{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2026/90 - 2026/750<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2026/90<br>KARAR NO\t: 2026/750<br>KARAR TARİHİ\t: 04/05/2026<br>KARARIN  YAZILDIĞI TARİH : 04/05/2026<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN <br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVA TARİHİ\t: 12/07/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 10/09/2025<br>NUMARASI\t\t: 2021/902 Esas - 2025/702 Karar<br><br><br>DAVACI\t: TEKNO ÇELİK SOĞUTMA VE DENİZCİLİK SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI\t: GÜNKON ÇELİK İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br> DAVA\t\t: Eser sözleşmesinden kaynaklı alacak talebi<br><br> BİRLEŞEN<br>     GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  <br> 2021/521 ESAS-2022/122 KARAR  <br><br>DAVACI\t: GÜNKON ÇELİK İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI\t: TEKNO ÇELİK SOĞUTMA VE DENİZCİLİK SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVA\t\t: Eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemi<br>HÜKÜM\t\t: Kararın kaldırılması gönderme<br>İSTİNAF  EDEN                   : Davacı- Birleşen dava davalı vekili<br><br>Taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı alacak ve eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemi davaları nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı davacı birleşen davalı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA<br>Asıl dava dosyası 2021/902 Esas sayılı dosyasında;<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;<br>Taraflar arasında davacın şirket ile fabrika binasının çelik konstrüksiyon imalat ve montajının yapımına ilişkin sözleşme akdedildiğini, sözleşme bedelinin ödendiğini, 18.02.2021 tarihinde inşaatı devam eden fabrika çatısının bir bölümünün kar yağışı nedenin çöktüğünü ve fabrikaya zarar verdiğini, yapılan incelemede yapılan imalatın sözleşmeye ve projeye aykırı şekilde yapıldığı tespit edildiği, işin kusurlu ve ayıplı şekilde yapılmış olması nedeni ile inşaata devam edilemediğini, şirket faaliyet ve açılışı geciktiğini, zaman ve iş kaybı sonucu müvekkil şirket müsbet ve menfi zarara uğradığını, belirtilen eksik ve kusurlu işlerin giderilmesi çekilen ihtardan sonuç alınmadığını, eksik ve hatalı işlerin delil tespiti dosyasında tespite konu onarım inşaat işleri malzemeli işlerin bedelinin 128.625,00 TL, eksik ve noksan işler için işçilik bedelinin 85.625,00 TL olmak üzere toplam 214.250,00 TL  olduğu belirlendiğini, eksik ve ayıplı işlerin dava dışı üçüncü kişilere yaptırıldığını belirterek Davalı şirketin sözleşme ve projeye aykırı, eksik, kusurlu ve hatalı, zaman ve iş kaybına da sebebiyet veren  çelik konstrüksiyon imalat ve montaj işi nedeni ile uğranılan zararlarımıza karşılık olarak, bahsi geçen ihtarname ve Gebze 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2021/14 D.İş dosyasına yatırdığımız harç ve masraf alacaklarımız da dahil olmak üzere  şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminatın, dava tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;<br> Davacı şirketin sözleşmle ve projeye aykırı, eksik, kusurlu, hatalı, zaman ve iş kaybına da sebebiylet veren çelik konstrüksiyon imalat ve montaj işi nedeni ile uğranılan zararına karşılık olarak, bahsi geçen ihtarname ve gebze sulh hukuk mahkemesi 2021/14 d.iş dosyasına yatırmış olduğu harç ve masraf alacaklarının  da dahil olmak üzere şimdilik 100.000.