle inşaatın süresinde tamamlanmadığının ihtar edilerek günlük 6,2 USD cezai şart talep edildiğini ve işin 30/09/2008 tarihine kadar tesliminin istendiğini, buna rağmen teslimin gerçekleşmediğini, Gebze 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2008/164 D. İş sayılı dosyasıyla tespit yaptırıldığını, inşaatın tamamlanmaması nedeniyle kalan işlerin davalı nam ve hesabına yaptırılması ve uğranılan zararların tazmini amacıyla dava açıldığını ileri sürerek; davalının inşaata girişinin tedbiren engellenmesine ve eksik işlerin davalı nam ve hesabına tamamlattırılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla gelir kaybı nedeniyle şimdilik 10.000 USD, eksik işler nedeniyle şimdilik 10.000 TL, sözleşmeden kaynaklanan cezai şart olarak şimdilik 10.000 USD ve müşteri nezdinde uğranılan prestij kaybı nedeniyle şimdilik 500.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Birleşen Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/964 Esas sayılı dosyasında davacı ... A.Ş. vekili, müvekkili şirketin lojistik ve depoculuk alanında faaliyet gösterdiğini, taraflar arasında imzalanan 28/05/2007 tarihli anahtar teslimi götürü bedel sözleşme uyarınca davalının Gebze Çayırova’daki depo inşaatını uygulama projesi ve teknik şartnameye uygun şekilde betonarme ve çelik konstrüksiyon olarak yapmayı üstlendiğini, ancak davalı tarafından yapılan imalatlarda eksik, ayıplı ve sözleşmeye aykırı işler bulunduğunu, bu nedenle çeşitli tespitler yaptırıldığını, deponun ... A.Ş. tarafından kullanıldığını, depoda meydana gelen sorunların müvekkili şirketin müşteri nezdindeki ticari itibarını zedelediğini ve manevi zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, davalıya ihtarname gönderilerek zararların giderilmesinin talep edildiğini ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, uğranılan maddi zararlar için şimdilik 10.000 TL ile manevi zarar karşılığı şimdilik 10.000 TL’nin ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Birleşen Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/598 Esas sayılı dosyasında davacı .... Ltd. Şti. vekili, taraflar arasında 28/05/2007 tarihinde Gebze İlçesi ... Köyü ... ada 3 parsel üzerinde lojistik depo inşaatı yapılmasına ilişkin sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 7. maddesinde teknik şartnamenin sözleşmenin ayrılmaz parçası olarak kabul edildiğini, sözleşmenin kısmen götürü bedelli eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, davacı yüklenicinin kullanacağı malzeme miktarının sınırlı şekilde öngörüldüğünü ancak sözleşmenin imzalandığı tarihte nihai projelerin kendilerine verilmemesi nedeniyle pazarlıkların avan projeler üzerinden yapıldığını, sonradan verilen uygulama projelerinin tatbiki sonucu sözleşmede öngörülenden çok daha fazla malzeme ve imalat yapılmasının zorunlu hale geldiğini, bu fazlalığın kendi hesap hatalarından değil davalı tarafından sunulan uygulama projelerinden kaynaklandığını, sözleşme dışında kalan fazla imalat bedellerinin davalıdan talep edilmesine rağmen ödenmediğini, tarafların anlaşmazlık nedeniyle birbirlerini dava açmakta serbest bıraktıklarını, Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/166 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan tespitte sözleşme kapsamını aşan fazla iş bedelinin KDV ve müteahhit kârı hariç 2.979.296,23 TL olarak belirlendiğini, buna rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Birleşen İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/337 Esas sayılı dosyasında davacı ... Tic. A.Ş. vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında Kocaeli İli, Gebze İlçesi, ... Köyü’nde bulunan ... ada 3 parsel üzerindeki depo inşaatına ilişkin anahtar teslimi eser sözleşmesi ile 15.11.2008 ve 15.05.2009 tarihli protokollerin imzalandığını, davalı yüklenici tarafından yapılan imalatlarda eksik ve ayıplı işler bulunduğunu, bu ayıplar nedeniyle uğranılan zararların tazmini amacıyla daha önce Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/964 Esas sayılı dosyasında kısmi dava açıldığını ve bu dosyanın İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/809 Esas sayılı dosyasında derdest bulunduğunu, teslim edilen depoda ayıplı imalatların yapılan tespitlerle ortaya konulduğunu, davalı yüklenicinin sözleşme ve protokollerden doğan yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini ileri sürerek, eser sözleşmesi kapsamında yapılan eksik ve ayıplı işler nedeniyle