{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/339 <br>KARAR NO:2026/667<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:30/11/2023<br>NUMARASI:2022/747 E. - 2023/897 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/04/2026<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine davalı tarafça, İstanbul 20 İcra Müdürlüğü' nün ... sayılı dosyasından, 25.07.2019 düzenleme 05/02/2020 ödeme tarihli 3450 Euro bedelli bono, 25/07/2019 düzenleme  05/03/2020 ödeme tarihli 3450 Euro bedelli bono, 25/07/2019 düzenleme 05/04/2020 ödeme tarihli 3537 Euro bedelli bono, (toplam 3 adet bono) yönünden icra dosyasında icra takibi başlatıldığını, bonolarda müvekkilinin şahsi bir imzasının bulunmadığını, bonolar üzerinde iki şirket kaşesi ve bu kaşeler üzerinde atılmış birer imza bulunduğunu, kaşesi bulunan şirketin borçlu olduğunu, atılan imzanın şirketi temsilen atıldığını, müvekkilinin şahsi olarak bu imzalardan sorumlu tutulamayacağını, davalı tarafın İstanbul 20. İcra Müdürlüğü' nün ... sayılı dosyasından borçlu şirketin menkul mallarının haczi için almış olduğu haciz talimatını Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü' nün  ... Talimat sayılı dosyasından 06/09/2022 tarihinde infaz ettiğini, tebligat adresi ve borçlu şirketin adresinin gelinen adres olmamasına rağmen Davalı tarafın, bu talimat dosyası ile müvekkilinin ikamet adresine hacze geldiğini, ve müvekkilinin şahsi menkul mallarını haczettirerek muhafaza altına aldığını,  müvekkiline şahsi olarak borç yüklenemeyeceği, buna rağmen müvekkilinin şahsi olarak borçluymuş gibi ikamet adresinde haciz ve muhafaza işlemi yapıldığını, takibin kötü niyetli olduğunu ve takibin haksız ve hukuka aykırı olarak yapıldığını belirterek, davalının  %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini,  İstanbul 20. İcra Müdürlüğü' nün ... sayılı dosyasında başlatılan tedbirin teminatlı/teminatsız olarak durdurulmasını talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın haksız olup reddine karar verilmesi gerektiği, davacı vekili tarafından  bonolar üzerindeki davacıyı şahsi olarak borçlandıracak bir imza bulunmadığı, dosya borçlusu olmadığı belirtilmiştir. ancak davacı ... tarafından borcuna istinaden eşi ...'nın hesabından 12.08.2022 tarihinde ödeme yapılmış olup ekte dekontu sunarız, davacı yanın dosya borçlusu olduğu yaptığı ödemeden görülmekle beyanlarının gerçeğe aykırı olduğunu ortaya çıkmıştır. Davacı vekili tarafından tebligat adresi ve borçlu şirketin adresinin gelinen adres olmamasına rağmen davalı tarafından müvekkilinin ikamet adresine hacze gelindiği, müvekkilinin şahsi menkul mallarının haczedilerek muhafaza altına alındığı iddia edilmiştir. davacı yanın beyanları gerçeğe aykırıdır nitekim tarafımızca davacı yanın yetkilisi bulunduğu ... şirketine 04.08.2022 tarihinde haciz işlemi için gidilmiş, borçlu şirketin adreste bulunmadığı, başka şirketin mahalde bulunduğu görülmüştür. somut olayda borçlu şirketin mallarını kaçırma durumunun söz konusu olması nedeni ile borçlu şirket adına gösterilecek adrese haciz işlemi için gidilmiştir, haciz davacı adına değil borçlu şirket adına yapılmıştır, nitekim 06.09.2022 tarihli haciz tutanağında haciz tatbik edilen kişi olarak borçlu şirketin adı yazmaktadır. bununla birlikte haciz işlemi sırasında davacı yan borcunu kabul etmiştir; 06.09.2022 tarihli haciz tutanağından görüleceği üzere davacı tarafından \" ne yazacaksan yaz\" sonrasında da \"...