{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2026/271 - 2026/564<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2026/271 <br>KARAR NO\t: 2026/564<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/312 E.  -  2022/166 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tDairemizce verilen 13/12/2024 tarih ve 2022/1803 Esas, 2024/2046 sayılı karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09/10/2025 tarih ve 2025/1671 Esas, 2025/6049 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü :<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı gerçek kişilerin 2019/136240 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince adına tescilli 2016/49621 sayılı \"...\" ibareli markaya dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından müvekkili itirazının kısmen kabulüne karar verildiğini ve 35. sınıf hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, bu karara müvekkili ve davalılar tarafından itiraz edildiğini, YİDK'in müvekkili itirazını reddederken davalıların itirazının ise kabulüne, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetlerin başvuruya iadesine karar verdiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markası arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, başvuruda yer verilen \"...\" ibaresinin tanımlayıcı olduğunu ve ayırt ediciliğinin bulunmadığını, emsal yargı kararları da gözetildiğinde markaların karıştırılacağını, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, bu nedenle de başvurunun reddinin gerektiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-6928 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep  ve dava etmiştir. <br>        \t\t\t\t\t\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDiğer davalılar vekili, taraf markalarında ortak olarak yer alan \"...\" kelimesinin ses, gürültü ve sağlam anlamlarına geldiğini, davacının da \"...\" ibaresini, gürültüyü engelleyen ses bariyeri sistemlerini ifade etmek amacıyla kullandığını, bu nedenle anılan ibarenin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, taraf markalarında ortak olarak yer alan \"...\" kelimesinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu gözetildiğinde, taraf markaları arasında ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunmadığını, markaların karıştırılmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.  \t<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\" ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle ve özellikle markanın bütünselliği ilkesi kapsamında görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/ hizmetler algısının da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların bulunmadığı, aynı Kanunun 6/5 maddesi koşullarının da oluşmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.       <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin markasını ciddi ve yoğun bir şekilde kullanarak markasına ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkili markasının iyi bilinen, tanınmış bir marka haline geldiğini, her ne kadar davalı markasında bir şekil unsuru bulunuyorsa da markada baskın unsurun \"...\" ibaresi olduğunu, başvuruda bu ibarenin ön plana çıkacak şekilde oluşturulduğunu, hem şekil hem kelime içeren markalarda kelime unsurunun ayırt edicilik bakımından öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğini, markaların asli unsuru aynı olduğundan markaların karıştırılacağını, aksi yöndeki bilirkişi değerlendirmesinin yerinde olmadığını, aynı ve ayırt ediciliği yüksek esas unsuru, aynı mal ve hizmetler için kullanan bu iki markanın, bir şekil unsuru dolayısıyla benzer olmadığı değerlendirmesinin marka hukukuna aykırı olduğunu, müvekkili markasının ayırt ediciliğinin oldukça yüksek bulunduğunu, davalının, dava konusu marka içinde \"...\" ibaresini kullanarak müvekkilinin seri markaları arasına sızmayı amaçladığını, dolayısıyla başvurunun kötü niyetli ve haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 13/12/2024 tarih ve 2022/1803 Esas, 2024/2046 Karar sayılı kararıyla, dava konusu başvuru ile davacının \"...\" ibareli markası arasında, dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamı yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. <br><br>YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'NİN 09/10/2025 TARİH VE 2025/1671 ESAS, 2025/6049 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının davalılar vekillerince temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile özetle, davalı gerçek kişilerin \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\"  ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle ve özellikle markanın bütünselliği ilkesi kapsamında  görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesindeki ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı nazara alınarak  davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi kanaat ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. <br><br>GEREKÇE\t:Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tDairemizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur. <br>\tDairemizce uyulmasına karar verilen bozma ilamında da açıklandığı üzere dava konusu \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\"  ibareli tescilli marka arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle ve özellikle markanın bütünselliği ilkesi kapsamında  görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesindeki ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı anlaşıldığından, davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.    <br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davanın REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 672‬,70-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, <br>\t  3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap olunan 55.500,00-TL maktu vekaletin ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>5-Davalı kurum tarafından temyiz aşamasında yapılan 500,00-TL tebligat ve posta gideri, 3.033,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 3.533,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,<br>\t \t6-Davalılar ... ve ... tarafından temyiz aşamasında yapılan 3.033,70-TL temyiz yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalılara verilmesine,\t\t\t\t<br>\t\t\t7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>8-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 732,00-TL istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t9-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve istinaf aşamasında duruşma açıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 22.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'na verilmesine, <br><br><br>\tDair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı diğer davalıların yokluğunda yapılan açık yargılama sonucunda 25/03/2026 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde  TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/03/2026        <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/03/2026<br><br>\t\t\t\t<br>Başkan<br><br><br><br> <br>Üye<br><br> <br>Üye<br><br> <br>Katip<br><br> <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1fdd2c009e2ef9b6","SID":"302982bb7b978d2b"}}