{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2021/147 - 2026/766<br>\t            T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ         <br>\t            \t\t         (D Ü Z E L T E R E K  Y E N İ D E N <br>\t\t\t        E S A S   H A K K I N D A  K A R A R )<br>                    \t\t\t            <br>ESAS NO\t: 2021/147 <br>KARAR NO\t: 2026/766<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 17/12/2019<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t: 2018/106E., 2019/1099K.<br><br>DAVA \t:  Rücuen Alacak (Hizmet Alım Sözleşmesi)<br>KARAR TARİHİ\t: 09/04/2026<br>YAZIM TARİHİ\t: 15/04/2026\t     \t<br><br>\tDavacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ\t: <br>\tDavacı vekili özetle: Belirli bir dönem alt iş veren olarak yanlarında çalıştırdıkları işçilere ödeme yapma şartlarının oluşmadığı, çalışanların iş yerinden kıdem hak edecek şekilde ayrılması durumunda alabilecekleri kıdem tazminatları için kendilerinden bedel tahsil edilmesinin mümkün olmadığını, bu ödemelerden  davalı üst işverenin sorumlu olduğunu ileri sürerek davalı tarafından haksız olarak yapılan kesinti tutarı olan 198.887,10 TL'nin  23/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek  avans faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı vekili özetle:  Davacı şirketin sözleşme kapsamında çalıştırdığı işçilerin haklarının ödendiğine dair sözleşmenin bitim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ödeme belgelerini ibraz etmesi halinde teminatın iade edilmesinin söz konusu olacağını, dava konusu sözleşmelere konu işin bitirilmiş olmasının sözleşme yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağını, davacının öncelikle işçilerine ödeme yapması gerektiği, kabul anlamına gelmemekle birlikte kıdem tazminatları davalı tarafından ödenecek olsa bile bu durumun davacının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler gereği işçilerin hakları davacı firma tarafından ödendiğine ilişkin dekont, ödeme makbuzu sunulmadığı taktirde kesin teminat mektubunun iadesinin söz konusu olmayacağını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİlk derece mahkemesince \"... davanın, sözleşme döneminde çalıştırılan işçilerin hak ettikleri ihbar, kıdem tazminatları ve yıllık ücretli izin alacaklarının davacının hak edişinden ve teminatından kesilmesinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırı olup olmadığı, alacağın varlığı, faizin türü ve başlangıç tarihinin ne olduğu konularına ilişkin olduğu, taraflar arasındaki ihale sözleşmesinin 36.maddesinde, idarenin hiçbir şekilde yüklenicinin istihdam edeceği personelin muhatap ve sorumlusu olmayacağı, hangi nedenle olursa olsun idarenin işçilere ödeme yapmak durumunda kalması halinde yüklenicinin bunları derhal idareye rücuan ödemekle yükümlü olacağı, yüklenicinin sunacağı ücret ve prim bordrolarında belirtilenlerin yanı sıra diğer tüm işçilik haklarının da ödendiğine ve işçinin herhangi bir hakkının kalmadığına ilişkin ibraname ve bu ödemeyi gösteren banka dekontu veya PTT makbuzu ile ödeme bordrosu ibraz etmedikçe veya başka bir işyerinde işçileri çalıştırmaya devam ettiğini belgeleyemediği sürece kesin teminatın serbest bırakılamayacağı, yüklenici işçilerinin başvurması veya dava açması halinde anılan belgeleri getirmesi için yükleniciye 15 gün süre verileceği, bu süre içinde belgelerin sunulmaması veya ödeme yapılmaması halinde işçilik alacaklarının yüklenicinin öncelikle hakkedişinden kesilerek, yetmediğinde teminatı paraya çevrilerek işçilere ödeneceği, fazlası için idarenin rücu hakkının saklı olduğu hususlarının düzenlendiğinin görüldüğü, yine sözleşmenin eki idari şartnamenin 47.maddesinde de benzer hükümlerin yer aldığı, ilaveten “...yükleniciler tarafından ihaleye ait sözleşmenin bitiminde (aynı veya farklı yüklenicinin aynı veya farklı işçilerle hizmete devam etmesi halleri dahil) o sözleşme kapsamında çalışan işçilerin mevzuatına göre hak ettikleri kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı ve benzeri mali ve sosyal haklarının yasal süresi içinde ödenerek ödendiğine ve işçinin herhangi bir hakkının kalmadığına ilişkin ibraname ve bu ödemeleri gösteren banka dekontu, ödemelerin işçilerin hesabına yatırıldığına dair bankaca onaylı ödeme tutarlarını gösterir liste veya PTT makbuzu ile ödeme bordrosunu sözleşmenin bitim tarihini izleyen 15 gün içinde ibraz etmedikçe kesin teminatı iade edilmez. Bu sürenin sonunda söz konusu ödemelere ilişkin belgelerin idareye sunulmaması halinde yüklenici işçilerinin yıllık ücretli izin alacağı, ihbar ve kıdem tazminatı ve sair işçilik haklarına ait hesaplamalar idare tarafından yapılır ve yüklenicinin kesin teminatından karşılanmak suretiyle işçilere ödenir, teminatın karşılamadığı tutar için idarenin yükleniciye rücu hakkı saklıdır.” hükmüne yer verildiğinin görüldüğü, dosya üzerinde ayrıntılı olarak yukarıda belirtilen bilirkişi raporu ve itirazlar üzerine yeniden değerlendirme yapılarak alınan ek bilirkişi raporu da incelenmiş, dava konusu olayda da anılan madde hükmü uyarınca davacı ile davalı arasında alt iş veren - asıl iş veren ilişkisi mevcut olup, davalı asıl (üst) iş veren, davacı (alt) iş verenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak iş kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup asıl ve alt iş verenler dış ilişki itibariyle (dava dışı işçilere karşı) müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. Bu konu TBK'nın 167.maddesi hükmünde açıkça düzenlenmiştir. Müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından dış ilişkide doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsili talep edebileceği kabul edilmelidir. Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinin 36.maddesi ile hangi nedenle olursa olsun gerek ücret, fazla mesai, kıdem ve ihbar tazminatı vb. sebeplerle kurum yüklenici işçilerine ve 3.kişilere herhangi bir ödeme yapmak durumunda kalırsa yüklenici firmanın bu ödemeleri rücuen kuruma derhal ödemekle yükümlü olacağı, aksi halde yüklenicinin hak edişi yetmediği taktirde teminatından defaten tahsil edileceği anlaşılmakla, yükleniciler tarafından ihaleye ait sözleşmenin bitiminde (aynı veya farklı yüklenicinin, aynı veya farklı işçilerle hizmete devam etmesi halleri dahil) o sözleşme kapsamında çalışan işçilerin, iş mevzuatına göre hak ettikleri mali ve sosyal hakların yasal süresi içinde ödenerek ödendiğini ve işçinin herhangi bir hakkının kalmadığına dair ibranameler ile ödeme tutarlarını gösterir bankaca onaylı dekontların, sözleşmenin bitim tarihini izleyen 15 gün içerisinde ibraz edilmedikçe serbest bırakılmayacağı anlaşılmakla ve teminatın karşılamadığı tutar için idarenin yükleniciye rücu hakkının saklı olduğunun belirtildiği görülmekle, yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen sözleşme ve şartname hükümleri dikkate alındığında davanın reddine...\" karar verilmiştir.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde dava dilekçesinde belirtmiş olduğu hususları tekrarlayarak ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:<br>Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine istinaden davalı tarafından hak edişlerden yapılan kesintinin iadesi taleplidir. <br>Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması  sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.<br>İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği  bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.<br>Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. <br>İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup, bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. <br>Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü göz önüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici  sorumlu olacaktır.<br>İhbar tazminatından son işveren sorumludur.  Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.<br>İşveren tarafından bu ödemelerin ferileri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. <br>(Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 25.01.2021 tarih ve 2019/2330 E., 2021/175 K., <br>Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 23.09.2021 tarih ve 2021/697 E., 2021/355 K.,11.11.2021 tarih ve 2021/1623 E., 2021/1446 K., 20.12.2022 tarih ve 2021/5300 E., 2022/5935 K., 02.11.2023 tarih ve 2022/5380 E., 2023/3645 K. sayılı kararları)<br>Öte yandan; taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerinin 22.1. maddesinde, \"Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı bölümünde belirlenmiş olup, Yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Genel Şartnamenin altıncı bölümünde \"çalışanların özlük hakları\" başlıklı 38. maddesinde ücret ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.<br> 4857 sayılı İş Kanununun 120. maddesindeki \"25.8.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi hariç diğer maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.\" hükmü uyarınca uygulanması gereken 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesinde, kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğü işçiyi çalıştıran işverene yükletilmiş, işçiye kıdem tazminatı ödenmesinin koşulları düzenlenmiştir.<br>Somut olayda, Yargıtay 23. Hukuk ve 6. Hukuk Dairelerinin yukarıda belirtilen kararları doğrultusunda, dava dışı işçinin davacı alt işverenin  işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, davalı üst işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davalı üst işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği  bedele ilişkin olarak hak edişlerden  dava dışı işçiye ödediği tutar kadar  kesinti yapması usul ve yasaya uygundur. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacı alt işverenin işçilik ücretlerinden tam sorumlu tutularak hesaplama yapılmış ve davalının yapabileceği kesinti tutarı doğru olarak hesaplanmışsa da  mahkemece  teminat mektuplarının  iadesi koşullarının oluşmadığı davacının ibra belgesi almadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Zira taraflar arasındaki sözleşmenin 36.maddesi teminat mektuplarının iadesine yönelik bir düzenleme olup davalı, fazladan yaptığı kesintileri iade ile yükümlüdür.10.07.2018 tarihli bilirkişi raporundaki verilerden hareketle, davalı üst işverenin fazladan kesinti yaptığı tutarın  tamamının toplam 147.535,18 TL olduğu hesap edilmekle davanın bu tutar üzerinden kabulüne karar vermek üzere HMK m 353/1,b,2 uyarınca kararı düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br><br><br>              HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:\t<br>\t1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:<br>\tHMK m. 353/1.b.2 gereğince, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2018/106E., 2019/1099K. sayılı, 17/12/2019 tarihli kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine,<br>\tBuna göre:<br>\t\"1-Davanın kısmen kabulüyle 147.535,18 TL'nin dava tarihinden itibaren işyelecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.078,12 TL'den peşin olarak yatırılan 3.396,50 TL'nin düşümü ile kalan 6.681,62 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>\t3-Davacı tarafından yapılan 3.396,50 TL harç ile 1.768,10 TL posta ve bilirkişi masrafının ret kabul oranına göre 1.311,57 TL'sinin toplamı olan 4.708,07 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t4-Davalı tarafından yapılan 241,50 TL posta giderinin ret kabul oranına göre 62,35 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT \tgereğince hesaplanan 45.000,-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT \tgereğince hesaplanan 45.000,-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t7-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran taraflara iadesine,.\"<br>\t2-) Peşin alınan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t3-) HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,<br>\tdosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,\tHMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.  09/04/2026<br><br>         Başkan                 Üye                    Üye          Katip <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"44495f5baf278b72","SID":"de72749da0516283"}}