\" denilmiş, hiçbir itiraz dile getirilmemiş, istihkak iddiasında bulunulmamıştır. davacı yanın eşi de haciz işlemine karşı hiçbir itiraz sunmamış, istihkak iddiasında bulunmamıştır. davacı yan ve davacının eşinin beyanları sebebi ile bu halde haciz işlemi yapılan menkullerin şirkete ait olduğu kabul edilmiş, bu husus icra müdürlüğünce de tespit edilerek muhafaza işlemine geçilmiştir. Davacı yan tarafından davacının şahsi olarak sorumlu olduğu bir imza olmamasına rağmen haksız ve hukuka aykırı icra takibi başlatıldığı belirtilerek %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir. Davacının şahsi sorumluluğunun bulunduğu rızaen yapmış olduğu ödemeden görülmekle davacı yanın kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Davacı yan tarafından icra dosyasının teminatlı-teminatsız durdurulması için tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. Ancak İİK'nu 72/3. maddesinde \" İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez\" denilmektedir, somut olayda ihtiyati tedbir talebinin koşullarının oluşmadığı görülmekle tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Davacı yanın işbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötü niyetli olduğu olduğu görülmekle davacı hakkında İİK'nun 72/4. maddesi uyarınca alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini arz ve talep ederiz. Tüm bu hususları Sayın Mahkemenize bildirir davacının haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Tüm dosya kapsamı sunulan ve toplanan deliller hep birlikte incelenerek dava konusu ihtilafa ilişkin grafalojik rapor hazırlaması talep edilmiş bilirkişi raporunda \" ... isimli şahsın, dava dosyası içinde mevcut, niteliklerini yukarıda ayrıntılı olarak belirttiğim 2022 ve 2023 tarihli belgelerde bulunan mukayese imzalarının, karşılaştırmalı incelemelerde esas alınan (fotokopi olanların sınırlı, asıl olanların tüm) kriterler yönünden kendi aralarında incelenmelerinde; kalem kaldırılarak iki hamlede yapılandırılmış oldukları; birinci kısımlarda, soldan sağa yukarı yaklaşık 22,5 açıyla başlayıp, benzer açı ve daha kısa -üst üste bindirilen- hatlarla oluşturulan şekillerin, ikinci olarak da ilmek oluşturan “ Z ” tarzında figürlerin yapılandırılma tarzı, birbirlerine göre konumlandırılmaları, oranı, eğim ve genel istikamet durumu bakımından aralarında istikrar gösteren, benzer işlekliği haiz imzalar oldukları, müşahede ve tespit edilmiştir.  Kaşe izleri üzerinde atılı bulunan imzalar ile davacı ...'nın referans imzaları aralarında genel biçimlendirme ve imza yolu yönünden gözlemlenen benzerliğin yanı sıra imzaların kalem kaldırılarak iki hamlede yapılandırılmış olmaları; birinci kısımlarda, soldan sağa/yukarı yaklaşık 22,5* açıyla başlayıp, benzer açı ve daha kısa -üst üste bindirilen- hatlarla oluşturulan şekillerin, ikinci olarak da saat yönünün tersine hatlarla ilmek oluşturan “Z” tarzında figürlerin yapılandırılma tarzı; imzaların birinci ve ikinci kısımlarının birbirlerine göre konumlandırılmaları, oranı, işleklik derecesi, eğim ve genel istikamet durumu bakımından da aralarında uygunluk ve benzerlik saptanmış, Kaşe izlerinin açığındaki “A” harflerine benzer şekiller ile davacı ...'nın referans imzaları aralarında genel biçimlendirme ve herhangi bir bölümü ile imza yolu yönünden benzerlik bulunmadığı gibi eğim ve genel istikamet dışında- karşılaştırmalı incelemelerde esas alınan diğer kriterler bakımından da uyum unsurları saptanmamıştır.  Davacı ...'nın referans imzaları ile aralarında genel biçimlendirme ve imza yolu yönünden gözlemlenen benzerlikler yanında karşılaştırmalı analizlerde esas alınan diğer kriterler itibarıyla da ileri düzeyde uygunluk ve benzerlik saptandığından; inceleme konusu, alacaklı “... A.Ş.”, borçlu “....