-tl maddi tazminatın, dava tarihinden itibaren de işletilecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan  tahsili ile davacı şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı şirkete yükletilmesini talep etmiştir. <br><br>Birleşen 2021/521 Esas sayılı dosyası yönünden;<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;<br>Yanlar arasında 16/12/2016 tarihinde malzemeli çelik konstrüksiyon imalat ve montajı, statik proje, iş programı teknik şartnameler ve imalat tekniklerine ilişkin  sözleşme yapıldığını, sözleşme tahtında davalı adına düzenlenen faturalar davalı/borçlu tarafça herhangi bir itiraz ve/veya ihtirazi kayıt sunulmaksızın kabul edilmesine rağmen fatura bedellerinin tamamı ödenmediğini, taraflar arasında ticari ilişkiye istinaden vekil edeni şirketin, malzemeli çelik konstrüksiyon imalat ve montaj yapım  yükümlerini yerine getirdiğini ve buna istinaden davalı/borçlu adına 15.06.2017 tarihli ... no.lu ve 216.430,80-TL, 10.07.2017 tarihli ... no.lu ve 158.618,40-TL,  18.08.2017 tarihli ... no.lu ve 122.493,60-TL,  13.09.2017 tarihli ... no.lu ve 31.218,00-TL bedelli dört adet fatura (\"Faturalar\") düzenlendiğini ve tebliğ edildiğini, davalı faturaları herhangi bir itiraz ve/veya ihtirazı kayıt koymaksızın kabul ettiğini,  cari hesap dökümüne göre  davalı eksik kalan bakiye 18.243,73-TL tutarındaki borcunu ödemediğini, bakiye alacağın ödenmesi için çekilen ihtarnameden sonuç alınmadığını, bakiye alacak için Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/1043 Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve ödeme emri gönderildiğini, davalının haksız ve dayanaktan yoksun olarak icra takibine itiraz ettiğini belirterek davalının takip tarihinde 27.180,52-TL borçlu olduğunun tespiti ile, Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/1043 Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin devamına, davalının takibe konu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;<br> Müvekkilinin, iştigal konularına ait ticari faaliyetlerini sürdürmek amacı ile Dilovası İstanbul Mermerciler San. Sit. 3. Cad. Dilovası-Kocaeli adresinde fabrika inşaatını başlattığını, bu kapsamda da davacı şirket ile fabrika binasının sözleşme ve sözleşme eki Çelik Yapı Teknik Şartnamesi'ne konu çelik konstrüksiyon imalat ve montajı konusunda anlaştığını, sözleşme konusu iş bedelinin şirket ve banka kayıtlarından da tespit edileceği üzere işbu davanın davacısı şirkete ödendiğini, müvekkili şirket çalışanlarınca 18.02.2021 tarihinde, davalı şirket tarafından imalat ve montajı yapılan, müvekkili şirketin  Dilovası İstanbul Mermerciler Sanayi Sitesi 3. Cadde Dilovası-Kocaeli adresindeki inşaatı devam eden fabrika çatısının bir bölümünün çöktüğü ve fabrikaya zarar verdiğinin tespit edildiğini, sanayi bölgesindeki diğer hiçbir fabrika binasında 2021 yılı Şubat ayındaki kar yağışı nedeni ile benzer bir çatı çökmesi sorunu yaşanmadığını, yaşanan bu gelişme üzerine davacı şirketin imalat ve montajını yaptığı tüm işlerin sözleşme ve teknik projeye uygunluğunu kontrol zorunluluğu doğduğunu, özel  bir firmaya yaptırılan kontroller sonucu davacı tarafından gerçekleştirilen çelik konstrüksiyon yerleşimi işinin tümü ile açıkça hatalı olduğu; projede aşıkların 25 cm en, 3 mm kalınlıkta olması kararlaştırılmış olmasına rağmen tüm çatı aşıklarının 20 cm en ve 2 mm kalınlıkta olmak üzere sözleşmeye ve projeye aykırı şekilde yapıldığı; gerek sağ gerekse sol tarafta panel saclarının sabitleneceği yerlerde taşmalar ve içe girmeler, eğilmeler (sehimler) olduğu, çatı aşıkları ile taahhüt edilen projedeki profillerin yerine daha dayanıksız profil montajı yapıldığı, fabrika binası için büyük tehlike arzettiği, eksik, kusurlu ve hatalı çelik imalat ve montaj işinin tümü ile yenilenmesi, güçlendirilmesi gerektiğinin tespit edildiğini, işin kusurlu ve ayıplı şekilde yapılmış olması nedeni ile inşaata devam edilemediğini, şirket faaliyet ve açılışının geciktiğini, zaman ve iş kaybı sonucu