uğranılan zararın HMK’nın 107 ve devamı maddeleri uyarınca belirlenmesi ile şimdilik 334.793,80 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>II. CEVAP<br>Asıl davada davalı vekili, davacı tarafın inşaat ruhsatı ile uygulama projelerini süresinde teslim etmediğini, bu nedenle inşaata zamanında başlanmasının mümkün olmadığını, ayrıca inşaat yapılacak arsa bakımından davacı tarafından hazırlatılan zemin etüt raporları, teknik özellikler ve hafriyat miktarına ilişkin verilerin gerçeği yansıtmadığını, sözleşme yapılırken esas alınan ön rapor ve projelerden tamamen farklı koşulların ortaya çıktığını, bu sebeple müvekkili yüklenicinin sözleşmede öngörülenden daha fazla imalat yapmak zorunda kaldığını ve ilave maliyetlere katlandığını, davacı tarafın ise teslim edilmeye hazır hale getirilen inşaatı teslim almaktan kaçındığını, bu nedenle davacının cezai şart talebinde bulunamayacağını savunarak davanın reddine, ayrıca sözleşme dışı fazla yapılan işler nedeniyle doğduğu ileri sürülen 474.000,00 TL alacağın takas ve mahsubuna karar verilmesini talep etmiştir.<br>Birleşen Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/964 Esas sayılı dosyasında davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.<br>Birleşen Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/598 Esas sayılı dosyasında davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmede iş bedelinin götürü bedel olarak kararlaştırıldığını, bu nedenle sözleşmenin niteliği gereği davacının sözleşme kapsamında öngörülenden fazla iş yaptığını ileri sürse dahi ayrıca bedel talep edemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, ayrıca işbu dosyanın bağlantılı olduğu gerekçesiyle Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2008/809 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.<br>Birleşen İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/337 Esas sayılı dosyasında davalı vekili, öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacının ileri sürdüğü hasarların oluşumunda müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, aksine söz konusu hasarların eserin projeye aykırı kullanılması ve gerekli bakım ile koruma işlemlerinin yapılmamasından kaynaklandığını, bu hususların ana dava dosyasında yer alan Gebze 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/23 D.İş sayılı dosyası, 18/02/2011 tarihli cevap dilekçesi, 19/04/2011 tarihli beyan dilekçesi, 24/09/2012 tarihli uzman raporlarına karşı sunulan beyanlar ile Yargıtay bozması sonrasında bilirkişi raporlarına karşı verilen ayrıntılı itiraz dilekçeleriyle açıkça ortaya konulduğunu, ayrıca Yargıtay kararının aksine perde duvar imalatına ilişkin 15/05/2009 tarihli protokolde davacı tarafın açık kabul ve imzasının bulunduğunu, dayandıkları tüm belge ve delillerin ana dava dosyasında mevcut olduğunu savunarak, birleşen davanın zamanaşımı, kusur bulunmaması ve kısmi ibra nedenleriyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece iddia, savunma, bozma ilamları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; taraflar arasında 28/05/2007 tarihli anahtar teslimi götürü bedelli eser sözleşmesi bulunduğu, yargılamanın Mahkemenin 2013/32 esas sayılı dosyasında başladığı, verilen ilk kararın Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin bozma ve karar düzeltme ilamları ile kısmen kaldırıldığı, bozma sonrası yargılamaya 2017/809 esas sayılı dosya üzerinden devam edildiği, bozma kapsamı dışında kalan asıl davaya konu gelir kaybı ve manevi tazminat istemleri ile birleşen 2009/598 esas sayılı davadaki fazla iş bedeli isteminin kesinleştiği, bozma sonrası incelemenin ise asıl davadaki eksik iş bedeli ve cezai şart istemleri ile birleşen 2010/964 esas sayılı davadaki eksik ve kusurlu işler nedeniyle uğranılan zarar istemi yönünden sürdürüldüğü kabul edilmiştir. Yapılan bilirkişi incelemeleri ve dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında düzenlenen 15/11/2008 tarihli ek protokol ile 15/05/2009 tarihli protokol kapsamında eksik işlerin tamamlanmasına ilişkin düzenlemeler yapıldığı, 09/07/2010 tarihli iş bitirme tutanağından davalı yüklenicinin eksik işleri tamamladığının anlaşıldığı, davacı tarafından eksik işlerin kendi nam ve hesabına yaptırıldığı iddiasını desteklemek amacıyla sunulan faturaların ise işin devamı sırasında veya dava tarihinden sonra düzenlendiği, bir kısmının dava konusu depo dışında farklı yerlere ilişkin olduğu, bu haliyle mevcut delillerle