ŞTİ...” adlarına düzenlenmiş, her biri “25/07/2019” düzenleme tarihli; 05/02/2020” tediye tarihli, “3450/Üçbindörtyüzelli Euro” meblağlı,  05/03/2020” tediye tarihli, “3450/Üçbindörtyüzelli Euro” meblağlı, 05/04/2020” tediye tarihli, “3537/Üçbinbeşyüzotuzyedi Euro” meblağlı, senet asıllarında “...ŞTİ...” içerikli kaşe izleri üzerinde atılı bulunan borçlu imzalarının davacı ...'nın eli ürünü olduğu sonucuna varılmış, İnceleme konusu senet asıllarında “...ŞTİ...” içerikli kaşe izlerinin açığında bulunan “4” harflerine benzer şekiller ile davacı ...'nın referans imzaları aralarında genel şekil, imza yolu ve karşılaştırmalı incelemelerde esas alınan diğer kriterler (eğim ve genel istikamet durumu hariç) bakımından aynı elden çıktıklarını gösterir nitelikte uyum unsurları saptanmamıştır.Netice olarak hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere ihtilafa konu senetlerdeki imzanın davacı el ürünü olmadığı yönünde rapor hazırlandığı davacının davasında haklı olduğu, davalının alacağını ispatlayamadığı kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiş, davalı her ne kadar icra takibinde haksız ise de kötüniyetli olduğu ispatlanamamış, mahkemece de bu kanaate varılamamış ve tazminat talebinin reddine\" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;<br>-Davacının, 3 adet bono sebebiyle taraflarına borçlanmış olup işbu borcunu ödememesi sebebiyle taraflarınca İstanbul 20. İcra Müd. ... Sayılı dosyası ile aleyhinde icra takibi başlatıldığını, Davacının, işbu davayla ise söz konusu bonolar üzerinde kendisini şahsi olarak borçlandıracak bir imza bulunmadığını ve dolayısıyla icra dosyasının borçlusu olmadığını iddia ettiğini, davacının eşi ...'nın 12.08.2022 tarihinde dosya borcuna istinaden ödeme yapmış olduğunu, ödeme dekontunun dosyada mübrez olduğunu, bunun yanı sıra taraflarınca gidilen fiili hacizlerde davacının borcunu ikrar ettiğini, İlk Derece Mahkemesi'nin ise bu hususların göz önünde bulundurmadan/değerlendirmeden eksik inceleme ile karar verdiğini, davacının, taraflarınca 06.09.2022 tarihinde hacze gidilen adresin kendi ikametgah adresi olduğunu ve haciz esnasında şahsi menkul mallarının haczedilerek muhafaza altına alındığını belirttiğini, ancak ne sebeple bu adrese gidildiği konusunda sessiz kaldığını, taraflarınca 04.08.2022 tarihinde gidilen ilk haciz, davacının yetkilisi olduğu ... Şti. 'nin adresi olup bu haciz esnasında borçlu şirketin, mahalde bulunmadığı, mahalde başka bir şirketin bulunduğunun görüldüğünü, hal böyleyken borçlu şirketin mallarının kaçırılması kuvvetle muhtemel olduğundan taraflarınca borçlu şirket bakımından tespit edilen başka bir adrese hacze gidildiğini, 06.09.2022 tarihli hacze, davacı için değil borçlu şirket ve şirket malları için gidildiğini,  bu iki haciz arasındaki(04.08.2022-06.09.2022) süre içerisinde borçlunun eşinin işbu borç için taraflarına ödeme yaptığını(12.08.2022), borcu zımnen kabul ettiklerini, ek olarak 06.09.2022 tarihli haciz işlemi sırasında davacının, borcu kabul ettiğini, ne eşi ne kendisi herhangi bir itirazda da bulunmadıklarını, bu hacizde haczedilen malların şirkete ait olmadıklarına dair bir itirazda da bulunmayan davacı ve eşinin, sonrasında böyle bir dava ile süreci, tabiri caizse lehlerine çevirmelerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, <br>-İlk Derece Mahkemesince sadece davacının iddiaları doğrultusunda aldırılan bilirkişi raporu uyarınca karar verildiğini, dosyadaki diğer delilleri olumlu olumsuz değerlendirmediğini,  bu haliyle eksik inceleme ve değerlendirmeler içeren gerekçesiz kararın, taraflarınca kabulü mümkün  olmadığını,<br>-İlk Derece Mahkemesi'nin değerlendirmeye esas