{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/660 <br>KARAR NO\t: 2026/731<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/03/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/269 E.  -  2023/133 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/03/2023 Tarih ve 2021/269 Esas - 2023/133 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı, eşine ait 2012'de faaliyete başlayan hukuk bürosunun ismi olarak da kullanılan 2013/72792  sayılı 45.sınıfta tescilli “...” ibareli markanın sahibi olduğunu, söz konusu hukuk bürosunda arabuluculuk süreç uzmanı olarak arabuluculuk dosyalarının ön hazırlığının yapılması ve ön muhasebe işlerini yürüttüğünü, eşinin Arabuluculuk Daire Başkanlığı nezdinde ... sicil no ile kayıtlı arabulucu olduğunu, 01.03.2018 tarihinden itibaren “...” işletmesi ile faaliyette bulunduğunu, 21.02.2018 tarihinde www...com adlı alan adının alındığını, ...@gmail.com adlı e-posta adresinin 09.01.2018 tarihinde alındığını ve arabuluculuk taslak dökümlerinin bu e-postadan gönderildiğini, 08.05.2018 ve 10.05.2018 tarihinde aynı adresten arabuluculuk merkezini tanıtıcı e-postaların gönderilmeye başlandığını, arabulucuların yer aldığı tüm whatsapp gruplarında duyuru yapıldığını, davalı şirketin kurulmasından yedi ay önce arabulucu olan ortaklarına tanıtım e-postaları gönderildiğini, bu şekilde davalı şirket ortaklarının \"...\" markasında haberdar oldukları halde 29/11/2018 tarihinde 45.sınıfta \"...\" ibareli 2018/108478 sayılı markanın davalı şirket tarafından tescil ettirilmesinin kötüniyetli olduğunu, 03.12.2018 tarihinde 45.sınıfta “...” ibareli  marka başvurusunda bulunulduğu, davalı şirket tarafından \"...\" ibareli 2018/108478 sayılı markaya dayalı olarak yapılan itiraz sonucunda başvurunun reddedildiğini, oysa “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürerek, dava konusu 2018/108478 sayılı “...” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili, davacı yanın “...” markası ile dava konusu 2018/108478 sayılı “...” markasının benzer olmadığını, öncelik iddiasına ilişkin olarak sunduğu belge ve dokümanların “...” markasının kullanımına ilişkin bulunmadığını, davacının gerçek hak sahipliği iddiasını ispat edemediğini, müvekkilinin kötü niyetinden söz edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacıya ait 2018/109621 sayılı marka başvurusunun gerek dava konusu markadan sonraki tarihli olması, gerekse geçersiz olması nedeniyle değerlendirme dışı bırakıldığı, davalıya ait 2018/108478 sayılı \"Şekil+...\" ibareli markanın \"Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil). Güvenlik hizmetleri. Evlendirme büroları hizmetleri. Cenaze hizmetleri. Giysi kiralama hizmetleri. Yangın söndürme hizmetleri. Refakat etme hizmetleri. İş güvenliği konularında danışmanlık hizmetleri. Sosyal ağ oluşturma hizmetleri.\" bakımından 20/05/2019 tarihinde tescil edildiği, davacıya ait hükümsüzlük iddiasına mesnet gösterilen 2013/72792 sayılı \"Şekil+...\" ibareli markanın \"Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil). Güvenlik hizmetleri. Evlendirme büroları hizmetleri. Cenaze hizmetleri. Giysi kiralama hizmetleri. Yangın söndürme hizmetleri. Refakat etme hizmetleri.\" bakımından 22/07/2014 tarihinde tescil edildiği, hükümsüzlüğü istenen marka kapsamında yer alan hizmetlerin birçoğu ile hükümsüzlüğe mesnet marka kapsamında yer alan hizmetlerin aynı veya aynı tür olduğu tespit edilse de, markaların ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzer olmadığı, markalar arasında müşterek olarak bulunan \"...\" ibaresinin İngilizce bir sözcük olup, Türkçe; \"Artı, Fazla, Pozitif\" gibi anlamlara gelen, genel olarak ayırt ediciliği oldukça düşük zayıf karakterli bir ibare olduğu, markalarda ayırt ediciliği düşük olan \"...