eksik iş alacağının ispat edilemediği gerekçesiyle bu istemin reddine karar verilmiştir. Cezai şart istemi yönünden yapılan değerlendirmede; her ne kadar alınan bilirkişi raporlarında davacının gecikme cezası talebinin teknik ve denetime elverişli şekilde ortaya konulamadığı belirtilmiş ise de, taraflar arasında düzenlenen 15/05/2009 tarihli protokol ile davalının gecikmeden kaynaklı 75.000 USD tutarındaki cezai şart borcunu kabul ettiği, ancak bu tutarın davacının davalıya olan hakediş borcundan mahsup edilerek sona erdiğinin anlaşıldığı, bu nedenle cezai şart alacağı yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bununla birlikte davacının dava tarihi itibarıyla cezai şart isteminde haklı olduğu kabul edilerek 10.000 USD üzerinden davacı lehine vekâlet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır. Birleşen 2010/964 esas sayılı dava yönünden ise, bozma ilamı doğrultusunda yeniden oluşturulan bilirkişi heyetince yapılan inceleme ile tespit dosyaları kapsamında davacının eksik ve ayıplı işler nedeniyle zarara uğradığının belirlendiği, alınan raporların denetime elverişli bulunarak hükme esas alındığı ve kısmi dava konusu edilen 10.000 TL yönünden davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür. Birleşen İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/337 esas sayılı dosyasında talep edilen 334.793,80 TL yönünden ise, dava konusu deponun en geç Ocak 2009 tarihinde kiracıya teslim edildiğinin dosya kapsamındaki yazışmalarla sabit olduğu, bu tarihten dava ve arabuluculuk başvuru tarihine kadar 818 sayılı BK’nın 125. maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>IV. İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Birleşen Kadıköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/337 esas sayılı dosyasında davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, uyuşmazlığın davalının ağır kusuru ile meydana gelen ayıplı imalattan kaynaklandığının açık olduğu, bu nedenle uygulanması gereken zamanaşımı süresinin BK’nın 125. maddesi uyarınca 10 yıl olduğu hususunda taraflar arasında da ihtilaf bulunmadığı, davalı yüklenicinin gerekli özen ve ihtimamı göstermeyerek yeterli nitelikte malzeme ve işçilik kullanmaması nedeniyle eserin ayıplı hale geldiği ileri sürülmüştür. İlk derece mahkemesince zamanaşımının başlangıç tarihi yönünden hataya düşüldüğü, dosyada mevcut 15.05.2009 tarihli ek protokol ile Çayırova Belediyesi tarafından düzenlenen 19.07.2010 tarihli iş bitirme tutanağı karşısında teslim tarihinin en erken bu tarihler esas alınarak değerlendirilmesi gerekirken, herhangi bir yazılı delile dayanmaksızın teslimin “Ocak 2009” tarihinde gerçekleştiğinin kabul edilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, ayrıca BK hükümleri gereğince zamanaşımının gün esasına göre belirlenmesi gerektiği halde soyut şekilde “Ocak 2009” kabulüyle değerlendirme yapılmasının da hatalı bulunduğu belirtilmiştir. Bunun yanında davalı tarafın da cevap dilekçesinde uyuşmazlığın eser sözleşmesindeki ayıplardan kaynaklandığını kabul ettiği, zamanaşımı süresinin başlangıcına ilişkin olarak ek protokol ve iş bitirme tutanağına dayandığı, esas itirazının sürenin beş yıl olduğu yönünde bulunduğu, dolayısıyla 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması halinde davanın süresinde açıldığını zımnen kabul ettiği, ayrıca 14.05.2019 tarihli arabuluculuk başvurusu ile zamanaşımının kesildiği hususunun da göz ardı edildiği ileri sürülerek, birleşen dava yönünden verilen ret kararının kaldırılması ve davanın esasının incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.<br>V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.<br>Mahkemece yapılan yargılama ve bozma ilamı doğrultusunda yapılan inceleme neticesinde; asıl davada gelir kaybı zararı ile manevi tazminata ilişkin istemler hakkında verilen ret kararının bozma kapsamı dışında kalmak suretiyle kesinleştiği gerekçesiyle bu hususlarda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, eksik işlerin davalı nam ve hesabına yaptırılmasına ilişkin alacak isteminin ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine, cezai şart alacağının dava tarihinden sonra taraflar arasında imzalanan protokol ile mahsup edilerek sona erdiği gerekçesiyle bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/598 Esas sayılı dosyasının da bozma kapsamı dışında kalıp kesinleşmiş olması nedeniyle bu dava yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/964 Esas sayılı dosyasında maddi tazminat isteminin kabulü ile 10.