aldığı tek delilin bilirkişi raporu olduğunu ve bu rapordaki incelemenin işbu davanın akıbetini aydınlatır düzeyde olmadığını, bu nedenle de davanın esastan reddi gerektiğini, aldırılan bilirkişi raporunda, bonolar üzerindeki imzalar incelendiğini, incelemede kaşe üzerindeki imzanın davacıya ait olduğu tespit edildiğini, \"4\" (ya da A harfi) şeklindeki imzanın ise davacıya ait olmadığına kanaat getirildiğini İlk Derece Mahkemesi ise bilirkişinin bu şekildeki değerlendirmesini olduğu gibi kabullendiğini ve bu doğrultuda karar verdiğini, dosyada değerlendirilmesi gereken birçok yazılı evrak, kesin delil olduğunu, yalnızca rapor dikkate alınacaksa da raporun hiçbir şüpheye yer bırakmaması ve açık ve net olması gerektiğini, incelenen bonolar üzerinde yer alan \"4\" şeklindeki (ya da A harfi) imza kolayca taklit edilebilecek bir imza olmakla birlikte bu imzanın davacıya ait olup olmadığının tespiti de oldukça zor olduğunu, dosyaya taraflarınca sunulan dilekçeler ve deliller ile tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesi'nin vermiş olduğu usule ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Dava konusunu oluşturan senetler incelendiğinde; bonolar üzerinde müvekkilini şahsi olarak bağlayan bir imza bulunmadığını, senet metinleri üzerinde iki şirket kaşesi ve bu kaşeler üzerine atılmış birer imza bulunduğunu, dolayısı ile bonolar üzerinde kaşesi bulunan şirketin borçlu olduğunu, Müvekkilini şahsi olarak borçlandıracak bir imza bulunmadığını, bono metinleri incelendiğinde kaşeler dışında müvekkili borçlandıracak herhangi bir imza olmayıp, kaşeler arasında bulunan A şeklindeki parafın müvekkile ait  olmadığını, Müvekkilinin şahsi olarak borçlandırılmasına sebep olacak hiçbir delil olmadığını, imzalar şirketi temsilen atıldığını Müvekkilinin bu imzalardan şahsi olarak sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin bonoların keşidecisi olan ... Şti'nin yetkilisi olup, Davalı tarafa verilmiş olan bonolar şirket adına keşide edilerek verilmiş olduğunu, İstinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... Sayılı dosyasında borçlu olunmadığının tespitine dair menfi tespit davasıdır. Davacı icra takibine konu bonoları şirket yetkilisi sıfatı ile imzaladığını, şahsı adına imza atmadığını belirterek menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyasında, davalı alacaklının, borçlular davacı ...Şti. Aleyhine, her biri 3.450 Euro bedelli, 25/07/2019 tanzim tarihli, 05/02/2020 vadeli , 05/03/2020 vadeli senetler ile ve 05/04/2020 vadeli 3.537 Euro bedelli, keşidecisi ... Şti. Lehtarı ... A.Ş. Olan 3 adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü takip başlattığı görülmüştür.Mahkemece davacı tarafın senet üzerinde şahsını bağlayacak imza bulunmadığı, şirket kaşesi üzerine atılan imzanın şirketi bağlayacağına yönelik itirazı üzerine imza incelemesi yönünden bilirkişi raporu alındığı, mahkemece alınan  bilirkişi raporunda \" ... isimli şahsın, dava dosyası içinde mevcut 2022 ve 2023 tarihli belgelerde bulunan mukayese imzalarının, karşılaştırmalı incelemelerde esas alınan (fotokopi olanların sınırlı, asıl olanların tüm) kriterler yönünden kendi aralarında incelenmelerinde; kalem kaldırılarak iki hamlede yapılandırılmış oldukları; birinci kısımlarda, soldan sağa yukarı yaklaşık 22,5 açıyla başlayıp, benzer açı ve daha kısa -üst üste bindirilen- hatlarla oluşturulan şekillerin, ikinci olarak da ilmek oluşturan “ Z ” tarzında figürlerin yapılandırılma tarzı, birbirlerine göre konumlandırılmaları, oranı, eğim ve genel istikamet durumu bakımından aralarında istikrar gösteren, benzer işlekliği haiz imzalar