\" ibaresi haricinde kalan sair unsurların birbirinden farklı olduğu, markaların tertip tarzlarının farklılaştığı, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı davacı vekilinin “...” ibaresinin davalı markasının tescilinden önce <br>kullanıldığını iddia ettiği, bu kapsamda bilirkişi heyeti tarafından davacı iş yerinde <br>yapılan incelemede, .....com e-posta adresiyle 7000 civarında tanıtım <br>e-postasının Mayıs 2018’de gönderildiğinin tespit edildiği, arabuluculuğa ilişkin atılan bu <br>tanıtım mailleri sonrasında, arabuluculuk faaliyetlerinin ve davet mektuplarının ise <br>info@....com adresinden gönderilmeye devam ettiği, tüm bu hususlar değerlendirildiğinde, her ne kadar davacı tarafın söz konusu mailleri <br>tanıtım maksadıyla gönderdiği anlaşılsa da gerçek hak sahipliğinin temelinin ilgili markaya <br>piyasada maruf hale getirme ile sağlanabileceği ve markaya ayırt edicilik kazandırılmasının gerektiği, somut uyuşmazlıkta ise davacı vekilinin “...” <br>markasını piyasada tanınır hale getirdiğine ve ayırt edicilik kazandırdığına ilişkin yeterli <br>veri bulunmadığı, söz konusu tanıtım maillerinin bu kapsamda değerlendirme <br>bakımından yeterli olmadığı, davacı tarafından dosya kapsamına sunulan marka lisans sözleşmeleri, kira kontratı, kira ödeme dekontları, serbest meslek makbuzları, internet sitesine ilişkin faturalar ve <br>arabuluculuk son tutanaklarında “...” ibaresinin yer aldığı, <br>serbest meslek makbuzlarında sadece “...” ibaresinin yer aldığı ancak dosya kapsamında yer alan belge ve dokümanların davacı yanın gerçek hak sahibi olunması <br>bakımından yeterli olmadığı, davacının dava konusu markanın tescil başvurusunun <br>yapıldığı 29.11.2018 tarihinden önce gerçek hak sahibi olduğunun dosya <br>mündericatından tespit edilemediği, kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece \"...\" markasının davalıdan önce müvekkili tarafından kullanıldığı hususu üzerinde durulmadığını, hatalı bilirkişi raporuna istinaden karar verildiğini, müvekkilinin \"...\" ibareli markasının asli unsurunun \"...\" ibaresi olduğunu, bu ibareyi ilk kullanan müvekkili olduğundan öncelik hakkının bulunduğunu,  yine müvekkiline ait 45.sınıfta tescilli \"...\" ibareli 2013/72792 sayılı markanın asli unsurunun da \"...\" ibaresi olduğunu, davalının 45.sınıf \"...\" markası ile müvekkilinin \"...\" markası arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalı markasında müvekkilinin markalarına nazaran yaratıcılık söz konusu olmadığını, sundukları delillerin müvekkilinin gerçek hak sahipliğini ortaya koyduğunu, kapsamındaki hizmetlerin mahiyeti gereği, kozmetik, giyim, aksesuar markası olmadığından hukuk alanında verilen hizmetlerin başka türlü ispatının mümkün olmadığını, yerinde tespit edilen birçok hususun bilirkişi raporuna yansıtılmadığına dair itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDavacı, 2013/72792 sayılı \"...+şekil\" ibareli 45.sınıf hizmetlerde tescilli markanın sahibi olup bu ibarenin gerçek hak sahibi olduğunu, davalının 2018/108478 sayılı \"...+şekil\" ibareli markası ile 2013/72792 sayılı marka arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, 2018/108478 sayılı davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmış, davalı taraf davanın reddini savunmuş, mahkemece markaların ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzer olmadığı, gerçek hak sahipliği ve kötüniyet iddialarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, davacının mesnet markasına karşı ileri sürülen kullanmama def'i karşısında SMK'nın 19/2.maddesi anlamında kullanımın ispat edilip edilmediği, davacının öncelikli hak sahibi olup olmadığı ve başvurunun kötüniyetle yapılıp yapılmadığı noktasındadır.<br>Davacı yan tarafından dosya kapsamına sunulan ve her biri şekil dahil davacıya ait markasal kullanımlar içeren marka lisans sözleşmesi, kira kontratı, Av. ...'a serbest meslek makbuzları ve noterce düzenlenmiş ihtarnamelerin incelenmesinden, davacının 2013/72792 sayılı 45.sınıfta tescilli hizmet markasının, SMK'nın 19/2.maddesi anlamında, tescilli olduğu hizmet sınıfında kullanımının ispat edildiği kanaatine varılmıştır.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.