müvekkili şirketin müsbet ve menfi zarara uğradığını, taraflarınca davacı vekilinin kabul etmedikleri iddiasının aksine hiçbir aşamada dava konusu alacak talebinin kabul edilmediğini, tam tersine davacı şirketten aynı iş nedeni ile alacaklı olduklarının belirtildiğini, belirtilen eksik ve kusurlu işlerin giderilmesinin pek çok kez şifahen ve Kadıköy 26. Noterliği'nin 18.02.2021 tarihli, ... yevmiye nolu İhtarnamesi ile de talep edildiği halde davacı şirket tarafından Kadıköy 26. Noterliği'nin 2.3.2021 tarihli, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile taleplerinin haksız şekilde reddedildiğini, ihtarname ile de belirtilen eksik ve hatalı işlerin giderilmemesi üzerine Gebze Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/14 D.İş sayılı dosyası üzerinden tespit talebinde bulunulduğunu ve keşfen yapılan bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen 07.04.2021 tarihli bilirkişi raporu ile tespite konu onarım inşaat işleri malzemeli işlerin bedelinin 128.625 TL; eksik ve noksan işler için işçilik bedelinin 85.625 TL  olmak üzere toplam 214.250 TL  olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafça ihtarname ve yaptırılan tespite rağmen eksik ve hatalı işler giderilmediğinden işin önemine ve aciliyetine binaen zorunlu olarak ve  doğabilecek daha büyük zararların da önüne geçilebilmesi için davacı şirketin kusurlu eylemleri ile sebebiyet verdiği çatı aşıklarının tamir ve güçlendirilmesi işi için çeşitli firmalarla görüşüldüğünü, dava dışı İşver Çatı Yapı Elemanları İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ile 23.03.2021 tarihli sözleşme imzalanarak, davacı şirketin projeye-sözleşmeye aykırı şekilde  eksik, kusurlu ve hatalı olarak yaptığı imalat ve montaj  işlerin giderilmesi cihetine gidilmek zorunda kalındığını, dava dışı şirkete 100.000 TL peşin ödeme yapıldığını, bakiye 100.000 TL'nin 17.5.2021'de, kalan 95.000 TL'nin de 30.5.2021'de ödeneceğini, davacı şirketin gerçekleştirdiği imalat ve montaj işinin sözleşme ve teknik projeye aykırı, kusurlu, eksik ve hatalı olmasına rağmen giderilmesi yönündeki taleplerinin reddi ve zorunlu ticari arabuluculuk başvurusunun da anlaşamama şeklinde neticelenmesi nedeni ile işbu davanın davacısı şirket aleyhine açtıkları alacak davasının İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/399 E. sayılı dosyası ile halen derdest olduğunu, davacı şirketçe, taahhüt edilen işler sözleşmeye aykırı, eksik ve kusurlu yapıldığından likit bir alacaktan da bahsetmenin mümkün olmadığını, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin haksız ve kötünyetli olduğunu, tüm bu nedenlerle, davacı şirketin haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine dönük davanın reddine, haksız ve kötüniyetli icra takibi nedeni ile davacı şirket aleyhine takibe konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini saygılarımla talep ve dava etmiştir. <br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre;<br> \"...Asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/1043 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, Davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'si olan  3.649,75.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine...\" karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- birleşen dava davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. <br><br>B. İstinaf  Sebepleri<br>Davacı- birleşen dava davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;<br>  Müvekkili iş sahibi Tekno Çelik Soğutma ve Denizcilik San. A.Ş. ile davalı yüklenici Günkon Çelik İnşaat San. ve Tic. A.