{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1700 <br>KARAR NO\t\t: 2026/360<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/07/2022<br>NUMARASI\t\t: 2018/374  Esas 2022/697 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 12/02/2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 12/02/2026<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle; Müvekkili şirket tarafından davalı şirkete fatura karşılığı satışlar yapıldığı, davalı şirketin aldığı malların bedellerini ödemediği, ödemenin yapılması için davalı şirkete Bornova 6.Noterliğinin 05.12.2016 tarihli 17533 yevmiye no.lu ihtarnamesinin gönderildiği, noter ihtarnamesine konu alacakların 06.09.2016 tarihli 5110 no.lu 103.921,22-TL, 16.09.2019 tarihli 5130 no.lu 9.496,16-TL tutarındaki faturalardan kaynaklandığı, ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihten sonra davalı şirketin borçlarının bir kısmını ödediği, 09.12.2016 tarihli 16.146,75-TL tarihli iade faturası, 08.12.2016 tarihli 30.000-TL eft, 12.12.2016 tarihli 28.02.2017 vadeli 17.624-TL... çeki olmak üzere 63.770,75-TL’nin davalı borcundan düşüleceğini, cari hesap bakiyesinin tahsili amacıyla İzmir 20.İcra Müdürlüğü’nün 2017/13597 E. sayılı dosyası ile takip yapılarak davalı şirkete 7 örnek ödeme emri gönderildiğini, davalı şirkete yapılan satış karşılığı olan 113.417,38-TL’den 63.770,75-TL düşüldükten sonra kalan 49.646,63-TL’ne noter ihtarı ile verilen sürenin bitiminden itibaren reeskont avans faizi yürütülerek takip konusu yapıldığı, ödeme emrine yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu, davalı ödeme emrine itirazında borcun bulunmadığını, taraflar arasında anlaşma yapıldığını ileri sürdüğünü, açıklanan nedenlerle davalı şirketin İzmir 20.İcra Müdürlüğü’nün 2017/13597 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere belirlenecek tazminatın davalıdan tahsiline ve müvekkiline ödenmesine, 6100 sayılı HMUK 329.maddesi gereğince Türkiye Barolar Birliğince 30.12.2017 tarihli 30286 nolu Resmi Gazete Yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre işbu davanın görülmesi karşılığında müvekkili ile aralarında kararlaştırılan 6.254-TL (takip çıkışı 53.677,19-TL üzerinden nisbi) vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ve duruşmalarda özetle; davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davacı tarafın delil olarak dayandığı faturaların hangi faturalar olduğunu, bunların ne karşılığında alındığını ve bu faturalarla hangi vakıayı ispatlayacağını açıklamadığını, keza dava dilekçesi ekinde bahse konu faturaların sunulmadığını, yalnızca Bornova 6.Noterliğinin 05.12.2016 tarih 17533 yevmiye no.lu ihtarnamesinde bir takım fatura numaraları belirtildiğini, İzmir 20.İcra Müdürlüğü’nün 2017/13597 Esas sayılı icra takip dosyasına 24.10.2017 tarihinde yapmış oldukları borca itirazlarında taraflar arasında borçların ödenmesi amacıyla 8.12.2016 tarihinde bir anlaşma yapmış olduklarının belirtildiğini, nitekim ihtarnamenin tebliği sonrası davacının belirttiği gibi davacı şirkete toplamda 63.770,75-TL’lik ödeme yapıldığını, ödemenin yapıldığı tarihlere bakıldığında taraflar arasında borçların ödenmesine yönelik anlaşmanın olduğunu gösterdiğini, davacı tarafından böyle bir sözleşmenin olduğunu inkar etmediğini, İzmir 20.İcra Müdürlüğü’nün 2017/13597 Esas sayılı icra takip dosyasına ilişkin ödeme emrinin 18.10.2017 tarihinde düzenlendiğini, madem ki müvekkili davacı tarafa olan 113.417,75-TL’lik borcunun 63.770,75-TL’lik kısmını ödediği ve takip konusu 49.646,63-TL’lik alacağın tahsili amacı ile icra takibine başvurmak için neden 10 ay beklediğini belirterek öncelikle davanın hak düşürücü süre zamanaşımı yönünden reddine, HMK 318.maddesine göre bulunan cevap dilekçesinde belirtilen usuli eksikliklerin giderilmesi anlamında gerekli işlemlerin Mahkemece yapılmasına, haksız açılan işbu davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklının takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. <br>MAHKEMECE: \"...Dava; cari hesap bakiyesine dayalı alacağın tahsili için  başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>Davalı  taraf cevap dilekçesinde davacı ile borçların ödenmesine yönelik 09.12.2016  tarihinde anlaşma  imzalandığını savunduğu,  09.12.2016  tarihli  anlaşma  metni incelendiğinde  davacı  ve davalı  ile dava dışı şirketler ....Şti., ...Şti., ....