<br>   Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu 2018/108478 sayılı markanın kapsamındaki 45.sınıf \"Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil). Güvenlik hizmetleri. Evlendirme büroları hizmetleri. Cenaze hizmetleri. Giysi kiralama hizmetleri. Yangın söndürme hizmetleri. Refakat etme hizmetleri. İş güvenliği konularında danışmanlık hizmetleri. Sosyal ağ oluşturma hizmetleri.\" ile  davacının 2013/72792 sayılı markasının kapsamındaki 45.sınıf  \"Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil). Güvenlik hizmetleri. Evlendirme büroları hizmetleri. Cenaze hizmetleri. Giysi kiralama hizmetleri. Yangın söndürme hizmetleri. Refakat etme hizmetleri.\" aynı/aynı tür/benzer nitelikte olduğundan, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında emtia benzerliği şartı gerçekleşmiştir.<br>Marka işaretlerinin karşılaştırmasına gelince; dava konusu marka \"...+şekil\" ibaresinden, davacının 2013/72792 sayılı markası \"...+şekil\" ibaresinden oluşmaktadır. Dava konusu markada İngilizce \"...\" ibaresinin karşılığı olan \"+\" işareti açıkça kullanılmış, davacının mesnet markasında ise \"+\" işaretini çağrıştıran bir şekil unsuruna yer verilmiştir. Markalardaki şekil unsurları, kelime unsurlarının önüne geçecek derecede güçlü olmadığı gibi aksine \"...\" ibaresine vurgu yaptıklarından, tali unsur konumundadır. Bunun yanında, dava konusu markadaki \"A\" harfinin \"...\" ibaresinin anlamını pekiştirdiği, taraf markalarında kullanılan \"HUKUK\" ve \"ARABULUCULUK\" kelimelerinin ise 45.sınıfta bulunan ve yukarıda sayılan hizmetler yönünden tanımlayıcı olduğu, sonuçta her iki taraf markasındaki asli unsurun \"...\" ibaresi olduğu kanaatine varılmıştır. Bu durumda taraf markalarının, esaslı unsurlarını oluşturan \"...\" ibaresinin ortaklığı nedeniyle, ortalama tüketici kitlesi nezdinde, görsel, işitsel ve kavramsal olarak bütüncül bakış açısı itibariyle karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, en azından aralarında ticari, ekonomik ve idari bir bağlantı bulunduğu algısının oluşabileceği kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. Her ne kadar \"...\" ibaresinin markasal ayırt ediciliğinin zayıf olduğu kabul edilebilirse de, markaların tescilli oldukları sürece korunmaları asıl olup, davalı markasına davacının mesnet markası karşısında SMK'nın 6/1.maddesi kapsamında yeterli ayırt edicilik kazandırılmamıştır.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E. - 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. <br>Her ne kadar davacı tarafından gerçek hak sahipliğine ve kötüniyet iddiasına dayanılmışsa da, SMK'nın 6/1.maddesi uyarınca davalı markasının kapsamındaki tüm hizmetler yönünden hükümsüzlük şartları gerçekleştiğinden, anılan iddiaların sonuca etkili de olmadığı anlaşılmış ve bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.<br> Bu itibarla mahkemece, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.  <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 22/03/2023 gün ve 2021/269 Esas - 2023/133 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KABULÜ ile 2018/108478 sayılı \"...+şekil\" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,<br>3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30-TL’nin düşümü ile bakiye 672,70-TL karar ve ilam harcının davalılardan alınarak Hazineye irad kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 5.250,00-TL bilirkişi ücreti, 617,90-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 250,00-TL posta gideri, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan 6.855,90-TL'ye, 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç eklenerek oluşan toplam 6.974,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t7-Davalı tarafından yargılama giderleri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),<br>\t9-Davacı tarafından istinaf başvurusunda  yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,\t<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, \t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2026<br>\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"72e6d09585d94865","SID":"a640791a23dcdfb2"}}