Ş. arasındaki fabrika çelik konstrüksiyon imalat ve montajından kaynaklanan uyuşmazlıkta, asıl davanın (2021/902 E.) davalı yüklenicinin projeye aykırı ince sac kullanması ve kusurlu işçilik nedeniyle çatı çökmesi sonucu uğranılan maddi zararın tazmini talebiyle, birleşen davanın (2021/521 E.) ise davalı yüklenici tarafından sözleşme bedelinin eksik kısmının tahsili amacıyla başlatılan takibe müvekkilinin yaptığı itirazın iptali talebiyle açıldığını, Yerel Mahkemenin, bilirkişi raporlarıyla davalı yüklenicinin eserde %90 oranında kusurlu olduğunu, işin ayıplı ve riskli olduğunu tespit etmesine rağmen asıl davanın reddine, ret gerekçesinin müvekkilinin ayıp ihbarını Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan 2 günlük kesin süre içinde ispat edememesi olduğunu, aynı kararda birleşen davayı kabul ederek %90 kusurlu iş yapan yüklenicinin bakiye alacağına hükmettiğini ve müvekkilini İcra İnkar Tazminatına mahkum ettiğini, bu hükmün ayıp ihbarı süresinin yanlış yorumlanması ve Türk Borçlar Kanunu'nun eser sözleşmesine ilişkin hükümlerinin hatalı uygulanması nedeniyle hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olduğunu ve TBK uyarınca makul sürede ihbar yükümlülüğü bulunduğunu, müvekkilinin çatı çökmesi olayının hemen akabinde 18.02.2021 tarihli noter ihtarnamesi ile durumu bildirdiğini ve bunun TBK'daki \"makul süre\" şartını fazlasıyla karşıladığını, Yargıtay'ın da eser sözleşmelerinde ayıp ihbarının her türlü delille yapılabileceğini ve TTK'daki 2 günlük sürenin uygulama yerinin bulunmadığını belirttiğini, Mahkemenin davalı yüklenicinin %90 oranında kusurlu olduğunu ve eserin riskli olduğunu kesin olarak tespit etmesine rağmen tazminat talebini reddetmesinin hukuken kabul edilemez olduğunu, ayrıca Mahkemenin birleştirilen iki dava hakkında verdiği hükmün kendi içinde esasa ilişkin bir çelişki barındırdığını, davalı şirketin %90 kusurlu ve ayıplı iş yaptığını kabul etmesine rağmen aynı kararda bu %90 kusurlu yüklenicinin bakiye alacağını kabul edip müvekkilini İcra İnkar Tazminatına mahkum etmesinin TMK m. 2'deki dürüstlük kuralına ve hukuki güvenliğe aykırı olduğunu, eser sözleşmesinde yüklenicinin alacağının ayıplı ve kusurlu ifa nedeniyle daima tartışmalı ve likit kabul edilemez olduğunu belirterek, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 10/09/2025 tarih ve 2021/902 Esas, 2025/702 Karar sayılı ilamının bozulmasını ve dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesini, hükmün bozulması yerine davanın Bölge Adliye Mahkemesi’nde yeniden görülmesine karar verilmesi halinde ise ilk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılarak yapılacak istinaf incelemesi neticesinde yeniden hüküm kurularak davanın kabulünü talep etmiştir.<br><br>Davalı- birleşen dava davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;<br> Yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olup bu uygulamanın Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile de benimsendiğini, davacı yan istinaf dilekçesinde birleşen dava yönünden \"kesin\" olarak hüküm tesis edilen davanın kabulü kararına ilişkin de istinaf  iddialarını ileri sürmüş ise de kesin hükme ilişkin istinaf incelemesi söz konusu olamayacağı açık olduğuna göre sırf bu husus dahi davacının istinaf taleplerinin haksızlığının açık kanıtı olduğunu beyanla; sair her türlü talep,itiraz,dava hakları saklı kalmak kaydı ile, yukarıda arz ve izah edilen ve istinaf incelemesinde re ‘sen tespit edilecek nedenlere istinaden; davacı tarafından yapılmış olan istinaf başvuru başvuru taleplerinin reddi ile, kararın kesinleştirilmesine ve onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Uyuşmazlık, asıl davada eser sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine; birleşen dava ise, aynı sözleşmeden kaynaklı bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br><br>2. İlgili Hukuk<br>6100 sayılı HMK, 6098 sayılı TBK, 6102 sayılı TTK, 2004 sayılı İİK<br><br>3. Değerlendirme ve karar<br>Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine; birleşen dava ise, aynı sözleşmeden kaynaklı bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır.<br>Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermek için yeterli değildir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.<br>Bu kapsamda;<br>1-6100 sayılı HMK'nın 119. maddesinde dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlar sayılırken dava dilekçesinin diğer unsurları yanında açık bir şekilde talep sonucunu da içermesi gerektiği (ğ) bendinde açıkça hüküm altına alınmıştır. Gerçekten de talep sonucu dava dilekçesinin en önemli unsurudur. Talep sonucunu içermeyen bir dilekçe dava dilekçesi olarak nitelendirilemez. Zira, mahkemelerde dava dilekçesinin talep sonucuna göre hüküm kurmak durumundadır. Bu nedenlerle dava dilekçesinin en önemli unsuru olan talep sonucu açık olmalı, hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde davacının mahkemeden hangi konuda hukuki koruma istediğini açıkça belirtmelidir. Talep sonucunun açık olmaması durumunda mahkeme, talep sonucunu 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında açıklattırmalıdır. Hakimin davayı aydınlatma ödevi hakim açısından bir yetki olduğu kadar zorunlu olarak yapılması gereken bir görev olarak yorumlanmalıdır. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında, asıl davada davacının dava dilekçesinde eser sözleşmesinin ayıplı ifası sebebiyle zarar talebinde bulunmuştur. Dava dilekçesi içeriğinden zarar kalemlerinin açıkça belirtilmemekle zarar kalemlerinin birden fazla olduğu anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında bu zarar kalemlerinin açıklanması için süre verilmemiş ve davacı tarafça zarar taleplerinin neye ilişkin olduğu, kalemleri ve miktarı açıklatılmamıştır. O halde mahkemece yapılacak iş; HMK'nın 31. madde hükmü gereğince hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında asıl dava davacısının talep ettiği zarar talebinin neye ilişkin olduğu, kalemleri ve miktarı konusunda asıl dava davacı vekiline süre ve imkan sağlanarak iş sahibinin talebi belirlenmelidir.<br>2-Davacı-birleşen dava davalısı iş sahibi, davalı-birleşen dava davacısı yüklenicidir.<br>Taraflar arasında 16.12.2016 tarihli \"Malzemeli Çelik Konstrüksiyon imalat ve montaj yapım işi konusu eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında kurulan sözleşme  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddeleri hükümlerine göre eser sözleşmesidir.<br>Öncelikle, uyuşmazlık ayıbın niteliği, ihbarın süresinde yapılıp yapılmadığının re'sen nazara alınıp alınmayacağı konusunda toplanmaktadır. Mahkemece ayıbın açık ayıp mahiyetinde olduğu, tarafların tacir olup, TTK'nın 21/1-c madesi uyarınca (2) gün içerisinde bildirilmemesi nedeniyle davacının misli ile değişim ve ayıptan kaynaklanan zararların tazminini isteyemeyeceği benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir. Eser sözleşmesinde, iş sahibinin borcu iş bedelini ödemek (TBK'nın 479/1.md.), yüklenicinin borcu ise, eseri iş sahibinin amacına uygun, haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmektir (TBK'nın 471/1.). Ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumluluğunun düzenleyen TBK'nın 474. maddesi uyarınca açık ayıplar yönünden iş sahibi imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde, gizli ayıplar yönünden ise, 477/son maddesi uyarınca da, ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunluluğu bulunmaktadır. Ayıbın bildirilmemesi halinde eser kabul edilmiş sayılır. Ne var ki, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının da mahkemece re'sen gözetilmesi mümkün değildir. Diğer bir anlatımla, ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı mahkemece re'sen gözetilmeyip, yüklenicinin bu hususu def'i olarak ileri sürmesi gerekir. Ayrıca, eksikler yönünden ise ayıp ihbarına gerek olmayıp, zamanaşımı süresi içerisinde eksikler yönünden istemde bulunulması mümkündür. Yüklenicinin asıl davaya cevap ve ikinci cevap dilekçesinde, yüklenici tarafından, iş sahibince kendisine ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı şeklinde herhangi bir savunması bulunmamaktadır. Mahkemece ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı değerlendirmesiyle davanın esasına girilmemesi doğru değildir. Öte yandan, TTK'nın 21/1-c maddesindeki (2) günlük ihbar süresinin eser sözleşmelerinde uygulama yeri bulunmamaktadır.<br>Bir eserin üretimini yüklenen kişinin edimini sözleşmeye, teknik özelliklerine ve amacına uygun biçimde yapıp, iş sahibine teslim etmesi zorunludur. Eser, sözleşmesine uygun biçimde yapılmamış ve reddi gerekiyorsa iş sahibi eserin reddini ve ödediği bedelin iadesini talep edebileceği gibi eseri reddetmeyip ayıplı imalâtın giderilebilmesi için gerekli bedelin ödetilmesini ve her iki halde de imalâtın hatalı yapılması yüzünden uğradığı zararın davalı yükleniciden tahsilini talep edebilir.<br>Yargıtay 15.(Kapatılan) Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; eserdeki ayıplar yönünden ayıp giderim bedelinin ayıbın ortaya çıktığı tarihe ayıpların giderilmesi için gereken makul süre eklenmek suretiyle bulunacak tarihe göre belirlenmesi gerekir. (Emsal Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/3378 Esas, 2017/2560 Karar sayılı ilamı) Ayıbın ortaya çıktığı tarih ile davanın açıldığı tarih arasında uzun süre var ise davanın geç açılmasında davalı yüklenicinin bir kusuru bulunmadığından 6098 sayılı TBK'nın 114/II. maddesi yollamasıyla 52. maddeleri gereğince artan zarardan davalı sorumlu tutulamaz. Ayıbın ortaya çıktığı tarih ile dava tarihi arasındaki maliyet farkına (artan zarara) iş sahibi katlanmak durumundadır. Ayrıca, ayıpların giderim bedelinin mahalli piyasa rayicine göre, mahalli piyasa fiyatlarına KDV ve yüklenici karı dahil olduğundan piyasa rayicine göre belirlenecek miktara KDV ve yüklenici karı eklenmeksizin ayıp giderim bedeli belirlenmelidir.<br>Hükme esas alınan raporda; yüklenicinin proje doğrultusunda yapmış olduğu çatı aşıklarında olması gerekenden ince mm sac kullanmış olması sebebi ile ayıplı yaptığı, bu ayıbın davacı taraf tarafından kontrol edilebilir olması sebebi ile açık ayıp olduğu, ayıplı olmasında asli kurun davalı tarafta olduğu, % 10 iş sahibi, % 90 yüklenicinin kusurlu olduğu, eserin mevcut hali ile kullanımının riskli olduğu ve tadilat gerektirdiği, ayıbın toplam imalata oranının % 25 olduğu, 75 m2 kısım için gerekli tadilat  işlerinin 129.000,00 TL olduğu, çöken kısımdan yaptığı işte gerekli uygun malzemeleri kullanmaması sebebi ile davalının sorumlu olduğu belirtilmiş, yapılan hesaplamada çökme sebebiyle hasara uğrayan kısımların giderim bedelinin hangi tarihinin baz alındığı belirtilmemiştir. Ayıp giderim bedelinin ayıbın ortaya çıktığı tarihe ayıpların giderilmesi için gereken makul süre eklenmek suretiyle bulunacak tarihteki mahalli piyasa rayicine göre belirlenmesi gerekirken dosya kapsamında bu hususta yöntemine uygun rapor bulunmamaktadır. Ayrıca, iş sahibinin kazanç kaybı talebinin değerlendirilmesi kapsamında ayıpların giderilmesi için gereken makul süreye yeni bir yüklenici ile hasarlı imalatın anlaşılması için gereken makul süre eklenerek belirlenen süredeki iş sahibinin kazanç kaybı miktarının belirlenmesi gerekirken bu yönlü rapor alınmadığı görülmüştür. Bu durumda hükme esas alınan raporun Yargıtay denetimine elverişli olmadığı gibi bu raporun hükme esas alınması da doğru olmamıştır.