Şti 'nin   2016-2017 Eğitim ve Öğretim yılı için kitap sağlanması konusundaki anlaşmaları çerçevesinde sağlanan kitapları ile ilgili iadeler ve ödemelerin nasıl yapılacağı konusunda anlaşma metninde  bulunan şartlarda anlaşma sağlandığı, ihtarnamede 5109,5111,5125,5127,5110,5130,5107,5128,5131,5108,5106,5126,5129, 5132,5133no olarak belirtilen faturaların bedellerinin 520.000-TL olduğu, 171.000-TL tutarındaki elden ödeme ve iadeler toplamı düşüldükten sonra 349.000-TL tutarındaki bakiyenin anlaşma metninde belirtilen şekilde ödeneceğinin davalı  ve dava dışı şirketler tarafından kabul ve taahhüt edildiği,bu anlaşma metninin davacı şirket adına şirketin tek yetkilisi  olan  .... tarafından  davalı ve dava dışı  şirketler adına ise .... tarafından imzalandığının görüldüğü, davacı vekili tarafından bu anlaşma belgesini kabul ettiklerine dair  dosya  kapsamında beyanlarının bulunmadığını, sözkonusu belgenin delil  niteliğinin bulunmadığını, dava açısından bağlayıcı  olan delillerin  sadece tarafların defterleri olduğunu beyan ettiği görülmüştür.<br>Dava dosyasına temin edilen  bilirkişi  ... tarafından dosyaya sunulan raporlarla, ikinci kök raporu düzenleyen  bilirkişi  ....  tarafından dosyaya sunulan raporlar arasında çelişki  bulunduğundan  tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde inceleme yapılarak, her iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi giderir  şekilde  rapor alınması için dosyanın 3. bilirkişi ...'e  tevdi  edildiği, bilirkişi  ....  tarafından   düzenlenen  denetime ve hüküm kurmaya elverişli kök ve ek rapora göre, davacının usulüne uygun olarak düzenlenmiş ticari defterlerine göre, davacının davalıdan 49.660,63 TL alacaklı olduğu, davalı defterlerine göre ise davalının davacıdan  3.034,25 TL alacaklı olduğu, davacının  düzenlediği faturalar açısından  taraf defterleri arasında fark bulunmadığı, bakiye fark nedenlerinin  ise davacı defterinde kayıtlı olan ancak davalıda kayıtlı olmayan davalının banka havale/efet ödeme tutarı 41.850,00 TL'den  ve davalı defterinde kayıtlı olan  ancak davacıda kayıtlı olmayan 94.544,88 TL çek tutarından kaynaklandığının   tespit edildiği,  davalı tarafından davacıya yapılan ödeme toplamının 41.850,00 TL +47.624,00 TL=89.474,00 TL olduğu  ve davacı defter kayıtları ile  uyumlu olduğunun görüldüğü, davalı vekilinin 07.11.2018 tarihli dilekçesi ekinde sunulan belgelere göre diğer  ödemelerin (94.544,884 37.831,804 169.000,00) davadışı firmalar tarafından davacıya yapılan ödemeler olduğu ve ayrı tüzel kişilikleri bulunan bu şirketler tarafından verilen   herhangi bir yazılı borç/alacak temliki bulunmadığından  bu ödemelerin davalı  tarafından davacıya yapıldığı şeklinde değerlendirilemeyeceği, 01.11.2016 tarihli 26.000,00 TL para makbuzunda ödemeyi yapan şirketin belirsiz olduğu, makbuzun tarafların defterlerinde kayıtlı olmadığı görülerek bu ödemenin davalı  tarafından davacıya  yapıldığı şeklinde değerlendirilemeyeceği ve  davacının  takip tarihi itibariyle davalıdan  49.660,63 TL  alacaklı olduğu ancak davacı talebi ile bağlı olarak 49.646,63 TL talep edilebileceği ve davacının ihtarnamede ödenmesini talep ettiği faturalardan kalan bakiyeler için takip tarihine kadar 1.968,28 TL işlemiş faiz talep edebileceğinin rapor edildiği, davalı tarafça  09.12.2016 tarihli sözleşme  çerçevesinde ....'ün davalı ve davadışı şirketleri temsilcisi olduğu, bu doğrultuda yapılan ödemelerin davalı şirketin borcundan mahsubu gerektiği  beyan edilmiş ise de, hükme esas alınan  bilirkişi raporunda  davalı şirket tarafından ve dava dışı şirketler tarafından düzenlenen iade faturalarının davalı şirket tarafından değil her bir şirket tarafından ayrı ayrı düzenlendiği ve düzenleyen şirketlerin yasal defterlerinde kayıt altına alındığı, ödemelerin de dava dışı şirketler tarafından ayrı ayrı yapıldığı, davalı ve  dava dışı  şirketlerin temsilcileri aynı kişi olsa bile farklı tüzel kişilikler olduğu dikkate alınarak dava dışı şirketler tarafından davacıya yapılan ödemelerin davalı tarafından yapıldığının kabul edilemeyeceği, davalının  cevap dilekçesinde  açıkça  yemin  deliline dayandığından ödeme  iddiası yönünden  davacı tarafa yemin teklif  etme hakkı bulunduğunun  hatırlatıldığı,  davalının davacıya yemin teklifinde bulunmadığı, toplanan  deliller  kapsamında davalının  ödeme iddiasını ispatlayamadığı, davacının takip tarihi  itibariyle  davalıdan  49.660,63 TL  alacaklı olduğu, ancak davacı talebinin   49.646,63 TL olduğundan taleple  bağlı kalınmış, davacının  ihtarnamede ödenmesini talep ettiği faturalardan kalan bakiyeler için takip tarihine kadar 1.968,28 TL işlemiş  faiz talep  edilebileceği anlaşılmakla davacının davasının kısmen  kabulüne, davacı alacağı likit olup davalı itirazında haksız olduğundan İİK.nun 67/2.maddesi uyarınca itiraza uğrayan ve hüküm altına alınan miktar üzerinden %20 icra inkar tazmınatının davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. \" gerekçesiyle, \"Davacının