oldukları, müşahede ve tespit edildiği, kaşe izleri üzerinde atılı bulunan imzalar ile davacı ...'nın referans imzaları aralarında genel biçimlendirme ve imza yolu yönünden gözlemlenen benzerliğin yanı sıra imzaların kalem kaldırılarak iki hamlede yapılandırılmış olmaları; birinci kısımlarda, soldan sağa/yukarı yaklaşık 22,5* açıyla başlayıp, benzer açı ve daha kısa -üst üste bindirilen- hatlarla oluşturulan şekillerin, ikinci olarak da saat yönünün tersine hatlarla ilmek oluşturan “Z” tarzında figürlerin yapılandırılma tarzı; imzaların birinci ve ikinci kısımlarının birbirlerine göre konumlandırılmaları, oranı, işleklik derecesi, eğim ve genel istikamet durumu bakımından da aralarında uygunluk ve benzerlik saptanmış, Kaşe izlerinin açığındaki “A” harflerine benzer şekiller ile davacı ...'nın referans imzaları aralarında genel biçimlendirme ve herhangi bir bölümü ile imza yolu yönünden benzerlik bulunmadığı gibi -eğim ve genel istikamet dışında- karşılaştırmalı incelemelerde esas alınan diğer kriterler bakımından da uyum unsurları saptanmamıştır.Davacı ...'nın referans imzaları ile aralarında genel biçimlendirme ve imza yolu yönünden gözlemlenen benzerlikler yanında karşılaştırmalı analizlerde esas alınan diğer kriterler itibarıyla da ileri düzeyde uygunluk ve benzerlik saptandığından; inceleme konusu, alacaklı “... A.Ş.”, borçlu “....ŞTİ...” adlarına düzenlenmiş, her biri “25/07/2019” düzenleme tarihli; 05/02/2020” tediye tarihli, “3450/Üçbindörtyüzelli Euro” meblağlı, 05/03/2020” tediye tarihli,“3450/Üçbindörtyüzelli Euro” meblağlı, 05/04/2020” tediye tarihli, “3537/Üçbinbeşyüzotuzyedi Euro” meblağlı, senet asıllarında “....ŞTİ...” içerikli kaşe izleri üzerinde atılı bulunan borçlu imzalarının davacı ...'nın eli ürünü olduğu sonucuna varılmış, İnceleme konusu senet asıllarında “...ŞTİ...” içerikli kaşe izlerinin açığında bulunan “4” harflerine benzer şekiller ile davacı ...'nın referans imzaları aralarında genel şekil, imza yolu ve karşılaştırmalı incelemelerde esas alınan diğer kriterler (eğim ve genel istikamet durumu hariç) bakımından aynı elden çıktıklarını gösterir nitelikte uyum unsurlarının saptanmadığı beyan edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın m. 39/1 uyarınca ticari işletmeleri ile ilgili işlemleri ticari unvanları ile yapmak ve imzalarını unvanın altına atmak zorundadır. Limited şirketin “imzası” temsilcilerinin imzasıdır. Temsil yetkisi, limited şirketin ticari unvanı altına, imzaya yetkili kişi/ kişilerin imzalarını atması yoluyla kullanılır.Aval, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 700. maddesine göre poliçede yazılı bulunan borcun kısmen veya tamamen teminat altına alınmasını sağlayan bir nevi kefalettir. Bu kefaleti veren şahsa, aval veren denir (Bozer A. / Göle C.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2017, s. 161).   Avalin ne şekilde verileceği TTK’nın 701/1 maddesinde açıklanmıştır. Buna göre aval şerhi, ancak poliçe veya alonj üzerine yazılmasıyla mümkün olur. ...\"... içindir\" veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilir ve aval veren kişi tarafından imzalanır (TTK. m. 701/2). Kambiyo senedinden doğan sorumluluğun temini amacıyla, doğal olarak bu teminatın esas alacakla birlikte devredilmesini gerektirir; kambiyo senedini ciro yoluyla devralacak kimsenin de bunu görebilmesi lazımdır  (Sengir, T.: Aval Hukuku, Ankara 1967, s.10). Kambiyo senedi dışında verilmiş bir teminatın, aval olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. TTK’nın 700/2. maddesine göre aval, üçüncü bir kişi veya poliçede imzası bulunan başka bir kişi tarafından