<br>Mahkemece yapılacak iş, öncelikle iş sahibine süre verilerek talep ettiği zarar talebinin kalemleri ve miktarı konusunda açıklatılarak davacının zarar talebinin kapsamı belirlenmesi, tarafların kusur durumu ve kusur oranının saptanması, ayıbın niteliği, iş sahibinin oluşan ayıpların giderilmesi işi için dava dışı firmaya yaptırılmasına ilişkin sözleşme ve diğer evraklar ile özellikle dava dışı firmanın iş sahibine kestiği belirtilen fatura ve ödeme kayıtları dair tüm kayıtlar dosyaya kazandırılarak sonrasında delil tespit dosyasındaki belirlemeler dikkate alınarak iş sahibinin üçüncü kişiye yaptırdığı imalatın sözleşme kapsamında yüklenicinin taahhüdünde olan işlerden olup olmadığı, iş sahibinin üçüncü kişiye yaptırdığı işlerin üçüncü kişi firmanın sözleşme ve davacıya kestiği fatura da nazara alınarak neler olduğu ve bedellerinin fatura bedeli aşılmamak üzere eserdeki ayıplar yönünden ayıp giderim bedelinin hasarlanma tarihinden ayıpların giderilmesi için gereken makul süre eklenmek suretiyle bulunacak tarihteki mahalli piyasa rayicine göre davacının ayıp giderim bedelinin tespit edilmesi, iş sahibinin kazanç kaybı talebinin ayıpların giderilmesi için gereken makul süreye yeni bir yüklenici ile hasarlı imalatın anlaşılması için gereken makul süre eklenerek belirlenen toplam süredeki davacının kazanç kaybı miktarının davacının ticari defter ve kayıtları ile vergi dairesine verdiği beyannameler de incelenmek sureti ile davacının kazanç kaybına uğrayıp uğramadığı, kazanç kaybına uğradıysa miktarının ne olduğu konusunda yöntemine uygun kazanç kaybı hesabı yaptırılması, ayrıca davacının açıklama dilekçesinde belirtilen talepler dışında hesaplama ve inceleme gerektiren zarar kalemlerine ilişkin bilirkişi incelemesi yapılması hususlarında dosyaya rapor sunan bilirkişi heyetinden veya içerisinde mali müşavir bilirkişinin de bulunduğu konularında uzman ve deneyimli teknik kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli istinaf ve Yargıtay denetimine uygun bir rapor aldırılarak varılacak sonuca göre davadaki her bir kalem yönünden kabul ve ret gerekçeleri, davacının kabul edilen alacak kalemleri yönünden talep edebileceği toplam alacak miktarları gösterilmek suretiyle asıl ve birleşen davada ayrı ayrı hüküm kurularak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru bulunmamıştır.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, eksikliklerin tamamlanması amacıyla, davacı-birleşen dava davalı vekilinin sair istinafları incelenmeksizin dosyanın 6100 Sayılı H.M.K'nun 353/1-a-4-6 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın  mahkemesine gönderilmesine karar  verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı-birleşen dava davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br>2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/09/2025 tarih, 2021/902 Esas, 2025/702 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf talep eden tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatıran tarafa iadesine,<br>5-İstinaf talep eden tarafça ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6-Duruşma açılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-İstinaf kararının yerel mahkemece taraflara tebliğine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK.nun 353/1-a-4-6 maddesi gereğince  04/05/2026 tarihinde KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. <br><br>    \t\t                                              *\t                       <br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"81ef4b557125b8a3","SID":"aec0a25d669904ae"}}