davasının KISMEN KABULÜNE,<br>Davalının, İzmir 20. İcra Müdürlüğünün 2017/13597 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile,<br>49.646,63 TL asıl alacak, 1.968,28 TL işlemiş faiz olmak üzere  toplam  51.614,91 TL  alacağın, asıl alacağa takip tarihinden itibaren  avans  faizi işletilmek suretiyle  takibin devamına,<br>2-Hüküm altına alınan  alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatı olan 10.332,98 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>3-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, \"şeklinde karar verilmiştir. <br>Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda, her ne kadar, her bir şirket bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmişse de;  taraflar arasında akdedilmiş olan 09.12.2016 tarihli sözleşmede de görüldüğü üzere, .... Şti ve  diğer dava dışı şirketlerin temsilcisi ....olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin davacı şirketin .... Şti ve  diğer dava dışı şirketlere 2016 - 2017 Eğitim Öğretim Yılı için kitap sağlanması hususunda yapıldığını, somut olayda temsilcileri aynı olan ve birbirleriyle organik bağ içerisinde olan şirketlere bağlı okulların kitap-kırtasiye ihtiyaçlarının tek elden sağlanmasına yönelik bir anlaşmanın mevcut olduğunu, bu ihtiyaçlarını tek elden sağlayanın davacı şirket olduğunu, davacı şirketin bu hizmetine karşılık olarak da kitap-kırtasiye ihtiyaçları karşılanan okulların bağlı olduğu bütün şirketler adına ödeme yapılacağını, her iki şirketin de sahibinin aynı olması, davacı şirketin tek bir temsilciyle anlaşma yapması ve bu temsilcinin her bir şirketin sahibi olduğunu bilmesi sebepleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcu kalmadığının ortada bulunduğunu, buna aykırı oluşturulan kararın eksik inceleme ve değerlendirme içerdiğinden kaldırılması gerektiğini, ödeme durumunun varlığının kabul edilmesine rağmen, arkasından, oluşturulan gerekçe de;  ödemenin ispatlanamadığı değerlendirmesine varmanın olası olmadığını, şirketlerin birbirleriyle organik bağ içerisinde olduğunun en büyük göstergesinin davacı şirket tarafından Bornova 6. Noterliği'nin 05.12.2016 tarih ve 17533 yevmiye numaralı ihtarnamesinin muhatapları olduğunu, bilirkişi kök raporunda ve ek raporunda sahibinin ve temsilcisinin aynı kişi olan birden fazla şirkete ait okullara kırtasiye malzemesi sağlamayı amaçlayan bir sözleşmeden kaynaklanan borcun ödenmesi hususunda neden topluca bir değerlendirme yapılmadığının yeterli bir şekilde açıklanmadığını, dava dışı ..., davacı şirkete fazla ödeme yapıldığını, davacı tarafın kötü niyetli yaklaşım gösterdiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, satım sözleşmesine dayalı bakiye alacak kaynaklı  icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br> (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br>“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;<br>“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.<br>28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.<br>İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.<br>İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.<br> Bir satım  ilişkisinde  satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı  ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Davacı tarafça, davalı şirkete fatura karşılığı satışlar yapıldığı, davalı şirketin aldığı malların bedellerini ödemediği, ödemenin yapılması için davalı şirkete ihtarname gönderildiği, ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihten sonra davalı şirketin borçlarının bir kısmını ödediği, cari hesap bakiyesinin tahsili amacıyla İzmir 20.İcra Müdürlüğünün 2017/13597 esas sayılı dosyası ile  icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,  tarafların ve dava dışı şirketlerin defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme  sonucunda hazırlanan bilirkişi raporları ve ek rapor doğrultusunda karar verildiğinin, dava dışı şirketler tarafından davacıya yapılan ödemelerin davalı tarafından yapıldığının kabul edilemeyeceğinin, davalının ödeme savunmasını  kanıtlayamadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2022 tarih, 2018/374  Esas ve 2022/697 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 3.525,81 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 800,80 TL nispi ve 80,70 TL maktu olmak üzere toplam  881,50 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 2.644,31 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın Dairemizce taraflara re'sen tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/02/2026<br><br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"af466ded790aba41","SID":"41fac3b3777fa5fb"}}