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminata ilişkin ret kararının bozma kapsamı dışında kesinleşmiş olması nedeniyle bu istem hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına ve birleşen İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/337 Esas sayılı davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>Dosyanın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 2015/4986 Esas, 2016/7071 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, taraf vekillerinin karar düzeltme istemleri üzerine bu kez Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 2016/2989 Esas, 2017/1630 Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme talepleri kabul edilerek yeniden bozma kararı verilmiştir.<br>Bozma sonrası devam eden yargılama sırasında Birleşen İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/337 Esas sayılı dava dosyasının asıl dava ile birleştirilmesine karar verilmiş, yapılan yargılama neticesinde asıl ve birleşen davalar hakkında yeniden hüküm kurulmuştur. Bu kararın temyiz edilmesi üzerine dosya ilk derece mahkemesince doğrudan temyiz incelemesine gönderilmiş ise de, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2022/4542 Esas, 2023/3919 Karar sayılı ilamı ile birleşen dava dosyası yönünden öncelikle istinaf incelemesi yapılması gerektiği belirtilerek dosyanın mahalline iadesine karar verilmiştir. Bunun üzerine ilk derece mahkemesince 06/02/2024 tarihli “Tutanaktır” başlıklı işlem ile birleşen dava dosyasının tefrik edilerek ayrı esasa kaydedildiği, ancak istinaf incelemesine gönderilmesi gerektiğinden esas kaydının kapatıldığı anlaşılmıştır.<br>Ne var ki, mahkemece yalnızca tutanak ile yapılan bu tefrik işleminin usule uygun bir tefrik kararı niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece öncelikle usulüne uygun şekilde tefrik kararı verilmesi gerekmektedir.<br>Dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; asıl ve birleşen davalara konu iş ve işlemler ile talep konusu hususlar arasında açık hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu, bu nedenle davaların birleştirildiği, ayrıca asıl ve diğer birleşen davalarda yapılacak tespitlerin ve verilecek kararların (örneğin teslim, sözleşmenin ifasına ilişkin hususlar) eldeki birleşen davanın esasını doğrudan etkileyecek nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle asıl ve diğer birleşen davalara ilişkin temyiz incelemesi sonucunda verilecek kararın, eldeki birleşen dava bakımından da belirleyici olacağı açıktır.<br>Her ne kadar birleşen dava yönünden istinaf incelemesi yapılması zorunlu ise de; davalar arasında hukuki ve fiili bağlantının bulunması, ortak vakıa ve delillere dayanılması, kanun yolu aşamalarının farklılık göstermesi ve asıl ve diğer birleşen davalar hakkında verilecek kararların eldeki birleşen davayı doğrudan etkileyebilecek olması karşısında; usul ekonomisi, çelişkili kararların önlenmesi ve sağlıklı yasa yolu denetiminin sağlanabilmesi amacıyla birleşen davanın usulüne uygun şekilde tefrik edilmesi, asıl ve diğer birleşen davalara ilişkin temyiz incelemesinin sonucunun bekletici mesele yapılması ve oluşacak sonuca göre birleşen dava hakkında karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, esasa ilişkin istinaf incelemesi yapılmaksızın, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile sair istinafları incelenmeksizin usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Taraf vekillerinin sair istinaf talepleri incelenmeksizin belirtilen nedenlerle istinaf başvurularının usulen KABULÜNE,<br>2-İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 06/02/2024 tarih, 2024/92 Esas, 2024/76 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Temyize tabi dosyalar ile istinafa tabi dosyaların tefrik edilmesine; temyize tabi dosyaların temyiz incelemeleri yapılmak üzere ilgili Yargıtay Dairesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinafa tabi dosyalar bakımından yargılamaya devam edilerek temyizdeki dosyaların bekletici mesele YAPILMASINA,<br>5-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, \t<br>6-Taraflar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,<br>7-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,<br>8-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 08/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"409d02c92375ada8","SID":"f3751f610ad388b0"}}