{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>İSTİNAF KARARI<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:15/10/2025<br>DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:29/04/2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ:06/05/2026<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ<br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/04/2018 tarihinde davacının üzerinde ışıklı kıyafetlerle ve arkası ışıklı el arabası ile yürümesi esnasında beyaz renkli bir otomobilin çarpması sonucu yaralandığını, kaza sonrası davacının kendinden geçmesi ve hastaneye kaldırılması nedeniyle aracın plakasını göremediğini, kaza nedeniyle dava dışı sürücünün %80, davacının ise %20 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesince alınan raporda davacının %6 kalıcı sakatlığı, 9 aya kadar geçici maluliyetinin tespit edildiğini, İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinin 29/01/2021 tarihli maluliyet raporuna göre %5,3 kalıcı, 9 aya kadar da geçici sakatlığı olduğunun tespit edildiğini beyanla, 500,00 TL maddi tazminat bedelinin Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan temerrüt tarihi olan 30/11/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.<br>Davacı vekili 22/08/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile 16.483,97 TL bakiye maluliyet oranı farkı tazminatı taleplerini 46.095,19 TL daha artırarak 62.579,16 TL'ye çıkartığını beyan etmiştir.<br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı davaya süresinde cevap vermemiş, yargılama aşamasında sunduğu dilekçe ve beyanlarıyla davanın reddini savunmuştur.<br>DELİLLER:<br>Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, aktüerya bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin ... esas-... karar sayılı ilamı ile kesinleşen Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas-... karar sayılı ilamına göre kusur durumu ve davalı Güvence Hesabının sorumluluğu benimsendiğinden bu hususta başkaca bir araştırmaya lüzum görülmemiş, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas-... karar sayılı ilamında kaza tarihi itibariyle yürürlükteki mevzuata göre esas alınması gereken raporun 30/10/2020 tarihli rapor olmasına rağmen taleple bağlılık ilkesi gözetilerek 29/01/2021 tarihli rapor baz alınmışsa da yukarıda yapılan açıklamalar ışığında Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas-... karar sayılı dosyasında davanın ıslah edilmemiş olması ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması ile Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanan 30/10/2020 tarihli rapordaki maluliyet belirlemeleri ile fark maluliyet oranı olan %0,7 maluliyet karşılığını hesaplayan 21/08/2025 havale tarihli bilirkişi ek raporu hüküm vermeye ve denetime elverişli görülerek davanın kabulü ile; 62.579,16 TL bakiye maluliyet oranı farkı tazminat alacağının temerrüt tarihi olan 30/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkeme kararının eksik incelemeyle alınmış olup yasa ve usule aykırı olduğunu, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın 29/01/2021 tarihli raporu kabul ederek davayı ıslah ettiğini, 15/05/2021 tarihli dilekçede fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadan talebin arttırıldığını, ek davada güncel muayene yapılmadığını ve maluliyet raporu alınmadığını, dava konusu taleplerin ayrı bir davaya konu edilmesinin kabul edilemeyeceğini, Suriye uyruklu davacının kimlik bilgilerinin konsolosluk aracılığıyla tespit edilmediğini, davacının 29/04/2018 tarihinde sürücüsü tespit edilemeyen bir araç nedeniyle maluliyetinin oluştuğuna dair somut delil bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davaya konu kazanın oluşundaki kusur oranlarının Adli Tıp vasıtasıyla yapılması gerektiğini, teknik faiz uygulanması gerektiğini, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, davacının müterafik kusurun varlığı halinde bu hususun da ayrıca indirim sebebi olduğunu, davacı tarafça iki defa ıslah yapıldığından ikinci ıslah işlemini kabul etmediklerini, Güvence Hesabı aleyhine karar verilmesi halinde dava tarihinden itibaren ancak yasal faiz oranlarına hükmedilmesi gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: <br>Davacı vekili istinafa cevap vermemiştir.<br>G E R E K Ç E<br>Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi tazminat isteğine ilişkindir.<br>Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. Davalı Güvence Hesabı, kazaya sebebiyet veren araç tespit edilemediğinden maddi zarardan 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereğince sorumludur.<br>Davacı, plakası belirsiz bir aracın çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiği ileri sürülerek, yaralanması nedeniyle maddi tazminat talep etmiş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.<br>5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 48 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla mahkemece verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir.<br>MÖHUK’un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.<br>Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.<br>Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan Sözleşme’nin 17 nci maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.<br>Somut olayda, davacı Suriye uyruklu olup dosya kapsamından mahkemece davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı, Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması 8/4 hükmü uyarınca davacının adli yardımdan yararlandırılarak teminat alınmadığı anlaşılmaktadır.<br>5718 sayılı Kanun’un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmeli ve bu konuda araştırma yapılmalıdır.<br>Bu sebeple mahkemece öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.<br>Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile 6100 Sayılı HMK.'nun 355 ve 353/1 inci fıkrasının (a-4) bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davalı vekilinin diğer istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince KABULÜNE,<br>2-Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı, 15/10/2025 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-4) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Davalı vekilinin diğer istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>5-Davalı tarafından peşin yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, 1.068,70 ‬TL istinaf karar harcının isteği halinde iadesine,<br>6-Davalı Güvence Hesabı tarafından ilamın icrasının geri bırakılması için Antalya Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasına yatırılan teminatın İİK.36 madde uyarınca bu davalıya iadesine,<br>7-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 29/04/2026 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ed40141a0c3b08be","SID":"5fc1c9e73c764fcc"}}