da verilebilir. Bu şekilde poliçe borçlularından biri lehine aval verilmek suretiyle poliçenin ödenmesi güvence altına alınacağından o poliçenin tedavülü kolaylaştırılmış olur ( Bozer A. / Göle C., s. 161 ).TTK’nın 701/4 maddesine göre, avalin kimin için verildiği belirtilmemişse, keşideci için verildiğinin kabulü gerekir. Poliçenin yüzüne, muhatabın veya keşidecinin imzaları hariç olmak üzere atılan her imza da aval hükmündedir (TTK m. 701/3). Buna göre bononun geçerli olması için tek imza yeterlidir ve senet ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılır. Ne var ki, poliçenin ön yüzüne keşideci tarafından iki imza atılmış olsa dahi, bu imzalar TTK’nın 700. maddesine göre aval olarak kabul edilemez. Ancak, keşideciden başka bir kişi tarafından aval veya benzeri sözler kullanılarak imzalanmışsa aval olarak sayılır. Keşidecinin el yazısıyla atılmış imzasının senedin ön yüzünde ve senet metninin altında bulunması gereklidir. Kanunen keşidecinin imzası yeterli olmakla birlikte keşidecinin kim olduğunun tespiti ve özellikle keşidecinin tüzel kişi olması durumunda keşideci unvanının poliçede yer alması, poliçenin kim tarafından verildiğinin tespiti bakımından önemlidir. Zira, poliçede imzası bulunanın borçlu olarak mı yoksa bir başka kişi adına temsilen veya vekaleten mi poliçeyi imzalamış olup olmadığının tespiti ancak ad ve soyadı veya unvan ile sıfatın belirtilmiş olması ile mümkündür.Poliçe borçlusunun tüzel kişi olması hâlinde, yetki belgesinde şirketi temsile yetkili şahısların poliçeyi imzalamış olmasına ve usulünce kaşe basılmış olmasına dikkat edilmelidir. Bu durumda, poliçeden doğan sorumluluk doğrudan doğruya temsil edilen tüzel kişiye aittir.Hemen vurgulanmalıdır ki, şirket yetkilisi tarafından da olsa senede atılan ikinci imza, şirket kaşesi olmadan atılmış ise, burada keşideci sıfatı söz konusu olmayacağından, bu imza aval olarak kabul edilir ve bu imza sahibi borçtan şahsen sorumlu olur. Somut olayda, icra takibine konu bonoda keşidecinin dava dışı  ...ŞTİ.. şirketi olduğu ve bonoda çift imza bulunduğu ancak imzaların şirket kaşesi üzerine atıldığı, bu imzanın şirket adına şirket yetkilisi tarafından atıldığının kabulü gerektiği, parafın ise davacıya ait olmadığı basit tersimli olması nedeniyle yeniden rapor alınmasını gerektirir bir durum bulunmadığı, imzanın şirket yetkilisini şahsen bağlamayacağı ve atılan imza yukarıda açıklanan gerekçeler ile  aval veren olarak da değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır.İmza inkarı mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilecektir. Davalı tarafça, davacının  borcu olduğuna yönelik diğer hususlar işbu yargılama konusu olmadığı gibi, davacının eşi tarafından 12/08/2022 tarihinde alacaklı vekili ...'a ödeme yapıldığı anlaşılıyor ise de, 25.000 TL ödemenin davacının eşi olan  ... tarafından yapıldığı, ancak hangi takip borçlusu adına yapıldığının anlaşılamadığı, davacı yönünden borcu kabul anlamına gelmediği, haciz esnasında istihkak iddiasında bulunulmamasının da borcu kabul anlamına gelmeyeceği, mahkemece davanın kabulüne dair  verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2023 tarih ve 2022/747 E., 2023/897 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.520,55-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 3.130,14-TL harcın mahsubu ile bakiye 9.390,41-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, <br>3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,<br>6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/04/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b09015b9f6d174a7","SID":"bcf1d383ecc3ef06"}}