{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO\t: 2025/285 Esas<br>KARAR NO\t: 2026/392<br>DAVA\t: Ticari Şirket (Kuruluşun Hükümsüzlüğüne Dayalı)<br>DAVA TARİHİ\t: 22/04/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 29/04/2026<br><br>Davacı tarafından ---------Asliye Ticaret Mahkemesi' ne açılan dava aynı Mahkemenin 19/11/2024 tarih ve --------- E, --------- K sayılı ilamı ile  görevsizlik  kararı verilmiş, dosya Mahkememize tevzi edilmiş olmakla yukarıda belirtilen esas numarasına kaydı yapılarak incelendi,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin çalıştığı firma olan ---------Ş.'ye çeşitli vergi dairelerinden gelen maaş haczi yazıları ile --------Şirketi isimli ve adresindeki şirketin yetkilisi olduğunu ve şirketin tek ortaklı limited şirket olduğunu öğrendiğini, Vergi Mahkemelerinde dava açmış ise de, tebliğ edilen ödeme emirlerinin çoğu ve hepsine ayrı ayrı dava açmak gerekmesi nedeniyle Vergi Mahkemelerinden sonuç almanın ve ödeme emirlerini iptal ettirmenin son derece sıkıntılı bir süreç olduğunu, bunun üzerine Ticaret Mahkemesinde şirketin kuruluş evrakında, karar defterlerinde ve kesilen faturalar ve tüm diğer işlemlerde davacının imzasının yer almaması, davacı adına nüfus bilgileri ele geçirilerek bilgisi dışında kurulan şirketin paravan şirket olduğunu, imzaların sahte olması nedeniyle  şirket kuruluşunun hiç tamamlanmadığını, alınan karar, kesilen faturalar ve diğer işlemlerden doğan vergi borçlarından davacının sorumluluğunun bulunmadığının tespitini talep ve dava etmenin usul ekonomisine daha uygun olacağı düşüncesi ile bu davayı ikame etiklerini, müvekkilinin şirketle hiçbir alakasının olmadığını, asgari ücretle çalışan dar gelirli bir kişi olduğunu belirterek -------- Şirketi'nin kuruluşunun hiç tamamlanmadığının, davacının şirket ortağı ve /veya kurucusu olmadığının tespiti ile şirket borçlarından sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Dava, davacının rızası dışında kimlik bilgileri kullanılarak kurulan şirketin ortağı olmadığının ve şirketin vergi borçlarından sorumlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkememizce dosya kapsamında 11/06/2025 tarihli celsede Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş olup, 22.12.2025 tarihli bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur TMK m. 6 ve HMK m. 190/1 hükümleri uyarınca; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmekle yükümlüdür  Davacının iddialarının kabul edilebilmesi için, şirket kuruluş belgelerindeki imzaların sahte olduğunun geçerli delillerle ispat edilmesi gerekmektedir . Ancak, savcılık soruşturma dosyasında alınan raporda davacıyla ilgili bir tespite yer verilmediği görülmüş olup, mahkememiz dosyası kapsamında da davacının kuruluş işlemlerindeki imzalarının sahte olduğuna dair herhangi bir tespit veya kriminal inceleme bulunmamaktadır. Dosya muhteviyatında davacının imzasının sahte olduğu ispatlanamadığından, davacının anılan iddiası ispata muhtaç kalmıştır.  Bu nedenle davacının şirket ortağı olmadığına yönelik talebinin ispatlanamaması sebebiyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının şirketin borçlarından sorumlu olmadığına ilişkin menfi tespit talebi incelendiğinde; uyuşmazlığın vergi borçları ve ödeme emirlerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır  ----------- sayılı emsal kararında da açıkça ifade edildiği üzere, şirketin borçlarından sorumlu olunmadığına ilişkin talebin ticaret mahkemelerinde tartışılamayacağı, vergi borçları yönünden Vergi Mahkemelerinin görevli olduğu hususu sabittir. Bu bağlamda, davacının vergi borçlarından sorumlu olmadığına ilişkin talebinin yargı yolu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br><br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davanın REDDİNE<br>2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 427,60 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 304,40 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu masrafların üzerinde bırakılmasına, <br>4-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>5-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran  tarafa iadesine,<br>Dair, davacı vekilinin  yüzüne karşı,   gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta  içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 29/04/2026        </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2304304b96b0dc8b","SID":"a6bc859ed1e473b0"}}